Belki okumuşsunuzdur. İzmir, Konak, Alsancak’ta Gazi Ortaokulu’nun içine Alsancak Melih Özakat İlkokulu ve Salih İşgören İlkokulu taşındı. Evet, yanlış okumuyorsunuz; Alsancak’ın göbeğinde, 2026 Türkiye’sinde bir ortaokul ve iki ilkokul aynı binada.
“Bunların hepsi çağ atlamaktan, yumurta kapıya dayanmadan planlı çalışmaktan canım.” dediğinizi duyar gibiyim.
Salih İşgören İlkokulu yıkılmış, öğrencileri Melih Özakat İlkokulu’na taşınmış.
Üzerinden üç yıl geçmiş. Okullar 26 Haziran 2026’da tatile girmiş. 14 Eylül’de başlayacak 2026-2027 eğitim öğretim yılının başlamasına günler kala hasarlı raporu gündeme gelmiş. 2020 yılında meydana gelen İzmir depreminden dolayı hasarlı olan okul taşınacak.
İşte bu üç okulun velileri, Konak Kent Konseyi Parasız, Laik, Bilimsel Eğitim Grubu’nun bileşeni olan demokratik kitle örgütlerine ulaştı. Bileşenler; Konak Kent Konseyi, Eğitim-İş, Eğitim-Sen, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği İzmir Şubesi, ÇYDD İzmir Şubesi ve ÖVDER.
31 Ağustos günü saat 16.00’da İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapıldı.
14 Eylül 2026 Pazartesi günü okullar açıldı.
“Gazi Ortaokulu’nda durum nedir?” derseniz; Melih Özakat ve Salih İşgören İlkokullarındaki dört okul öncesi sınıf ile dört özel eğitim sınıfının kayıtları durdurulmuş. Böylece Alsancak bölgesinde okul öncesi eğitim hizmeti kalmamış.
İlkokulda dört sınıf kapatıldığı için öğretmenler norm fazlası durumuna düşmüş. Gazi Ortaokulu öğrencilerinin derse başlama saati 07.30. İlkokul bölümünün okuldan çıkış saati ise 19.00. Ders ve teneffüs süreleri kısaltılmış.
Okulların açıldığı 14 Eylül günü de bileşenler, velilerin önderliğinde Gazi Ortaokulu önünde imza topladı. İmza toplama işlemi 13.00-18.30 saatleri arasında yapıldı.
Gün boyunca masada olunca hem yoldan geçenlerle hem de velilerle uzun uzun sohbet etme fırsatı bulduk. Gün boyunca en çok duyduklarımız şunlardı:
- “Tuvaletlerin hijyeni nasıl sağlanacak?”
- “Bu kalabalıkta okul güvenliği nasıl sağlanacak? Sizce burada akran zorbalığı olur mu?”
- “Ortaokul çocuğunun oturduğu sıra, tuvaletteki lavabonun, pisuarın yüksekliği benim birinci sınıfa başlayan çocuğuma uygun olmaz ki.”
- “Tek okul için planlanmış bu bahçede iki ilkokulun öğrencileri nasıl teneffüs yapacak?”
- “Bu kadar kısa teneffüste benim çocuğum kantine gidip, o kalabalıkta sıraya girip alışveriş yapamaz.”
- “Ana sınıfı Alsancak’ta kalmadı. Ekonomik zorluk çeken ailelerin çocukları yeni açılan sübyan mekteplerine gitsin isteniyor.”
- “Salih İşgören İlkokulu arazisine otel yapılacak diyorlar, doğru mu?”
Tanıştığımız, sohbet ettiğimiz, hiç yanımıza gelmeden uzaktan bizi gözleyen velileri dörde ayırabiliriz:
- Tamamen umutsuz olup, “Hiçbir şey fark etmez nasılsa.” diye düşündüklerinden imza atmayanlar.
- “İmza atarsam başıma bir şey gelebilir.” diye düşünüp imza atmayanlar.
- Koşarak imzaya gelen, eşini dostunu imzaya getirenler.
- “Buraya imza atınca bizim çocuğumuzu daha uzakta bir okula gönderirlerse?” diye düşünüp imza atmayanlar.
Sabahçıların çıkıp öğlencilerin giriş anını görmenizi isterdim.
Bir ortaokulun tüm öğrencileri çıkıyor. İki ilkokulun tüm öğrencileri giriyor. Hem de 10-15 dakika içinde.
Güvenlik hak getire.
Ortaokulun öğrencileri çıkmaya çalışıyor, iki ilkokulun öğrencileri girmeye çalışıyor. Ağlamaklı durumu izleyen veliler…
Eğitim-Sen İzmir 1 No’lu Şube’nin verdiği bilgiye göre İzmir’de yıkılıp hâlâ yapılmayan 62 okul var. Bazı okullarda tek binaya yıl boyunca beş okulun öğrencileri sıkıştırılacak.
Çocuk okula gidip derse başlayınca yine eşitsizlik.
Okula aç gelen, kantinden bir şey alamayan çocukla ekonomik yoksunluk yaşamayan çocuk birlikte eğitim alacak.
İzmir’de demokratik kitle örgütlerinin bileşeni olduğu Okul Yemeği Koalisyonu var. Bileşenleri; TMMOB Gıda Mühendisleri Odası, Türk Tabipleri Birliği, Eğitim-İş, Eğitim-Sen, ÇYDD İzmir Şubesi, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği İzmir Şubesi, Veli-Der, BAYETAV ve Her Yer Çocuk Derneği.
Koalisyon, 11 Eylül Cuma günü saat 19.00’da Bornova Hükümet Konağı karşısında basın açıklaması yaptı.
Her çocuğun okulda bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek yemesinin ve temiz su içmesinin insan hakkı olduğunu söyledi.
“Dersteyken açlıktan zil çalan midesinin sesi okulun zilinin sesini bastırmasın.” dedi.
2026 yılında dünya, yapay zekânın insanlığın sonunu getirip getirmeyeceğini tartışırken biz İzmir’de bunları konuşuyoruz.
Sonuç ne mi olacak?
Onu da yaşayıp göreceğiz.
ÖNCEKİ YAZISI: Mustafa Kemal’in askerleriyiz