Uluslararası çocuk istismarı ve fuhuş ağı davası Epstein dosyasından çıkan e-posta yazışmaları, okları Rixos otellerine çevirdi. Belgelerde yer alan “masöz stajyeri” yönlendirmesi iddialarına yanıt veren Fettah Tamince, Epstein ile hiçbir bağı olmadığını savunurken, yazışmaların arkasında “çok önemli bir dostunun ricası” olduğunu iddia etti. Öte yandan Tamince ismi, maziye dayanan Savarona ve Burak Oğraş dosyalarıyla yeniden gündemde.
ABD’li milyarder Jeffrey Epstein davasına ait milyonlarca sayfalık dijital arşivde yer alan Türkiye bağlantılı detaylar, kamuoyunda infial yarattı. Belgelerde, 2017 yılında Antalya’daki Rixos Premium Belek Oteli’ne genç kadınların stajyer adı altında gönderilmesine dair trafiğin tespit edilmesi üzerine gözler Fettah Tamince’ye çevrildi.
“ONUN NE KADAR ÖNEMLİ BİRİ OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUN?”
Gazeteci Kenan Taş’a konuşan Fettah Tamince, Epstein belgelerindeki yazışmaların merkezinde bulunan Dubaili iş insanı Sultan bin Süleyman ile olan ilişkisini doğruladı. Taş’ın aktardığına göre Tamince, söz konusu yazışmalarda adı geçen Sultan bin Süleyman’ın dünya ticaretindeki gücüne vurgu yaparak, “O benim arkadaşım, bir şey rica etti, biz de bunu uyguladık” savunmasını yaptı. Tamince, bu durumun sadece nüfuzlu bir dostun ricasından ibaret olduğunu ileri sürdü.
“EPSTEİN İLE HİÇ BİR ARAYA GELMEDİM”
Jeffrey Epstein ile doğrudan bir kontağının olmadığını iddia eden Tamince, “Bu adamla hiç bir araya gelmedim, hiçbir şekilde bir bağlantım yoktur. Sosyal medyada bu kadar kolay kirletilmemiz çok üzücü” ifadelerini kullandı. Yardımcısının Epstein’e gönderdiği e-postada kendi selamını iletmesi konusuna da değinen iş insanı, yardımcısının her gün onlarca kişiyle görüştüğünü, bu durumun nezaket gereği yapılan rutin bir iletişim olduğunu savundu.
ARŞİVDEN ÇIKAN KARANLIK DOSYALAR: BURAK OĞRAŞ VE SAVARONA
Fettah Tamince’nin ismi Epstein belgeleriyle anılırken, geçmişte üzerindeki sis perdesi tam olarak aralanmayan iki kritik dosya daha kamuoyu gündemine taşındı. Bunlardan ilki, 2011 yılında Rixos otelinde staj yaptığı sırada henüz 16 yaşındayken havuzda cansız bedeni bulunan Burak Oğraş’ın şüpheli ölümü. Ulusal Kriminal Büro’nun “cinayet” tespitine rağmen Tamince’nin ifadesinin olaydan ancak 13 yıl sonra alınabilmiş olması, baba Murat Oğraş’ın yıllardır sürdürdüğü adalet mücadelesini yeniden mercek altına alıyor.
Tamince isminin geçtiği bir diğer dikkat çekici olay ise 2010 yılındaki tarihi Savarona yatı baskını. Gazeteci Alican Uludağ’ın hatırlattığı fuhuş operasyonu kapsamında Tamince’nin “şüpheli” sıfatıyla ifadesi alınmış, ancak soruşturma sürecinde yaşanan yargıdaki görev değişimleri dikkat çekmişti. Operasyonu yürüten ilk savcının görevden alınarak dosyanın daha sonra FETÖ üyeliği suçlamasıyla hapis cezasına çarptırılan savcı Osman Şanal’a devredilmesi, dosyanın seyrine dair soru işaretlerini bugün bile güncel tutuyor. (Cumhuriyet)
