Ben de Bornovalı Cengiz Bulut gibi ‘papatya falına’ mı baksam?
‘Z’ Kuşağına anımsatayım:
Cengiz Bulut Bornova’da belediye başkanlığı da yaptı, İzmir milletvekilli de seçildi.
İfadesine göre;
Bir kazandı, bir kaybetti…
Bu durumu da ‘Papatya falına’ bakmaya benzetiyordu.
Her seçim öncesi gençlerin yaptığı gibi baharda papatyayı eline alıp, ‘Seçileceğim, seçilmeyeceğim!’ diye fal bakıyormuş…
Yazacaklarıma bakıyorum, bir türlü ‘Hangisi daha önemli?’ sorusuna yanıt bulamıyorum…
Papatya- Lale zamanı da değil ki!
Kısacak değineyim:
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), ‘Geçinemiyoruz!’ sloganıyla İzmir ve Diyarbakır’da bölgesel mitingler düzenledi. Mitinglerde KESK'e bağlı sendikaların üyeleri, ‘Geçinemiyoruz! Emekten, halktan yana bütçe, insanca bir yaşam istiyoruz’ yazılı pankartlar taşıdı
*-İŞ DÜNYASINDAKİ TEPKİLER
Önce İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan, Merkez Bankası’nın müdahalelerini şaşkınlıkla izlediklerini açıklarken, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da ‘piyasalarda yaşanan çalkantı ve döviz kurlarının geldiği seviye’’nin birçok firmayı hem endişelendirdiğini hem de olumsuz etkilediğini söyledi.
Türk iş dünyasının iki büyük kurumundan sonra bugün de ‘patronlar kulübü’ TÜSİAD’dan eleştiri geldi.
İzmir’deki bazı dernekler de tatil günü benzer açıklamalarını yaptılar.
Dolar hafta başında roketle çıktı, dün akşam ise paraşütle düştü.
Ama oynak hava ve gel-git’ler devam ediyor.
Bu arada yeni sistemi de öğreneceğiz, bankalara talimat verilmiş.
Geçenlerde yazdım:
Cuma sabahı bir yurttaş bütün birikimini dolara yatırdı.
Beklentisi büyük kazanç sağlamaktı, hem de banka faizi olmadan…
Ama dün gece anı düşüş olunca, inanın bu vatandaşımızın bu sabahki halini gözüme getirdim.
‘Allah hiç kimseyi bu duruma düşürmesin!’ dedim.
Acaba kaç kişi bu işten büyük paralar kazandı, kaç kişi şimdi kara kara düşünüyor.
Umarım yeni sistem durumu düzeltir.
Benim için çok önemli bir nokta var…
Bunlarla ilgili değil…
Pandemi ile ilgili…
Aşı idi hap idi, bunlar konuşurken çok önemli bir konuyu atlıyoruz;
Pandeminin göçmen düşmanlığını tetiklemesini…
*- BİZ DİĞERLERİNE BENZEMİYORUZ
Birleşmiş Milletler’in (BM) Uluslararası Göçmenler Günü’nde yayınladığı raporunda, dünya genelinde göçmenlere karşı nefret ve düşmanlığın arttığına dikkat çekildi.
Raporda, özellikle pandeminin birçok kişinin yaşamını risk altına attığı bir dönemde göçmenlerin ‘kötülenmesine ve dışlanmasına’ karşı uyarı mesajı verildi.
BM verilerine göre, yaklaşık 1 milyar kişi, yani dünya nüfusunun yedide birinden fazlası, göç halinde.
Bunlar arasında 281 milyonu uluslararası göçmen konumunda. 84 milyonu ise çatışmalar, şiddet eylemleri ve iklim değişikliği nedeniyle yurtlarından edilmiş kişiler.
BM Uluslararası Göç Örgütü Direktörü Antonio Vitorino, göçmenlerin birçoğunun daha iyi ekonomik koşullar arayışıyla tehlikeli ve hayati tehdit yaratan yolculukları göze aldığını, birçoğunun da doğal afetler ya da insanların yarattığı sorunlar nedeniyle yaşadıkları yerlerden kaçmak zorunda kaldıklarını söyledi.
Çok sayıda mağdur göçmenin insan kaçakçılarının eline düştüğünün altını çizen Vitorino, COVID-19 salgınının, göçmenlerin karşılaştıkları zorlukları daha da arttırdığına vurgu yaptı:
‘Kapalı sınırlar, ayrı kalan aile fertleri ve ekonomik istikrarsızlıklarla birlikte, iki yıldır devam eden pandemi yeni bir göçmen karşıtlığı dalgası da yarattı ve göçmenlerin devlet politikalarında kullanıldığını da daha sık görüyoruz. Bunlar kabul edilemez!’
‘Mültecilere karşı nefretin nedeni ekonomik kriz mi?’ sorusunun yanıtı da şöyle öğreniyoruz:
Göçmenlerin, ‘yaşadıkları ülkelerdeki olumlu sosyal ve ekonomik katkılarını’ hatırlatan Vitorino, bunun mali değerinin düşük ve orta gelirli ülkelerde geçen yıl 540 milyon dolara ulaştığını belirtti.
Vitorino, tüm olumlu katkılarına rağmen birçok ülkede hükümetlerin göçmenleri pandemi sürecinde devreye sokulan sosyal ve ekonomik iyileşme programlarından mahrum bıraktığına vurgu yaptı.
Türkiye ise gerekeni, yani desteğini her türlü sıkıntıya rağmen en iyi şekilde yerine getiriyor.
*- BAZILARI OTURMUYOR!
Bilimsel olarak kanıtlandı:
‘Kayıp ve israf her geçen yıl artıyor!’
Peki bunu önlemek ya da aza indirmek için ne yapmalıyız?
Önce Konak İlçe Tarım ve Orman Müdürü Ruhşan Özdemir Çifçi’yi dinleyelim:
Kayıp ve israfın her geçen yıl arttığını vurgulayan Özdemir Çifci ‘Dünya nüfusunun artışına pararel olarak gıda üretiminin de artırılması gerektiğine dair bir algı var, ancak asıl dikkat edilmesi gereken konu, üretime bağlı olarak israfın önlenmesi.
Yürüttüğümüz ‘Gıdanı Koru’ kampanyasının asıl hedefi, üreticiden tüketiciye kadar olan tedarik zincirinin her noktasında kayıp ve israfı önlemek. Üreticinin, ürünleri doğru zamanda hasat ve doğru şekilde muhafaza etmemesinden kayıplar ortaya çıkar.
Nakliye esnasında ürünlerin uygun şekilde muhafaza edilmemesi, ürünlerin istiflenmesi, taşınması ve ayıklanması adımlarında doğru seçimlerin yapılmaması nedeniyle meydana gelen kayıplar israfa neden olur.
Son olarak evde de aldığımız ürünleri tüketmeden çöpe atmamızı israf olarak nitelendirebiliriz’ diye konuştu.
*- ÖNEMLİ PROJELER
Gıda kayıp ve israfını azaltmaya yönelik yürütülen projeleri aktaran Özdemir Çitci, ‘Konak İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak gıda kayıp ve israfını önlemeye yönelik üç ayrı proje hazırladık.
Bunlar; farkındalığı artırmayı amaçlayan ‘Gıda Dostu Mutfağım’, mutfakta gıda israfının azaltılmasını amaçlayan ev kadınlarına yönelik mutfak atölyesi olan ‘Gıdanı Koru’ ve üretici aşamasında kayıpların azaltılmasına vurgu yapan ve son kalan ürünlerin toplanıp ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığı ‘Gönüllü Son Hasat’ projelerimiz.
OREKA (otel, restoran, kafeterya işletmeleri) sektörlerindeki işletmelerle gıda israfının en çok yapıldığı alanlara yönelik anket çalışmaları yaptık. ‘Şefin Saati’ adlı ayrı bir bölümle Türkiye’de isim yapmış birçok şefle özellikle mutfaktaki kayıpları önlemeye yönelik çalışmalar yaptık.
Atık üretiminin nasıl gerçekleştirileceği ile ilgili Ege Üniversitesinden ciddi anlamda destek aldık.
Bu sayede stok yönetimi, gıdada sürdürülebilirlik gibi konularda da eğitimlerimizi tamamlamış olduk.
Eğitimin ilk aşaması tamamlandıktan sonra, başarılı olup olmadığını kontrol etmek amacıyla katılımcılar ve akademisyenlerle bir ara toplantı gerçekleştirdik.
Bu sayede bir sonraki aşamada yapmamız gerekenlerin yol haritasını çizdik. Eğitimlerimizin amacı, daha çok kişiye ulaşmak.
Bunun yanında farkındalık oluşturmak, kayıp ve israfı en aza indirmek temel hedefimiz’ dedi.
*- EHLİYET ÜCRETLERİ 3250 TL OLDU
İzmir Sürücü Kursları ve Eğitimcileri Derneği Başkanı Tolga Abacı, 11 Aralık 2021 itibariyle sürücü kurslarında B Sınıfı ücretlerinin 3250 TL olduğunu söyledi.
Dernek Başkanı Tolga Abacı konu hakkında yaptığı açıklamada: “2021 yılında pandemi nedeniyle ülkemizde yaşanan sorunda 2020 fiyatlarına zam yapmadık. Zor günler yaşamıştık, bir çok iş yeri kapalı öğrenciler evlerindeydi .
Sürücü Kursları olarak taşın altına elimizi koyduk ve zam yapmadık. Özellikle Kargo, Kurye ve Lojistik sektörlerindeki büyümeye büyük katkıda bulunduk.
Ancak son gelinen durumda artık bizlerde ayakta durabilmek adına fiyatlarımızı güncelledik. Maalesef otomobil piyasasındaki fiyat artışı, yakıt fiyatı artışı, kağıda gelen zam, son gelen Asgari ücret zammıyla birlikte giderlerimiz çok yukarılara çıktı’ şeklinde konuştu.
*- İZMİR’İN NİKÂH YÜKÜNÜ BUCA ÇEKTİ
BUCA Belediyesi, 2021 yılında nikâh rekoru kırmakla kalmadı, pandemi döneminde İzmir'in nikâh yükünü de çekti. Koronavirüs tedbirleri çerçevesinde hizmetlerini aksatmadan aralıksız olarak sürdüren Buca Belediyesi, yıl içinde tam 3 bin 498 çiftin hayatlarını birleştirirken, bu çalışmalar teşekkür belgesi ile ödüllendirildi.
*- AHŞAP İSKELELER İZMİRLİNİN HİZMETİNDE
Mustafa Kemal Sahil Bulvarı boyunca hem balıkçıların hem de gün batımını izlemek isteyen yurttaşların ilgi odağı olan ahşap iskeleler yenilendi. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından İzmirlilerin denizle ilişkisini güçlendirmek ve kentin tarihi belleğindeki izleri canlandırmak için inşa edilen ancak olumsuz hava koşulları ve vandalizm nedeniyle yıpranan 5 ahşap iskele bakım ve onarımdan geçirildi. Ahşap zeminde güçlendirme çalışması yapıldı yine ahşap kent mobilyaları da yenilendi. 2 milyon 166 bin liraya mal olan çalışmalar 4 ayda tamamlandı ve iskeleler halkın kullanımına açıldı. Karataş-Karantina ve Susuzdede önünde bulunan 5 metre genişliğinde ve 20 metre uzunluğundaki ahşap iskeleler Günbatımı, Begonvil, Kayıklı, Rüzgarlı ve Yelkenli iskele olarak adlandırılıyor.