DEMOKRAT GÜNDEM-İzmir siyasetinin nefesini tutarak takip ettiği YENİ Parti İzmir İl Başkanlığı Kongresi, heyecan fırtınasıyla başladı. Tepekule İş Merkezi’nde gerçekleştirilen kongrenin ilk gün toplantısına YENİ Parti milletvekilleri, partili ilçe belediye başkanları, 30 ilçe başkanı, belediye meclis üyeleri ve çok sayıda delege katıldı.
Kongrenin divan başkanlığını YENİ Parti Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin üstlenirken, divan üyeliklerini İl Başkan Yardımcısı Murat Aydın ile eski Konak Belediye Başkanı Sema Pektaş yürüttü.

Kongrenin ilk gününe, yarın sandık başına gidecek olan mevcut İl Başkan Adayı Çağatay Güç ile yarışa son anda dahil olan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun kürsü düellosu ve salonu inceden inceye geren tartışmalar damga vurdu.
AZİZ KOCAOĞLU: “İZMİR’İN OYLARIYLA SEÇİLİP BELEDİYEYİ AKP’YE TESLİM ETTİNİZ”
Kürsüye çıktığı andan itibaren salonda tansiyonun düşmediği salonda konuşan Aziz Kocaoğlu, geçmişteki parti geleneğinden bugünkü siyasi tabloya kadar çok çarpıcı ve sert eleştiriler yöneltti.
Siyasete adım attığı ilk yıllardan belediye başkanlığı dönemine kadar yaşadığı süreçleri anlatan deneyimli siyasetçi Aziz Kocaoğlu, 2011 yılında şahsına ve şirketlerine yönelik düzenlenen operasyonlarda İzmir halkının kendisini nasıl sahiplendiğini hatırlattı.
Açıklamalarında, partisinden istifa ederek AK Parti’ye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ı hedef alan Kocaoğlu, tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “AKP her vilayeti aldı. ‘İzmir’i almadan olmaz’ dedi Sayın Cumhurbaşkanı. Ancak İzmir’i kurulduğundan bu yana alamadı. 27,5 yıldır İzmir sosyal demokratların elinde. Ahmet Piriştina’nın 1999’daki adaylığından beri… O seçimi kazandı, ardından üç dönem biz yönettik, sonra da arkadaşlarımız yönetti.

İzmirlinin vermediği, ‘Ben sana İzmir’i teslim etmeyeceğim’ dediği Büyükşehir Belediyesini, bizim oylarımızla, İzmirlilerin oylarıyla seçilen bir kişi gitti, AKP’ye teslim etti. Gerekçe şu: Her dönen hizmet almak için dönüyor. Her dönen, hizmet almak istediği için dönüyor. 1980’lerden, ANAP iktidarından bu yana şaşı bakılan, devlet yatırımları yapılmayan, hatta yatırımları engellenen İzmir Büyükşehir Belediyesi; yerelden kalkınma projeleriyle gelişmiş ve önemli aşamalar kaydetmiştir.
Tarımda, hayvancılıkta, sanayide ve turizmde çok büyük ilerlemeler sağlanmıştır. İktisatçıyım, işletmeciyim, iş insanıyım. İş hayatını da devleti de bilirim. Bir stratejik plan yaptım. Bu planın özünde kalkınma vardı. Kenti büyüterek yoluma devam ettim. O dönemde de AKP iktidardaydı. Biz hizmet alacağız diye AKP’ye mi geçecektik? Oraya mı geçecektik?

İzmir, Türkiye’nin en aydınlık kentidir. Şu anki belediye başkanlarından önce görev yapanlar, İzmir’in AKP’ye oy vermesi halinde biraz daha fazla hizmet alacağını bilmiyorlar mıydı? İzmirli bunu bilmiyor muydu? Peki, İzmirli neden oy vermedi? İzmirli neden oy vermedi de sen bizim oylarımızla, İzmir’in oylarıyla seçilip Büyükşehir Belediyesini AKP’ye teslim ettin, ey belediye başkanı? Neden yaptın? ‘Ben de belediye başkanı olayım, ben de bir koltuk sahibi olayım, ben de kapı kapı dolaşayım’ diye siyaset yapılmaz, yapılmaz değerli arkadaşlar.”
“BAŞKA BİR İZMİR DURUŞU GEREKİYOR: ZORUNLU OLARAK ADAYIM”
Mevcut kurucu İl Başkanı Çağatay Güç’e yönelik kişisel bir husumeti olmadığını, genç ve pırıl pırıl bir isim olduğunu vurgulayan Aziz Kocaoğlu, Türkiye’nin ve İzmir’in içinde bulunduğu ağır siyasi kriz ortamının klasik yöntemlerle yönetilemeyeceğini belirtti.
Örgütün toparlanması ve ayağa kalkması için tecrübeye ihtiyaç duyulduğunu belirten Aziz Kocaoğlu, adaylık gerekçesini şu sözlerle özetledi: “Çağatay Güç kardeşimiz genç, enerjik bir kurucu il başkanımızdır. Kendisine her konuda yardımcı oldum, destekledim de. Ama bu dönem, ülkenin ve İzmir’in içinde bulunduğu koşullar, yaşanan kriz; başka bir yöntemi, başka bir mücadele biçimini, başka bir İzmir duruşunu gerekli kılıyor. Örgütü ayağa kaldırmak, İzmir’in tamamını harekete geçirmek gerekiyor. Yoksa kendisi çalışıyor, tertemiz, pırıl pırıl bir arkadaşımız. Hiçbir şikayetim yok.
Bir belediye başkanı gitmiş, iki ilçe belediye başkanı gitmiş. Operasyonlar yapılmış, bilmem ne olmuş. Millet bezmiş, morali bozulmuş. 2019 yılında bir daha hiçbir yere aday olmamak üzere, ‘Seçimi bıraktım kardeşim, seçimi kazandırmaya çalışıyorum’ diyerek yola çıktım. Hem 2019 yerel seçimlerinde hem 2024 yerel seçimlerinde hem de genel seçimde köy köy, ilçe ilçe, sokak sokak gezdim; partime oy topladım. Ben, Hataylı gibi sonradan olma, sonradan dönme bir büyükşehir belediye başkanı değilim.
Partiyi şikâyet edeceğim, partiyi şikayet edeceğim. Ben partimin emrinde oldum. Ölünceye kadar da gücüm yettiğince partim için çalışacağım. Çalışacağım. İzmir’i toparlamak üzere zorunlu olarak adayım. Benim görev yaptığım dönemde Büyükşehir Belediye Başkanlığı, muhalefetin en büyük koltuğuydu. Muhalefetin en büyük koltuğunda, kamuya ait bir makamda oturuyordum. Yaşa da geleceğim, başa da geleceğim. Hiç şüpheniz olmasın. Çağatay Güç benim yanımda duracak. Kol kola yürüyeceğiz. Kol kola yürüyeceğiz.”
“78 YAŞINDAYIM, EVET YAŞLIYIM; AMA KİMSE BENİM DURUŞUMU SATIN ALAMAZ”
Salondaki gerilimi artıran bir diğer başlık ise hakkında yapılan yaş eleştirileri ve 28 ilçe başkanının yayımladığı deklarasyon oldu. Kendisine yönelik eleştirilere ve imza toplama süreçlerindeki iddialara sertlukle yanıt veren Aziz Kocaoğlu, sözlerini şu çarpıcı ifadelerle noktaladı: “Geçelim yaşıma. 1948 doğumluyum. 78 yaşındayım. 18 yaşımdan beri İzmir’de ikamet ediyorum. Yaptığım iş belli, ailem belli, duruşum belli, ne olduğum belli. Genç olsun, biz de destekliyoruz. Kadın olsun, biz de destekliyoruz. 78 yaşında bana ihtiyaç duymayacaktınız.
Niye İzmir’i bu hale getirdiniz? Onu sorgulayın, onu! Ben İzmir’i sokak sokak gezerek eski günlerine döndürmek için geliyorum, İzmir’i batırmak için değil. Ondan sonra ‘Yaşlıymış’, ‘Yok, bilmem neymiş!”. Evet, yaşlıyım. 78 yaşındayım. 78 yaşındayım. Benim duruşumu, tecrübemi, niyetimi ve kişiliğimi kimsenin satın alamayacağını, böyle bir teklifin bile yapılamayacağını İzmir’deki 4,5 milyonun hepsi bilir.
İl başkanlığı, partinin en yüce görevlerinden bir tanesidir. Ama il başkanlığı siyasi ikbal için, kişisel ikbal için yapılmaz. Görevini hakkıyla yaparsın, gerekiyorsa atacağını atarsın, yapacağını yaparsın; bırakırsın, çekilirsin köşeye. Belediye başkanı olmak istiyorsan girersin mücadeleye. Milletvekili olmak istiyorsan girersin. Ama il başkanı, bütün örgütün il başkandır. Onun ayrım yapması, ‘Senden, benden’ demesi, ilçe başkanlarıyla böyle kumpaslara girmesi, saçma sapan bildiriler dağıtması YENİ Partiye yakışmaz.”