YÖNETİCİ DE KENDİ HATALARI İLE YÜZLEŞEBİLMELİ

*- ‘HAYIR!’ DEMİYE DE BİLMELİYİZ!   Her zaman olduğu gibi öncelikle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözünü paylaşayım; ‘Dünyada her şey kadının eseridir!’ Dün akşam özellikle İstanbul’da, Taksim’e çıkan caddelerde, ara sokaklarda kadınlara yapılanları görünce kahrolmadım değil… Olmaz… Yıllarca polis – adliye muhabirliği de yaptım. Hatta Türkiye’de ilk kez, satışı çok fazla yani Ege’de birinci […]

*- ‘HAYIR!’ DEMİYE DE BİLMELİYİZ!

 

Her zaman olduğu gibi öncelikle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözünü paylaşayım;

‘Dünyada her şey kadının eseridir!’

Dün akşam özellikle İstanbul’da, Taksim’e çıkan caddelerde, ara sokaklarda kadınlara yapılanları görünce kahrolmadım değil…

Olmaz…

Yıllarca polis – adliye muhabirliği de yaptım.

Hatta Türkiye’de ilk kez, satışı çok fazla yani Ege’de birinci olan gazetede ‘Polis Masası’ kurdum.

Genel Yayın Yönetmeni de, şimdi ‘Demokrat İzmir’ Gazetesini ısrarla çıkaran Ender Coşkun idi…

Düşünün 22 hatta bir ara 24 usta gazeteciyi bir araya toplamıştım.

Şu anda bir gazetede 3-5 tane ancak muhabirin, habercinin çalışabildiğini düşünün, o zaman ekibimin gücünü anlayın…

Çoğu ya değişik ve bilinen medya kuruluşlarında önemli yönetim kadrolarına geldi, kimisi de gazete ve dergi sahibi oldu.

Yani;

Polisimizle, güvenlik güçlerimizle, devletimizin yönetim kadroları ile o kadar uyumlu ve güzel çalışıyor, işbirliği yapıyor, polis ile gazetecinin, adliyenin, yargıçların, savcıların bir bütün halinde halka hizmet konusunda ne kadar iyi ve sağlıklı çalıştığımızı iftiharla söyleyebilirim.

İçimizdeki çürük dişleri de yine birlikte temizlemiştik…

Şimdi bu güzel günleri nasıl anımsamayayım, gördüğüm manzaralar karşısında…

Yine anımsatayım;

Kaç kez yazmıştım;

‘Ben Bornovalıyım…

Evim de hemen Ege Üniversitesi Tıp Hastanesi’nin yakınında.

Çocukluğumuzda hastanenin bulunduğu alanda top oynardık, bir de dandaviç denilen yerde.

Hemen hemen tüm kadrolarla, öğrencilerin de hepsini tanırdık.

İftiharımızda Ege Üniversitesi ve hastanesi…

Köroğlu ne demişti;

‘Silah çıktı mertlik bozuldu!

Birçok yere olduğu gibi Ege Üniversitesi’ne de siyaset girdi, işler değişti.

Sürekli şu andaki AKP’li Rektörü’nün çalışmalarını tenkit ettim.

Dahası ve en önemlisi;

Yakınlarımı, ‘Hastalanırsam sakın beni hemen karşımızdaki Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesine götürmeyin, şehri en uzak noktasındaki, bana güven veren Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesine götürün!’ isteğimi iletmiştim.

Şimdi oraya ise ‘alışkanlık’ olduğu için gidiyorum…

Hata çok mu çok!

Bunları yazdıktan sonra bir doğruya geleyim;

 

*- KADININ OLMADIĞI YERDE

 

Gençler; Yağmur Sena Onurlubaş ve Zeynep Bozkurtlu’nun haberinden, Ege Üniversitesi Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EKAM) tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla “Deprem ve Kadın” konulu panel gerçekleştirildi.

Çevrimiçi düzenlenen panele EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan,  EKAM Müdürü Prof. Dr. Şerife Çağın, EÜ Hemşirelik Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Esra Engin, Psikolog Sabahattin Karyelioğlu ve Uzman Hemşire Filiz Uludağ Baştimur, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Kadının olmadığı yerde yaşamın devamlılığının mümkün olmadığını dile getiren Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “İnsanoğlunun var olduğu ilk andan itibaren kadın, doğanın ve yaşam şartlarının tüm zorluklarına rağmen var olmuştur. Kadın, bu varlığını sürdürmek için sürekli bir mücadele içerisinde bulunmuştur. Günümüzde de mevcut süreç devam etmektedir.

Aile kurumunun baş aktörü ve yöneticisi olan kadın, tarih boyunca her zaman olağanüstü durumlarda ve savaşlarda, afetlerde, kıtlık, salgın gibi kriz durumlarında ailesini derleyen toparlayan ve yaşama tutunmasını sağlayan kişi olmuştur.

Ülke olarak, hepimizi derinden sarsan ve yaralayan, çağın afeti olan Kahramanmaraş depremlerine şahit olduk. Kadınlarımız bu süreçte, kimin nerede yardıma ihtiyacı varsa dayanışmanın, birlikteliğin en güzel örneklerini sergilediler. Bir daha asla yaşanmamasını temenni ettiğim depremde, kadın elinin değdiği her yerin tekrar hayat bulduğu gerçeğini gördük. Bu büyük afette evindeki ekmeğini, aşını paylaşan kadınlarla bunu bir kez daha hep beraber tecrübe ettik. Bütün kalbi duygularımla, tarihimizde ve günümüzde olduğu gibi çağa ayak uyduran aydın, yenilikçi, ilmi, fedakâr kadınlarımızın Dünya Kadınlar Gününü kutluyorum’’ diye konuştu.  

Bu konuşmada ne var?

Başka türlü düşünülebilir mi?

Ama siyasi yapısını, yaptıklarını ya da özellikle bazı kişi ve gruplara özel yakınlığı olduğun düşündüğüm ve gördüğüm bir Rektörün, ‘Kadının olmadığı yerde yaşamın devamlılığı olamaz’ deyişinin önemli olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim…

Yazımı Tolstoy’un, ‘güçlü insanın’ 7 özelliği ile bitireyim:

 

*- SAKIN PES ETMEYİN

 

1- İstediğini, çekinmeden ifade edebilmeli,

2- Hayır demeyi bilmeli,

3- Olumsuz eleştirilere açık olmalı,

4- Gerektiğinde vazgeçebilmeli,

5- Kendi hataları ile yüzleşebilmeli,

6- Şartlar ne olursa olsun pes etmemeli,

7- Yalnızlıktan korkmamalı…

 

*-

YÖNETİCİ DE KENDİ HATALARI İLE YÜZLEŞEBİLMELİ
Yaşar Eyice

Exit mobile version