DEMOKRAT GÜNDEM-İzmir Büyükşehir Belediyesi Nisan ayı olağan meclis oturumu, Meclis Başkanı Zafer Levent Yıldır idaresinde gerçekleştirildi.
Gündem dışı konuşmalarda, kentin günlerdir konuştuğu Meslek Fabrikası’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devri ve ardından başlayan direniş süreci meclis üyelerini karşı karşıya getirdi.

SEVİL: “CEMİL TUGAY KAHRAMANLIK HİKAYESİ YARATMAYA ÇALIŞIYOR”
AK Partili Meclis Üyesi Burçin Kevser Sevil, direnişi “mizansen” olarak nitelendirerek Başkan Cemil Tugay’ı sert bir dille eleştirdi: “Haksız yere bizim olan tapu dedi. Burayı tartışmayı doğru bulmuyorum. Sonuçta bir kanun çıkmış. Gerekli davalar açılmış, süreç yürütülüyor. Bu artık hukukun, mahkemenin işi. Kanunda hata olduğunu düşünüyorsunuz ilgili yollara başvurabilirsiniz.
Mahkemelerde Türk milleti adına karar veren en üst merci. Tapuyla ilgili kısım orayı ilgilendirir. Seçildiğiniz günden beri bu kentte bu belediyenin çatısı altında ölümle sonuçlanan birçok iş kazası meydana geldi. Son bir ay içerisinde çalışan iki kişinin canına mal olan şeyler yaşandı.
“KAHRAMANLIK HİKAYESİ ORTAYA ÇIKMADI, ÇIKMAYACAK”
Meslek Fabrikası’nın önünde günlerdir oturma eylemi yapıyorsunuz, ilçe örgütlerinizi nöbete çağırıyorsunuz. 2021 yılında Adıgüzel Vakfı’na tahsis edilseydi siz Meslek Fabrikası’nı nerede kuracaktınız? Hababam Sınıfı usulü bir ortam yaratıyorsunuz ya ben bu soruyu gerçekten soruyorum. Tahsis etseydiniz Meslek Fabrikası’nı nerede icra edecektiniz? Cemil Tugay kahramanlık hikayesi yaratmaya çalışıyor. O kahramanlık hikayesi ortaya çıkmadı, çıkmayacak.”
“MASAL EVLERİNİ NEDEN KAPATTINIZ?”
AK Partili Meclis Üyesi Sevil, Yeşilay vurgusu yaparak konuşmasına şöyle devam etti: “Burayı Yeşilay yapalım dedik. Bugün Yeşilay’a kamu yararı statüsünde olduğuna dair imza atan kişi Mustafa Kemal Atatürk değil mi? Belediye başkanı kendini buradan kahraman olarak çıkarmak istiyor. Kahraman olmak istiyorsanız eğer belediye kanunu tekrar açın okuyun.
Bu kanuna göre asli görevleriniz neyse önce oradan başlayın kahramanlık hikayesi yazmaya. Bu kentte hala altyapı problemleri, çukurlar var. Madem bu kadar bu kentin vatandaşlarını düşünüyordunuz Masal Evleri’ni neden kapattınız? Masal evlerinde de ekonomik durumu yerinde olmayan kadınlar gidip mesleki eğitim alıyorlardı. Neden kapattınız? O zaman bunu açıklayın.”
LEVENT YILDIR: “SÜRECİ YÖNETEMEYEN SİZSİNİZ, KAHRAMAN BU YÜZDEN ÇIKACAK”
AK Parti kanadından gelen eleştirilere yanıt veren İzBB Meclis Birinci Başkan Vekili Zafer Levent Yıldır, iktidar temsilcileri arasındaki söylem birliği eksikliğine dikkat çekti ve şu ifadeleri kullandı: “Şimdi tabii bu bir bakış açısı, sizin bakış açınız. Bunu bir mizansen olarak niteliyor olabilirsiniz, buna hikaye, öykü diyor olabilirsiniz. Ama benim izlediğim kadarıyla medyada ilk açıklama ‘çökme demeyelim, el koyma diyelim’ şeklindeydi. Burası bir hukuk fakültesine tahsis edilecekti, Katip Çelebi Üniversitesi’ne diye biliyorum.
“KENDİ MİLLETVEKİLLERİNİZ ARASINDA SENKRONİZASYON SORUNU VAR”
Bir milletvekili açıklamıştı. Sonra bir takım gelişmeler oldu, başka bir milletvekili bu kez Yeşilay’a kesinlikle tahsis edileceğine dair açıklama yaptı. Bizi zaman zaman senkronize olamamakla suçluyorsunuz ama kendi milletvekilleriniz arasında da bir senkronizasyon sorunu olduğu görülüyor. Daha sonra Vakıflar Genel Müdürü bir açıklama yaptı; ‘kafe ve kütüphane yapacağız’ dedi. Hatta ‘5 milyona kiraya vermek isteyen var’ gibi ifadeler kullandı.”

“BİR KAHRAMAN ÇIKIYORSA, BU SİZİN SÜRECİ YÖNETEMEMENİZDEN KAYNAKLANIYOR”
Yıldır, “kahramanlık” eleştirisine ise şu sözlerle son noktayı koydu: “Bizi tutarsızlıkla eleştirirken bunlara da bakmanız gerekmiyor mu? Süreci yönetmekten bahsediyorsunuz ama süreci yönetemediğiniz ortada. Hatta şu an süreci yönetemeyen taraf siz gibi görünüyorsunuz. Eğer bir kahraman çıkıyorsa, bu sizin süreci yönetememenizden kaynaklanıyor olabilir. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün binlerce yeri var. Hukuk fakültesi, Yeşilay, kafe ya da kütüphane için düşünülen yer bir tek burası mı?”
UĞUR İNAN ATMACA: “DAHA ÖNCE NEDEN REAKSİYON GÖSTERMEDİNİZ?”
AK Partili Grup Sözcüsü Uğur İnan Atmaca ise mülkiyet tartışmasına farklı bir boyut getirdi ve “Sadece binaya endeksliyorsunuz ama Ege Şehir’e devredilen parseller İzmirlinin değil mi? Daha önce İstanbul’daki vakıfa verilmesi konuşulduğunda neden reaksiyon göstermediniz?” diye sordu.
CANDAŞ YETER: “ATATÜRK’ÜN İMZASINA ASGARİ SAYGI GÖSTERİLMEDİ”
CHP Grup Sözcüsü Candaş Yeter ise işsizlik verileri üzerinden yüklendi. Yeter, “İşsizlik oranlarında açık ara lideriz. İzmir’e yakıştıramıyoruz. Meslek Fabrikası’na çözüm olmaya çalışırken engellendik. Acelece indirdiğiniz o kararı imzalayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk. En azından mahkeme kararını bekleme sabrı göstermediniz. Atatürk’ün imzası olduğu karara asgari saygı da gösterilmedi” dedi.
BAHADIR ALTINKESER: “VAKIFLARI MAFYAVARİ BİR KURUM HALİNE GETİRDİNİZ”
MHP Grup Başkanvekili Bahadır Altınkeser ise belediyenin üslubunu eleştirerek şunları söyledi: “Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne gerekli saygı gösterilmiyor. Vakıflar’ı mafyavari bir kurum haline getirdiniz. Suçladığınız Vakıflar da Mustafa Kemal Paşa’nın reformlarıyla kuruldu. O karara gösterdiğiniz saygıyı Vakıflar’a da gösterin. Kutuplaşma kimseye fayda getirmez.”
Tüm konuşmacılardan sonra söz alan İzBB Grup Başkanvekili Yağmur Yurdakul Özkan ise Meslek Fabrikası’nın tahliye sürecini başından sonuna ayrıntılarıyla anlattı.

YAĞMUR YURDAKUL ÖZKAN: DEVREDİLMEYE ÇALIŞILAN VAKIF HAYALİ VAKIF
CHP Grup Başkanvekili Yağmur Yurdakul Özkan: “Madem öyle kanun maddesine geri dönelim. Şimdi kanun ortada deniyor ya, kanun şöyle diyor; vakıf yolu ile meydana gelip de her ne suretle olursa olsun hazine, belediye, il özel idareleri, köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş vakıf ve kültür varlıklarının mazbut vakfına devredilmesi.
Şimdi burada unsur ne biliyor musunuz? Bu kanunun unsurlarından bir tanesi söz konusu taşınmazın vakıf yolu ile meydana gelmiş olması. İkincisi ise devredilmeye çalışılan vakfın mazbut vakıf olması. Ne demek mazbut vakıf? Hayali olmayan, organları olan, herhangi bir şekilde devredilmemiş olan, ilk o tarihlerden bugüne kadar varlığını sürdüren vakıf demek.
“YANİ O HAYALİ VAKIF HUKUKİ NİTELİĞİNİ YİTİRMİŞ”
Şimdi bahsi geçen o vakıf 1893 yılında hukuken sona ermiş. Malları da Maarif Nezareti’ne tüm mal varlıklarıyla devredilmiş. Yani hukuki niteliğini yitirmiş. Dolayısıyla ortada bir mazbut vakıf var mı? Yok. Başkanımızın ‘hayali vakıf’ demesinin nedeni de bu.
İkinci olarak, bu yapının vakıf yoluyla meydana geldiğini dava dosyasında kanıtlayan bir tane bile evrak yok. Ne Vakıflar bunu kanıtlayabilmiş durumda, ne Sayın Grup Başkanvekili ne de itiraz eden diğer kişiler.
“BU TESCİL BU NEDENLE YOLSUZ TESCİLDİR”
Dolayısıyla kanunun unsurları karşılığını bulmadığı için bu tescil yolsuz tescildir. Belediyemiz de bu nedenle dava açmıştır. Bir değil, iki değil, beş tane dava açtı. Tapu iptali için açtı, haksız tahliyenin durdurulması için açtı, varlık işlemine karşı açtı.
“BÜYÜKŞEHİRE DÖNERSE KAMU ZARARI OLACAK”
Şu an tahliyenin neden yapılmaması gerektiğini söylüyoruz. Çünkü tapu iptal tescil davası sonucunda bu unsurların karşılanmadığı tespit edilirse ve mülkiyet tekrar Büyükşehir Belediyesi’ne dönerse, şu ana kadar yapılan işlemler ne olacak? Kamu zararı olacak.
“ANAYASA’NIN 35. MADDESİNİ İHLAL EDİYORSUNUZ”
Bunun dışında anayasa boyutuna da değinmek gerekir. Anayasa’nın 127. maddesinde yerinden yönetim ilkesi var. Siz yerel yönetimlerin görüşünü almadan hareket ederek bunu ihlal ediyorsunuz. Ayrıca geriye dönük bir biçimde kanun işleterek mülkiyet hakkını, yani Anayasa’nın 35. maddesini ihlal ediyorsunuz.
Kültürel mirasın korunması adı altında tek boyutlu bir yaklaşım sergileniyor. Yerel aktörler dışlanıyor, halkın görüşü dikkate alınmıyor. Toplumsal katılım yok sayılıyor. Yıllardır belediyelerin bakımını yaptığı bu varlıklarda belediyelerin kaynaklarına ve tasarruf haklarına müdahale edilmiş oluyor.
“ŞERH BEDELİ ÖDENEREK KALDIRILMIŞSA ARTIK MÜLKİYET SERBESTTİR”
Vakıflar Kanunu’nun 18. maddesi de açık. Eğer bir şerh bedeli ödenerek kaldırılmışsa artık mülkiyet serbesttir. Bu saatten sonra vakıflar şerhe dayalı mülkiyet hakkı iddia edemez. Meslek Fabrikası’nda da durum tam olarak budur. Vakıflar bir bedel belirledi, belediye bu bedeli ödedi ve şerh kaldırıldı. Buna rağmen yeniden şerh varmış gibi işlem yapılması açıklanamıyor.
“ÖNCE FAKÜLTE, SONRA YEŞİLAY, ARDINDAN KÜTÜPHANE DENİLDİ”
Diğer taraftan süreçle ilgili farklı açıklamalar yapıldı. Önce hukuk fakültesi denildi, sonra Yeşilay denildi, ardından kiralama ve kütüphane gibi farklı ifadeler kullanıldı. Burada kanunu tüm unsurlarıyla açıkladık. Ortada görülen tek bir şey var; Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin cezalandırılması. Ellerindeki mal varlıklarının kanuna dayanmayan yöntemlerle alınması söz konusu.
“BU NEDENLERLE SİYASİ BİR OPERASYONDUR”
Bu nedenle bunun bir siyasi operasyon olduğunu düşünüyorum. Ayrıca yapılan kanun değişiklikleriyle kapsam genişletilerek sadece belediyeler değil, şirketler de dahil edildi. Mülkiyet hakkı somut verilere dayanır, keyfi şekilde ihlal edilemez. Bu yüzden anayasa ile güvence altına alınmıştır. Ancak getirilen düzenlemelerle çok soyut ifadeler üzerinden müdahale imkanı yaratılmıştır.”
İlginizi çekebilir: Mecliste Menemen’de kat artışı talebi tartışması