Dijital dolandırıcılık yöntemleri her geçen gün şekil değiştirirken, hukukçular “hesap kiralama” adı altında yürütülen yeni bir suç ağına karşı kırmızı alarm verdi.
“Sadece bir kez kullanacağız”, “Hesabına para gelsin, sana da komisyon verelim” gibi vaatlerle kandırılan vatandaşlar, kendilerini bir anda ağır ceza mahkemelerinde sanık sandalyesinde bulabiliyor.
MAHKEMELERİN IBAN KULLANIMINDAKİ KATI TUTUMU
Prof. Dr. Seçkin Yavuzdoğan, IBAN’ını başkasına kullandıran kişilerin sadece mağdur değil, aynı zamanda suçun faili olarak görüldüğüne dikkat çekti.
Seçkin Yavuzdoğan, mahkemelerin bu konudaki katı tutumunu şu sözlerle özetledi: “IBAN’ını kullandıran kişinin, hesabının dolandırıcılıkta kullanılacağını en azından öngörmesi suçun oluşması için yeterlidir. Dolandırıcılık kastınız olmasa bile, hesabınızı bir başkasına kullandırmanız sabitse, mahkemeler mahkumiyet kararı verebilmektedir.”
BASİT BİR HESAP ÖDÜNÇ VERMENİN AĞIR BEDELİ
Kendi banka hesabını bir başkasının kullanımına sunan vatandaşlar, farkında olmadan kendilerini ağır hukuki yaptırımların hedefinde bulabiliyor.
Bu süreçte en sık karşılaşılan suçlama, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen nitelikli dolandırıcılık oluyor. Ancak tehlike bununla da sınırlı kalmıyor; hesabın suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini gizlemek amacıyla kullanılması, kişiyi doğrudan kara para aklama suçunun bir parçası haline getiriyor.
Tüm bunların yanı sıra, bankaya işlemin gerçek sahibi hakkında doğru bilgi verilmemesi nedeniyle beyan yükümlülüğüne aykırılık suçundan da yasal işlem başlatılabiliyor. Dolayısıyla basit bir “hesap ödünç verme” eylemi, bu üç suçun birleştiği karmaşık ve ağır bir yargılama sürecine dönüşebiliyor.
KULLANILMAYAN BANKA HESAPLARINI KAPATMANIN KRİTİK ÖNEMİ
Prof. Dr. Seçkin Yavuzdoğan, dolandırıcılık riskini en aza indirmek adına son derece somut bir adım atılmasını öneriyor: Kullanılmayan banka hesaplarını vakit kaybetmeden kapatmak.
Özellikle uzun süre kontrol edilmeyen hesapların suç örgütleri tarafından daha kolay tespit edilip kullanılabildiğine dikkat çeken Yavuzdoğan, vatandaşların uyması gereken hayati bir güvenlik protokolü çiziyor.
Bu protokolün ilk adımı, hesap hareketlerini titizlikle takip etmekten geçiyor; özellikle gece saatlerinde gerçekleşen küçük miktarlı, test amaçlı işlemleri fark ettiğiniz anda vakit kaybetmeden bankanızla iletişime geçmelisiniz.
Bir diğer kritik nokta ise psikolojik baskı yöntemlerine karşı uyanık olmak; kendisini hakim, savcı veya polis olarak tanıtan kişilere asla itibar etmemeli, her türlü durumu mutlaka resmi kurumlar üzerinden bizzat teyit etmelisiniz.
Belki de en zoru ama en önemlisi, en yakınlarınızdan gelen masum görünümlü taleplere karşı “hayır” demeyi öğrenmektir; bir arkadaşınızın veya iş ortağınızın “Benim yerime şu ödemeyi alır mısın?” şeklindeki tekliflerini, ne kadar güvenilir görünürse görünsün, hukuki güvenliğiniz için kesinlikle reddetmeniz gerekiyor.
KİŞİSEL VERİLERİN MAHREMİYETİ VE HUKUKİ AKSİYON
Kişisel verilerin ve şifrelerin mahremiyetinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Yavuzdoğan, şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden en yakın kolluk birimine veya Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulması gerektiğini sözlerine ekledi.
İlginize çekebilir: İzmir’deki o paylaşıma kelepçe: O baba gözaltında!