DEVA'dan Madencilik ve Enerji Eylem Planı açıklaması… Planda neler var?

Soma’nın ardından 41 maden emekçisinin de yaşamını yitirdiği Bartın’daki maden kazasının ardından eksikler, ihmaller üzerinde tartışmalar ve açıklamalar sürüyor. Her maden kazası sonrası yaşanan tartışmaların yeniden ve yeniden konuşulmasının bir yararı olmadığını kaydeden DEVA Partisi  Tarım, Enerji, Ulaştırma Politikaları Başkanı Candan Karlıtekin, partisinin geçtiğimiz gün açıkladığı Madencilik ve Enerji Eylem Planı ile getirecekleri düzenlemeleri, tedbirleri […]

Soma’nın ardından 41 maden emekçisinin de yaşamını yitirdiği Bartın’daki maden kazasının ardından eksikler, ihmaller üzerinde tartışmalar ve açıklamalar sürüyor. Her maden kazası sonrası yaşanan tartışmaların yeniden ve yeniden konuşulmasının bir yararı olmadığını kaydeden DEVA Partisi  Tarım, Enerji, Ulaştırma Politikaları Başkanı Candan Karlıtekin, partisinin geçtiğimiz gün açıkladığı Madencilik ve Enerji Eylem Planı ile getirecekleri düzenlemeleri, tedbirleri Demokrat Gündem Gazetesi’ne anlattı.

Candan Karlıtekin, maden kazalarının kader olmadığının altını çizerek, iktidar olmaları durumunda açıkladıkları Madencilik ve Enerji Eylem Planı ile sektördeki üretim baskısına izin vermeyeceklerini, belirlenmiş kapasitenin üzerinde üretim yapan veya son 4 yıl içerisinde gerçekleşen üretim miktarının üzerinde üretim yapmayı planlayan işletmeler için ilk onayı etkinleştireceklerini, online denetim usulünü de getireceklerini kaydetti.

DEMOKRAT GÜNDEM-MELİSA GÖNEN-ÖZEL HABER-Sera gazı emisyonlarında artışa neden olan insan faaliyetleri; kuraklık, aşırı hava olayları, orman yangınları ile kendini gösteren iklim değişikliğiyle mücadeleyi zorlaştırmakta. İklim değişikliğine neden olan etkenler ve iklim değişikliğinin yıkıcı sonuçları tarım, maden ve enerji sektörlerinde değişimi zorunlu kılmakta. Dönüşüm sürecine tabi kılınmak durumunda olan sektörlerin başında ise maden ve enerji sektörleri gelmekte.

 Bu bağlamda iklim zirvelerinde fosil yakıtların kullanımından vazgeçilmesine yönelik görüşmeler yapılmakta, petrol ve türevi hammaddelerin kullanımıyla ortaya çıkan karbon salınımını azaltmak için yapılması gerekenler iklim aktivistlerinin öncelikli talepleri arasında yer almakta.

Enerji dönüşümü iklim kriziyle mücadelede bir aciliyet kazanmışken ülkeler yenilenebilir enerjiye geçiş süreçlerine yönelik değerlendirmeler yaparak, karbon nötr hedeflerini belirlemekte.

 Siyasi partilerin de mevcut iktidarın politikalarına muhalefet ederek çözüm üretmeleri, eylem planları hazırlayarak değerlendirmelerde bulunmaları, iklim krizinin etkileri karşısında dirençli bir toplum var edebilmek adına önem taşımakta.

DEVA PARTİSİ MADENCİLİK VE ENERJİ EYLEM PLANINI DA AÇIKLADI

 Çevre ve İklim Değişikliği Eylem Planı hazırlayan ve iklim krizinin etkilerine karşı yapacakları çalışmaları tanıtan DEVA Partisi yakın zamanda Madencilik ve Enerji Eylem Planını da açıkladı.

PLANDA NELER VAR?

DEVA Partisi'nin Tarım, Enerji, Ulaştırma Politikaları Başkanı Candan Karlıtekin, madencilik ve enerji konusunda eylem planlarını, "İşçi sağlığı ve iş güvenliği ile çevre duyarlılığını en üst düzeyde tutarak demokrat, özgür ve müreffeh bir geleceğe yönelik her iki sektördeki planlarımızı açıkladık" sözleriyle duyurdu.

ONLİNE DENETİM USULÜ DE GETİRECEĞİZ

DEVA Partisi Tarım, Enerji, Ulaştırma Politikaları Başkanı Candan Karlıtekin, bu konuya dair, “Sektördeki üretim baskısına kesinlikle izin vermeyeceğiz. Bunu başarmak için Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) yapısında ve yetkin kadrolarla donatılmasında tedbirlerimiz olacak. Üretim artışı lisansı için MAPEG bünyesinde yeni bir birim ihdas edip, belirlenmiş kapasitenin üzerinde üretim yapan ve/veya son 3 yıl gerçekleşen üretim miktarının üzerinde üretim yapmayı planlayan tüm kapalı işletmeler için 'ilk onayı' daha hassas süreçlere bağlayacağız ve yürümekte olan üretim sürecinin bir parçası olarak 'online' denetim usulü getireceğiz. Kapasite artışlarının ve/veya ani üretim artışlarının gerektirdiği altyapı yatırımlarının yapılmasını teminat altına alacağız” şeklinde açıklama yaptı.

Candan Karlıtekin, işletme güvenliği sigortasını yüksek riskli işletmelerde zorunlu hale getireceklerini de vurgulayarak, ferdi kaza sigortası uygulamasının da etkin bir denetim unsuru olmasını sağlayacaklarını söyledi.

TAHRİPKAR MADENCİLİK UYGULAMALARINA SON VERECEĞİZ

Madencilik faaliyetleri sonunda tahrip olan arazilerin rehabilitasyonu konusunda da gerekli tedbirleri alacaklarını dile getiren DEVA Partisi Tarım, Enerji, Ulaştırma Politikaları Başkanı Candan Karlıtekin, “Madencilik faaliyetleri sonucu bozulan arazilerin doğaya yeniden kazandırılması yani rehabilitasyonu konusu ciddi tartışmalar yaratmaktadır. Tahripkâr madencilik uygulamaları, başarılı rehabilitasyon uygulamalarının yeterince görülmemesi, denetim eksiklikleri ve yaptırımların uygulanmasındaki zafiyet ayrıca sektörün gelişmesinin önünde engel olarak durmaktadır. Madencilik için kaçınılmaz olarak üzerinde durulması gereken rehabilitasyon konusunun sektör çapında bir mekanizma kurularak çözümü yolunda özgün yaklaşımlar tasarladık” diye konuştu.

DEVA Partisi Tarım, Enerji, Ulaştırma Politikaları Başkanı Candan Karlıtekin, Demokrat Gündem Gazetesi’nin (www.demokratgundem.com) sorularını yanıtlayarak Madencilik ve Enerji Eylem Planı hakkında değerlendirmede bulundu.

Sayın Karlıtekin’e yönelttiğimiz sorular ve yanıtları:

DEMOKRAT GÜNDEM: Siz madencilik ve enerji sektörlerinde nasıl bir değişim sürecinden yanasınız? İklim krizi bu politikalar şekillenirken sizin eylem planınızda nasıl konumlandı?

CANDAN KARLITEKİN: Madencilik sektörü, milli gelire katkı düzeyinin yeterli olmamasına rağmen halihazırdaki durumu itibarıyla çok kötü bir şöhrete sahip. Madencilik denince akla gelenler madenci ölümleri, doğa tahribatı ve imtiyazların gayrı nizami tahsisi yoluyla dağıtılması desem haksızlık yapmış olmam sanırım. Bu çerçevede DEVA Partisi olarak genel yaklaşımımız devlet yönetiminde karar süreçlerini kural bazlı ve şeffaf hale getirmek oluyor. Tabi temel alınan kurallar her alana özgü ilkeler bütününü kılavuz edinerek tasarlanan ve uygulamaya konan kamu düzenlemeleri ile yani regülasyonla vücut buluyor.

'ÇEVREYİ GELECEK NESİLLERE BOZULMADAN MİRAS BIRAKACAĞIZ'

Madencilikte değişimi işçi sağlığı ve güvenliğini sağlama almak başta olmak üzere çevreyi gelecek nesillere bozulmadan miras bırakma kararlılığından taviz vermeden milli gelirdeki payını ‘sorumlu madencilik ilkeleri’ çerçevesinde arttırarak başaracağız. İlk bakışta çelişkili görünen bu hedef erişmenin erkler ayrımı olan, hukukun işlediği bir ülkede, şeffaf bir yönetim, rekabetin sağlandığı ve regüle edilmiş bir piyasada, siyasetin finansmanına göz açtırılmayan bir sistemde mümkün olduğunu kesinlikle biliyoruz. Bu kesin kanaat teorik bir kurgudan ziyade demokratik ülkelerin deneyimleri ve saha tecrübesi olan DEVA kadrolarının gerek kamu yönetimi gerek özel sektör geçmişlerindeki bilgilerine dayanıyor.

 'KÖMÜRDEN ÇIKIŞIN 2040 YILINI AŞMAMASI GEREKİYOR'

Enerjide de benzer bir yaklaşımın yanında hukuki güvenlik ve belirlilik iklimini yaratarak yenilenebilir enerjiye yönelimi, kaynak çeşitliliğini sağlamayı ve elektrik piyasasını ve fiyat oluşum mekanizmalarını maliyet tabanlı ve serbest hale getirip enerji maliyetlerini düşürmeyi başaracağız. İklim krizi bağlamında Paris İklim Anlaşması taahhütlerimiz önemli bir ölçüt işlevi görecek. 2050 Net Sıfır hedefi, bizim enerji politikamızı takvim bazında ve kaynak yelpazesi açısından disipline edecek. Mesela bu çerçevede, mevcut hesaplara göre kömürden çıkışın 2040 yılını aşmaması gerekiyor. Eğer bu tarihi öne çekmek mümkün olursa onu da yapacağız.

D.G: Dönüşüm sonucunda istihdamın başka sektörlere kaydırılması da söz konusu olacak, bu konuda nasıl bir adım atacaksınız?

C.K: Elbette eğer bir dönüşüm yapıyorsanız bundan yarar sağlayacakların yanında zararlı çıkacak zümreler olacak. Kayba uğrayanların özellikle emekçilerin yeni şartlara intibak etmeleri için zararlarının telafisini siyaset yapacak. Önceki örnekten devam edersek, faaliyeti durdurulacak kömür işletmelerinde çalışanlara alternatif iş sahaları kesinlikle oluşturulacak. Genel kamu yararının gerektirdiği dönüşüm yapılırken geçiş döneminde sosyal destek mekanizmalarının çalıştırılması ile kimseyi kimseye muhtaç etmemek esastır.

DEVA Partisi Asgari Gelir Desteği mekanizması burada devreye girecektir. Ancak nihai amaç, yardıma muhtaç olmaksızın herkesin emeğiyle geçineceği bir yaşama kavuşmasıdır. Üretim ekonomisi için gereken ortamı hazırlayan sosyal bir hukuk devleti ancak toplumsal barış içerisinde yeşil dönüşümü sağlayabilir. Özetle, yapılacak yeşil dönüşüm özelinde hayat boyu öğrenim faaliyetleri, spesifik teşvik ve destekler, uygun koşullu finansman ve geçiş dönemi sosyal desteklerle zorlukları aşacağımızı, hatta bu işten toplamda kazançlı çıkacağımızı öngörüyoruz.

D.G: Ülke gündemi sürekli madencilik sektöründe yaşanan işçi ölümleriyle sarsılıyor. Sizin işçilerin koşullarını iyileştirmek adına nasıl çalışmalarınız olacak, çalışmalarını örnek aldığınız bir ülke var mı?

C.K: Madencilikte parmakla gösterilen başta Kanada ve Avustralya olmak üzere ABD ve Almanya gibi ülkelerin deneyiminden ilhamla ‘sorumlu madencilik ilkelerini’ benimseyeceğimizi söylemiştim. Madencilik gibi mali olarak da riskli bir alanı finanse etmede, finansal kuruluşların çok sıkı kurallar dahilinde hareket ettiğini biliyoruz.

Bu meyanda, madencilik faaliyetlerinin finansmanı için önkoşul çerçevesi çizen EBRD’nin yani Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın Madencilik Politikaları İlkeleri’nden geniş ölçüde yararlanacağız. İş sağlığı ve güvenliği konusunda denetimi birkaç noktadan sıkılaştıracağız. Öncelikle Maden işletmelerindeki Yetkilendirilmiş Tüzel Kişiliklerin, Daimî Nezaretçilerin ve İş Güvenliği Uzmanlarının mesleki bağımsızlığını ve iş güvencesini yasal teminat altına alacağız. Bunu kaynağı işverenlerden sağlanacak bir fondan ücret veya maaşların ödenmesi mekanizmasıyla yapacağız.

 'ONLİNE DENETİM USULÜ GETİRECEĞİZ'

Sektördeki üretim baskısına kesinlikle izin vermeyeceğiz. Bunu başarmak için Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) yapısında ve yetkin kadrolarla donatılmasında tedbirlerimiz olacak. Üretim artışı lisansı için MAPEG bünyesinde yeni bir birim ihdas edip, belirlenmiş kapasitenin üzerinde üretim yapan ve/veya son 3 yıl gerçekleşen üretim miktarının üzerinde üretim yapmayı planlayan tüm kapalı işletmeler için 'ilk onayı' daha hassas süreçlere bağlayacağız ve yürümekte olan üretim sürecinin bir parçası olarak 'online' denetim usulü getireceğiz. Kapasite artışlarının ve/veya ani üretim artışlarının gerektirdiği altyapı yatırımlarının yapılmasını teminat altına alacağız.

 'İŞLETME GÜVENLİĞİ SİGORTASINI ZORUNLU HALE GETİRECEĞİZ'

Devletin kömür yardımları uygulaması nedeniyle üretim baskısı olup olmadığını ayrıca bağımsız uzmanlar eliyle araştıracağız ve gereken önlemleri tavizsiz uygulayacağız.

Bir diğer tedbir olarak da ‘İşletme Güvenliği Sigortasını’ kapalı ve/veya yüksek riskli işletmelerde zorunlu hale getireceğiz. Mevcut Ferdi Kaza Sigortası uygulamasının 3. göz olarak ayrıca etkin bir denetim unsuru olmasını sağlayacağız. Böylece Sigortacılık sektörünün maden işletmelerinin özellikle İSG işlevleri açısından denetiminde etkin rol almasının önünü açacağız.

D.G: "Madencilik izin süreçlerini öngörülebilir yapacağız ve tüm süreçleri şeffaflaştıracağız" ifadesini kullanmışsınız. Bu şeffaflık ve süreci öngörme kavramlarını biraz daha açabilir misiniz, ne ifade ediyor?

C.K: Şeffaflık ve öngörülebilirlik, madencilik sektörü için çok hayati bir konudur. Madencilikte öngörülebilirliğin sağlanması için ruhsat devri, Rodövans, arama ve işletme ruhsatı, ruhsat temdidi, işletme izni vb. işlemlerin hangi kriterlere göre değerlendirildiği ve ne kadar sürede izin verileceğinin netlikle bilinmesi zorunluluk arz etmektedir. Bu işlemlerin süresinin bilinmesi ve ilgili işlemlerin, devlet nezdinde ruhsat süreçlerini yöneten sadece MAPEG tarafından yürütülmesi, diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla olan iş ve işlemlerin koordine edilmesi ve sonuçlandırılması elzemdir. Bu yolla, danışmanlık hizmetleri veya herhangi nam altında maruz kalınan rüşvet ve yolsuzluk olaylarının önüne geçilebilir.

 'İSTİHDAM OLSUN DEĞER YARATILSIN İSTİYORUZ'

Riskli ve pahalı bir yatırım alanı olan madencilikte projelerin finans kaynağı bulabilmesi siyaset temaslı kişiler eliyle değil aksine şeffaf süreçler sayesinde mümkündür. Sektörün gelişmesi şeffaflık ve öngörülebilirliğe bağlıdır. Yeterli ve uygun finansın ayrıca, yatırımların doğru yapılması üzerinden iş güvenliği ile de ilgisi vardır. Biz doğru şartlarda üretim olsun istihdam olsun, değer yaratılsın istiyoruz. İmtiyaz pazarlayan siyasetin finansmanı yerine, yapılacak işin hukuki güvenlik ve belirlilik içerisinde doğru yürütülmesi sağlansın istiyoruz.

D.G: Eylem planınızı hazırlarken sahadaki deneyimlerinizden faydalanmak adına maden sahalarındaki çalışma koşullarını bizzat gözlemlediniz mi? Madenlerdeki mevcut çalışma koşullarında neyi değiştirmeyi önceliyorsunuz?

C.K: DEVA Partisi eylem planları sadece parti için kaynakların katkısıyla yazılmıyor. Birçok alanda politika kurullarımız var. Bu kurullarda partili ve partisiz çok değerli insanlar yer alıyor. Madencilikte de politika kurulu üyelerine ek olarak sektörde üretim yapanların, bazı çevre STK’larının görüşlerine başvurduk. Ben bizzat bahsettiğiniz koşulları yerinde görmedim ancak olayı yaşayanların katkılarını aldık.

Üretim baskısının olmadığı, kapasite artışlarının kesinlikle gerekli altyapı yatırımlarıyla koşut gideceği, son teknolojinin uygulanmasını takip ve İSG denetimlerinin göstermelik olmaktan çıkartılmasını sağlamak sanırım çalışma koşullarına yapacağımız katkı olarak önemlidir. Maden emekçilerin emekleriyle mütenasip ücretleri ve diğer hakları temin etmesi konusunda da sendikalaşmanın önündeki engellerin kaldırılması bir çözüm olarak görünüyor. Burada da toplu sözleşme rejimini desteklemeyi yeterli görüyoruz.

D.G: Madencilik Türkiye'de çoğunlukla doğa talanıyla sonuçlanıyor. Madenden daha öncelikli ihtiyaçlara cevap veren ormanlar, su kaynakları maden uğruna kirletiliyor. Biyo-çeşitlilik zarar görüyor.  Sizce maden kim için,  ne için çıkarılmalı? Türkiye'nin enerji ihtiyacını nasıl değerlendiriyorsunuz?

C.K: Madencilik faaliyetleri sonucu bozulan arazilerin doğaya yeniden kazandırılması yani rehabilitasyonu konusu ciddi tartışmalar yaratmaktadır. Tahripkâr madencilik uygulamaları, başarılı rehabilitasyon uygulamalarının yeterince görülmemesi, denetim eksiklikleri ve yaptırımların uygulanmasındaki zafiyet ayrıca sektörün gelişmesinin önünde engel olarak durmaktadır. Madencilik için kaçınılmaz olarak üzerinde durulması gereken rehabilitasyon konusunun sektör çapında bir mekanizma kurularak çözümü yolunda özgün yaklaşımlar tasarladık.

'REHABİLİTASYON YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN YERİNE GETİRİLMESİ TEMİNAT ALTINA ALINACAK'

İlgili işletmenin dahil olacağı bir mekanizmanın kurularak madencilik faaliyeti başlamadan rehabilitasyon yükümlülüğünün nasıl yerine getirileceğinin belirleneceği bir sürecin tüm detayları halkın bilgisine açık olacak. Rehabilitasyon yükümlülüğünün yerine getirilmesi kesinlikle teminat altına alınacak. Öte yandan, tüm canlılar nezdinde bugün ve gelecekte sağlıklı yaşam hakkına saygılı, ekonomik ve ekolojik olarak sürdürülebilir hakkaniyetli bir yaşam için doğa, tarım ve kültür mirası alanların yasalarla istismara kapatılması ve bu meyanda madencilik faaliyetlerinin anılan yerlerde yasaklanmasını öngören Madenciliğe Kapalı Alanlar kavramını kamuoyu ile tanıştıracağız. Bu çerçevede tüm paydaşlarla beraber hareket edip optimal bir dengeyi sağlayacağız.

D.G: Türkiye'de elektrik enerjisinin ihtiyaç fazlası üretildiği istatistiklerle açıklandı ancak hala RES, HES gibi enerji yatırımlarına devam ediliyor. Durmamız gereken nokta nerede başlıyor? Doğanın enerji uğruna talan edilmesi karşısında doğayla daha uyumlu politika önerileriniz var mı?

C.K: Bizdeki veriler ülkede ihtiyaç fazlası elektrik enerjisi üretildiği yönünde değil. İktidara geldiğimizde bu tür iddiaları nesnel olarak elbette araştırırız. Bununla beraber enerjiyi verimli kullanmada bugüne kadar yapılan çalışmaları sahadaki sonuçları itibarıyla yeterli görmüyoruz. Bu alanda da faaliyetleri ivmelendireceğiz. Ayrıca, İlkokuldan itibaren enerji tasarrufu, su kaynaklarının önemi ve yenilenebilir enerjinin önemine binaen Kaynak Kullanımı ve Enerji Verimliliği derslerini müfredata ekleyeceğiz.

 'İMAR DÜZENLEMELERİNDE ODAĞIMIZ ENERJİ VERİMLİLİĞİ'

Üniversitelerde ayrı bir bölüm olarak enerji mühendisliği açılmasını sağlayarak, meseleyi daha bütünsel bir çerçevede kavrayan uzmanların yetişmesini ve sektörde hizmet vermesini sağlayacağız. İmar düzenlemelerinde enerji verimliliğini odağa alacağız. Mühendislik şirketlerinin finans kaynağına ulaşamayan müşterileriyle enerji verimliliğini arttırmayı ve oluşan tasarrufun paylaşımını sağlayan iş ve finans modellerini destekleyeceğiz.

 'GEREĞİNDEN FAZLA TARIM ARAZİSİ İŞGAL EDİLİYOR'

Son olarak jeotermal yatırımlarının Aydın, Nazilli gibi incir üretiminin olduğu belirli bölgelerde tarımsal faaliyetlere olumsuz etkiler yaptığı görülmektedir. JES yatırımlarında re-enjeksiyon yapılmaması ve gereğinden fazla tarım arazisi işgal edildiği yönünde gözlemler mevcut. Yine Rüzgâr Enerji Santrallerinin arıcılık faaliyetlerini olumsuz etkilediğine dair bulgular var. HES’lerin akarsularımıza etkileri de malum. Enerji üretiminin tarımsal faaliyetlere ve doğaya olumsuz etkilerini gidermek için gereken tüm tedbirleri sistemik olarak almak da yükümlülüğümüzdür.

 

Demokrat Gündem

Exit mobile version