İktisatçı Mahfi Eğilmez, Türkiye’de enflasyonun neden kalıcı olduğunu mercek altına aldığı son yazısında çarpıcı saptamalarda bulundu.
Enflasyonla büyümenin “kolay ve sanal bir refah” yarattığını savunan Eğilmez, siyasetçinin işsizlik riskini göze alamadığı için enflasyonu düşürmek yerine büyümeyi tercih ettiğini vurguladı. Eğilmez’e göre mevcut ekonomi seti değişmedikçe yüzde 5 enflasyon hedefi sadece bir “hayal” olarak kalacak.
Türkiye ekonomisinin kronikleşen sorunu enflasyon, kağıt üzerindeki hedeflerin uzağında seyretmeye devam ederken; Dr. Mahfi Eğilmez, sürecin perde arkasındaki “siyasal iradeye” dikkat çekti.
Eğilmez, enflasyonu düşürmenin teknokratik olarak mümkün olduğunu ancak bu yolun getireceği ekonomik daralmanın siyasetçiler için “anlatılamaz” bir risk taşıdığını ifade etti.
ENFLASYONLA BESLENEN YARIM ASIRLIK MODEL
Türkiye’nin son 50 yılına bakıldığında, 2008-2016 yılları arasındaki istisnai dönem hariç, ekonominin “enflasyon ve tüketim artışıyla büyüme” modeline hapsolduğunu belirten Eğilmez, şu tespiti yaptı:
“Türkiye’de enflasyonun kalıcı olmasının nedeni teknik bir yetersizlik değil; büyümeden ve onun yarattığı sanal refahtan vazgeçemeyen bilinçli bir siyasal tercihtir. Yüksek enflasyon, GSYH’yi ve kişi başına geliri gerçekte olması gerekenden yüksek göstererek siyasetçiye bir övünme alanı da yaratıyor.”
“SANAL REFAH” MI, “GERÇEK KALKINMA” MI?
Eğilmez, verimliliği artırmak, teknolojik sıçrama yapmak veya küresel markalar yaratmak gibi gerçek kalkınma yollarının “zor ve zahmetli” olduğunu hatırlattı. Siyasetçinin kolay yolu tercih ettiğini savunan ünlü iktisatçı, “Siyasetçi enflasyonu halka bir şekilde anlatabilir ama ekonomik küçülmenin yaratacağı işsizlik artışını anlatması çok zordur” dedi.
FAİZ POLİTİKASI VE PANDEMİNİN MİRASI
Pandemi dönemindeki ekonomik çöküşün ardından 2021 yılında verilen “sert çıkış” yanıtı, Mahfi Eğilmez’e göre bugünkü enflasyon krizinin asıl tohumlarını ekti.
Bu dönemde izlenen hatalı zamanlama, enflasyonun yükseliş trendine girdiği 2021 yıl sonunda başlatılan faiz indirimleriyle birleşince fiyatlar genel düzeyini rekor seviyelere taşıdı. Ortaya çıkan bu tabloyu bir “büyüme illüzyonu” olarak tanımlayan Eğilmez, ekonomik büyümenin potansiyel seviye olan yüzde 5 dolayında tutunmasına rağmen, halkın alım gücünün devasa enflasyon dalgası karşısında erimeye devam ettiğini vurguluyor.
Grafik verilerinde net bir şekilde görülen trend kırılımı ise büyümenin ivme kaybetmeye başladığı noktada bile enflasyonun artış eğilimini sürdürerek ekonomide tehlikeli bir ayrışmaya (kırılma noktasına) işaret ettiğini kanıtlıyor.
YÜZDE 5 HEDEFİ GERÇEKÇİ Mİ?
Merkez Bankası ve ekonomi yönetiminin orta vadeli programlarında yer alan yüzde 5 enflasyon hedefine de değinen Eğilmez, son noktayı koydu: “Türkiye’de enflasyonun yüzde 5’lere düşmesini ve bu düzeyde kalıcı olmasını beklemek, mevcut siyasal-ekonomik tercih seti değişmediği sürece gerçekçi değildir.”
