4 profesörden ortak İstanbul raporu: Sarsıntılar büyük depremin öncüsü mü?

Marmara Denizi Adalar fayı üzerinde yoğunlaşan sismik kümelenme endişe yaratırken, AFAD Deprem Bilim Kurulu üyesi 4 profesörden beklenen açıklama geldi. Yerin 300 metre altındaki kuyu istasyonları ve 304 gözlem noktasından alınan verileri inceleyen uzmanlar, 170'i aşkın mikro sarsıntının "büyük bir depremin habercisi olduğu" yönündeki iddiaları bilimsel olarak yalanladı.

4 profesörden ortak İstanbul raporu: Sarsıntılar büyük depremin öncüsü mü?

Marmara Denizi’nde Salı gününden bu yana büyüklüğü 3,2’ye varan 170’ten fazla mikro depremin kaydedilmesi, İstanbullularda büyük deprem tedirginliğine yol açtı. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Deprem Bilim Kurulu üyesi 4 profesör, bölgenin 304 deprem gözlem istasyonu ve yerin 300 metre altındaki 10 derin kuyu istasyonuyla saniye saniye takip edildiğini belirterek, kamuoyunda infial yaratan senaryolara ilişkin bilimsel kanıtları masaya koydu.

“Öncü Depremi Önceden Bilmek İmkansız”

Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, sarsıntıların Adalar fayına yakın noktada, 5 ila 13 kilometre derinlikte gerçekleştiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bugün elimizde, bir mikrodeprem kümesinin büyük depremin habercisi olduğunu önceden ayırt edebilecek güvenilir bir yöntem yoktur. Bir depremin ‘öncü şok’ olduğu ancak arkasından büyük deprem geldiğinde geriye dönük olarak anlaşılabilir. 1999 Kocaeli-Düzce depremlerinden beri devam eden bu aktivite, belirli ölçeklerde gerilimi ve stresi azaltıyor.”

44 Kilometrelik Fayın Yalnızca 7 Kilometresi Hareketli

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Aktuğ ise sarsıntıların fay hattı boyunca bir göç göstermediğine dikkati çekti. Adalar fayının yaklaşık 44 kilometrelik bir hat olduğunu hatırlatan Aktuğ, “Aktivite bunun yalnızca 7 kilometrelik çok sınırlı, lokal bir kesiminde yaşanıyor. Kademeli bir tetiklenmeye işaret eden herhangi bir derinlik veya doğrultu göçü gözlemlemiyoruz. Dolayısıyla bu veriler, bir sonraki büyük depremi tetikleyecek bir örüntü sunmuyor” ifadelerini kullandı.

Aktuğ ayrıca temelsiz iddiaların emlak, arsa ve sigorta piyasalarını etkilemeye yönelik spekülatif enstrümanlara dönüşebildiği uyarısında bulundu.

“60-70 Deprem Oldu Diye Büyük Deprem Olma Koşulu Yok”

Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış da sarsıntıların “geri plan depremselliği” olarak tanımlanan küçük parçalanmalar olduğunu belirterek, “Defalarca bu tür deprem etkinlikleri oldu ve arkasından ne orta büyüklükte ne de büyük bir deprem geldi. 60 ya da 70 depremden sonra büyük deprem olması gerekir diye bir koşul yoktur” dedi.

“Sosyal Medyadaki Etkileşim Tuzaklarına Düşmeyin”

Prof. Dr. Şükrü Ersoy ise sosyal medyada etkileşim amacıyla üretilen felaket senaryolarına karşı vatandaşları uyardı. Depremin kesin zamanını önceden bilmenin bilimsel olarak imkansız olduğunu vurgulayan Ersoy, “Tartışmamız gereken konu fayların ne zaman kırılacağı değil, yapı stoklarımızın olası bir sarsıntıya ne kadar hazır olduğudur. Vatandaşlarımızın paniğe kapılmasını gerektirecek bir durum bulunmamaktadır” şeklinde konuştu.

4 profesörden ortak İstanbul raporu: Sarsıntılar büyük depremin öncüsü mü?
Demokrat Gündem

Exit mobile version