Kış ayları yaklaşırken büyükşehirler başta olmak üzere kentlerdeki hava kirliliği oranları da gündem maddeleri arasına girecek. Konuyla ilgili, Türkiye’de ve İzmir’de hava kirliliği yükü ile ilgili iki önemli rapor yayımlandı. Greenpeace Türkiye’de Hava Kirliliği Yükü-2021 ve İzmir Çevre Durum Raporu’nda nelere dikkat çekilmeli? Kirlilik ölçüm istasyonlarının sayısının kent merkezlerinin yanı sıra sanayi tesislerinin yoğun olduğu Aliağa, Torbalı gibi ilçelerde de kurulması ve yakından izlenmesi gerektiğini belirten Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Ali Osman Karababa, “Solunum sistemi hastalıklarının görülme sıklığını ve bunlara bağlı ölümleri artırır. Solunum yolu enfeksiyonlarına yatkınlık yaratır. Akciğerlerde solunum kapasitesinin azalmasına neden olur. Astım ve kronik tıkayıcı akciğer hastalığına (KOAH) neden olabilir, önceden var olan solunum sistemi hastalıklarını ilerlemesine neden olur. Amfizem ve KOAH sorunu olanların solunum yetmezliği krizine girmesine neden olur ve hastanelerin acil servislerine başvuru sayısını artırır” dedi.
DEMOKRAT GÜNDEM-MELİSA GÖNEN-(ÖZEL ANALİZ HABER)- Greenpeace ‘Türkiye'de Hava Kirliliği Yükü-2021’ isimli raporunu yayımladı. Raporda önemli bir küresel halk sağlığı riski olan hava kirliliğine maruz kalmanın etkileri değerlendirildi. Hava kirliliğinin hastalık oranlarını artırıp yaşam beklentisini kısalttığı belirtildi.
Greenpeace'in Türkiye'de Hava Kirliliği Yükü raporunda yer verilen bulguları TMMOB'a bağlı Çevre Mühendisleri (ÇMO) Odası İzmir Şubesi tarafından hazırlanan 2021 tarihli İzmir Çevre Durum Raporu'nun hava kirliliği kısmında yer alan verilerle birlikte değerlendirdik.
Yazı kapsamında İzmir Çevre Durum Raporu'nun hava kirliliği kısmında yer alan verileri de dikkate alarak İzmir'de hava yüküne dair neler yapılması gerektiğine ve mevcut durumun ne ifade ettiğine ilgili raporlardan derlediğimiz verilere birlikte yer verdik.
PROF. ALİ OSMAN KARABABA: KİRLİLİK ÖLÇEN İSTASYONLARIN SAYISININ ARTTIRILMASI GEREKİYOR
Hava kirliliği yükünün insan sağlığı üzerine etkilerini Halk Sağlığı Uzmanı Ali Osman Karababa'ya sorduk. Hava kirliliği yükünün sağlık üzerine nasıl bir etkisi olduğuna yönelik değerlendirmede bulunan Karababa, hava kirliliğine bağlı olarak ortaya çıkabilecek hastalıkları dile getirdi. Karababa, "hava.gov.tr" adresindeki verilerin yetersiz olduğunu PM2.5 ölçen istasyonların sayısının artırılması gerektiğini vurguladı.
ASTIM, KOAH, KANSER ARTIŞINDA HAVA KİRLİLİĞİ DE ETKİLİ
Halk sağlığı uzmanı Prof. Ali Osman Karababa, astım, KOAH gibi solunum sistemi hastalıklarının hava kirliliği oranlarıyla da bağlantılı olduğuna dikkat çekerek, "Solunum sistemi hastalıklarının görülme sıklığını ve bunlara bağlı ölümleri artırır. Solunum yolu enfeksiyonlarına yatkınlık yaratır. Akciğerlerde solunum kapasitesinin azalmasına neden olur. Astım ve kronik tıkayıcı akciğer hastalığına (KOAH) neden olabilir, önceden var olan solunum sistemi hastalıklarını ilerlemesine neden olur. Amfizem ve KOAH sorunu olanların solunum yetmezliği krizine girmesine neden olur ve hastanelerin acil servislerine başvuru sayısını artırır ve bu sağlık sorunlarıyla ilgili ilaç kullanımını artırır. PM üzerine tutunan ağır metallerin vücuda girmesine neden olarak bunlara bağlı başta farklı kanserler olmak üzere sağlık sorunlarına yol açar"dedi.
PEKİ GREENPEACE’İN TÜRKİYE’DE HAVA KİRLİLİĞİ YÜKÜ RAPORUNDA NELER VAR?
Greenpeace'in Türkiye'de Hava Kirliliği Yükü raporu ince partikül maddeden kaynaklı hava kirliliğiyle ilişkilendirilebilecek erken ölümlerin sayısını tahmini olarak belirlemek için Türkiye genelindeki lokasyonlarda yer seviyesi izleme verilerini kullanarak hazırlanmış.
PM2.5 kirliliğine uzun süreli maruz kalmanın sonuçları değerlendirilmiş. Raporda İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirler de dahil olmak üzere sadece PM2.5 verilerinin mevcut olduğu 38 şehir dahil edilmiş. Rapora dahil edilen şehirlerin Türkiye nüfusunun yüzde 60’ından fazlasına ev sahipliği yaptığı da belirtilmiş. Bu anlamda raporun ortaya koyduğu bulgular halk sağlığı açısından dikkate alınması gereken değerlendirmeler barındırıyor.
RAPORDA ÜZERİNDE ÖNEMLE DURULAN PARTİKÜL MADDE NEDİR?
Partikül madde, atmosferde asılı duran küçük sıvı veya katı parçacık formundaki kirliliktir. PM kirliliği, içindeki kimyasallardan ziyade parçacıkların boyutuna göre tanımlanır.
2,5 mikrometre veya daha küçük çaplı partiküller PM2.5 olarak tanımlanmaktadır. Bu partiküller o kadar küçüktür ki, akciğerlerin derinliklerine ve kan dolaşımına geçebilir ve diğer organları etkileyebilir. Uzun süreler boyunca PM2.5'e maruz kalmanın olumsuz sağlık etkilerine neden olabileceğine dair yeterli kanıt vardır.
PM2.5 içeren PM10 ise, 10 mikrometre veya daha küçük çaplı partiküllere işaret etmektedir. Bu partiküller boğaz ve burundan geçip akciğerlere girecek kadar küçüktür. Bir kez solunduğunda, bu parçacıklar kalbi ve akciğerleri etkileyebilir ve ciddi sağlık etkilerine neden olabilir.
Greenpeace'in Türkiye'de Hava Kirliliği Yükü raporunun satır aralarından seçtiğimiz önemli bulgular:
Rapora göre, rapora dahil edilen her bir il için ölçülen 2021 yılına ait yıllık ortalama PM2.5 konsantrasyonları 10.8 ile 34.5 mikrogram (µg/m3) arasında değişmektedir. Çalışmaya dahil edilen tüm nüfusta, ağırlıklı yıllık ortalama PM2.5 maruziyeti 20.7 mikrogramdır (µg/m3). Bu konsantrasyon, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından önerilen Hava Kalitesi Kılavuzu’ndan dört kat daha fazladır.
RAPOR PM2.5'İN SAĞLIĞA ETKİLERİ HAKKINDA NE SÖYLÜYOR?
İzmir'de ölçülen PM2.5 (µg/m3) değeri 17.4 olarak bulunmuş. Bu bulgu dahilinde artan erken ölüm riskiyle bağlantılı artış yüzde 11 olarak belirlenmiş. PM2.5'e bağlı erken ölüm sayısı ise 2 bin 458 olarak kaydedilmiş.
Raporda Türkiye’de PM2.5’ten kaynaklı ölüm riskinin trafik kazası, uyuşturucu kullanımı veya cinayet vakalarının oluşturduğu riskin toplamından çok daha fazla olduğu da belirlenmiş. çalışmaya dahil edilen şehirlerde uzun süreli PM2.5 maruziyetinin 2021 yılı boyunca 34.000 erken ölüme katkıda bulunduğu tahmin edilmektedir. Bu lokasyonlardaki PM2.5 konsantrasyonları DSÖ kılavuzundaki limit değerleri karşılamış olsaydı, PM2.5 kirliliğine atfedilebilen erken ölümlerin sayısı %75 oranında azaltılabilir, her yıl tahminen 26.000 hayat kurtarılabilirdi.
Hava kirliliği düşük konsantrasyonlarda bile sağlığımızı etkileyebilir
DSÖ, 2021 değerlendirmelerine göre hava kirliliğinin düşük konsantrasyonlarda bile sağlığımızı etkileyebileceğine dair hiç olmadığı kadar kanıt bulunuyor. Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), bugün toplumun karşı karşıya olduğu hava kirliliği sorunu, kirleticilerin atmosfere salınması yoluyla iklim kriziyle yakından bağlantılı olduğunu öngörüyor. Greenpeace tarafından hazırlanan raporun bulguları, nüfusun sağlığını korumak amacıyla Türkiye’deki PM2.5 kirliliği sorununu çözmek için acilen harekete geçilmesi gerektiğini gösteriyor.
GREENPEACE'İN RAPORUNA GÖRE NE YAPILMALI?
Türkiye, PM2.5 kirliliği için yıllık ve 24 saatlik ortalama limit değerlerini bir an önce tanımlamalıdır. Bu limit değerler, yasal olarak bağlayıcı hedef tarihlerle ulusal düzenlemelerde belirtilmelidir. Limit değerler, asgari olarak, AB vatandaşlarının sağlığını koruyan seviyelerle uyumlu olmalıdır.
HAVA KİRLİLİĞİ VE İKLİM KRİZİ BİRBİRİYLE YAKINDAN BAĞLANTILI
Dünya Sağlık Örgütü’nün güncellenen kılavuzlarına uyum sağlamak daha fazla koruma sağlayacaktır. Türkiye’nin halk sağlığı yararına bu seviyeleri benimsemesi talep edilmektedir.
PM2.5 kirliliğinin ulusal düzenlemeleri ihlal ettiği bölgeler “Koruma Bölgesi” ilan edilmelidir; bu da kirletici endüstrilerin faaliyet durdurması veya kapatılması da dahil olmak üzere hava kalitesini iyileştirmek için ciddi önlemler almayı gerektirmektedir.
Hava kirliliği ile iklim krizi birbiriyle yakından bağlantılıdır. Bu önlemler, yenilenebilir enerji teknolojisine ve temiz ulaşım sistemlerine geçişi hızlandıracak; beraberinde önemli finansal, çevresel ve sağlıksal yararlar getirecektir.
İZMİR’DE HAVA KALİTESİ NASIL? İZMİR ÇEVRE DURUM RAPORU NE DİYOR?
Raporda; yüksek nüfusunun yanı sıra, kültürel, tarihi, iklimsel, coğrafi ve ekolojik faktörler göz önüne alındığında Türkiye’nin en önemli ve hassas şehirlerinden biri olarak tanımlanan İzmir’in hava kalitesi, endüstriyel faaliyetler, şehir içindeki yoğun yapılaşma, kış aylarında evsel ısınma amaçlı yakıt tüketimi, yoğun trafik gibi sebeplerden dolayı olumsuz etkilendiğine dikkat çekilmektedir.
İZMİR’DEKİ İNŞAAT FAALİYETLERİ, TAŞ OCAKLARI, KIRMA ELEME TESİSLERİ, TRAFİK PARTİKÜL ORANINI ARTTIRIYOR
Partikül maddedeki yüksek değerlerin ana sebebi İzmir içerisindeki inşaat faaliyetleri, farklı bölgelerdeki taş ocakları ve kırma eleme tesisleri, yanma kaynaklı partikül oluşumu, trafik gibi insan kaynaklı faaliyetler olarak belirlenmiştir.
İZMİR’DE 9 ADET ÖLÇÜM İSTASYONUNDA 5 FARKLI PARAMETRE ÖLÇÜLMEKTE
Türkiye genelinde hava kalitesindeki değişiminin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan “Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliği” ile takip edildiği ifade edilmektedir.
Buna göre, yönetmelik kapsamında Türkiye’de ve İzmir’de çeşitli yerlerde yer alan hava kalitesi ölçüm cihazları ile çeşitli kirletici parametreler ölçülebilmekte değerler internet üzerinden canlı olarak takip edilebilmektedir.
Bu kapsamda İzmir’de 9 adet ölçüm istasyonunda 5 farklı parametre (NO2(azot dioksit), SO2 (kükürtdioksıt), CO (karbonmonoksit), PM10, O3 (ozon)) ölçülmektedir. Ancak Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Birliği, bu parametrelerin yanı sıra kurşun, benzen, arsenik, kadmiyum, nikel ve benzo(a)piren gibi kirleticilerin ölçülmesi ve değerlendirilmesi gerektiğini öngörmektedir.
RAPOR BU ANLAMDA BİR EKSİKLİĞE DE DİKKAT ÇEKİYOR:
İzmir içinde bazı bölgelerde sadece bazı parametreleri ölçebilen ölçüm istasyonlarının bulunmasını İzmir için sağlıklı bir hava kalitesi değerlendirmesi yapılmasının önünde engel olarak nitelemektedir. Rapora göre bir diğer eksiklik, Aliağa başta olmak üzere, Torbalı, Kemalpaşa ve onların etki altında bıraktığı bölgelerde herhangi bir ölçüm yapılmıyor ya da yayınlanmıyor olmasıdır.
İZMİR ÇEVRE DURUM RAPORU HANGİ ÇÖZÜM ÖNERİLERİNE YER VERİYOR ?
Hava kalitesi seviyelerinin iyileştirilmesi için etkin bir hava kalitesi yönetim planı hazırlanması gerektiğini vurgulayan raporun çözüm önerisi olarak işaret ettiği diğer noktalar ise şunlar:
Emisyon envanteri yapılarak kirletici kaynakların, bu kaynaklarda oluşan kirletici tür ve miktarlarının, kaynakların hava kalitesi seviyelerine etkilerinin belirlenmesi gerekir.
ÖLÇÜM İSTASYONLARI SANAYİ TESİSLERİNİN YOĞUN OLDUĞU BÖLGELERDE DE YAPILMALI
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan ölçüm istasyonları kent merkezi içerisinde yer almaktadır. Hava Kalitesi ile ilgili değerlendirmenin daha sağlıklı yapılabilmesi için özellikle sanayi tesislerinin yoğun olduğu Aliağa, Torbalı, Kemalpaşa gibi bölgelerde de bu ölçümlerin yapılması gereklidir.
Kentte özellikle belirli bölgelerde yüksek yapılaşmanın hava kalitesine getireceği olumsuz etkiler, Bitişik nizam yapılaşmanın getirdiği olumsuz sonuçlar düzenlenmeden, bu alanlarda kat yüksekliklerinin arttırıldığı yasal düzenlemelerin hava koridorlarını ortadan kaldırdığı gerçeği dikkate alınmalıdır.
