Sarı-lacivertli kulübün net borcunun 164 milyon euro olarak açıklandığı hararetli oturuma, Başkan Aziz Yıldırım’ın görevi bırakacağını ilan ettiği ve Teknik Direktör İsmail Kartal’a siper olduğu tarihi açıklamalar damga vurdu.
Mayıs ayındaki kongrenin ardından kulüple ilişkisini keseceğini duyuran Yıldırım, “Ben bir daha Divan’a gelmeyeceğim. Mayıstan sonra yokum. Bir daha bu kulübün içine gelmem. Rica ediyorum sizden, kulübünüze sahip çıkın. Kulübe sahip çıkmıyorlar, buraya gelmiyorlar. Neredeler? Ayıp vallahi. Hep dediler ya ‘Aziz Yıldırım 600 milyon borç bıraktı, gitti; şöyle yaptı, böyle yaptı.’
Aziz Yıldırım olmasa bugünleri göremezdiniz, onu da bilin. Ataşehir’i sattınız, Kayışdağı’nı sattınız. Onların paraları… Stat yaptım. Statın isim haklarını sattınız, locaları sattınız, kombineleri sattınız; ancak idare ettiniz. Gelin, inceleyin. Hep Aziz Yıldırım borçlarıyla gitmeyin hayata. Bu arkadaşlar ne yapmış, nasıl bırakmış, lütfen inceleyin. Samandıra’nın tapusunu aldık. Tapu burada. Kulübe hayırlı olsun” dedi.
“İSMAİL KARTAL KENDİSİ GİTMEK İSTEMEZSE BEN GÖNDERMEM”
Takımın başında bulunan İsmail Kartal’ın geleceğine dair net ve kesin mesajlar veren Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, tecrübeli teknik adama desteğini yenilerken Ocak ayındaki transfer dönemini işaret etti.
Şampiyonluk iddiasını koruduklarını vurgulayan Yıldırım, “İsmail Kartal’ı göndermem. Bütün Fenerbahçeliler bilsin. İsmail Kartal kendisi gitmek istemezse ben göndermem. Ben giderken benimle birlikte gider. İsmail Kartal benim kafamda yoktu. Hep beraber bana, ‘Aykut Kocaman’ı getirmeyin, İsmail Kartal’ı getirin’ demediniz mi? Fenerbahçe şampiyon olacak, bunu böyle bilin. Ocakta gereken transferleri yapacağız” ifadelerini kullandı.
ŞEKİP MOSTUROĞLU’NDAN HAKEM SORUŞTURMASI VE MHK ÇIKIŞI: “TRAJİK BİR TİYATRO OYNANIYOR”
Başkan Aziz Yıldırım öncesinde kürsüye çıkan Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu ise Türk futbolunda yaşanan son hakem soruşturmalarına ve Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı’nın tutuklanmasına sert tepki gösterdi.
Uzun yıllardır bozuk bir düzenle mücadele ettiklerini aktaran Mosturoğlu, “İçinde bulunduğumuz ay içinde Türk futbolunda önemli gelişmelere şahit olduk. Bizler bu konuları dile getirirken rakiplerimiz bunların gerçekle örtüşmediğini söylüyorlardı. Fenerbahçe Kulübüne ve kulübü temsil eden kişilere bu süreçte çok büyük, rekor cezalar verildi. Bu cezaların tamamı Türkiye Futbol Federasyonu ve hakemler hakkında yapılan açıklamalar nedeniyle verilmiş cezalardır.
Yıllardır bu kürsüden yaptığımız konuşmalarımızda haykırdığımız ‘Türk futbolunda gözlerimiz önünde trajik bir tiyatro oynanıyor’ sözlerimiz gerçekliğiyle ortaya çıkmıştır. Biz reform şart dedikçe bizleri sportif rekabet hırsıyla hareket etmekle suçladılar. Bugün haklılığımız acı şekilde tescil edilmiştir.
Hakemler dosyası soruşturması kapsamında MHK Başkanı’nın tutuklanmış olması yıllardır karşı karşıya olduğumuz organize yapının adli mercilerce ortaya çıkarılması demektir. Tutuklu bulunan MHK başkanının kişisel tercihleriyle görev alan hakemler, küme düşenleri ve şampiyonları belirlemiştir” şeklinde konuştu.
“SİSTEM KÖKTEN DEĞİŞMEZSE TÜRK FUTBOLU UEFA DENETİMİNE GİRER”
Türk futbolundaki krizin adli merciler ve UEFA kanadındaki yansımalarını değerlendiren Şekip Mosturoğlu, köklü bir sistem reformu çağrısında bulundu.
Hakemlik müessesesinin her kademede haksızlık sarmalında olduğunu belirten Mosturoğlu, “Bizler bu hakemlerin yaşadıklarını tüm boyutlarıyla savcılık makamıyla paylaşmasını bekliyoruz. Hakemlik müessesesinin amatörden Süper Lig’e kadar nasıl bir kayırmacılık, haksızlık sarmalına girdiği görülmektedir. Hakemlerin şike ve teşvik suçundan tutuklandığı süreçte kimse adil oyundan bahsedemez. Temennimiz yapılacak etkin soruşturma kapsamında işlendiği düşünülen suçların tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasıdır.
UEFA’nın Türk futbolundaki olağanüstü gelişmelere bakarak gözlemci gönderdiği bir dönemdeyiz. Rakiplerimizin TFF veya MHK için attıkları istifa çığlıkları adil olmayan düzeni değiştirmek için değil, kendi çıkarlarına döndürmek içindir. İsteğimiz nettir. Kişilerin değil, bu sistemin kökten değişmesidir.
Güvenin kuruma ve sisteme karşı duyulması gerektiğidir. Türk futbolunun bu düzenle ileriye gitmesi mümkün değildir. Türk futbol sisteminde kurumsal köklü değişiklik için bir araya gelmezsek Türk futbolu UEFA denetimine girmekten kurtulamaz. Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Bizim mücadelemiz kişilerle değil, bozuk düzene karşıdır” sözleriyle konuşmasını noktaladı.