Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya

22 büyükşehir ve il belediye başkanından ortak manifesto imzası…

Sürdürülebilir Su Politikaları Zirvesi'nde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç

Sürdürülebilir Su Politikaları Zirvesi'nde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, zirvede 11 büyükşehir ve 11 il belediye başkanı ile birlikte ortak manifestoya imza attı. Başkan Soyer, hükümetin su politikalarına yönelik eleştirilerde de bulunduğu konuşmasında, “11 büyükşehir belediye başkanı olarak manifesto sadece bir başlangıç. Biz bir başka su yönetiminin mümkün olduğunu biliyoruz. Bunun ilk adımlarını bugün atıyoruz. Devamını sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Tüm belediye başkanlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Başka bir su yönetimi mümkün” dedi.

DEMOKRAT GÜNDEM-Sürdürülebilir Su Zirvesi'nde öğleden sonra oturumunun açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Türkiye'de sulak alanların korunmasına yönelik yönetmelikte değişiklik yapan hükümeti eleştirdi.

""

Başkan Soyer bu eleştirisini, “Daha 3 gün önce 19 Mart'ta Türkiye'de sulak alanların korunması yönetmeliğinde bir değişiklik yapıldı. Yoruma ve keyfiyete açık ifadeyle yıllardır korunan sulak alanlarda altyapı projelerine izin verildi” sözleriyle yaptı.

‘Kentlerde Sürdürülebilir Su Politikaları Zirvesi’ne ev sahipliği yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer önemli açıklamalarda bulundu. Fuar İzmir’de düzenlenen zirveye 22 büyükşehir ve il belediye başkanları, CHP Genel Başkan Yardımcıları, İzmir Milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, siyasi partilerin temsilcileri katıldığı zirvede konuşan Başkan Soyer, “Bizler Türkiye'nin 11 büyükşehir belediyesinin ve 11 il belediyesinin başkanları bu vicdani ve bilimsel sorumluluktan hareketle Dünya Su Günü'nde buluştuk. Amacımız Türkiye için başka bir su politikası önermek” dedi.

""

SOYER: YENİ VE ÇAĞDAŞ BİR SU POLİTİKASI AÇIKLAYACAĞIZ

“2019 verilerini göre su kaynakların yüzde 77'si tarımsal sulamada kullanılıyor. Türkiye’nin yeni su politikasının temellerini atılacak bu buluşma ile. Türkiye’de son 60 yılda Marmara Denizi’nden daha büyük sulak alan kurutuldu. Doğal karakterini koruyan sağlıklı akan nehir ekosistemi neredeyse kalmadı. Yer altı suları derinlere çekildi. Ülkemiz kuraklık ve susuzluk nedir bilmezdi, bereketli toprakları kuraklık ve susuzlukla tanışmaya başladı. Her yıl acaba bu yıl suyumuz yetecek mi korkusu ile karşılaştık. Bunun nedeni suyumuzun yanlış yönetilmesi” diyen Başkan Soyer, “İklim krizimiz topraklarımızdaki susuzluk riskini büyütürken toprakların topyekun terk edilmesi endişe veriyordu. İzmir'de başka bir tarım mümkün diyerek bu durumu tersine çevirmeye başladık. Ülkemiz için susuzluğun kader olmadığını gösteren yeni ve çağdaş bir su politikası açıklayacağız. 22 Belediye başkanının ortak imzası ile olacak. Bu cesaret ve kararlılığımız, birlik ve beraberliğimizi koruyacak” ifadelerini kullandı.

SOYER: AMACIMIZ TÜRKİYE İÇİN BAŞKA BİR SU POLİTİKASI ÖNERMEK VE…

Başkan Soyer, 22 belediye başkanının imza attığı Su Manifestosu'nun imza töreninden önce gerçekleştirdiği konuşmada, şunları söyledi: “Türkiye tarımı artık bereket değil kuraklık ve yoksulluk serpiyor. Başka bir tarım mümkün diyerek bu durumu tersine çevirmeye başladık. Ülkemiz için susuzluğun kader olmadığını gösteren yeni ve çağdaş bir su politikası açıklayacağız. 22 belediye başkanının imzasını taşıyan bu ortak metin dilerim ihtiyacımız olan şu 3 duyguyu çoğaltsın; kararlılığımız, umudumuz, canımız gibi sahip çıktığımız birlik ve beraberliğimiz. Her biri kendi kentinde başarılı hikayeleri yazan, aynı zamanda ülkenin gelecek umudunu koruyan, Türkiye'nin geleceğini inşa eden başkanlarımız burada. Hepsine şükranlarımı sunuyorum. 11 büyükşehir belediye başkanı olarak manifesto sadece bir başlangıç. Biz bir başka su yönetiminin mümkün olduğunu biliyoruz. Bunun ilk adımlarını bugün atıyoruz. Devamını sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Tüm belediye başkanlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Başka bir su yönetimi mümkün. Konuşuyor ve koşuyor olabilmemizde, gülüşümüz ve gözyaşımızda, dünyayı değiştirmek için kararlı duruşumuzda suyun izi vardır. Yaşam suda gelişmiş ve serpilmiştir. Su olmazsa yaşam da olmaz. Türkiye'nin çok büyük bir kısmı kurak iklim coğrafyası. Susuz tehlikesi iklim değişikliğinin sonucu. Yüzde 77'si tarımsal sulamada kullanılıyor ülkemizin kaynaklarının. Kuraklıkla mücadelede temel eksen tarımsal sulamada. Bizler Türkiye'nin 11 büyükşehir belediyesinin ve 11 il belediyesinin başkanları bu vicdani ve bilimsel sorumluluktan hareketle Dünya Su Günü'nde buluştuk. Amacımız Türkiye için başka bir su politikası önermek. İklim krizinin su kaynakları üzerindeki etkisini azaltmak için suyun yönetiminde 5 ilkesel değişim gerekmektedir.”

Başkan Soyer, konuşmasının ardından büyükşehir belediye başkanlarını sahneye davet etti. Başkanlar kısa birer konuşma yapıtı.

""

BAŞKANLARIN GÖRÜŞLERİ:

ZEYDAN KARALAR: BUGÜNDEN CİDDİ SIKINTI YAŞAMAYA BAŞLADIK

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar: “Türkiye'de o kadar gereksiz tartışmalar var ki. Su ve verimli toprak 30-40 yıl sonra dünyanın en değerli şeyi olacak. Bugünden ciddi sıkıntısını çekmeye başladık. İklim değişikliğini de göz önünde bulundurursak 10 sene sonra dünya nüfusunun yarıısnın su sıkıntısı çekilen yerlerde yaşayacağı aşikar. Bugünlerde bunun öncesini görüp tedbir almak başka bir su yönetimini tartışmak ve onun sonucunu çıkarmak son derece değerli. Tunç Başkanı yürekten kutluyorum. “

""

MANSUR YAVAŞ: KAYBETTİKTEN SONRA TEDBİR ALIYORUZ

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş: “Bu toplantının tertip edilmesi farkındalık yaratılması açısından önemli. Çünkü ülkemiz kuraklığa doğru gidiyor. Özellikle bizim yaşadığımız Orta Anadolu 25 yıl içinde çölleşecek. Bunu görüyoruz. Ama göre göre tedbir alınmıyor. Herkes suyu hoyratça kullanıyor. Su konusunda hiçbir karar alınmıyor. 1930'lu yıllarda dünyanın her yerinde büyük bir kuraklık olduğunu gördüm. Bunun tedbirini aldıklarını gördüm. Kimse çaydan su alamıyor. Sondaj vuramıyor. Tarımla uğraşanlar dahil belli plan dahilinde suyu kullanabiliyor. Biz biraz geç keşfettik bunu. Ankara'da o kadar çok h obi bahçesi var ki. Suyun yüzde 15'ini azınlık kullanıyor. Topraklı kireçlendiriyor. Biz bu konulara ilişkin görüşlerimizi zaman zaman bakanlığa bildiriyoruz. Ancak Türkiye'nin yarısına yakınını yöneten belediye başkanları olarak yan yana gelip suyu korumak adına bir manifesto hazırladık. Bu yayınlanacak. Dünyaya bir çağrıda bulunacağız. İnşallah kulak verilir ve bir an evvel tedbir alınır. Biz, birşeyi kaybettikten sonra tedbir alıyoruz. İlk defa kaybetmeden tedbir alan bir yönetim var. inşallah hep beraber bunu başaracağız.”

MUHİTTİN BÖCEK: YOL HARİTASINI UYGULAMAYA TALİBİZ, HAZIRIZ

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek: “Şimdiden alacağımız tedbirler hayati önem taşıyor. Belirlencek su politikaları tarihi bir sorumluluğu yerine getirmemize imkan sağlayacak. Hijyenik koşullarda, sağlıklı içilebilir su temin etmekteyiz. Artan nüfus ve iklim değişikliğine bağlı olarak gelecekte yaşayacağımız su sıkıntısına karşı daha fazla geç kalmadan tedbir almalıyız. Su yönetimi politikalarını hayata geçirmeliyiz. Biz göreve geldiğimizden bugüne bu doğrultuda birçok çalışmayı başlattık. Su kayıp ve kaçaklarını önlemek için merkez ilçelerinden başlayarak 300 km içme suyu şebeke yenilemesini başlattık. 601 su deposunun tadilatını başlattık. Yer altı su kaynağını koruma altına aldık. Bilinçsiz ve aşırı su tüketiminin önüne geçmek için kademeli tarifeye başladık. Musluklardan akacak suyu akredite edilmiş laboratuvarlarda sürekli takip etmekteyiz. Kapalı devre sulamaya başladık, yaygınlaştırıyoruz. Atık suyun tarımsal sulamada kullanımına 4 ilçede başladık. Kurak ve susuz koşullara dayalı çin fidesi üretimine başladık. Tasarruflu su kullanımına yönelik bilinçlendirme çalışmalarını sürekli gerçekleştirmekteyiz. Sadece biz yerel yönetimlerin çabaları yeterli olmayacağının farkındayız. Tüm paydaşların aynı sorumluluk ve kararlılıkla davranması gerekiyor. Yol haritasını uygulamaya talibiz, kararlıyız. Üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazırız.”

""

ÖZLEM ÇERÇİOĞLU: SUSUZLUK BİZİ YÖNETMEDEN BİZ SUYU YÖNETELİM

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu: “Doğal su kaynaklarımızı korumalıyız. Özellikle yeraltı kaynaklarımızı ciddi bir şekilde, maalesef üzülerek söylüyorum, vahşice kullanıyoruz. Kaçak sondaj kuyularına acil önlem alınması ve denetimlerin üst noktada yapılması gerektiğine inanıyorum. Modern sulama sistemlerine geçilmeli. Ürüne göre su sarfiyatı da çok önemli. Susuzluk bizi yönetmeden biz suyu yönetelim.”

YILMAZ BÜYÜKERŞEN: SU ZENGİNİ OLMAYANBİR ÜLKEDİR TOPRAKLARIMIZ

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen: “Evlerimizde yaşanan birkaç saatlik su sıkıntısı bile eziyete dönüşüyor. Kısa süreli bir suya ulaşamamak gibi bir durumun bile önemini hepinizin anlayabildiğini düşünüyorum. Su zengini olmayan bir ülkedir topraklarımız. Ülkemizde bulunan akarsu, dere, çay, göl ve sulak alan, yeraltı suları itibariyle fakir olduğunu hepimizin kabul etmesi lazım. Kullanımında çok dikkatli olmamız gerekiyor. Büyük ve 85 milyon nüfusa sahip bu topraklar doğanın kendisini hoyratça kullananlara karşı aldığı tedbirleri de bildiğimiz için geleceği su açısından güvence altına almalıyız. Doğanın kendini savunma yollarından birisi de, göller kuruyor. Yeraltı suları yer değiştiriyor. Artan nüfusumuza karşılık ters istikamette fakirliğe doğru sürüklüyor. Genellikle çoğu kesimde vatandaşlarımız istediğim zaman istediğim suyu kullanabilme imkanına sahip olmalıyım diye belediyelerden hizmet bekliyor. Bu yanlış bir algı. Çünkü parası karşılığında suyu istediği miktarda, kadar kullanabilme algısını değiştirmek zorundayız. Bunun için hepimize görev düşüyor. Çocuklardan başlayarak halkın her kesimine su sıkıntımızın ne kadar büyük tehlike arz ettiğini anlatmak zorundayız. Bu yanlış algılarının yanlış olduğunu şimdiden herkesin aklına sokmak zorundayız. Suyun verimli kullanımı konusunda da tarımla ilgilenen kesimi aydınlatmak durumundayız. Çünkü tarım modellemesi ve su ihtiyacının belli programlara dayandırılması gerekir. Ama hükümetlerimiz bu konuya yeterince önem vermediği için biz de Eskişehir'de sıkıntısını yaşıyoruz. Porsuk çayından Eskişehir suyunu alır. Ondan sonra kullanmaya çalışır. Ama yaz aylarında komşu ilçemiz olan Polatlı ile adeta psikolojik bir savaş yaşarız. Öylesine suya ihtiyaç duyan bitkiler ekiyorlar ki, kullanabilecekleri su kaynağı çözüme kavuşturulmadığı için Porsuk'un suyunu kullanmak istiyorlar. Biz her mevsim başında uyarırız onları. Porsuk'un suyunu illa kullanacaklar. Zaten su azalmıştır. Porsuk Çayı şehrin içinden geçer, suyu kestiğiniz zaman şehir kokmaya başlar. Bu kaynağın ortaklaşa akıllıca kullanılması gerekiyor. Fakat yukarılardan DSİ'ye talimat gelir, açın kapakları derler. Ve Polatlı'nın sulama hizmetine veriliyor. O zaman büyük sıkıntı yaşıyoruz. Bu toplantının önemi çok büyük. Türkiye'nin mutlaka su kullanımı ile ilgili bir proje, plan uygulaması lazım. Yasaya bağlı bir düzenlemenin getirilmesi ve belediyeleri yetkili hale getirmeliyiz. “

LÜTFÜ SAVAŞ: BİRLİKTE KARAR VERELİM

Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş: “Su meselesi. Herkes Türkiye su konusunda fakir diyor. Yıllardır kuraklığa doğru gidiyoruz. Dünyanın üçte ikisi suyla kaplı. Ama bizim kullanma ve içme suyu olarak kullanacağımız bu suyun yüzde 2'si. Yüzde 2'lik suyumuzu çok iyi muhafaza etme çiin buradayız. Dünyada önemli olan iki tane öğe var. bir tanesi güvenilir gıda, diğeri teknoloji. Teknolojide dünya beş sıfırı konuşurken biz 2,5 lardayız. Güvenilir gıdada dünyanın ilk beş ülkesi olabiliriz. Ama bunu kuraklaşmamış topraklarla ölçmeliyiz. Burada alaacağımız kararlar ortak görüş ve hedefimizi belirleyecek. Sağlık ve bilim olduğu zaman siyasetin bir tarafta olması ve ilgili makamların el ele vermesi lazım. Hep birlikte su konusunda da birlikte karar verelim, hedefe hep birlikte ulaşalım diyorum.”

""

EKREM İMAMOĞLU: BETON KANALİ BÜYÜK BİR İHANETTİR

Ekrem İmamoğlu: “Meselemiz çok çok önemli. Bu meseleyi burada 11 büyükşehir belediye başkanımız ve 11 belediyemize baktığımızda aslında ülkemizin yüzde 65'ine hitap eden nüfusa sahibiz. Geçici bir mesele değil. Ülkemizde birçok konu var, ekonomiden sağlığa eğitime. Her gün konuşabiliriz, zorlanabiliriz ama bir anda bütün bu sorunları çözebiliriz. Su meselesi öyle değil. İstendiğinde bir anda çözülmez. Suda da büyük bir iradeyi hep birlikte ortaya koyma sorumluluğumuz var. bu dünyanın sorunu. İklim değişikliği, kuraklık gerçekten can alıcı. Milyonlarca insanın göç dalgasına sebep olduğunu yaşıyoruz, görüyoruz. Su kaynaklarının ülkemizde tahrip edilmesine dönük hamlede bulunanlara fırsat vermemeliyiz. Doğayla hiç ama hiç inatlaşılmaz. Doğaya karşı bir takım hamleler gerçekten ciddi hasarlar yaratıyor. Bunlardan bir tanesini İstanbul'da yaşamaktayız. İnşa edilmek istenen beton kanalı, 16 milyonun yaşamını en üst noktada negatif etkileyecek büyük bir tehdit ve ihanettir. Hep beraber bir seferberliği başlatmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Hep beraber 85 milyon vatandaşın, stk'ların, kamu kurumlarının sürece dahil olması gerekiyor. İşbirliği yapmanın onurunu yaşıyorum. İnşallah ülkemizin geleceğinde kuraklığın olmadığı, çevrenin korunduğu bir süreci çocuklarımıza hep birlikte emanet ederiz. Bu başlangıcın ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.”

VAHAP SEÇER: UYGUN POLİTİKALAR İZLENMELİ

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer: “Çağımızın en önemli sorunu. Tüm dünyanın şu anda boğuştuğu en önemli sorunların başında küresel ısınma ve iklim değişikliği ve su arzında ortaya çıkan sıkıntılar, kuraklık. Artan insan nüfusu. İhtiyaçların artması. Bizim gibi gelişme çabası içinde olan ülkelerdeki yanlış uygulamalar var. su bitmeyecekmiş gibi çözümü noktasında tüm dünya bir arada ortak akılla çözüm üretemiyor. Batılılar çevre dostu gibi görünürken aslında küresel ısınmanın temel unsurlarından birisi. Merkezi yönetimin yasal düzenlemeler yaparken daha çok kar elde etmek isteyen lobilerin etkisiyle yaptığı düzenlemeler bu sorunu kucağımıza getiriyor. Herkese merkezi yönetime, yerel yönetimlere görev düşüyor. Stk'lara, bilim insanlarına, vatandaşlarımıza bu sorunu çözmek için bir arada olma görevi düşüyor. Biz öncelikli olarak yerel yöneticiler olarak yapmamız gerekeni yapma zorunluluğu içerisindeyiz. Biz yasalar çerçevesinde yapmak durumundayız. TBMM, Cumhurbaşkanlığının kararları bizi direkt etkileyen unsurlar. Başta tarım olmak üzere, sanayide ve insanların temiz suya erişiminde, tüketiminde mutlaka bilimin gerçeklerine uygun politikalar izleme zamanıdır. Bizler belediyeler olarak temiz suya erişimde birinci derece sorumluyuz. Altyapıdan teknolojik dönüşüme kadar bizlerin de sorumluluğu var. altyapıya çok paralar ayırıyoruz.

OSMAN GÜRÜN: SU BAKANLIĞI KURULMALI

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün: “Ne yapmalı dediğimizde sistematik olarak öncelikle su kaynaklarını korumakla ilgili mutlak surette bir protokol hazırlanmak suretiyle başka hiçbir kurumun, maden yasasıyla ilgili her yerde maden arama ruhsatı alan kuruluşların veren kuruluşların buralara müdahale etmesinin engellenmesi lazım. Havzaların korunması lazım. Tüketimle ilgili konuda protokol yapmak gerekiyor. Yüzde 70 tarımda kullanılıyor, vahşi sulama toprakları da heba ediyor. Çağdaş bir sulama sistemine geçilmesi gerekiyor. Kullanılmış suyun tekrar kullanılabilir hale getirilmesi elzem. Muğla merkezde ve tüm arıtma tesislerinde arıtma suyu, yeşil alan ve ağaçların sulanmasında kullanılacak nitelikte üretiyoruz. Menteşe'nin yüzde 85'i arıtma suyuyla sulanıyor. Bu, olağanüstü önemli. Gri suyun rezervuarda kullanılması gibi bir sistematiği ve yeni projeleri ona göre yapmalıyız. Bakanlığımızın çıkardığı süratle geliştirmemiz gereken, yağmur suyunun toplanarak diğer amaçlarla kullanılmasını temin etmemiz lazım. Yani havzayı korumak, tarım ve diğer alanlarda kullanım dengesini korumak, kayıp ve kaçağı önlemek ve teknolojik dönüşümü yapmamız gerekiyor. Bunları yapmak için su bakanlığının kurulması lazım. Dileriz ki ileride çok uzun olmayan ileride böyle bir bakanlığı bizler kurarız ve gereğini yaparız.”

""

KADİR ALBAYRAK: BİRAZDAN MANİFESTOYU İMZALAYACAĞIZ

Tekirdağa Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak: “35 yıl Tekel fabrikasında görev yaptım. 15 Eylül 20 Eylül arasında devam eder üzüm hasadı. Ayrıldığım zaman, 2007'de 15 Ağustos'a inmişti. Yani küresel iklim değişikliğinin sonucu. Ergene diye bir havzamız ve nehrimiz var. trakya'nın tarımsal politikasında büyük etkisi olan bu nehrimiz 1970'lerde başlayan 200'lerde zirve yapan sanayileşmeyle, tekstil ağırlıklı fabrikalar kurulmuş. Yeraltı suları öylesine müsrifçe kullanılmış ki, debi iki kat artmış. Ama kirlenerek artmış. Şu anda hükümetimizin Ergene Eylem Planı diye başlattığı program hala sonuç almış değil ve Ergene hala zehir akıtıyor. Büyük hastalıkların da sonuçlarını görüyoruz bu arada. Bu debinin artmasında kullanılan suyun yeraltı suyu olması. Biz yıllık 70 milyon metreküp suyun yüzde 89'unu 420 yeraltı suyundan kullanıyoruz. İlk zamanlar 50 metreden çıkan bu su, şu anda 400 metrelere indi. Su aşağı indikçe kalitesi de düşüyor. Kullanılabilir hale gelmesi masraf gerektiriyor. Pahalı oluyor. Çözüm var mı? Var. birazdan manifestoyu imzalayacağız. Biz bunun sözünü veriyoruz. Biyolojik arıtmalarla çevreyi toparlamamız gerekiyor. İnançlıyız. Güveniyoruz kendimize. İmzalayacağımız manifestoyla da sizlere güzel bir gelecek vaat ediyoruz.”

İŞTE 10 MADDEDEN OLUŞAN MANİFESTO: 

“Su hepimize ve her şeye aittir. Koşuyor ve konuşuyor olmamızda, düşüncelerimizde ve ürettiklerimizde, gülüşümüz ve gözyaşımızda, bugün burada buluşmamızda ve dünyayı değiştirmek için kararlı duruşumuzda suyun izi vardır. Yaşam suda başlayıp serpilmiş, dünyadaki tüm varlıklar suyla birbirine bağlanmıştır. Su olmazsa yaşam da olmaz.

Türkiye’mizin çok büyük kısmı “kurak iklim coğrafyası” olarak sınıflandırılmaktadır. İklim krizinin en ağır sonucu susuzluk tehlikesidir. 2019 Devlet Su İşleri verilerine göre ülkemiz su kaynaklarının yüzde 77’si tarımsal sulamada kullanılmaktadır. En çok yüzde 10’u hanelerde, kalanı ise sanayide kullanılmaktadır. Bu veri kuraklıkla mücadelede temel eksenin, tarımsal sulama alanında olduğunu göstermektedir.

Bizler Türkiye’nin 11 büyükşehir belediyesinin ve 11 il belediyesinin başkanları, bu vicdani ve bilimsel sorumluluktan hareketle bugün, 22 Mart 2021’de, Dünya Su Günü’nde İzmir’de buluştuk. Amacımız, iklim krizinin ağırlaşan sonuçlarını da dikkate alarak Türkiye için başka bir su politikası önermek ve bu topraklarda geleceğimizi, çocuklarımız ve doğamız için güvence altına almaktır.

İklim krizinin su kaynakları üzerindeki etkilerini azaltarak kuraklıkla mücadelede başarılı olabilmek için, su yönetiminde 5 ilkesel değişikliğin yapılması şarttır:

1) Katılımcı bir su yönetim modeli oluşturmak. Su yönetimi, şehir, havza ve ülke ölçeğindeki su kullanıcısı tüm paydaşların; tarım örgütleri, sanayiciler, evsel su kullanıcıları, meslek örgütleri, doğa ve çevre örgütlerinin içinde yer alacağı yepyeni, katılımcı bir anlayışla gerçekleştirilmelidir.

2) Tüm kullanım alanlarında arzın değil talebin yönetilmesi. Plansız gelişen kullanım talepleri için sürekli daha fazla arz yaratma politikası yerine, başta tarımsal sulama ve sanayi olmak üzere düşük su kullanımıyla yüksek gelir elde edilen ekonomik modeller tasarlanmalı ve teşvik edilmelidir.

3) Su yatırımlarının havza ölçeğinde planlanması. Su kaynaklarının, yerüstü ve yeraltı sularının miktarının, su bütçesinin hangi kullanımlara tahsis edileceği havza ölçeğinde belirlenmelidir. Verilen tahsisler denetlenmeli, su kullanımlarının sektörel tahsis miktarlarını aşmasına izin verilmemelidir. Her bir havzada planlanan su yatırımlarının birbirini nasıl etkilediği kümülatif olarak ölçülmeli, yatırım kararları havza ölçeğinde bu stratejik değerlendirme yapıldıktan sonra alınmalıdır. Asgari harcama ile azami verim esas olmalıdır.

4) Doğanın su döngüsünün korunması. 1960’lardan bu yana suyun döngüsüne yapılan müdahaleler sonucunda birçok canlı türü tehlike altına girmiş; göller ve sulak alanlar kurumuş, nehir ekosistemleri zarar görmüştür. Ülkemizdeki su kullanım hedefleri, iklim krizi dikkate alınarak yeniden tarif edilmelidir. Yatırımlar planlanırken yer altındaki, sulak alanlar ve nehirlerdeki ekolojik su varlığının sürdürülebilirliği dikkate alınmalıdır. Canlıların ihtiyacı olan suyun, ekolojik dengeyi ve su döngüsünü bozacak biçimde kirletilmesine, azaltılmasına yol açan uygulama, yapılaşma ve madencilik gibi faaliyetlere izin verilmemelidir.

5) Suyun ekosistem ve sektörler arası döngüsel kullanımı. Tarımda, sanayide ve evlerde kullanılan atık suyun gerekli arıtma süreçlerinden geçtikten sonra farklı sektörler ve ekosistem arasında transferi sağlanmalıdır. Şehir içinde ve tarım alanlarında yağmur hasadına yönelik yöntemler yaygınlaştırılmalı; su ihtiyacının yerinde temini, kullanımı ve dönüştürülmesine yönelik döngüsel çözümler teşvik edilmelidir.

Bu ilkeler doğrultusunda, aşağıdaki 10 somut adım hemen atılmalıdır:

Su yönetimiyle ilgili koordinasyonsuzluk ortadan kaldırılmalı, kurumlar arasındaki yetki ve sorumluluk karmaşasına son verilmelidir.

Tüm paydaşların mutabakatı alınarak hazırlanan bir Su Kanunu yürürlüğe konmalı, su havzası planlama ve uygulamalarında yerel yönetimler güçlü ve yetkili yapılar haline getirilmedir.

Su yatırımları havza ölçekli bütüncül planlarla uyumlu olarak su ve atık su master planlarına göre yapılmalı; kamu kaynakları ekonomik ve ekolojik fizibilitesi düşük yatırımlara aktarılmamalıdır. Yerel yönetimlerin çevresel altyapı projelerine yönelik kaynakları artırılmalıdır.

İklim krizi ile etkin mücadele için imzalanan Paris İklim Anlaşması ivedilikle onaylanmalı; iklim değişikliğinin yaratacağı olumsuz etkilerin önlenmesi amacına yönelik hazırlanan İklim Değişikliği Kanunu Tasarısı üzerinde çalışmalar yoğunlaştırılmalıdır.  Kuruyan göllerin, Salda Gölü, Burdur Gölü, Tuz Gölü, Seyfe Gölü ve diğer sulak alanların tahribatı sonlandırılarak restore edilmeli ve doğal su döngüleri korunmalıdır.

Su havzalarındaki tüm noktasal ve yaygın kirlilik kaynakları kontrol altına alınmalı; merkezi ve yerel idarelerce etkin bir şekilde denetlenmelidir.

Tarımda doğru ürün planlaması yapılarak ve tasarruflu sulama sistemlerine geçilerek su israfı önlenmeli, tarımsal sulama en az %50 oranında azaltılmalıdır. Bu amaçla, ekonomik değeri yüksek ve su talebi olmayan yerel tohum ve hayvan ırkları teşvik edilmelidir.  İstanbul’a yapılmak istenen “Beton Kanal” gibi suyun doğal döngüsüne zarar veren tüm israf projeleri iptal edilmelidir.

Güncelliğini yitiren su ve kanalizasyon idaresi mevzuatı yeniden düzenlenmeli; büyükşehir statüsünde olmayan diğer illerde de su ve kanalizasyon idareleri kurulmalıdır.

Yaşamın vazgeçilmez unsuru olan su, temel kamusal hak olarak kabul edilmeli, ekolojik ve toplumsal bir değer olarak tanımlanmalı, su hizmetlerinde kamu işletmeciliği esas alınmalıdır.

Biz Türkiye’nin 22 belediye başkanı, yetki, görev ve sorumluluklarımız doğrultusunda kendi illerimizdeki su yönetimini yukarıdaki ilkeler doğrultusunda gerçekleştireceğimizi beyan ediyoruz. Bu belgede çerçevesi çizilen su politikası ülkemizde tesis edilene kadar, çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmeye ve hep birlikte haykırmaya devam edeceğiz: Başka bir su yönetimi mümkün!”

KİMLER İMZA ATTI? 

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfi Savaş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’ın yanı sıra Ardahan Belediye Başkanı Faruk Demir, Artvin Belediye Başkanı Demirhan Elçin, Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu, Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu, Sinop Belediye Başkanı Barış Ayhan ve Yalova’nın seçilmiş Belediye Başkanı Vefa Salman, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan i

 

22 büyükşehir ve il belediye başkanından ortak manifesto imzası...
Demokrat Gündem