Prof. Mikdat Kadıoğlu değerlendirdi: Türkiye'de afetler, iklim krizi ve kuraklık…

Türkiye'de ve dünyada birbiri ardına yaşanan afetler ve iklim krizine bağlı sorunların tek bir nedene dayanmadığını belirten İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji ve Afet Yönetimi Öğretim Üyesi Prof. Mikdat Kadıoğlu, “Afetlerde tek sebep veya sorumlu aramak işin biraz kolayına kaçmaktır. Afetlerin olması için önce bir tehlikenin olma olasılığı olmalı. Sonra bu tehlikeye maruz kalabilecek insan […]

Türkiye'de ve dünyada birbiri ardına yaşanan afetler ve iklim krizine bağlı sorunların tek bir nedene dayanmadığını belirten İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji ve Afet Yönetimi Öğretim Üyesi Prof. Mikdat Kadıoğlu, “Afetlerde tek sebep veya sorumlu aramak işin biraz kolayına kaçmaktır. Afetlerin olması için önce bir tehlikenin olma olasılığı olmalı. Sonra bu tehlikeye maruz kalabilecek insan ve inşan yapısı bir şeyler bulunmalı. Sonra da tehlikeye maruz kalacak olanların tehlikeye karşı savunmasız olması lazım. Bunların hepsi bir araya gelince ortaya afet çıkıyor” dedi.

MELTEM SUAT-DEMOKRAT GÜNDEM- (TELİF HABER)- Türkiye bu yıl en uzun kışlarından birini yaşadı. İstanbul’da günlerce erimeyen kar nedeniyle kent tarihinde uzun zaman sonra ilk kez kar nedeniyle yollar kapandı, binlerce araç otobana ve TEM otoyoluna terk edildi. Beklenen yaz mevsimi uzun süre gelemedi. Geçtiğimiz Haziran ayında Ankara’da şiddetli yağış sırasında sel meydana geldi. Birçok ev ve iş yeri su altında kaldı ve araçlar yollara saplandı. Sel felaketinde 4 kişi hayatını kaybetti.

Geçtiğimiz yaz Marmara’da ortaya çıkan musilaj ve Ege’de günlerce süren orman yangınlarıyla boğuşan Türkiye bu yıl ise tam anlamıyla yaz mevsimini yaşayamıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünce (MGM) hazırlanan "Türkiye Meteorolojik Afetler Değerlendirmesi (2010-2021)" raporuna göre, son 12 yılda 8 bin 274 meteorolojik karakterli afet kaydedildi. Son 12 yılda en çok meteorolojik afetin meydana geldiği yıl, 2021 oldu.

AFAD VERİLERİNE GÖRE TÜRKİYE'DE GEÇEN YIL 177 SEL, 107 HEYELAN OLDU

'Fırtına', 'şiddetli yağış ve sel' ile 'dolu' en sık görülen üç afet olarak kayıtlara geçti. Rapora göre şiddetli yağış/sel ve dolu afetleri en fazla haziran ayında yaşandı. Son 12 yılda haziran ayında 500'den fazla sel felaketi meydana geldi. AFAD verilerine göre sadece geçen yıl ülke çapında 177 sel ve su baskını ile 107 heyelan görüldü. Aynı dönemde doğa kaynaklı olayların yüzde 20’ye yakını sel ve su baskınları, yüzde 12’ye yakını da heyelan olarak kayda geçti.

Birleşmiş Milletler’in (BM) yayınlandığı IPCC İklim Raporu da, su seviyelerinin yükselmesinin de etkisiyle 2100 yılına kadar kıyı bölgelerde yaşayan milyonlarca insanın sel felaketlerine maruz kalacağı ifade ediyor. Türkiye yaz mevsiminde sel ve yağışla boğuşurken Avrupa ise şiddetli sıcaklara teslim oldu. Avrupa'nın batısında etkisini gösteren sıcak hava dalgası orman yangınlarına yol açarken binlerce kişi evlerinden tahliye edildi.

İKLİM VE HAVA İKLİM KAVRAMLARI BİRBİRİNE KARIŞTIRILIYOR

Portekiz’de hava sıcaklığı 40 santigrat dereceyi geçti. Türkiye’ye yaz mevsiminin tam anlamıyla gelmemesi akıllara iklim krizini ve dört mevsim kuşağından çıkıyor muyuz? sorusunu getirdi. Konu hakkında DemokratGündem’e konuşan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji ve Afet Yönetimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu hava ve iklim kavramlarının birbirine karıştırıldığını belirtti.

MİKDAT KADIOĞLU: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ HAVA DURUMUNA BAKARAK DEĞERLENDİREMEYİZ

İTÜ Meteoroloji ve Afet Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, “Hava bu. Hava, havai bir şeydir. Sürekli değişir durur. Hava ile iklim kavramlarını birbirine karıştırıp artık birbirlerinin yerine kullanır olduk. Evet iklim değişiyor ama onu hava durumlarına bakarak söyleyemeyiz. Türkiye’de hava sıcaklıkları, yağışlar, orman yangınlarının sayısı, deniz su seviyesi ve benzerinin uzun yıllar ortalamasında belirgin bir değişiklik var. Küresel iklim değişikliği ile bu durum daha da hızlanacak. Dört mevsim konusu da çok tartışmalı bir konu. Dünyanın Güneş etrafındaki yörüngesi üzerinde en uzak noktaya yaz, en yakın noktaya kış demişiz. Bu iki mevsimin arasındaki orta noktalara da bahar adları vermişiz. Bu tanımlama tümüyle dünyanın astronomik hareketine bağlı. Yani havanın bundan haberi yok. Aslında Dünya’nın yüzde 99,9’unda üçer aylık bir süre ile birbirine eşit dört adet mevsim yoktur. Mevsimleri böyle tanımlayıp havanın da buna uymasını beklemek yanlış oluyor” diye konuştu.

AFETLERDE TEK NEDEN VE SORUMLU ARAMAK İŞİN KOLAYINA KAÇMAK

Prof. Kadıoğlu, Türkiye'de ve dünyanın farklı ülkelerinde ardı ardına yaşanmaya başlanan afetlerin nedeninin tek bir neden ya da sorumluya bağlı olmadığını vurgulayarak, “Afetlerde tek sebep veya sorumlu aramak işin biraz kolayına kaçmaktır. Afetlerin olması için önce bir tehlikenin olma olasılığı olmalı. Sonra bu tehlikeye maruz kalabilecek insan ve inşan yapısı bir şeyler bulunmalı. Sonra da tehlikeye maruz kalacak olanların tehlikeye karşı savunmasız olması lazım. Bunların hepsi bir araya gelince ortaya afet çıkıyor. Küresel iklim değişikliği sadece hava olaylarının şiddetini ve sıklığını da artırıyor. Örneğin dere yataklarının yerleşime açılması gibi yanlış arazi kullanımı politikaları insanların şiddetli afetlere maruz kalmasını ve dolayısıyla afet uğramasında çok daha büyük rol oynuyor” ifadelerini kullandı.

Demokrat Gündem

Exit mobile version