BU KADARINI YAPIYORLAR

14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle; İzmir Tabib Odası, İzmir Diş Hekimleri Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Birinci Dereceden Sağlık çalışanları Birlik- Dayanışma Sendikası, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, Türk Psikologlar Derneği, Türkiye Psikiyatri Derneği, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği, Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası, ‘Kaybettiğimiz ve katledilen sağlık emekçileri için Cumhuriyet Meydanı’nda yani Kordon’da […]

14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle; İzmir Tabib Odası, İzmir Diş Hekimleri Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Birinci Dereceden Sağlık çalışanları Birlik- Dayanışma Sendikası, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, Türk Psikologlar Derneği, Türkiye Psikiyatri Derneği, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği, Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası, ‘Kaybettiğimiz ve katledilen sağlık emekçileri için Cumhuriyet Meydanı’nda yani Kordon’da denize karanfil bıraktılar.

Bu şehitlerimizi herhalde başka türlü anma imkanımız yok…

Tabii 14 Mart nedeniyle birçok kuruluş ve kişiler çeşitli mesajlar attılar.

Kutlama yaptılar…

Ama nedense her zaman olduğu gibi yine birlik ve beraberlik yok gibi…

İkiyi ayrılmış durumdayız…

Bu da açıkça ortada…

Umarım artık önemli günlerde siyaset yapmayız ve ikiye ayrılmayız.

Benim için günün en önemli açıklamasını Diş Hekimleri yaptılar.

Önemli bir konuya dikkat çekiyorlar.

Söylediklerini özetleyeyim:

 

*- ENDİŞELERİNDE HAKLILAR

İzmir Diş Hekimleri odası 14 Mart Tıp Bayramı açıklamasında

‘Diş hekimleri olarak mesleğimizin içinde bulunduğu durumdan hem kendi adımıza hem de toplum sağlığı adına endişe duymaktayız.

Süre gelen yanlış sağlık politikaları ve sağlam temellere oturtulmadan alınan kararlar mevcut sorunlarımıza zemin hazırlarken acil önlem alınmadığı takdirde bu sorunlar yakın gelecekte içinden çıkılmaz bir hal alacaktır.’ diyorlar.

Nedenini şu cümle açıklıyor:

‘Son 10 yıldır birbiri ardına açılan diş hekimliği fakülteleri ve mezun diş hekimi sayısındaki kaygı verici artış önlem alınmadığı takdirde önümüzdeki yıllarda karşılaşacağımız vahim tablonun habercisidir.

2020 yılında 79 adet diş hekimliği fakültesine toplamda 7441 öğrenci kayıt yaptırmıştır.

Açılması planlanan yeni diş hekimliği fakülteleri de göz önüne alındığında söz konusu rakamlar acilen yeni düzenlemeler yapılması ve tedbirler alınması gerekliliğini açıkça ortaya koymaktadır.’

İşin bir de şu gerçeği var, asıl sorun da bu;

Fakültelerdeki teknolojik donanımın ve özellikle yeni açılan fakültelerdeki akademik kadronun yetersizliği eğitimin kalitesini düşürüyor.

Mezun sayısının artması ve kamuda diş hekimlerinin yetersiz istihdamı nedeniyle yeni mezun diş hekimlerinin çalışma olanakları azalmış, kimi genç hekimlerimiz son derece komik ücretlere razı olarak çalışmak zorunda bırakılıyorlar.

Söylemesi son derece üzücü ama bu koşullarda bile iş bulamayan genç meslektaşları mevcut.

Ve bir acı gerçek daha:

Mesleğin kanayan yarası, sahte diş hekimleri bu dönemde farklı bir şekil almış, diş hekimi olmayan kişilerce açılan poliklinikler aracılığıyla yaşam alanı buldular.

Bütün bunlar diş hekimlerinin çalışma biçimlerinde zafiyet ve dejenerasyonların ortaya çıkmasına sebep olarak etik değerleri zayıflattı.

 

*- SAĞLIK ÇALIŞANLARI YILI AMA…

2021 ‘sağlık çalışanları yılı’ ilan edildi!

Ancak sorun ve beklentilerinin çözümüne dair henüz bir ümit ışığı görebilmiş değiller.

Bir yanda pandemi kaynaklı ağır iş yükü, ekstra sorunlar ve can kayıpları, diğer yanda yıllara sari çözüm bekleyen kronik meseleler.

Buna karşın bolca alkış, bir o kadar takdir ve teşekkür alıyorlar.

Ancak bir türlü sesleri duyulmuyor, sorunları çözüme kavuşturulmuyor, yüzleri güldürülmüyor.

Fedakarlıkları, alın terleri, mücadeleleri, canlarını ortaya koymaları, bir türlü yetmiyor sorunlarının çözümüne.

Hak etmediklerini ya da hakları olmayanları değil, alın terlerinin ve mücadelelerinin karşılığını istiyorlar.

 

*- İSTEDİKLERİ

Örneğin, hakkaniyetsiz ve adaletsiz döner sermaye sistemi son bulsun istiyorlar. Can yakan, alın terini yok sayan bu sistemin yerine, ödemelerin hastane bütçesinden değil, merkezi bütçeden karşılandığı yeni bir modele geçilmesini istiyorlar.

Bu sayede gelirlerinin, hastanelerin gelirlerine bağlı olmaktan çıkacağını çok iyi biliyorlar.

Bu durum aynı zamanda haksız ücret dağılımının son bulması demektir. Bunun yanında, hakkaniyetli iş güvencesi herkesin hakkı olduğu için sözleşmeli istihdam modeline son verilsin istiyorlar.

Çünkü aynı iş yerinde aynı işi yapıp da birbirlerinden çok farklı mali, özlük ve sosyal haklara sahip olmak kabul edilecek bir durum değil, herhalde…

 

*- İNCİR AĞACI…

Hatalı uygulamalar (Malpraktis) nedeniyle sağlık çalışanlarının ocağına resmen incir ağacı dikiliyor.

3 – 4 bin lira maaş alan bir sağlık çalışanının, 100 binlerce liralık tazminatın altından kalkması mümkün değil. 

Sağlık, risk payı çok yüksek bir meslek olduğu için idare, hatalı uygulamalar karşısında sorumluluğu çalışana yükleyerek görevini yapmış olmaz. İdareye düşen, her türlü sorun karşısında çalışanını mağdur etmemek, sahip çıkmaktır. 

Binlerce sağlık çalışanı, ‘Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği’ sınavları düzenli ve belli aralıklarla yapılmadığı için mali, özlük ve sosyal noktasında hak kaybı yaşıyor.

Bunun önüne geçmek için ekstra ne bir çabaya ne de bir kanuna ihtiyaç vardır. Yönetmelik değişikliği yeterlidir.

Çocuklarının emniyeti ve bakımı, sağlık çalışanı ebeveynler için sorun olmaya devam ediyor.

Sağlık çalışanlarının yaklaşık yüzde 40’ı yine sağlık çalışanıyla evli. Diğer kamu çalışanlarıyla evli olma durumları da bu rakama eklendiğinde oran yüzde 60’ları geçmektedir.

Dolayısıyla gündüz bakım evi ve kreş uygulamasının hayata geçirilmesi büyük bir zarurettir.

Bu aynı zamanda hayati bir zarurettir de.

Pandemi sürecinde, bazı çocukların canlarına mal olan üzücü hadiselerin varlığını hiç kimse unutmuş değil!

Sonuç olarak, sağlık çalışanlarının daha pek çok sorunu var.

Bu sorunlarla yaşamayı, bu sorunlara alışmayı, bu sorunların gölgesinde kutsal mesleklerini ifa etmeyi istemiyorlar.

Mesleklerini severek yapmalarının yanında bayramlarını bayram gibi kutlamak ve hayatlarını müreffeh bir şekilde sürdürmek istiyorlar.

Tüm bunları sağlık çalışanlarına çok görmemek gerekir.

Sağlık çalışanları bayramın en güzelini en iyisini hak ediyor. Çünkü onlar bu ülkenin ‘hayat sigortası.’

Şunu da unutmayalım:

Yurdumuzun en ücra köşelerinde bile kendi canından önce ‘Vatandaşın sağlığı’ diyerek kar, çamur, sıcak, soğuk, dağ, bayır, kent, kasaba demeden hizmet eden sağlık çalışanlarımız, 1 Yıl içerisinde 300'den fazla sağlık şehidi verdiler.

100.000'den fazla sağlık çalışanı vatandaşa şifa olurken kendileri hastalandı.

Adaletsiz ek ödeme sistemi yüzünden ücret uçurumu giderek büyüdü ve kimi yerlerde hiç bir ek ödeme yatırılmadı.

Mobbing için ise hiç bir çözüm üretilmedi.

Sağlıkçılarımız hala şiddete uğradıkları gibi öldürülüyorlar…

Yaşar Eyice

Exit mobile version