12. YARGI PAKETİNDE YURTTAŞI NELER BEKLİYOR?

Değerli Demokrat Gündem okurları, öncelikle hepinize merhabalar. Şu anda Demokrat Gündem çatısı altındaki ilk köşe yazımda düşüncelerimi siz değerli okurlarımızla buluşturmanın mutluluğunu yaşamaktayım. Bundan böyle bu köşede ülkemizin hukuki gündemi başta olmak üzere çeşitli meseleleri bir avukat olarak masaya yatıracak ve yurttaşlarımızın hukuki okuryazarlığına katkı koymak için çaba içinde bulunacağım. Bu yazıda, “12. Yargı Paketi […]

12. YARGI PAKETİNDE YURTTAŞI NELER BEKLİYOR?

Değerli Demokrat Gündem okurları, öncelikle hepinize merhabalar. Şu anda Demokrat Gündem çatısı altındaki ilk köşe yazımda düşüncelerimi siz değerli okurlarımızla buluşturmanın mutluluğunu yaşamaktayım. Bundan böyle bu köşede ülkemizin hukuki gündemi başta olmak üzere çeşitli meseleleri bir avukat olarak masaya yatıracak ve yurttaşlarımızın hukuki okuryazarlığına katkı koymak için çaba içinde bulunacağım.

Bu yazıda, “12. Yargı Paketi ne gibi değişikliklere gebe ve bu düzenlemeler yurttaşın ve Türk hukukunun ihtiyaçlarına cevap veriyor mu?” sorularına cevap arayacağız.

Bildiğiniz üzere, 2025 yılının sonunda toplumun “11. Yargı Paketi” olarak bildiği bir dizi kanun değişikliği Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmişti. Henüz üzerinden bir ay geçmeden, “12. Yargı Paketi” olarak adlandırılan bir dizi kanun değişikliğinin daha hazırlığının yapıldığını öğrenmiştik. Bu durum aslında iktidarın kanun yapma felsefesini ve yöntemini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Zira planlanan değişikliklerin bir kısmı zaten yıllardır vatandaşlar, barolar, meslek örgütleri ve STK’lar tarafından talep edilen hususlar olmasına rağmen, bu değişikliklerin adeta “yamalı bohça” gibi peyderpey yapılmasının tek bir açıklaması olabilir: Toplumun ve hukukun değil, AKP’nin siyasal ihtiyaçlarına yönelik zamanlama ve içerik kaygısı… 

Peki doğrusu ne? Kanun değişiklikleri yapılmadan önce barolar başta olmak üzere ilgili meslek örgütleri, akademi, STK’ların katılımıyla belirli konu başlıkları üzerinden sorunların tespit edilip bu paydaşların katılımıyla gerçekleştirilecek çalıştaylar neticesinde ilgili taslaklar hazırlanabilir. Fakat belli ki siyasal iktidar bunu tercih etmek yerine, siyasi anketlerle toplumun tepkisi ölçerek “hangi kanunu ne zaman değiştirmek benim oyumu korur” yaklaşımıyla hareket etmekte. İşte yeni bir yargı paketi çıkarılmadan önce bu taslağın maddelerinin şifahi olarak basına sızdırılmak suretiyle halk arasında dolaşıma sokulmasının sebebi de tam olarak bu. Böylece iktidar, sosyal medya ve doğrudan anketler başta olmak üzere çeşitli yöntemlerle toplumun o konudaki eğilimini ölçüp, ideal olan değil; kendi lehine olan maddeleri taslağa ekleyip çıkartabiliyor. Örmeğin, yukarıda değindiğimiz 11. Yargı Paketi’nde ilk başta infaz düzenlemesi yer almayacakken, daha sonra ilave edilmesinin sebebi de buna dayanıyor. Böylelikle iktidar, yılbaşında yaşanan enflasyondan kaynaklı oluşabilecek oy düşüşünü, tam da yılbaşı arefesinde infaz düzenlemesi yaparak kapatma çabasına girmiş oluyor. Zira tahliye olan veya tahliye tarihi yakına çekilen 100 bin mahkumun ve onların ailelerini düşündüğümüzde bu ciddi bir oy potansiyeli oluşturuyor.

Tunç’tan Gürlek’e Neler Değişti?

Henüz meclise gelen veya kamuoyuna yansıyan bir yazılı taslak bulunmamakla birlikte, ilgili değişiklikleri Adalet Bakanı’nın basına vermiş olduğu demeçlerden takip ediyoruz. 12. Yargı Paketi’nin hazırlık aşamasında Adalet Bakanlığı koltuğunda değişiklik yaşanması bu nedenle önem arz etmekte. Zira hem hukuki uygulama yaklaşımları hem de topluma ve Cumhurbaşkanına karşı kendini ispat etme kaygısı, yeni maddelerin eklenmesine sebebiyet verebilir. Örneğin eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 8 Ocak’ta yapmış olduğu bir konuşmasında aile hukukuna dair uyuşmazlıklarda arabuluculuk süreci işletilmesine ilişkin bir çalışma hazırlığı içinde olsalar da bunun 12. Yargı Paketi’nde yer almayacağını ifade etmişti. Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek ise 6 Mart’ta basın kuruluşlarının temsilcileriyle gerçekleştirdiği iftar yemeğinde, çekişmeli boşanma davalarında boşanma hususunda mutabakat olması durumunda diğer talepler bakımından (velayet, nafaka, tazminat vb.) davaya devam edilmekle birlikte boşanma hususunun arabulucuya tevdii ile hızlıca kesinleştirilebileceğini ve bu yönde bir çalışmanın 12. Yargı Paketi’nde bulunabileceğini belirtti. Yine benzer şekilde, eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 7 Ocak’ta basına verdiği demeçte 12. Yargı Paketi’nde infaz düzenlemesi bulunmayacağını, bu paketin daha ziyade özel hukuk yargılamalarını ilgilendirdiğini beyan etmişti. Yeni bakan Gürlek ise yaptığı bir konuşmada “TCK ve infaz sisteminde bir kısım değişiklik düşünüyoruz ama o konuda net bir şey yok. Meclis’in iradesi gerekiyor.”sözlerine yer vererek pakette infaz düzenlemesinin de yer alma ihtimalini gözler önüne koydu.

İşte yazımızın üçüncü paragrafında değinmiş olduğum “kanun yapma felsefesi” analizi tam da bu örnekler üzerinden kendini gösteriyor. Zira bu kadar önemli değişiklikler, kişilerin iradesinden bağımsız bir biçimde kapsayıcı ve kamusal olarak ele alınması gerekirken belli ki bir kişinin yerinden oynaması bile milyonları ilgilendiren hususları sil baştan değiştirebiliyor. Karşı çıktığımız ve alternatifini önerdiğimiz mesele tam olarak bu!

Taslakta Neler Yer Alıyor?

Şu ana kadar edindiğimiz bilgilere göre, mevcut taslakta; 

Her ne kadar vatandaşa maddi külfet oluşturacağı gerekçesiyle bazı kesimlerce karşı çıkılsa da bu düzenlemenin, mahkemelerde görülen tapu iptal tescil davalarının sayısında ciddi miktarda azalma sağlayabileceği kanaatindeyim. Zira halihazırda muvazaalı tapu işlemleri (örn: daha az harç ödemek veya miras kaçırmak için satış göstererek mirasçılardan biri lehine taşınmaz bağışlanması) veya gelecekte hukuki sorunlar yaratabilecek satışlar (eşin yazılı rızası alınmadan aile konutunun satılması vb.) neticesinde her yıl on binlerce dava görülmekte ve istinaf-temyiz süreçleriyle birlikte ortalama 5-10 yıl arası süren bu davalar nedeniyle taraflar maddi-manevi mağdur olmakta. Yani, yukarıda belirttiğim davalar süresince on binlerce hatta belki yüzbinlerce lira masraf altına girmektense çok daha cüzzi bir maddi külfetle avukattan danışmanlık hizmeti almak sizi çok daha büyük zararlardan koruyacaktır. Tabi bu noktada hem yasal düzenlemenin nasıl olacağı hem de Türkiye Barolar Birliği’nin tutumu çok önemli. Zira bu işin suistimale mahal bırakmayacak ve avukatlar içerisinde de fırsat eşitliğini koruyacak şekilde düzenlenmesi gerekir. Aksi takdirde, herhangi bir hukuki görüşüne başvurulmamış olmasına rağmen sırf imzası alınmak suretiyle avukatların düşük ücretlerle sömürülüp üstüne bir de ağır sorumluluklar altına sokulması gibi bir tehlikeyle yahut avukatlık mesleğinin onuruna aykırı şekilde tutumlara maruz kalınmasına şahit olabiliriz. İşte burada Adalet Bakanlığı kadar Türkiye Barolar Birliği’ne de iş düşüyor. Tapu işlemlerine refakat ve danışmanlık hizmetine ilişkin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde maktu veya nispi bir ücret kararlaştırılmalı ve 2026-2027 AAÜT beklenmeden mevcut tarifeye eklenmelidir. Milletimiz de artık “önleyici hukuk hizmetleri”nin önemini kavramalı ve uzun süren masraflı yargılamalara taşınacak uyuşmazlıkların henüz oluşmadan önünün alınması için bu önleyici hizmetlere bir külfet değil bilakis koruyucu kalkan gözüyle bakmalıdır, tıpkı gelişmiş modern ülkelerdeki gibi. Kanımca, bu düzenleme topumun baskısı nedeniyle taslaktan çıkartılma tehlikesiyle karşı karşıya olsa da toplumun bırakın karşı çıkmayı, en çok talep etmesi gereken maddelerden biri bu olmalı. Hele ki her gün haberlerde bu kadar tapuda satış dolandırıcılığı haberlerine rastlıyorken…

12. Yargı Paketi Ne Zaman Yürürlüğe Girecek?

12. Yargı Paketi’nin, Nisan ya da Mayıs ayı içerisinde meclise gelmesi ve Haziran ya da Temmuz ayında Resmi Gazete’de yürürlüğe girmesi bekleniyor.

Yeni Yargı Paketinde İnfaz Düzenlemesi Olacak Mı?

Yukarıda değindiğimiz gibi, eski bakan Tunç’un 12. Yargı Paketi’nde infaz düzenlemesi olmayacağı yönündeki söylemine karşın Gürlek, yeni yargı paketinde infaz düzenlemesinin olacağı hususuna yeşil olmasa da sarı ışık yakmış görünüyor. Hatırlarsanız, 11. Yargı Paketi’nde de ilk başta infaz düzenlemesi yoktu fakat gelen talepler üzerinde iktidar oy kaygısıyla bu maddeyi de ekleyerek yaklaşık 50 bin kişinin tahliyesini sağlamıştı. Bu yargı paketinde infaz düzenlemesi bulunup bulunmayacağı sorusuna Gürlek “TCK ve infaz sisteminde bir kısım değişiklik düşünüyoruz ama o konuda net bir şey yok. Meclisin iradesi gerekiyor, düşünüyoruz”şeklinde cevap vererek topu futbol tabiriyle şimdilik taca attı. 

Tahminim, 12. Yargı Paketi’nde infaz düzenlemesinin olmayacağı fakat bu infaz düzenlemesinin, Terörsüz Türkiye sürecinin neticesine göre infaz mevzuatında yapılabilecek olası külli değişiklikte ele alınacağı yönünde. Bu düzenlemede 2004 yılı öncesindeki gibi koşullu salıverilme oranlarının tüm suçlarda ½’ye çekilmesi (halihazırda bazı istisnai suçlarda 2/3 ve ¾ olarak uygulanmakta) ve denetimli serbestlik sürelerinin artırılmasının düşünüldüğü siyaset kulislerinde konuşuluyor.

Taslakta Neleri Duymadık?

Taslakta asıl olması gereken şeylere, yani Türkiye’de en yoğun şekilde ihtiyaç duyulan hukuki düzenlemelere dair henüz bir duyum yok. Örneğin, kadına şiddet olaylarının etkin şekilde önlenmesi için radikal önlemler duymadık. 

Öte yandan avukat meslektaşların en sıklıkla dile getirmekte olduğu hususlardan birine değinmek istiyorum. CMK tarifesinin AAÜT’e eşitlenmesi ve bir kamu hizmeti olan CMK görevlerinin vergiden istisna tutulmasına ilişkin bir düzenleme yapılması gerekmekte. Ayrıca CMK zorunlu müdafi olarak görev yapan avukatlar lehine uygulamada beraat/katılan vekalet ücreti hükmetmeyen sistematik tutuma yönelik bir kanuni düzenleme ihtiyacı mevcut. 

Bu yazımı, görevi devreden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç döneminde geçim sıkıntısı nedeniyle yaşamına son veren avukat meslektaşlarıma ve yeni bakan Akın Gürlek döneminde öldürülen kadınlara ithaf ediyorum. Hala vakit varken bir yurttaş ve bir avukat olarak son kısımda belirttiğim düzenlemelerin yeni yargı paketine eklenmesini yüksek sesle talep ediyoruz. Umarım önceki on bir paketin aksine bu sefer siyasetin değil; yurttaşın ve hukukun ihtiyaçlarını karşılayan bir düzenleme ile karşılaşırız.

Av. Arca Deniz KARA

av.denizzkara@gmail.com

12. YARGI PAKETİNDE YURTTAŞI NELER BEKLİYOR?
Av. Arca Deniz KARA

Exit mobile version