İzmir’deki iki günlük programı kapsamında kentte bulunan CHP Genel Başkanı Ege Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ESİAD) 35. İstişare Yüksek Kurulu’nun açılışında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Belirsizlikle devlet yönetilemez. Siyasi partiler devlet olmak için iktidar olmazlar devleti yönetmek için iktidar olurlar. Bir siyaset adamı devlet olmaya kalkarsa devlet yok olur. Adalet, liyakat devlet yönetiminde önemlidir. Liyakatli kadro devleti adaletle yönetir. Siyaset kurumu yasa dışı talimat verdiğinde de uyarır ve bu yanlış der.
DEMOKRAT GÜNDEM-HABER MERKEZİ- ESİAD’ın toplantısının onur konuğu olarak bir konuşma yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türk halkının ödediği vergilerin tefecilere gittiğini savunarak, “Ödediğiniz vergilerin büyük kısmı Londra’daki tefecilere gidiyor. Bunu içimize sindiremiyoruz” çıkışında bulundu.
AB’ye girip girmemenin umurunda olmadığını ancak AB’nin istediği tüm kriterlerin ülkemizde yapılmasının önemli olduğunu belirten CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “AB’de yer alan bütün demokratik kurumların bizim ülkemizde olması önemli. Kendi iç dinamiklerimizle hızla büyük, kişi gelirde AB ülkelerini de aşarız. Yeter ki iyi bir planlama yapalım” diye konuştu.
Suriye’den gelenlerin gönderilmesi konusunda kararlı olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, “Kararlıyım o konuda. Kesinlikle Suriyeli kardeşlerimizi bütün ihtiyaçlarını karşılayarak kendi ülkelerine göndereceğiz” ifadelerini kullandı.
KEMAL KILIÇDAROĞLU: GÜÇLÜ SOSYAL DEVLET
Demokrasinin geliştirilmesi, katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesi, planlama yapılması, kesin hesap komisyonu kurulması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Bunlar yetmez. Güçlü bir sosyal devlet. Bunu kuramazsanız barışı, iç huzuru sağlayamazsınız. Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar. Kimsenin aç ve açıkta kalmadığı bir ülke inşa etmek zorundasınız. Güçlü devlet aynı zamanda kendi iç barışını sağlamış devlet demektir. Geleceği güçlü devlet aynı zamanda sosyal devletin bütün kurallarını yerine getiren devlet demektir. O nedenle demokratik, laik, sosyal hukuk devletidir Türkiye Cumhuriyeti diyoruz. Bunun için de Aile Destekleri Sigortası’nı getireceğiz. Kimse kendisini yalnız, aç ve açıkta hissetmeyecek. Bunu biz mi bulduk? Hayır efendim. Gelişmiş bütün ülkelerde uygulanıyor.
KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI
İki konuşmacıyı dikkatle dinledim. Üç aşağı beş yukarı hepimizin kafasında olan soruları, beklentileri, hatta bana göre bazı çözümleri dile getirdiler. İdlib’te iki şehidimiz var. Allah’tan rahmet diliyorum. Dış politikaya değineceğim. Faturasının ne kadar ağır olduğunu birlikte göreceğiz.
SİYASETİ DAR POLİTİK ALANINIZA HAPSEDERSENİZ…
Sıtkı Bey’in nasıl bir siyaset istiyoruz konuşmasına bakalım. Yaptığı konuşmanın altına rahatlıkla bütün inancımla imzamı atabilirim. Siyasetin öyle olması lazım. Zaten olmadığı için Türkiye o konumda. Siz siyaseti bireysel çıkar üzerine inşa etmezseniz, siyaseti kendi dar politik alanınıza hapsederseniz Türkiye bu hale gelir. Bizim hedef olarak gördüğümüz, çaba harcadığımız çağdaş uygarlığına kilitleniyorsak zaten siyasetçinin sizin söylediğiniz türden olması lazım. 2. Yüzyıla çağrı beyannemiz var. 13 madde. Bir yüzyılı devirdik. Bir yüzyıl acılarımız, savaşlarımız, depremlerimiz var. İdamlarımız var. Geçen bir yüzyıldan ders çıkararak gelecek yüzyılı inşa etmek zorundayız. Yüzyılın daha başlangıcında uçak yapıp dünyaya uçak ihraç eden beş ülkeden birisi isek, neden kaybettiği düşünmemiz tartışmamız lazım.
KEŞKE BÜTÜN GENEL BAŞKANLAR BURADA OLSAYDI VE SİZİ DİNLESEYDİ
Keşke bütün genel başkanlar burada olsaydı ve sizi dinleseydi dedim. İş insanları nasıl bir politikacı istiyorlar. Böyle bir eksende buluşabilirsek, yarış iyilikte yarış olur. Biz iyilikte yarışı öncelersek Türkiye hızla büyük ve kalkınır. Dinamik bir ülke, genç nüfusu var. Ama maalesef zenginliğimizi yeterince kullanamıyoruz. Bunu aşmamız lazım. Sayın Karabağlar, ekonominin seyrini anlattınız. Yeşil mutabakatı anlattınız. Yapılması gereken şeyleri biliyoruz. Yeşil Mutabakat konusunda o konuda çalışmamızı yaptık. Tüm büyükelçilerle paylaştık.
NASIL REKEBAT EDECEKSİNİZ?
Biz bugün elimizden gelen bütün çabaları gösteriyoruz. Çok pahalı elektrik kullanıyoruz. Akkuyu’daki nükleer santral devreye girdiğinde 12,5 cent para ödeyeceksiniz. Sizin rekabet ettiğiniz ülkeler, 3 cente elekrik kullanırken, siz 12.5 cent. Nasıl rekabet edeceksiniz? Niye itiraz etmediniz. Bir sitemim de bu. Rekabet şansınızı ortadan kaldırıyorlar. Bu yanlıştırı niye demediniz. Biz söyledik, bu yanlıştır dedik. 12.5 cente elektrik verirseniz bu gitmez. Paris Sözleşmesi’nin imzalanması gerekiyor. 2 milyar dolarlık ek yük gelecek size. Paris Sözleşmesi imzalanmazsa bir süre sonra AB’ye mal ihraç edecek sanayicilerden ek vergi alınacak. Bir önlem var mı? Yok. Çalışma var mı? Yok. Bunların çözülmesi lazım. Bütün bunlara rağmen karamsar değilim. Hepsini çözecek kapasiteye sahibiz. Siyaseten de sahibiz.
AB’NİN FASIL AÇMASINI NEDEN BEKLİYORUZ?
AB bizi üye olarak kabul eder etmez o ayrı bir şey. AB’nin bize şunu yapın, yeni bir fasıl açmasını beklemeden, eğer biz çağdaş uygarlığı yakalamak istiyorsak oradaki tüm kuralları ülkemize getirmek zorundayız. Ben bunu Binali Yıldırım’a söyledim. AB’nin fasıl açmasını neden bekliyoruz? Bizim irademiz, aklımız yok mu? Tüm demokratik düzenlemeleri yapalım, ne fasılı kardeşim biz zaten yaptık hepsini diyelim. Bu ülkenin siyasetçileri, bu ülkenin insanlarının 3. Sınıf demokrasiye mahkum edilmemesini istemek zorundalar. Biz birinci sınıf demokrasiyi ülkemize getirmek zorundayız. Bunun için AB fasıl açtı yok kapattı. Bunları ortadan kaldırmak zorundayız.
BİZDE HERŞEY SİYASETE KİLİTLENDİĞİ İÇİN…
Hepiniz istikrar istiyorsunuz. İstikrar ne diye sözlüğe baktım sizin adınıza. Düzenlilik, düzenlilik içinde sürüp gitme, kararlılık. Güzel. Ekonomide var mı? Yok. Demokraside, normal yaşamda, yönetimde istikrar var mı? Yok. O zaman kararlılık nerede bunun? Benim siyasi ve bürokratik yaşamımda en fazla duyduğum söz istikrar. AB ülkeleriyle kıyaslıyoruz. Aslında siyaset normal yayında zemininde yürüyebilirse aslında çok fazla ülke için çok fazla yapacağı bir şey yok. Öngörüleri gerçekleştirmek için, büyümesi için ülkenin, öngörülen hedefleri belirlerseniz, kamu ve özel sektör beraber gerçekleştirirler. Devleti yönetmek en kolay şey. Çünkü devlet yönetiminde herkesin görevi yasalarla, yönetmelik, tüzüklerle belirlenmiştir. İhale nasıl yapılacak, genel müdür, odacı ne yapacak? Bütün bunların hepsinin tanımı var. Sorun nereden kaynaklanıyor? Siyaset kurumu yasalara ve kurallara aykırı bürokrasiye talimat verdiğinde sorun orada çıkıyor. İhaleyi ona değil buna ver. Liyakati öldürüyorsunuz o zaman. Belçika’da hükümet kurulamadı. Kimse kalkıp mahvolduk ne olacak demedi. Çünkü bürokrasi tıkır tıkır çalışıyordu. Bizde ise herşey siyasete kilitlendiği için siyasi otorite en ufak şeye doğrudan müdahale ettiği için sistem tıkanabiliyor belli zamanlarda.
KÖTÜ YÖNETİLİYORUZ
Kötü yönetiliyoruz. Örnek vereceğim. Merkez Bankası’nın yasası var. 1211 sayılı yasa. Madde 4, bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka bunu sağlamak için uygulayacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler. Siyasi otoriteden bağımsız olarak. Güzel. Peki 2021’de bir kararname çıktı. Cumhurbaşkanlığı Fiyat İstikrarı Komitesi kuruldu. MB dışında. Bu ne anlama geliyor? Parlamentonun MB’ye verdiği bir yetkinin Cumhurbaşkanlığı tarafından elinden alınıp başka bir yere verilmesi demektir. O zaman devletin yönetiminde istikrar olur mu? Olmaz. Dolayısıyla temelde yönetimde bir sorunumuz var. Yönetim sorunumuz var.
EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY 2009 YILINDAN BERİ TOPLANMIYOR
Bir örnek daha vereyim. Ekonomik ve Sosyal Konsey. Referandumla Anayasal bir kurum haline geldi. Kuruluş amacı neydi? Ekonomik ve sosyal yaşamda sorun çıkarsa, potansiyeli varsa işin aktörleriyle siyaset kurumunun biraraya gelmesi ve çözüme yönelik politikaların oluşturulması. Enflasyon mu yükseliyor. Çağrılacak iş dünyasından. Sorun nedir? Oturacaklar konseyde tartışıp çözüm üretecekler. Yasaya göre 3 ayda bir toplanması gerekiyordu. Bu kalktı. Konsey en son 2009 yılında toplandı. Pandemi döneminde dahi.
DEMOKRATİK STANDARTLARI YÜKSELTMEZSENİZ BÜYÜYEMEZSİNİZ
Sorunları uzun uzun anlatmanın mantığı yok. Hepiniz zaten sorunların içindesiniz. Siz aynı zamanda elinizi taşın altına da koymuş kişilersiniz. Sorunların nasıl aşılacağı konusunda düşüncelerimi aktarmak isterim. Bir ülkede demokratik standartlar yüksek değilse, asla ve asla sağlıklı büyüyemezsiniz. Saygınlık kazanamazsınız. Demokratik standartların yüksek olması herkesin can ve mal güvenliği, hukuki güvence altında olması demektir. Demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti. Yargı bağımsızlığını sağlamak zorundayız. Yargıç atamaları yapılıyor mesela. Bazılarını parlamento yapıyor. Bizim partiden mi değil mi, bizim partiden ise atamasını yapalım, değilse onu bir köşeye çekelim. Parlamentoya geldiği zaman yargıcın özgeçmişine bakmak lazım, kaç kararı Yargıtay tarafından onandı, yazdığı makale var mı yok mu. Bunlar yapılmıyor. Böyle bir seçimin yapılması lazım. Siz yargıç atayacaksanız öncelikle buna bakacaksınız. Devlet liyakatle yönetilir.
SİYASETİN KİRLİLİKTEN ARINMASI LAZIM
Siyasetin kirlilikten arınması lazım. Siyaset kirlilikten arınmış değil. Bir kişi siyasete girip enginleşiyorsa orada sorunumuz var demektir. 27,5 yıl kamuda çalışan birisi olarak siyasette zenginleşmek mümkün değildir arkadaşlar. Bir siyasi ahlak kanunun çıkması lazım.
DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NEDEN KAPATILDI?
Türkiye’nin üretmesi lazım. Her alanda üretmesi lazım. Herşeyi ithal eder hale geldik. Konya’dan küçük Hollanda bizim on katımız tarım ürünü ihracatı yapıyor. Niye biz yapamıyoruz, hangi gerekçeyle yapamıyoruz? Eskiden Devlet Planlama Teşkilatı vardı. Nerede? Kapatıldı. Niye, hangi gerekçeyle kapatıldı? Kaynakları nasıl en verimli şekilde kullanırsınız planlama. Stratejik planlama teşkilatı kuracağız biz. En nitelikli insanları istihdam edeceğiz. Ülkeler yüz yıllık planlama yapıyor, biz kapatıyoruz. Bu düzenin değişmesi lazım. Hakça bir düzenin gelmesi lazım. Planlama kaynakların en verimli şekilde kullanılması demektir. Yoksa ülkeyi sağlıklı büyütemezsiniz.
TEKNOLOJİ LİSELERİ KURACAĞIZ
Bütün organize sanayi bölgelerinde teknoloji liseleri kuracağız ve yatılı olacağız. Alt yapısını tümüyle organize sanayi bölgesi oluşturacak, müfredatı birlikte belirleyecekler. Öğrenci 3.sınıftan sonra staja başlayacak. Sigorta pirimini devlet ödeyecek. Mezun olunca da işi hazır olacak. Üniversiteye gitmek istiyorsa. İzdüşümü üniversiteye artı puan ile gidecek. Teknoloji liseleri ihtiyaç duyduğunuz ara eleman ihtiyacını da büyük oranda giderecek.
REKTÖRÜ BEN TAYİN EDECEĞİM, BENİM ADAMIM OLACAK, OLMAZ!
Türkiye’nin çip üretmesi lazım. Evet. Bu işi yapacak olan firmalara her türlü desteği vermelisiniz. Siz makine halısını yapan makinaları üretmek istiyorsanız, orada çip kullanmak istiyorsanız asıl nüveyi üretmek zorundasınız. Bunun yapılması lazım. O açıdan üniversiteler çok önemli. Rektörü ben tayin edeceğim, benim adamım olacak. Olmaz. Olmaz. Bilgiyi, üniversiteyi mahvedersiniz. Her üniversite kendi kültürünü oluşturur. Onlar sıcak siyasetin konusu olmaz. Bırakın sıcak siyasetin konusu olmayı, üniversitelerde her türlü düşünce özgürce tartışılmak zorunda. En aykırı düşüncelere imkan tanımalısınız. En aykırı düşünceler toplumu değiştirip dönüştürebilir.
DÖRDÜNCÜ VİZYON SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Dördüncü vizyon sürdürülebilirlik. Demokrasi sürekli gelişen bir kavram. Şimdi katılımcı demokrasi diyoruz. Elin oğlu yol yaparken bile sandığı koyuyor oraya.
ESİAD KONSEY BAŞKANI ŞÜKRÜER OLMASI GEREKEN SİYASETÇİ TARİFİNİ ANLATTI
ESİAD Genel İstişare Konseyi Toplantısı’nın açılışını Sıtkı Şükrüer yaptı. Konuşmasına Nasıl bir Türkiye ve siyasetçi profili’ üzerine konuşan Şükrüer, “Ülkemizin ve tüm dünyanın doğruları ifade eden dürüst bir siyaset anlayışına ertelenemez bir şekilde akut ihtiyacı var. Belki galip ilk anda mağlup sayılır. Muhaliflerin kötü kullanımlarına konu edinilebilir. Ancak samimiyet oluğusun kitlelere gidişi telaşa gerek yoktur. Bizlerin sizlerden beklediği budur. Bunları zaten en iyi bilen siyasetçilerden en başında olduğunuzu biliyoruz. Huzurlu, barışçıl bir ülke düşleyen, çilekeş toplumumuz artık böyle bir seviyeyi özlediğini, hakettiğini kavrayan İzmirlilerin sizlerden beklentisidir” diye konuştu.
ŞÜKRÜER: SİYASİ VE EKONOMİK ÇALKANTILAR İSTEMİYORUZ
“Bizler Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına yaklaşırken huzurlu ve dingin olmak istiyoruz. Siyasi ve ekonomik çalkantılar istemiyoruz. Bir şeylerin bir yerlerden başlayarak değişmesi gereği aşikar. Belki de ilk önce siyasetçilerimizin siyaset yapma biçimlerinden başlanılması gerekiyor. Yeryüzünde medeni bir toplum olunmasının parametreleri belli. Bunların siyasetçilerimiz tarafından bilinmemesi mümkün değil. Ancak taşra politikası kültürüyle tutum alınması bir kısım politikacılarımız tarafından ısrarla tercih ediliyor. Ülkemiz için farklı bir siyaset ve siyasetçi anlayışımıza önderlik yapacağınıza dair beklentimiz var” diyen ESİAD Konsey Başkanı Sıtkı Şükrüer, seçmenin nabzına göre şerbet verilme amacı güden tutum ve açıklamaların uzun vadede ülkeye zarar verdiğini söyledi.
ŞÜKRÜER: SAKINMADAN, SAKLANMADAN, DÜRÜST DEMOKRAT OLMANIN KAYBETTİRECEĞİ ANLAYIŞI HAKİM ANCAK…
Şükrüer, İskandinav tipi siyasetçi örneğini vererek, bir siyasetçi olması gereken özellikleri şöyle anlattı- “Seçmenlerine ters gelmeyecek kelimeler kullanıyorlar. Böyle olunca kitlelerin nabzına göre şerbet verildiği zannedilirken rasyonalite iskelesinden kurtulunuyor ve kendi kişisel kalitelerinden uzaklaşıp sahiciliklerini kaybediyorlar. Oysa böylesi bir tutuma yönelmeyi aklından bile geçirmeyen İskandinav tipi politikacı örneğini medyada yıllardır izliyoruz. Bizde eyyamcı anlayışlarla ve sürekli irtifa kaybederek bu sebeple, tek tipleşmeye eğilimlidir. Yalın gerçekler, vicdan, evrensel değerler, olması gerekeni açık olarak işaret etse de netameli alanlara girmek maalesef tehlikeli ve yasaktır. Sakınmadan, saklanmadan, dürüst demokrat olmanın siyaseten kaybettireceği anlayışı hakim. Oysa bu anlayışın kaybettirdiğini artık idrak etmeliyiz. Hangi tavrın icap ettiğini milyonlarca duyarlı insan bekliyor. Milyonların dünya görüşleri bellidir. Bu ülkenin iyi kalpli, duyarlı demokratları önce insan demektedir.
ŞÜKRÜER: İTTİFAK DENGELERİ ADINA İNSAN HAKLARININ ÇİĞNENMESİNE VE ÇÜRÜTÜLMESİNE MÜSAADE ETMEZLER
Duyarlı milyonların, neler istediğini ve nasıl düşündüğünü de betimleyen Şükrüer, “İttifak dengeleri adına temel insan haklarının çiğnenmesine ve çürütülmesine müsaade etmezler. Refahtan ziyade mutluluk odaklıdır. Kültürel üretimle de ilgilidir. Ekonomiyi paylaşım ve bölüşümden bağımsız değerlendirmezler. Milli ve dini konuların ayrımcılık meselesi olmasına karşı dururlar. Bunları siyasetin malzemesi yapanların üzerine gider ve çekinmeden de teşhir ederler. Din, vicdan ve düşünce hürriyetini temel insan hakkı olarak kabul ederler. Siyaseti ve siyasetçileri meslek olarak görmezler. Devlet aygıtının toplumsal huzuru ve adaleti temin eden bir yapı olması için çaba sarf ederler. Erbakan’ın garson devlet söylemleri gibi” dedi.
ŞÜKRÜER: ARADIĞIMIZ DEVLET ADAMLIĞI…
ESİAD Konsey Başkanı Sıtkı Şükrüer, toplumun ve kendilerinin istediği politika ve politikacı tanımlaması konusundaki açıklamalarını şöyle sonlandırdı- “Saygın, savunulabilir, hak ve özgürlüklere değer veren, ılımlı olmayı zayıflık addetmeyen, uluslararası ilişkilerde çıkar arayışlarını abartmayan anlayışta olurlar. Bu vasıfları gerçek bulmayanlar olabilir. Aradığımız devlet adamlığı, düzgün olmanın rantına ve prestijine talip olmaktır. Dünyanın giderek yaşanmaz hale getirildiği yönetim anlayışlarından yıprandık. Artık böyle bir siyaset tarzı bu ülkeye haksızlık olarak görüyoruz. Vasata göre biçimlenen anlayış idealistleri de maalesef aynı çukura sokuyor.”
MUSTAFA KARABAĞLI: YEŞİL MUTABAK EKSENLİ DÖNÜŞÜM
ESİAD Başkanı Mustafa Karabağlı da Şükrüer’in ardından bir konuşma yaptı. Başkan Mustafa Karabağlı da ekonomik veriler hakkında açıklamalarda bulundu. Karabağlı, Yeşil Mutabak eksenli dönüşümün bir an önce yapılması gerektiğini belirtti.
KARABAĞLAR: REFORMLARA GERİ DÖNÜLSÜN, AB MUKTESEBATINA UYUM ÇALIŞMALARI CANLANDIRILSIN
Başkan Karabağlar, dijital dönüşümün hızla yapılmasını vurgulayarak, AB ile ilişkiler ve Gümrük Birliği çalışmalarının güncellenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Karabağlar, şöyle konuştu: “Uluslararası kaynak ve AB fonlarının kullanımının destekleneceği belirtilmektedir. Yeşil ekonomiye geçişin bütçeye nasıl bir yük oluşturacağı belirsiz. AB Toparlanma Fonu’ndan üye devletlerin yararlanmasını uyum koşullarına uyulmasına bağlamıştır. Bütçeden nasıl pay aktarılacağı belirsiz olduğu sürece yapısal bir dönüşüm programı kapsamında özel sektörün önünü görmesi ve planlama yapması sözkonusu değildir. Yapılması gerekenleri takip ediyor ve katkı koyacağımızı belirtmek istiyorum. Dijital dönüşüm de şarttır ülkemizde. Pandemi öncesi başlamış olan dönüşüm süreci pandeminin etkisiyle hızlandı. Sürdürülebilir tarım için tedbirler alınmalı. Türkiye iklim değişikliğinin tarım ve gıda sektöründeki etkileri açısından dünyanın en hassas bölgelerinden biri. Tarım politikalarının yeniden belirlenmesi gerekmektedir. Geleneksel tarım politikalarının gözden geçirilmesi, dijitalleşmeye geçilmesi tarım ihracatı açısından da önemlidir. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve AB ilişkileri açısından olumlu bir nokta göremiyoruz. Gümrük Birliği’nin güncellenmesinde dahi karşımıza siyasi engeller çıkıyor. Türkiye’nin AB katılımı konusundaki kararlılığını reformlarla desteklemediği görülüyor. AB’nin bir süredir katılım perspektifi sunmadığı da bir gerçek. AB’nin artık değerler değil çıkarlar üzerinden bir ilişki yürütüyor. Reformlara geri dönülmesini ve AB müktesabatına uyum çalışmalarının canlandırılmasını, somut adımlar atılmasını olmazsa olmaz olarak görüyoruz. Bu çalışmaların dağınık bir şekilde değil ciddi, planlı ve kararlı bir şekilde olması gerektiğine inanıyoruz.”
KARABAĞLAR: DÜZENSİZ GÖÇ MESELESİ CİDDİ BİR TEHDİT
ESİAD Başkanı Mustafa Karabağlar, düzensiz göç sorununa da değinerek, “Düzensiz göç meselesi ciddi bir tehdit. AB’den sadece maddi destek alınması yeterli değil. Şu anda 3.7 milyon Suriyeli var. Vatandaşlığa alınanları da katarsak bu sayı 4 milyonu buluyor. İzmir 8. Sıra ile ilk on il arasında yer alıyor. İzmir’de 149 bin 17 Suriyeli bulunuyor. Afgan göçü ile karşı karşıyayız. Düzensiz göçü kısa vadede engellemek mümkün değil. İşin vicdani ve insani yönü var. Gerçekçi politikalar atılması gerektiği konusunda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum.
Yeni Anayasa çalışmalarına da değinmek istiyorum. Yürütme, yargı, yasama arasında denge ve denetleme yapılmadığı eleştirileri yapılmaktadır. Demokratik, laik, hukuk devleti anlayışıyla gerçekleştirilecek her türlü çalışmayı destekliyoruz” ifadelerini kullandı.
