Yeşilay İzmir Başkanı Ömer Yahşi: “Bu endüstriye verecek evladımız yok”

Yeşilay İzmir Şube Başkanı ve İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ömer Yahşi, kentteki basın mensuplarıyla bir araya gelerek bağımlılıkla mücadele stratejisini açıkladı. İzmir genelinde 13 merkez ve 4 Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) ile sahada olduklarını belirten Yahşi, küresel bağımlılık endüstrisine karşı tam mahremiyet ve sıfır ücret ilkesiyle çalıştıklarını vurguladı.

Yeşilay İzmir Başkanı Ömer Yahşi: "Bu endüstriye verecek evladımız yok"

DEMOKRAT GÜNDEM-İzmir’de bağımlılıkla mücadele çalışmaları, önleme, koruma ve iyileştirme unsurlarıyla genişletiliyor.

İzmir’de yayın yapan basın kurumlarının temsilci ve muhabirleriyle Balçova Termal Otel’de biraraya gelen İzmir İl Milli Eğitim Müdürü ve Yeşilay İzmir Şube Başkanı Dr. Ömer Yahşi, sanal kumardan elektronik sigaraya kadar gençliği tehdit eden yeni nesil bağımlılık türlerine karşı yürütülen faaliyetleri paylaştı.

Yeşilay İzmir Başkanı Ömer Yahşi: "Bu endüstriye verecek evladımız yok"

Doğurganlık oranlarının düştüğü bir dönemde insan kaynağının korunmasının stratejik önemine değinen İzmir MEM Müdürü Dr. Ömer Yahşi, cezaevlerindeki mahkumların önemli bir kısmının bağımlılık kaynaklı suçlardan orada bulunduğunu hatırlatarak koruyucu önlemlerin bütçesel avantajlarına dikkat çekti.

İZMİR’DE 4 YEDAM, 2 TANE YOLDA

İzmir’deki tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin merkezinde yer alan Yeşilay Danışmanlık Merkezleri’nin (YEDAM) çalışma prensiplerini detaylandıran Dr. Ömer Yahşi, İzmir’de 4 adet YEDAM kurduklarını, 2 adet daha açacaklarını açıklayarak, YEDAM’larda başvuran herkesin tüm kimlik bilgilerinin gizli tutulduğunu ve süreçlerin ‘ücretsiz’ yürütüldüğünü vurguladı.

Yeşilay İzmir Başkanı Ömer Yahşi: "Bu endüstriye verecek evladımız yok"

“TEDAVİ OLMAK İSTEYEN HERKESİ YENİDEN HAYATA KAZANDIRIYORUZ”

YEDAM’larda yürütülen süreçlerin tamamen ücretsiz ve gizli tutulduğunu vurgulayan Yahşi, şu güvenceleri verdi: “YEDAM’a başvuran bir kişinin bağımlılığıyla ilgili bilgileri hiçbir şekilde savcılıkla, valilikle, kaymakamlıkla veya herhangi bir devlet kurumu ile paylaşılmaz. Tam mahremiyet vardır. Bunun yanında YEDAM’larda hiçbir ekonomik talep yoktur; sıfır ücretle hizmet verilir. Öğretmen, asker, polis ya da kumar bağımlısı fark etmeksizin, tedavi olmak isteyen herkes yeniden hayata kazandırılır.”

SANAL KUMAR BAĞIMLILIĞI TEDAVİSİNDE BAŞARI YÜZDE 83

Toplantıda ilk kez paylaşılan YEDAM veri analizlerine göre, son dönemin en büyük tehditlerinden biri olan sanal kumar bağımlılığına karşı yürütülen rehabilitasyon çalışmalarında yüksek başarı oranlarına ulaşıldı.

Yeşilay İzmir Şube Başkanı ve İzmir MEM Müdürü Dr. Ömer Yahşi’nin açıkladığı verilere göre, YEDAM bünyesinde destek alan danışanların, yüzde 80’i 3 aylık, yüzde 83’ü 6 aylık, yüzde 83,2’si de 9 aylık takipde yeniden kumar oynamadı ve temiz kaldı.

Yeşilay İzmir Başkanı Ömer Yahşi: "Bu endüstriye verecek evladımız yok"

“ÖNLEMEK 1 DOLAR, TEDAVİ ETMEK ONBİNLERCE DOLAR”

Dünyada reşit olmayan bireylere yönelik sosyal medya kısıtlamalarını örnek gösteren Dr. Ömer Yahşi; Avustralya’nın 16 yaş altına yasak getirdiğini, Fransa’nın 15 yaş altına ebeveyn izni şartı koştuğunu, Norveç ve Danimarka’nın da benzer yasal düzenlemeler üzerinde çalıştığını aktardı.

“ÖNLEMEYİ HIZLI YAPABİLİRSEK TEDAVİ MALİYETLERİ DE DÜŞER”

Türkiye’nin de bu konuda bir düzenleme hazırlığında olduğunu belirten Yahşi, bağımlılık yerleşmeden önce yapılan “önleme” çalışmalarının ekonomik boyutunu şu çarpıcı kıyasla ortaya koydu: “Yeşilay için önlemek çok önemli. Eğer önlemeyi hızlı bir şekilde yapabilirsek maliyet ciddi anlamda düşüyor. Önlemek 1 dolar ise tedavi etmek on binlerce hatta yüz binlerce dolara ulaşabiliyor. Bu nedenle 30 ilçede konferanslar düzenleyerek kanaat önderleri, muhtarlar ve okul aile birlikleriyle farkındalık oluşturuyoruz.”

“İZMİR’DE DURUM VAHİM DEĞİL”

Milli Eğitim verileri çerçevesinde bakıldığında İzmir’deki tablonun vahim bir boyutta olmadığını ve durumun kontrol altında olduğunu ifade eden İl Müdürü Yahşi, endüstrinin örgütlü yapısına karşı “Sağlıklı Yaşam Ligi” projesini hayata geçirdiklerini söyledi.

İzmir MEM Müdürü ve Yeşilay İzmir Şube Başkanı Dr. Ömer Yahşi, özel okulların da çok önemli destek verdiği proje kapsamında, 207 okuldan 125 bin öğrencinin doğa yürüyüşleri, trekking, bisiklet, koşu, yüzme ve kürek gibi sportif faaliyetlere yönlendirilerek bağımlılık riskinden uzaklaştırıldığı sözlerine ekledi.

“DOĞURGANLIK DÜŞÜYOR; KAYBEDECEK TEK BİREY YOK”

Yeşilay İzmir Şube Başkanı ve Milli Eğitim Müdürü Dr. Ömer Yahşi, bağımlılıkla mücadelenin sadece bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda bir ulusal güvenlik ve demografi meselesi olduğuna dikkat çekti.

Türkiye genelindeki nüfus dinamiklerine vurgu yapan Yahşi, şu çarpıcı veriyi paylaştı: “Savunuculuğu herkes yapmak zorundadır. Çünkü nüfus olarak azalıyoruz. Türkiye genelinde doğurganlık oranı 2,1’den 1,4’e düştü. Azaldığımız böyle bir dönemde, bu endüstriye israf edecek tek bir evladımız bile yoktur. Çocuklarımız bağımlılığa düştüğü zaman adeta elimizden kayıp gidiyorlar.”

“BAĞIMLILARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ BİR ŞEKİLDE SUÇA BULAŞIYOR”

Konuşmasının toplumsal yansımalar bölümünde, bağımlılığın adli vakalarla olan doğrudan bağını gözler önüne seren Dr. Ömer Yahşi, devletin ilgili birimlerinin sahada yaptığı tespitleri aktardı.

Bağımlılığın bireyi suça sürükleyen en büyük etkenlerden biri olduğunu belirten Dr. Ömer Yahşi, “Cezaevlerinde bulunan kişilerin önemli bir kısmının bağımlılıktan etkilendiğini ve bir şekilde bağımlılık nedeniyle suça sürüklendiğini net bir şekilde görüyoruz” diyerek durumun vahametini ortaya koydu.

“KÜRESEL ‘BAĞIMLILIK’ RİSKİNE KARŞI 1920 RUHUYLA MÜCADELE ŞART”

Yeşilay’ın tarihsel misyonuna ve kurumsal köklerine değinen Dr. Ömer Yahşi, mücadelenin küresel bir “işgal” girişimine karşı duruş olduğunu ifade etti.

Karşılarında çok örgütlü bir yapının olduğunu belirten Yahşi, ulusal mücadele hedefini şu sözlerle özetledi: “Karşımızdaki endüstri beş bağımlılık türünün hepsinde de çok iyi çalışıyor; tahrik, taciz ve istila edici bir şekilde işgale yönelik hareket ediyor. Biz durduğumuz zaman onlar daha güçlü oluyor. Bu yüzden evimize çekilip ‘Bana ne, bana dokunmadı ki’ diyebilecek bir lüksümüz kesinlikle yok. Nasıl ki 1920’de Mazhar Osman Yeşilay’ı kurarak ilk mücadeleyi başlattıysa, bugün de Hasan Tahsin’in ilk kurşunuyla kazandığımız o bağımsızlık gibi çocuklarımızın iradesini bu endüstriye teslim etmeyeceğiz.”

YAHŞİ’DEN BAĞIMLILIK HARİTASI

Yeşilay İzmir Şube Başkanı ve İzmir MEM Müdürü Dr. Ömer Yahşi, toplumsal tehdit haritası hakkında da bilgiler vererek , Türkiye’deki mevcut bağımlılık türlerinin genel bir röntgenini çekerek durum analizi yaptı.

“YENİ TEHLİKELERDEN BİRİ ELEKTRONİK SİGARA”

Dr. Ömer Yahşi, Türkiye genelinde yasaklı madde kullanımı noktasında durumun çok kötü olmadığını belirtti. Alkol bağımlılığıyla mücadelede eskiye oranla çok daha iyi bir noktada olunduğunu ifade eden Ömer Yahşi, en büyük tehditlerden birinin elektronik sigara olduğunu söyledi.

ÖMER YAHŞİ’NİN KONUŞMASINDAN SATIR BAŞLARI ŞU ŞEKİLDE:

YEŞİLAY’IN MÜCADELESİ

Yürüyüşler yapıyoruz, farkındalık oluşturuyoruz. Devlet de maddeyle alakalı geçen hafta çok ciddi operasyonlar yapıyor. Ama biz önlemeyle, korumayla alakalı çalışmalar yapıyoruz. Biz yapmaya devam edeceğiz. Çünkü siz durduğunuz zaman karşınızdaki endüstri çok daha güçlü oluyor.

Onun için evimize çekilip “Bana ne, bana dokunmadı ki” diyebilecek bir lüksümüz kesinlikle yok. İzmir’in bu anlamda devlet tarafından ve ilgili birimler tarafından maddeyle alakalı çok ciddi şekilde takip edildiğini de belirtmek isterim.

ENDÜSTRİYE KARŞI DURUŞ

Bana göre endüstri çok ciddi ayartıcı ve ciddi anlamda tahrik edici bir şekilde işgale yönelik çalışmalar yapıyor. Çok ciddi. Benim birinci derecede gördüğüm bu. Endüstrinin beş bağımlılık türünün hepsinde çok iyi çalıştığını görüyoruz.

Bu anlamda tahrik eden, taciz eden, işgal eden, istismar eden, gerçekten istila edici bir şekilde çalışmalar yürütülüyor. Bizim de Yeşilay olarak bütün unsurlarımızla birlikte çalışma yapmamız gerekiyor. Dik durmamız gerekiyor. Ciddi bir emek vermemiz gerekiyor.

TOPLUMUN ORTAK SORUMLULUĞU

Sadece bir aileyle ya da bir kişiyle bunu açıklamamız mümkün değil. Milli Eğitim’in çalıştığı kadar, Yeşilay’ın çalıştığı kadar, emniyetin, valiliğin ve jandarmanın çalıştığı kadar toplumun her kesiminde bu bilinci oluşturmamız gerekiyor.

Hep birlikte hareket edildiği zaman bir tane bile çocuğumuz israf olmaz. Özellikle söyleyeyim, “Madde kullanımı şu seviyeye indi” gibi bir yaklaşımı da kabul etmiyorum. Çünkü Milli Eğitim olarak baktığımız zaman gerçekten çok vahim problemlerin olduğunu görmüyoruz. Böyle bir şeyi de kabul etmiyoruz. Biz çalışmaya devam ediyoruz.

Endüstrinin karşısında dimdik duracağız ve 1920’de kazandığımız gibi, 106 yıl sonra tekrar bağımsızlık ve çocuklarımızın iradesini kazandığı bir döneme geleceğiz.

İZMİR’DEKİ DURUM

Arkadaşlar, İzmir söylediğim gibi kötü bir durumda değil. Ben kendi öğrencilerim adına söylüyorum. Fakat endüstri hiçbir şekilde durmuyor, sizden daha fazla çalışıyor. Sizin durduğunuz yerde endüstri çok daha ileriye gidiyor.

Türkiye genelinde mücadele, önleme, koruma ve iyileştirmeyle ilgili en iyi çalışmaları yaptığımızı söyleyebilirim. Bu çalışmayı biz yapıyoruz. Buyurun görün.

SAĞLIKLI YAŞAM LİGİ

Gerçekten Sağlıklı Yaşam Ligi kapsamında çocukların doğaya, ekolojiye, ormana, çevreye, toprağa ve ağaca yönelmesiyle ilgili çalışmalar yapıyoruz. Az önce gördünüz. Hemen hemen her hafta iki üç tane, beş günlük ya da on günlük yürüyüşler yapıyoruz. Yapmaya devam edeceğiz.

Önümüzdeki hafta Selçuk’ta yürüyeceğiz. Ormanda yürüyoruz, trekking yapıyoruz, bisikletlerimizle pedal çeviriyoruz. Koşuyoruz, yüzüyoruz, kürek çekiyoruz. Çocukları doğaya, spora ve sağlıklı yaşama yönlendirmek için çalışıyoruz.

Biz çok iyi çalıştığımızı düşünüyoruz.

ÖZEL OKULLARIN KATKISI

Arkadaşlar emin olun özel okullar bu konuda çok önemli destek veriyorlar. Bunu da gördüm. Özel okullardaki katkının çok iyi bir noktada olduğunu gördük.

Sağlıklı Yaşam Ligi’nde demosunu kurduk. 125 bin öğrenci ve 207 okul yer aldı. Bu 207 okulun içerisinde özel okullar da vardı. Çok güzel örnekler aldık. Hakkını yememek lazım. Kesinlikle çok iyi bir karşılık bulduk.

YEDAM’DA MAHREMİYET

Bir telefonun ucundayız. Tam mahremiyet var. YEDAM’a başvuran bir kişinin bağımlılığıyla ilgili bilgileri hiçbir şekilde savcılıkla, valilikle, kaymakamlıkla veya herhangi bir devlet kurumu ile paylaşılmaz.

Devlet burada “Gel seni iyileştirelim, seni hayata kazandıralım, seni çocuklarına, umutlarına, hayallerine kavuşturalım” diyor. Sen bu devletin bir bireysisin ve seni yeniden kazanmamız gerekiyor anlayışıyla hareket ediyor.

Bir öğretmen, asker, polis ya da kumar bağımlısı fark etmeksizin, tedavi olmak isteyen herkes bize geldiğinde tedavisi yapılır ve yeniden hayata kazandırılır.

YEDAM’DA ÜCRET YOK

YEDAM’larda hiçbir ekonomik talep yoktur. Bankaya şu kadar yatır gibi bir durum söz konusu değildir. Sıfır ücretle hizmet verilir.

Biz başarımızı kazandığımız insanların mutluluğuyla ölçüyoruz. Bu nedenle YEDAM’lardaki çalışmaları özellikle bilmenizi istiyorum.

ÖNLEMENİN ÖNEMİ

Yeşilay için önlemek çok önemli. Eğer önlemeyi hızlı bir şekilde yapabilirsek maliyet çok ciddi anlamda düşüyor.

Önlemek bir dolar, tedavi etmek ise on binlerce hatta yüz binlerce dolara ulaşabiliyor. Bu nedenle önleme çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Otuz ilçede konferanslar düzenliyoruz. Beş yüz, altı yüz kişinin katıldığı toplantılarla farkındalık oluşturuyoruz. Kanaat önderleri, kurum amirleri, muhtarlar, imamlar, STK temsilcileri ve okul aile birliği başkanlarıyla birlikte önlemeye yönelik ciddi çalışmalar yürütüyoruz.

ÇOCUKLARIMIZI KORUMAK ZORUNDAYIZ

Savunuculuğu herkes yapmak zorunda. Çünkü azalıyoruz. Doğurganlık oranı 2,1’den 1,4’e düştü. İzmir’de ise 1,1 seviyelerine kadar geriledi.

Azaldığımız bir dönemde israf edecek tek bir evladımız bile yok. Eğer bağımlılığa düşüyorsa gerçekten elimizin içinden kayıp gidiyor. Kendisine olduğu kadar çevresine de ciddi zarar veriyor.

İçeride paylaştık. Cezaevlerinde bulunan kişilerin önemli bir kısmının bağımlılıktan etkilendiğini, bir şekilde bağımlılık nedeniyle suça sürüklendiğini sizlerle paylaştık.

Bu nedenle Hasan Tahsin’in ilk kurşunuyla bağımsızlığımızı kazandığımız gibi, bugün de hiçbir çocuğumuzun iradesini bu endüstriye teslim etmeyeceğiz.

YEŞİLAY’IN ÜÇ TEMEL HEDEFİ

Yeşilay’ın stratejisinde üç temel yaklaşım vardır. Önlemek, iyileştirmek ve savunuculuk yapmak. Biz de çalışmalarımızı bu üç temel üzerine kuruyoruz.

YEDAM BAŞARI ORANLARI

YEDAM’da başarılarımız var mı? Evet.

Üç ayda yüzde 80, altı ayda yüzde 83, dokuz ayda ise yüzde 83,2 oranında danışanlarımız hiç kumar oynamıyor.

Kumar, özellikle de sanal kumar, çok ciddi bir tehdit oluşturuyor.

SANAL KUMAR VE SOSYAL MEDYA TEHDİDİ

Kumar oynayanların yaş oranlarına baktığınızda gerçekten sanal teknoloji alanında çok ciddi bir tehdit altında olduğumuzu görüyoruz. Bununla ilgili düzenlemelerin yapılması gerekiyor.

Sosyal medya kullanımıyla ilgili verilere baktığımızda da birçok ülkenin çeşitli sınırlamalar getirdiğini görüyoruz.

Avustralya’da 16 yaş altına sosyal medya yasağı uygulanıyor. Fransa’da 15 yaş altındaki kullanıcıların sosyal medya platformlarına erişimi için ebeveyn izni gerekiyor. Norveç yaş sınırını 13’ten 15’e çıkarmayı planlıyor. Danimarka ise 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya erişimini yasaklamayı değerlendiriyor.

Yeşilay İzmir Başkanı Ömer Yahşi: "Bu endüstriye verecek evladımız yok"
Demokrat Gündem

Exit mobile version