İzmir’in sembol binaları için devreye üst mahkeme girdi! İşte son durum

24 Şubat'ta yürütmeyi durdurma talebi reddedilen İzmir Büyükşehir Belediyesi vakit kaybetmedi! Meslek Fabrikası'nın 3. kişilere devrini engelleyen belediye avukatları, tahliye krizini resmen üst mahkemeye taşıdı. Gözler çıkacak o kritik kararda...

İzmir'in sembol binaları için devreye üst mahkeme girdi! İşte son durum

DEMOKRAT GÜNDEM- HABER MERKEZİ- İzmir Büyükşehir Belediyesi, Meslek Fabrikası, Egemenlik Evi ve Tepecik Gasilhanesi’nin Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devriyle ilgili süren mülkiyet krizinde sessizliğini bozdu.

“Zorunlu Açıklama” başlığıyla kamuoyunu bilgilendiren Belediye yönetimi; işlemlerin hukuka aykırı olduğunu, binaların vakıf yoluyla yapılmadığını ve tahliye girişimlerinin İzmir halkına yapılmış bir haksızlık olduğunu tarihi belgelerle vurguladı.

İzmir kamuoyunu günlerce meşgul eden ve mahkemenin yürütmeyi durdurma kararını kaldırmasıyla tahliye endişesini alevlendiren mülkiyet krizine dair İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden kapsamlı bir açıklama geldi.

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün “kültür varlıklarını koruma” adı altında Ekim 2025’te başlattığı girişimleri “el koyma” olarak nitelendiren Büyükşehir, sürecin İzmir halkından habersiz ve oldu bittiye getirilerek yürütüldüğünü ifade etti.

“VAKIF YOLUYLA YAPILMADILAR, BEDELLERİ ÖDENDİ”

Büyükşehir Belediyesi’nin itirazının temelini bahsi geçen üç binanın (Meslek Fabrikası, Egemenlik Evi ve Gasilhane) hiçbir zaman bir vakıf tarafından inşa edilmediği gerçeği oluşturuyor.

Açıklamada, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün dayanak gösterdiği tapu şerhlerinin aslında yıllar önce bedelleri ödenerek sicilden silindiği; ancak her nasılsa el koyma girişiminden hemen önce yeniden ortaya çıkarıldığı belirtildi. Bu durumun hem Vakıflar Kanunu’na hem de Anayasa’nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkına açıkça aykırı olduğu savunuldu.

İzmir'in sembol binaları için devreye üst mahkeme girdi! İşte son durum

ATATÜRK İMZALI KARARNAME VE İZMİR’İN GÖZ BEBEĞİ: MESLEK FABRİKASI

Açıklamada, özellikle Meslek Fabrikası’nın tarihi ve kentsel önemine dikkat çekildi. Binanın 1926 yılında bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzaladığı kararname ile belediye mülkiyetine geçtiğini hatırlatan İzBB yönetimi; bugün o binanın sadece tarihi bir yapı değil aynı zamanda 145 binin üzerinde kursiyere eğitim veren dev bir “istihdam ve üretim” üssü olduğunu rakamlarla ortaya koydu.

Yapılan açıklamada, “Bu binalar ticarethane değildir. İzmir halkının parasıyla bugünkü cazip haline getirilmiştir. Kurulduğu günden bu yana binlerce İzmirliye iş kapısı açan dijital dünyada gençleri geleceğe hazırlayan bir sosyal belediyecilik abidesidir” denildi.

“YARGI SÜRECİNİ BEKLEYİN, KAPIYA POLİS YIĞMAYIN”

İzmir Büyükşehir yönetimi diğer iki binanın da (İzmir’in ilk belediye binası Egemenlik Evi ve evde bakım hizmetlerinin merkezi Gasilhane) yıllardır halka nasıl hizmet ettiğini tarihi delillerle mahkemeye sunduklarını belirtti.

Yapılan açıklamada Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne açık bir çağrıda bulunan İzmir Büyükşehir Belediyesi, “İzmir Büyükşehir Belediyesi de tıpkı Vakıflar gibi bir kamu kurumudur. Kamu hizmetlerinin devamı esastır. Vakıflar’dan beklentimiz, yargılama sonuçlanmadan oldu bitti ile binaları tahliye etmeye çalışmaktan vazgeçmesi ve diyalog kanallarını açık tutmasıdır. Kapıya polis yığarak halkın mülkünü boşaltmaya çalışmak Cumhuriyet’in devlet teamüllerine yakışmaz” ifadelerini kullandı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: Tugay’dan karara sert tepki: “İzmir’in malına çökme operasyonu”

HUKUKİ SÜREÇTE SON DURUM: GÖZLER ÜST MAHKEMEDE

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Meslek Fabrikası özelinde yürütülen ve adeta bir hukuk sarmalına dönüşen sürecin güncel takvimini de tüm şeffaflığıyla kamuoyuyla paylaştı.

İzmir 26. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde “tapu iptal ve tescil” davası açan belediye kurmayları ilk etapta binanın üçüncü kişilere devrini engelleyen kritik bir ihtiyati tedbir kararı almayı başardı. Ancak tahliyeye yönelik tedbir talebinin mahkemece reddedilmesi ve ardından Kaymakamlık kanalıyla fiili tahliye işleminin başlatılması üzerine hukuki mücadele İzmir 5. İdare Mahkemesi’ne taşındı. İdare Mahkemesi’nin 24 Şubat 2026 tarihinde yürütmeyi durdurma talebini reddetmesi Büyükşehir’in hukuk mesaisini daha da hızlandırdı.

Ret kararının çıktığı gün vakit kaybetmeden harekete geçen Büyükşehir Belediyesi, dosyayı derhal üst mahkemeye taşıyarak resmi itirazını gerçekleştirdi. İzmir halkının mülkünü korumak için verilen bu zorlu hukuk savaşında gözler şimdi üst mahkemenin yapacağı bu kritik değerlendirme aşamasına çevrilmiş durumda.

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİSİ TARAFINDAN YAPILAN O AÇIKLAMA:

Zorunlu açıklama

İzmir Büyükşehir Belediyesi mülkiyetindeki bazı taşınmazlara, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konulmak istenmesi ve belediyemizin haklarını korumak için yürüttüğü hukuki mücadele, kamuoyunun gündemindedir. Konuyla ilgili yanlış bilgilendirmelerin önüne geçmek için bir açıklama yapılması zorunlu hale gelmiştir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından belediyemize ait taşınmazlarına el koyma yönündeki girişimler 2025 yılının ekim ayında başlatılmıştır. Belediyemiz ve İzmir halkı için tarihi önemdeki üç binamız, tarafımıza hiçbir bilgi verilmeden tapu müdürlüklerine yapılan başvurular ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkiyetine geçirilmiştir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü, işlemlerinin Vakıflar Yasası’nda yer alan ve temelde kültür varlıklarını korumaya hizmet etmesi gereken bir maddeye dayandığını iddia etmektedir. Bu yasa hükmü, vakıf yoluyla meydana getirilen kültür varlıklarının tekrar Vakıflar adına tescil edilebilmesini mümkün kılmaktadır. Belediyemizin en önemli itirazı şudur:

Bu taşınmazların vakıf yoluyla meydana gelmediği, tarihi belgelerle açık bir biçimde ortadadır. Tamamıyla ilgisiz birtakım vakıf belirtmeleri gerekçe gösterilerek ve oldu bittiye getirilerek belediyemizin yani İzmir halkının malına el konulamaz. Yapılan işlemler, Vakıflar Kanunu’nun ilgili hükmüne de aykırıdır, hukuksuzdur.

Üstelik bahsi geçen vakıf şerhleri, yıllar önce bedelleri de Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ödenerek sicilden silinmişken her nasılsa el koyma işleminden hemen önce yeniden ortaya çıkarılmıştır.

Vakıflar Genel Müdürlüğü yürüttüğü hukuksuz süreçle tâbi olduğu Vakıflar Kanunu’nu ihlal ettiği gibi Anayasa tarafından koruma altına alınmış mülkiyet hakkımızı da ihlal etmektedir.

Söz konusu taşınmazlardan Meslek Fabrikası’nın, belediyemiz mülkiyetine geçişi 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzaladığı kararnameye dayanmaktadır. Meslek Fabrikası, İzmir tarihinde farklı işlevlerle kullanıldıktan sonra belediyemizce aktarılan ciddi kaynaklarla, özel projelerle restore edilerek bugünkü cazip haline gelmiştir. Konumu ve yapısal özellikleriyle İzmir’in göz bebeği olan bu bina İzmirlilerin parasıyla bugünkü durumuna gelmiştir.

Meslek Fabrikası yalnızca tarihi bir yapı değil; İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üretim, meslek edindirme ve istihdam odaklı sosyal politika anlayışının merkezidir. Kurulduğu günden bu yana 29 merkezde 5 bin 800 kurstan tam 145 bin 77 kursiyer yararlanmıştır. Tarihi binadaki Halkapınar Kurs Merkezi’nde 2016’dan bu yana 531 kurstan 13 bin 149 kursiyer mezun olmuştur. 37 bin 44 kişi açık iş ilanı bulunan firmalara yönlendirilmiş, 2 bin 694 kişi hayatında yeni bir başlangıç yapmıştır. Dijital Gençlik Merkezi’nde ise 385 genç, geleceğin dünyasına dijital yetkinliklerle hazırlanmıştır ve bu sayı giderek artmaktadır.

Bu veriler, Meslek Fabrikası’nın yalnızca eğitim veren bir kurum olmadığını; gençlerin ve kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendiren, istihdamı artıran ve yerel kalkınmayı destekleyen sürdürülebilir bir kamu hizmeti sunduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Meslek Fabrikası, sosyal belediyeciliğin geçici desteklerle sınırlı kalmayan; meslek kazandırmayı, üretimi ve kalıcı istihdamı esas alan yaklaşımının somut bir uygulamasıdır.

El konulmak istenen bir başka bina ise İzmir’in ilk belediye binası olan Egemenlik Evi yapısıdır. Bu bina 1891’de bir belediye binası olarak kullanılmak için dönemin yöneticilerinin zor koşullarda topladıkları paralarla, yokluk içindeki İzmir halkının bir belediye binası olsun diye yaptırılmıştır. Bu binanın bir vakıf tarafından yapılmadığı, dönemin gazete haberlerinden açılışında çekilen fotoğraflara kadar delilleriyle ortadadır.

Yine el konulmak istenen gasilhane binası da aynı şekilde yıllardır İzmir halkına yerel yönetim şemsiyesi altında hizmet vermektedir.

Her üç taşınmaz için belediyemizce sayfalarca tarihi delil sunularak Asliye Hukuk ve İdare mahkemelerinde davalar açılmıştır. Ne yazık ki yasaların Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından ihlali ve yanlış uygulanması nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediyesi kendi mülkünün aidiyetini mahkeme önünde tekrar kanıtlamak zorunda bırakılmaktadır.

Bu sırada Vakıflar Genel Müdürlüğü ise mahkeme süreçlerini ve mülkiyet durumunun hukuk önünde çözülmesini beklemek yerine taşınmazları bir oldu bitti ile tahliye etmeye çalışmaktadır.

Bu taşınmazlar ticarethane değildir. Meslek Fabrikası’nda İzmir halkına ücretsiz verilen sertifikalı meslek kursları yıllardır devam etmektedir. Gasilhane ve evde bakım hizmetlerinin yürütüldüğü binamız sadece bugün için değil gelecek için de hayati öneme sahip bir hizmet sunmaktadır. Egemenlik Evi binasında İzmir Depremi’nde hizmet binası yıkılan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmet birimleri bulunmaktadır.

Ayrıca unutulmamalıdır ki, İzmir Büyükşehir Belediyesi tıpkı Vakıflar Genel Müdürlüğü gibi bir kamu kurumudur. Kamu kurumlarının önceliği kamu hizmetlerinin devamı olmalıdır. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden İzmir halkı adına beklentimiz, yargılama süreçlerinin sonuçlanmasını beklemesi, diyalog kanallarını açık tutması ve bu süreçte kamu hizmeti yapılan binalara yönelik tahliye çabalarından vazgeçmesidir. İzmir halkının mülküne el koymak ve kapıya polis yığarak boşaltmaya çalışmak ne hukuka ne de köklü Cumhuriyet’imizin devlet teamüllerine yakışır bir eylem olacaktır.

Meslek Fabrikasına ilişkin yasal süreç:

Söz konusu taşınmazlara ilişkin Vakıflar Kanunu 30. maddede belirtilen şartlar bulunmadan yapılan hukuka aykırı tescil işlemleri ile ilgili olarak hukuki yollara başvurulmuş olup;

Meslek Fabrikası ile ilgili olarak İzmir 26. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2026/6 sayılı dosyasında tapu iptal ve tescil davası açılmış ve talebimiz üzerine taşınmazın mülkiyetinin üçüncü kişilere devrini engelleyici ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Tahliyeye yönelik tedbir talebimiz ise reddedilmiştir. Bu sırada Vakıflar Genel müdürlüğü tarafından Kaymakamlık yoluyla tahliye için başvuruda bulunulması üzerine bu işlemin iptali için 2026/84 sayılı dosyada açtığımız davada savunmalar alınana kadar yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir. İzmir 5. İdare Mahkemesi son olarak 24.02.2026 tarihinde yürütmenin durdurulması talebimizin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı da aynı gün üst mahkemeye belediyemizce itiraz yoluna başvurulmuş olup itirazımız değerlendirilme aşamasındadır.

ilginizi çekebilir: İzmir’in sembol binalarında karar çıktı: Mahkeme itirazı reddetti, tahliye kapıda!

İzmir'in sembol binaları için devreye üst mahkeme girdi! İşte son durum
Demokrat Gündem

Exit mobile version