DEMOKRAT GÜNDEM- Türkiye’nin 2025 yılı ihracat performansını değerlendiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi rakamların ötesine geçerek üretim modelindeki “kronik hastalığa” dikkat çekti.

Eskinazi’nin açıklamaları, Türkiye’nin ihracat yaparken aslında döviz rezervlerini nasıl erittiğini ve yerli tedarik zincirinin nasıl kırıldığını gözler önüne serdi.
“İHRACAT YAPIYORUZ AMA PARAYI DIŞARIYA ÖDÜYORUZ”
Eskinazi’nin konuşmasında öne çıkan en kritik tespit, Türkiye ihracatının “ithal girdi bağımlılığı” oldu. İhracatın artmasına rağmen katma değerin neden düşük kaldığını belirten Eskinazi, “Türkiye’nin ihracatı, yüksek ithal girdi bağımlılığı nedeniyle katma değeri düşük kalmakta ve dış ticaret açığını beslemektedir. Özellikle imalat sanayinde ara malların %60-70’i ithal edilerek ihracat üretimi yapılmaktadır. Bu yapısal sorun, döviz rezervlerini eritmekte ve ekonomik kırılganlığı arttırmaktadır” dedi.

SANAYİDEKİ BÜYÜK ÇELİŞKİ: ANA SANAYİ VAR, YAN SANAYİ YOK!
Eskinazi, Türkiye ekonomisindeki iki temel gerçeğin birbiriyle çatıştığını vurguladı. Ana sanayinin üretim hacminin ve çeşitliliğinin arttığını ancak bu devasa yapıyı beslemesi gereken yerli tedarik zincirinin (yan sanayi) aynı hızda güçlenemediğini belirtti.
Bu durumun yarattığı tehlikeyi “Servet Transferi” olarak niteleyen Eskinazi, “Ana sanayi büyürken yan sanayide ithalata bağımlılık artıyorsa, bu durum uzun vadede katma değerin yurt dışına transferi anlamına gelir. Yani biz üretiyoruz, biz emek harcıyoruz ama kazancı hammaddeyi ve ara malını aldığımız ülkelere bırakıyoruz” analizini yaptı.

YATIRIM YAPILMAYAN HER YIL “KAYIP YIL”DIR
Sahadaki üretim ve ithalat verilerinin, hedeflerle uygulama arasındaki gerilimi açıkça ortaya koyduğunu belirten Eskinazi, teknolojik yenilenmenin ertelenmesinin faturasının ağır olacağını söyledi.
Sanayi ve tarımda verimlilik yatırımlarının ötelenmesinin rekabet gücünde kalıcı hasar bıraktığını ifade eden Eskinazi, “Yatırım yapılmayan her yıl rekabet gücünde kalıcı kayıp riskini artırmaktadır” uyarısında bulundu.

“AYAKTA KALMA VE DİRENME YILI”
2025 yılının birçok sektör için bir “büyüme yılı” olmadığını, aksine bir “ayakta kalma ve direnme yılı” olduğunu vurgulayan Eskinazi, ihracatın maliyetine ve sürdürülebilirliğine odaklanılması gerektiğini belirtti. Eskinazi’ye göre, sadece “ne kadar sattığımız” değil, “hangi kârlılıkla ve ne kadar yerli kaynakla sattığımız” sorusu artık hayati önem taşıyor.