Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Yanlış uygulama felaket getirebilir! Uzmanından bulut tohumlama uyarısı

Uzmanı uyardı, bulut tohumlama teknolojisinin risklerini anlattı: “Doğru planlanmazsa İzmir altyapısı bu yükü kaldıramaz.”

Uzmanı uyardı, bulut tohumlama teknolojisinin risklerini anlattı: "Doğru planlanmazsa İzmir

İzmir’de kuraklığa karşı alternatif çözüm olarak görülen bulut tohumlama (yağmur bombası) yöntemini değerlendiren Dr. Ufuk Özkan, bilimsel olarak yağış miktarının %25 artırılabileceğini ancak yanlış bir uygulamanın İzmir altyapısını felç edecek sel afetlerine neden olabileceğini vurguladı. Özkan, “Bulut yoksa tohumlama da başarısız olur, bu sıfırdan bulut yaratma işi değildir” dedi.

İklim krizinin kuraklık baskısını her geçen gün artırdığı İzmir’de, gözler teknolojik müdahalelere çevrildi. İKÇÜ Orman Fakültesi Havza Amenajmanı Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Özkan, kamuoyunda “yağmur bombası” olarak bilinen bulut tohumlama teknolojisinin risklerini ve İzmir’in su okuryazarlığına dair atması gereken stratejik adımları değerlendirdi.

“SIFIRDAN BULUT YARATAMAZSINIZ”

Bulut tohumlamanın 1990’lı yıllarda İstanbul’da denendiğini ve bugün Arap Yarımadası’nda yaygın kullanıldığını hatırlatan Dr. Özkan, yöntemin sınırlarını çizdi: “Bu teknoloji, mevcut bulutların yoğunlaşma miktarını ve yağmur taşıma kapasitesini artırma prensibine dayanır. Eğer gökyüzünde uygun bulut yoksa, tohumlama başarısız olur. Bilimsel olarak yağış miktarını %25 artırabildiği kanıtlansa da belirsizliği çok yüksek bir hamledir.”

YANLIŞ PLANLAMA İZMİR’İ SULAR ALTINDA BIRAKABİLİR

Yöntemin maliyetinin yüksek, fayda-maliyet oranının ise belirsizlik nedeniyle düşük olduğunu belirten Dr. Özkan, İzmir özelinde şu hayati uyarıyı yaptı: “Doğru bulutu doğru alana yağdırmak için kusursuz bir modelleme şart. Eğer yanlış bir uygulama olursa, yağış İzmir dışına ya da kentin altyapısının zayıf olduğu bölgelere düşebilir. Beklenenden fazla yağış gelmesi durumunda, özellikle şiddetli sağanaklarda zaten sıkıntı yaşayan İzmir’de büyük sel afetleri yaşanabilir. Bu iş multidisipliner bir hazırlık ve ciddi kaynak gerektirir.”

“SU TASARRUFU VATANDAŞIN SIRTINDAN SANAYİYE YAYILMALI”

İzmir halkının son dönemdeki su kesintilerine rağmen gösterdiği özveriyi ve “su okuryazarlığını” takdir eden Özkan, tasarruf baskısının sadece vatandaş üzerinde kalmaması gerektiğini savundu. Sanayi kuruluşları için su kotalarının belirlendiği bir sisteme geçilmesinin şart olduğunu vurgulayan Dr. Özkan, suyun toplumsal sağlık ve hijyenle eşdeğer olduğunu hatırlattı.

“KISA VADELİ ÇÖZÜMLER BİTTİ, RADİKAL STRATEJİLERE GEÇMELİYİZ”

İzmir’in su krizini aşmak için artık kısa vadeli tasarruf politikalarının ötesine geçilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Ufuk Özkan, kentin su haritasını kurtaracak radikal bir değişim reçetesi sundu. Özkan, dere yataklarının bir an önce beton kıskancından kurtarılarak doğal kanallara dönüştürülmesinin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Şehirleşme ile artan beton ve asfalt gibi su geçirmeyen yüzeylerin, suyun toprağa sızmasına imkan veren “yeşil altyapı” sistemleriyle yeniden tasarlanması gerektiğini belirten Özkan, kentsel alanların yağmur suyu hasadına uygun hale getirilmesinin şart olduğunu ifade etti. Özellikle İzmir’i besleyen kuzeydeki Gediz Havzası’ndaki kirlilik, ormansızlaşma ve kontrolsüz şehirleşmeye acilen müdahale edilmesi gerektiğini hatırlatan Dr. Özkan; belediyeler, bakanlıklar ve sivil toplumun içinde bulunduğu çok sesli bir yönetim mekanizmasıyla ortak su politikalarının hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Demokrat Gündem