Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya

Büyükşehir bütçesi meclisten oy çokluğuyla geçti.. Başkan Tunç Soyer: 'Mazeret değil icraat ürettik'

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 2023 Mali Bütçe ve performasının konuşulduğu uzun

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 2023 Mali Bütçe ve performasının konuşulduğu uzun meclis oturumunun kapanışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, "İzmir bizim için kavga konusu değil bir çözüm meydanıdır. Zorluklara birlikte göğüs gerdiğimiz bir şehirdir. Seçim kampanyamızda İzmir’in refahını büyütmek ve adil şekilde paylaşılması hedefimiz vardı. Bu  hedeften ayrılmadık" dedi. 

DEMOKRAT GÜNDEM-HABER MERKEZİ-(MELİSA GÖNEN)-İzmir Büyükşehir Belediyesi 2023 Yılı Mali Bütçe tasarısı İBB Meclisinde gerçekleşen ve 7 saate yakın süren meclis oturumunun ardından yapılan oy çokluğuyla kabul edildi. 

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 2023 bütçesi 25 milyar 900 milyon lira olarak belirlendi. 

Grup başkanvekilleri, meclis üyeleri ve grup sözcülerinin konuşmalarının ardından oylamadan önce son sözü alan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, yatırım bütçesinin yüzde 40'ın üzerinde olmasıyla gurur duyduklarını söyledi. 

TUNÇ SOYER: YÜZDE 40'IN ÜZERİDE OLMASI ELBETTE GURUR VERİCİ 

Başkan Soyer, "Yatırım bütçemizin yüzde 40 üzerinde olması elbette gurur verici. En öncelikli projeleri tamamlama hedefimizden pandemi ve ekonomideki ağır tahrilata rağmen asla vazgeçmedik. Mazeret değil icraat ürettik. Pandemi döneminde maskematik yaptık hatırlatırım. Her krizi fırsata dönüştürmeye çalıştık, lbırakın mazeret üretmeyi. Acaba burada bir fırsat yaratabilir miyizi düşündük" dedi. 

TUNÇ SOYER: İBB'NİN DİSİPLİNLİ VE GÜÇLÜ BİR MALİ YAPISI VARDIR 

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin hiçbir borcunu öteleme ya da erteleme yapmadığını dile getiren Başkan Soyer, "Nakit akışı ve finansman belediyelerin nefes borusudur. Tüm piyasa ve kredi borçlarını ödemekte. Hiçbir borcunu öteleme, erteleme yapmamıştır. İzmir Disiplinli ve güçlü bir mali yapısı vardır İBB’nin. Piyasayı serbest bırakın kendi dengesini bulur. Yasal sorun yaşayan yüklenici sayısı 15. Toplam alacak tutarı 6 milyon TL. Milyarlık rakamlar söz konusu ile değil" diye konuştu. 

""

SOYER: TARKAN KONSERİ İÇİN SPONSORLARIN DESTEĞİYLE ORGANİZASYON YAPILDI 

Tarkan Konseri nedeniyle bazı firmalara alacaklarının ödenmediği eleştirilerine de yanıt veren İBB Başkanı Tunç Soyer, "Tarkan konseri nedeniyle ödeme yapmamışız. Tarkan konserinin bedelini, sponsor diye birşeyi hayatınızda duydunuz mu? Beni bilen bilir, bilmeyen kendi gibi bilir. Tarkan konseri için sponsorların desteğiyle organizasyon yapıldı" dedi. 

PARTİZANLIK BİZDE YOK 

Partizanlık yaptıkları eleştirisine sert çıkan Tunç Soyer, "Partizanlığı kim nerede ararsa arasın kardeşim, bizde yok. Kime oy verdiğine bakmaksızın eşit hizmete devam edeceğiz. Partizanlığı bizde ararsanız yanlış yerde ararsınız. Partizanlık bizde yok" yanıtını verdi. 

ATMADIĞINIZ VE BEKLETMEDİĞİNİZ HER İMZA YA KAMU ZARARI YA DA KAMUYA ZARARDIR

Hükümetin beklettiği ya da onaylamadığı uygulamaları tek tek açıklayan İBB Başkanı Tunç Soyer, "Yapamadıklarımız nedeniyle cumhuriyet savcılarını göreve çağırıyorum. 103 yılda yapmışlar Aliağa’daki yatırımı. Helal olsun. Karayolları, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı elinden ne geliyorsa yapmış. Ne mutlu ne güzel bir dünya. İzmirlilerin hakkı olan çok sayıda icraatımızın sekteye uğratılmasını asla kabul etmiyoruz. Aynı desteği bekliyoruz.  Atmadığınız ve bekletmediğiniz her imza ya kam zararı ya da kamuya zarardır. Hizmetin nasıl olur da siyasete bu kadar alet edildiğini anlamak zor. Vatandaş aleyhine siyaset yapamazsınız. İzmir bu ülkenin 81 ilinden biridir. Ankara’da bekleyen işleri sadece beni değil tüm meclis üyelerini bağlar. 103 günde yaptığınız Aliağa’daki kavşakla övünç duyuyoruz. Biz de duymak istiyoruz. Atılmayan imzaları kamuoyunun, savcıların, hakimlerin vicdanına bırakıyorum" ifadelerini kullandı 

TUNÇ SOYER'İN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI: 

Mazbatamı aldığım günden bu yana, üç buçuk seneyi aşkın bir süredir İzmir için aşkla çalışıyorum.

O günden bugüne şehrimiz, ülkemiz ve dünya pek çok zorlu sınavdan geçti. Geçmeye de devam ediyor. Biz İzmir’in, 4.5 milyona yakın insanın birbiriyle ve doğayla uyum içinde yaşadığı örnek bir metropol olması için çalışıyoruz. Böylesine büyük bir dönüşümü başarmanın bir tek yolu var: Birlik ve beraberlik içinde hareket etmek.

Ülkemiz ve dünyadaki çoklu krizlerin üstesinden gelebilmek için daima en öne geçme tutkumuzu bir yana bırakmak zorundayız. Bizim İzmir’deki ve bu Meclis’teki asli görevimiz birlikte ve herkes için daha iyisini başarmak.

İzmir ve Türkiye’deki milyonlarca yoksul ve aç vatandaşımız bizden bunu bekliyor. Atalarımızın yüz yıl önce canlarını feda ederek inşa ettikleri memleketimiz, bizden bu temel vazifeyi yerine getirmemizi istiyor. Elbette yolumuz uzun, işimiz zor. Türkiye’yi hak ettiği noktaya getirmek için önümüzdeki en büyük engeli, yani kişisel ihtiraslarımızı yendiğimizde, önümüzde durabilecek hiçbir güç yok. Bunu çok iyi18 biliyorum.

Bu nedenle, üç yılı aşkın süredir kent paydaşlarımız ve dünyanın diğer şehirleriyle ortaklıklar kurmak en temel çalışma ilkemiz. Şunu bir kere daha ifade etmek isterim. İzmir bizim için bir kavga konusu değildir. İzmir, bir çözüm meydanıdır. Zorluklara karşı birlikte göğüs gerdiğimiz ve bu sayede vatandaşa hizmet ürettiğimiz bir şehirdir. Bu temel ilkemizin İzmir için olumlu sonuçlarını her geçen gün görüyoruz ve görmeye de devam edeceğiz.

Seçim kampanyamızda İzmir için uzun soluklu bir ana hedef tanımlamıştık: İzmir’in refahını büyütmek ve bu refahın adil paylaşımını sağlamak. Bu hedeften tek bir gün dahi ayrılmadık ve nasıl ulaşacağımızın yol haritasını Eylül 2019’da Meclisimiz’den oy birliği ile geçen 2020-2024 stratejik planımızda ortaya koyduk. Gururla söyleyebilirim ki, Türkiye’de ilk defa Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı yüzde yüz kapsayan bir stratejik planımız var.

Bu plan, Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu 7 stratejik amaç ve 27 hedeften oluşuyor. Stratejimiz, bize giderek derinleşen yoksulluğa, karamsarlığa rağmen şehrimizdeki refahı artırmak ve adil bir şekilde bölüşmek için rehberlik ediyor. Tüm bu çalışmalarımızın temel bir gayesi daha var: Türkiye gençlerinin ülkesine olan güvenini yeniden inşa etmek. Geçmişten aldığımız bu mirası gençlerimize pırıl pırıl aktarmak zorundayız. Biliyoruz ki, bir ülkeyi korumak için yalnızca onun sınır çizgisini korumak yetmez. Nasıl ki ülkemizin şehitlerimizin kanıyla çizilmiş sınırlarını canımız pahasına koruyorsak, o sınırın içindeki her bir değeri de korumak zorundayız.

Ve hiç şüphesiz, bu değerlerin en başında evlatlarımız, gençlerimiz geliyor. Bir ülkenin umutlu bir gençliği yoksa, geleceği de yoktur. Burada konuştuğumuz tüm yatırımlar, İzmir’in genç nüfusuna mutlu ve huzurlu bir gelecek inşa etme hedefini taşıyor.

2023 Bütçe Tasarımız 25 milyar 900 milyon TL olarak hazırlandı. Bu bütçe, ruhu itibarıyla önceki yıllarda olduğu gibi bir yatırım bütçesi. Bütçemizin yaklaşık 10 Milyar 600 milyonunu yani yüzde 41’ini sermaye giderlerine, yani şehrimiz için yaptığımız yatırımlara ayırdık. Ekonomik koşulların giderek ağırlaştığı ve birçok kamu kurumunun asgari hizmetlerini verecek finansmana dahi zor ulaştığı bu dönemde, yatırım bütçemizin yüzde 40’ın üzerinde olması elbette çok gurur verici. Hiç şüphesiz ki bu tablo kendiliğinden gelişmedi.

MAZERET DEĞİL İCRAAT ÜRETTİK 

İzmir’in en öncelikli projelerini tamamlama hedefimizden pandemi koşullarına ve ekonomik krizin yarattığı ağır tahribata rağmen asla vazgeçmedik. Mazeret değil, icraat ürettik. İzmir’in öz gücüne inandık ve tüm dünyayı buna inandırdık.

Buca Metrosu, Çiğli Tramvayı ve Narlıdere Metrosu başta olmak üzere İzmir’in temel projelerinin tamamına uluslararası yatırım kredisi bulduk. Bu kredileri, ilgili yatırımlardan elde ettiğimiz gelirle, İzmirli’nin cebine fazladan tek bir kuruş yük bindirmeden, uzun vadede ve çok düşük faizle ödeyeceğiz.

Bu konuda kendimize duyduğumuz güvenin evrensel bir karşılığı da var. Kredi notumuzun AAA olmaya devam etmesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi finansmanını yönetmekteki başarımızın en somut göstergesi. Biz, İzmir’in doğru bir stratejisi ve bütçe yönetimi olduğuna tüm uluslararası kuruluşları inanırdık. Onların önümüze koyduğu tüm zor ve objektif kriterleri sağladık.  Yazık ki bu konuda bir tek kendi hükümetimizi ikna edemedik. Hükümet, tek bir yatırım projemizde dahi İzmir’in elinden tutmamakta kararlı. Destek olmak şöyle dursun, az sonra bahsedeceğim çok sayıda proje Ankara’dan gelecek bir mektubu, orada atılacak bir imzayı bekliyor.

Bu akşam yedi ana başlıkta yürüttüğümüz bütçe tartışmalarına bazı katkılar yapmak istiyorum.

ALTYAPI

Hepinizin bildiği gibi birinci stratejik amacımız altyapı. Bu kapsamda ulaşım yollarını ve kentsel dönüşümü yeşil altyapıyla birlikte ele alıyoruz.

Kentsel altyapı için 2023 yılında ayırdığımız toplam bütçemiz yaklaşık 4 milyar 800 milyon TL. Yani toplam bütçemizin yüzde 27’si. Mazot ve asfalt fiyatlarındaki yüzde yüzden fazla artışa rağmen 2020 yılında 1 milyon 700 bin ton, 2021 yılında 954 bin ton, 2022 yılında 647 bin ton olmak üzere toplamda 4 milyon 600 bin ton asfalt uygulaması gerçekleştirdik. Önümüzdeki yıl için 1,5 milyon ton asfalt uygulaması, 1 milyon 900 bin metrekare arazi yolu kaplaması ve 1 milyon 200 bin metrekare ham yollara parke kaplaması yapıyoruz. Bu çalışmalar için 2023 yılında 1 milyar 800 milyon TL bütçe ayırdık.

Çalışmalarımızın odak noktalarından birisi hiç şüphesiz doğal afetlere karşı dirençli bir şehir inşa etmek. Son iki yılda şehrimizdeki yapılara yönelik bilimsel çalışmalar için Büyükşehir’in bütçesinden yaklaşık 34 milyon lira kaynak ayırdık.

Özellikle bir deprem bölgesi olan şehrimizdeki yapı stoku envanterini çıkarmak için İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi (İMO) ile protokol imzaladık. 30 Ekim Depremi’nden en çok etkilenen Bayraklı’da hayata geçirdiğimiz çalışmayla 33 bin 100 konutun yapı envanterini çıkardık.

İzmirlilerin yaşadıkları binalar hakkında kapsamlı ve güvenilir bilgiye erişimini sağlayan bina kimlik belgesi sistemini geliştirdik. Böylelikle hemşerilerimizin belediyemize resmi başvuru yapılmaksızın konutlarıyla ilgili ruhsat, mimari proje, toplanma alanı gibi önemli bilgilere doğrudan erişimini sağladık. Bu sistemi İzmir’in tamamındaki 869 bin 217 yapıya yaygınlaştırıyoruz.

Altyapı stratejik amacımızın temel ayaklarından bir diğeri elbette kentsel dönüşüm. İzmir, ne yazık ki elli yılı aşkın bir süre çarpık yapılaşmanın kurbanı olmuş. Ulaşım altyapısı düşünülmeden, imar aflarıyla büyüyen şehir dev bir beton yığınına dönüşmüş. Yeşil ve sosyal alanlardan yoksun mahalleler birbirine düğüm olmuş.

Şimdi biz bu düğümü sabır ve itinayla çözüyoruz. Yüzde yüz uzlaşmaya dayalı yerinde dönüşüm ilkesiyle, 2021’de İzmir tarihinin en büyük kentsel dönüşüm hamlesini başlattık. Gaziemir, Ege Mahallesi, Uzundere, Ballıkuyu, Çiğli Güzeltepe ve Örnekköy’de olmak üzere altı bölgede dönüşüm aynı anda başladı ve devam ediyor.

Bunu  yaparken, içinden geçtiğimiz zorlu ekonomik koşullar altında kentsel dönüşüm için daha önce hiç uygulanmamış, yeni ve kalıcı çözümler tarif ettik. Öncelikle bu projelerin yapımında belediye şirketimiz İzBeton’u devreye aldık. Ardından, kentsel dönüşüm için iş dünyamızla ortaklık kurduk ve yapı kooperatifleriyle çalışmaya başladık.

30 Ekim depreminde Bir Kira Bir Yuva Kampanyamız sonucunda, bir aydan kısa bir sürede çadırda tek bir İzmirli kalmamıştı. Şimdi o kampanya büyüdü, gelişti. Türkiye’de ilk kez uygulanan bir modeli hayata geçirdik. Depremde yıkılan binaları yeniden inşa etmek için apartman sakinlerinin kurduğu kooperatiflerle ortaklık protokoleri imzaladık. Dilber Apartmanı ile başlayan Halk Konut çığ gibi büyüdü. Projemize 2022 sonuna kadar kurulma aşamasındaki 21 kooperatif dahil olduğunda 3000 bağımsız birim ve yaklaşık 150 bin metrekare inşaat alanını kapsamış olacağız.

Kimsenin hakkını ranta kurban etmeden, vatandaşlarımızla müteahhitleri karşı karşıya getirmeden, Belediyemiz garantörlüğü altında şehrimizin depreme dayanıklı, yepyeni mahallelerini kuruyoruz.

2019 yılında kabul edilen stratejik planımızda, yenilikçi bir ilke kararı alarak yeşil alanları bir altyapı meselesi olarak tanımlamıştık. Bu çerçevede, yeşil altyapı hedefimizi kentsel dönüşümle bir bütün olarak ele aldık ve şehrimizin yeşil alanlar ağını adım adım genişlettik.

Yeşil altyapımızın kır ve kent merkezi arasındaki geçiş bölgesinde ise “Yaşayan Parklar” uzanıyor. Kent ve kır ayrımını ortadan kaldıran bu alanların yenilikçi özelliği şu. Bu parklarda, birbirinden apayrı mekanlarda gerçekleşen üç kullanım biçimini bir araya getiriyoruz. Tarımsal üretim gerçekleştiriyoruz, doğayı koruyoruz ve vatandaşlarımızın tüm gününü geçirebileceği açık alanlar yaratıyoruz. Olivelo ve Flamingo Yolu 2022’de hizmete açtığımız yaşayan parklar arasında. Buca ilçemizdeki Fırat Fidanlığı yaşayan parkımızın yapımı ise tüm hızıyla devam ediyor.

Görev dönemimizin sonunda İzmir kent merkezini çepeçevre saran 35 Yaşayan Park hizmete girecek. Milyonlarca metrekarelik bu rekreasyon alanlarıyla şehrimizde kişi başına düşen yeşil alan miktarı 16 metrekareden 30 metrekareye çıkacak.

Yeşil Altyapı hedefimizin en önemli ayağı ise Yeşildere’de başlattığımız EXPO 2026 Projesi. Türkiye’nin ilk büyük yeşil dönüşüm projesi bu vadide başlayacak ve bölge dört yıl içinde Expo 2026 alanına dönüşecek. Kaderine terk edilmiş Yeşildere, Kültürpark’tan da büyük yeni yeşil alanımız olarak hizmet verecek.

YAŞAM KALİTESİ

2023 yılı içerisinde en büyük yatırımımızı 6 milyar 1 milyon TL ile “Yaşam Kalitesi” amacımız altında gerçekleştiriyoruz. Bu, bütçemizin üçte birine karşılık geliyor.

Yaşam kalitesi stratejik amacımızın en önemli başlığı hiç şüphesiz raylı sistemler. İzmir’de yapımı süren ve 93 kilometreyi bulan altı raylı sistem projemize toplamda 32 milyar lira harcanacak. Bu projeleri bitirdiğimizde İzmir’deki raylı sistem ağımız, 270 kilometreye çıkacak.

2023 yılında raylı sistem yatırımlarımıza toplam 3 milyar 374 milyon TL bütçe ayırdık. Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında Narlıdere Metrosu ile Çiğli Tramvayı’nı hizmete açıyoruz.

BUCA METROSU İLE İZMİR OLAĞANÜSTÜ BİR YATIRIMA KAVUŞACAK

Dahası, 2022’de Buca Metrosu’nun yapımına başladık. Buca Metrosu, Türkiye tarihinde bir belediyenin kendi kaynakları ile yaptığı en büyük yatırım ve İzmir tarihinin en büyük projesi. Buca Metrosu her gün İzmir nüfusunun onda birini taşıyacak. Günde on İzmirli’den biri, yani 400 bin İzmirli bu hattı kullanacak. Buca’nın en uzak mahallesi Çamlıkule ile İzmir Körfezi arasındaki ulaşım süresi 15 dakikaya inecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin güçlü finansal yapısı sayesinde, Buca Metrosu için 490 Milyon Euro'luk uluslararası yatırım kredisi temin ettik. 3,2 faizle aldığımız bu krediyi, dört sene anapara geri ödemesiz olarak 12 yılda ödeyeceğiz. Trenleriyle beraber 765 Milyon Euro’ya mâl olacak Buca Metrosu’ndan elde edilmesi beklenen yıllık işletme geliri ise yaklaşık 45 milyon Euro. Metro inşaatı dört yıl ödemesiz dönemde tamamlanacak ve hat işletmeye açıldığında elde edilecek işletme geliri ile finansmanın geri ödemesi yapılacak. Dolayısıyla kimsenin cebinden para çıkmadan İzmir bu olağanüstü büyük yatırıma kavuşmuş olacak. Ayrıca Buca Metrosu’nun taşıyacağı 400 bin yolcuyu şu anda otobüs ve minibüslerle taşıyoruz. Metro tamamlandığında Belediyemiz yılda 48 milyon Euro tasarruf edecek. Dolayısıyla Buca Metrosu, dünyanın fizibilitesi en yüksek metro yatırımlarından biri. Dünya genelinde bir metronun kendi finansmanını karşılama süresi ortalama 30 yılken biz bunu yarı süresinde gerçekleştireceğiz.  

Dirençli kent vizyonumuz kapsamında, 2030’da sıfır karbon hedefine ulaşmak için çalışıyoruz. Bu kapsamda, Türkiye’ye ve dünyaya örnek olacak bir projemiz daha çok yakında hayat buluyor. Ulaşım Dairesi Başkanlığımızca hazırlanan fizibilite etüdü ile altı adet elektrikli yolcu gemisini İzmir’e kazandırıyoruz. Enerji ihtiyacının tamamını üzerindeki bataryalardan karşılayacak elektrikli gemiler, şarj ihtiyaçlarını Bostanlı ve Karşıyaka iskelelerine kurulacak şarj istasyonlarından karşılayacak. Elektrikli gemilerin filoya katılmasıyla yılda yaklaşık 5 bin 900 ton karbon ve 80 ton azot oksit salımı önlenmiş olacak. Dizel yakıtla çalışan gemilerin yerine elektrikli yolcu gemilerini hizmete alarak yüzde 50’nin üzerinde yakıt tasarrufu sağlayacağız.

Dünyanın bugün geldiği noktada enerjimizi yenilenebilir yollarla elde etmek zorundayız.

2021 yılının ikinci yarısında belediyemiz adına tüketilen elektrik enerjisinin tamamını yenilenebilir enerji kaynaklarından sağladık. Bu iradesini sertifikalandıran Türkiye'deki ilk kamu kuruluşu olduk. 2020, 2021 yılı ve 2022 yılı ilk yarısında serbest tüketici olarak karşılıklı anlaşmalar yaparak temin ettiğimiz elektrik enerjisi ile ulusal tarifelere oranla 19 milyon TL daha az elektrik faturası ödedik. Bu dönem içerisinde elektrik enerjimizin tamamını yeşil ve temiz enerji kaynaklarından temin ederek 13 bin ton karbondioksitin atmosfere salınımını engelledik. Bu, 344 bin ağacın atmosfere verdiği temiz hava miktarına karşılık geliyor.

Vicdanımıza, umudumuza sahip çıkmak için attığımız adımlardan biri “Evde Bakım Hizmeti” projemiz. Evde bakım hizmetini 30 ilçeye yayan belediyemiz, Eşrefpaşa Hastanesi, Kemalpaşa, Bayraklı ve Ödemiş’in ardından Tire'de de Evde Bakım Hizmet Birimi’ni açıyor. 2023 yılında evde bakım hizmeti verdiğimiz vatandaşlarımızın sayısını yaklaşık iki katına çıkarıyoruz.

Ne yazık ki… Son günlerde ülkenin farklı yerlerinden hayvan dostlarımıza yönelik şiddet haberleri geliyor.

Oysa bir toplumun adalet duygusu, en güçlü olanı değil, en zayıf olanı nasıl koruduğu ile ölçülür. Pako Sokak Hayvanları Yaşam Kampüsümüz işte böyle bir anlayışla kuruldu. 37 bin metrekarelik alanda hizmet veren bu tesis, aynı anda 1500 köpeği misafir edebiliyor. Sokakta yaşayan ve hastalanan sokak hayvanları için Acil Müdahale ekiplerimiz 7/24 vazife başında. Belediyemiz bünyesinde son üç yılda 72 bin sokak hayvanı muayene edildi, 22 bin sokak hayvanına operasyon yapıldı. Üç yıl içerisinde 365 ton mama dağıttık ve belediyemizde görev yapan veteriner hekim sayısını artırdık.

EKONOMİ

Ülkemizin temel meselesi, ekonominin çöküşü ve yoksulluktur. Bu nedenle ekonomi stratejik amacımız, içinden geçtiğimiz bu dönemde daha ayrıcalıklı bir yer tutuyor. Ekonomi alanına 2023 yılında 803 milyon bütçe ayırdık. Buna ek olarak, İZFAŞ, İzTarım ve İzDoğa başta olmak üzere birçok belediye şirketimiz bu alanda faaliyet gösteriyor.

Kentimizin döngüsel ekonomisini büyütmek için attığımız en büyük adımlardan biri hiç şüphe yok ki “Başka Bir Tarım” mümkün hareketimiz. Küçük üreticilerimizin doğdukları yerde doymasını sağlamak için günümüzün zorlaşan ekonomik koşulları altında tüm Türkiye’ye ilham olacak projeler geliştirip uyguladık.

Başka Bir Tarım ile kuraklık ve yoksullukla aynı anda mücadele ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki; açsak, yokuz.

Şehrimizde yaşayan milyonların ve hatta ülkemizdeki her bir yurttaşımızın gıda güvenliğini sağlamak için Sasalı’da İzmir Tarımı Geliştirme Merkezi'ni kurduk.

Bu merkezimizin çatısı altında çok değerli çalışmalara imza atıyoruz. “Mera İzmir” programımız bunların başında geliyor. Bu projemiz ile muazzam bir çalışma gerçekleştirdik ve İzmir’in çoban haritasını çıkardık.

Şimdi diyebilirsiniz ki belediye neden çoban envanteri çıkartır? Çok basit. Her geçen gün boşalan köylerimize sahip çıkmak ve şehrimizdeki yoksulluk ve açlıkla mücadele etmek için. Dahası yok edilen su kaynaklarımızı korumak için.

Değerli meclis üyelerimiz, bakınız! Mera İzmir ekibimiz sayesinde 4658 çobanın kapısı tek tek çaldık. Onları ağıllarında ziyaret ettik. Silajlık mısır yerine, su istemeyen, yerli yem bitkileri ile hayvancılık yapan üreticileri belirledik. O çobanların ürettiği sütleri biz neredeyse iki kat bedelle satın alıyoruz. Piyasası 6 lira olan keçi sütüne 10, piyasası 8 lira olan koyun sütüne 11 lira veriyoruz.

Bu sağlıklı sütleri, belediye şirketimiz İzTarım Bayındır’da kurduğumuz günde 100 ton kapasiteli süt fabrikasında işleyecek. Bu ürünler, şehrimizin dört bir yanındaki yoksul mahallelere ulaşacak. Köylümüz kalkınacak, yoksulun karnı doyacak ve suyumuz, topraklarımız, milli servetimiz korunacak. Yaptığımız şey işte bu kadar basit.

Yaptığımız tarımsal çalışmaları önümüzdeki günlerde İzTarım tarafından açılacak İzmirli marketlerimizle taçlandıracağız. Fuarcılık ve turizm konusunda yaptığımız çalışmalarla ise İzmir’i adım adım bir dünya kenti olmaya yaklaştırıyoruz.

DEMOKRASİ

Son beş yılda muhalefet partilerinin TBMM’de sunduğu 3 bin 845 kanun teklifinin hiç biri yasalaşmadı. Muhalefetin sunduğu meclis araştırma önergelerinin hiçbiri iktidar tarafından kabul edilmedi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi’ni ise çok başka bir ruh ve anlayışla yönetiyoruz. Muhalefetten gelen önergeler şayet İzmir’in yararına ise derhal işleme alıyor. Sırf muhalefetten geldi diye şehrimiz, ülkemiz için doğru olan bir fikri sümen altı etmeyi kendimize asla yakıştıramayız.

Bu ilkesel duruşumuzun bir sonucu olarak demokrasi, dördüncü stratejik amacımız. Bu amaç kapsamında 2023 yılında belediyemizin bütçesinden 2 milyar 531 milyon 800 bin TL ayırdık. Bunun toplam bütçemize oranı yüzde 14,4.

Demokrasinin güçlenebilmesi için yurttaşlarımıza oy vermekten çok daha fazla sorumluluk düşüyor. Aktif yurttaşlık, özellikle yerel demokrasinin en önemli öznesi. Bu çerçevede yerel demokrasiyi güçlendirmek için çalışıyor, muhtarlarımızı yerel demokrasinin harcı ve güvencesi olarak görüyoruz. Bu yüzden, İzmir’de göz göze gelmediğim ve derdini dinlemediğim tek bir muhtarımız yok. Bu yolculuğa, seçimi kazandığımın ertesi gününde en az oy aldığım Kiraz’ın Dokuzlar köyünden başlamıştık. Çok şükür, üç yıldır İzmir’in her bir muhtarıyla hizmet üretmek için var gücümüzle çalışıyoruz.

Demokrasinin yerelde başladığına inancımızla, Ekim 2021’de Türkiye Muhtarlar Buluşması’nı İzmir’de gerçekleştirdik. Türkiye’nin farklı illerinden yaklaşık iki bin muhtar yerel demokrasi sorunlarının belirlenmesi ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi için tekrar İzmir’de bir araya geldi.

Seçim kampanyamızda, İzmir’in refahından yeterince pay almayan arka mahallelere yönelik yepyeni bir vizyon oluşturmuştuk. Bu vizyonumuzu şu sözlerle açıklamıştım: “İzmir’in körfezini, bir sahne olarak düşünün. Hep ön sıralardakilere hizmet edilmiş. Oysa İzmir, sadece körfeze yakın semtlerden ibaret değil. Biz önceliği arka sıradakilere vermek üzere tüm İzmir’e hizmet edeceğiz. İzmir’in refahını arttıracağız ve bu refahı adil biçimde bölüştüreceğiz.”

İzmir’in arka mahallelerindeki sorunları çözmek için en güçlü çalışmamız “Acil Çözüm Ekibi”ni kurmak oldu. Acil Çözüm Ekibimiz, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin pek çok dairesi ile İZBETON, İZSU, ESHOT gibi bağlı kuruluşlardan toplam 23 birimimizin uzman personelinin yer aldığı bir yapılanma.

Acil Çözüm Ekibimiz, son iki yılda kent merkezindeki dezavantajlı mahallelerimizin sorunlarını süratle çözüme kavuşturdu. Bu proje sayesinde belediyeye ulaşma bariyerini ortadan kaldırdık. Onların talebini dinlemek ve sorunlarını çözmek için belediyeyi onların mahallesine, evlerine götürdük. Bazen de Seyyar Makam’la gittik. En önemlisi, o mahallelere hizmet götürme sürecini çok hızlandırmış olduk.

Biz İzmir’de hiç kimseye yarım bir gelecek bırakmak istemiyoruz. Yarım İzmir değil, eşit İzmir için çalışıyoruz. Acil Çözüm Ekibimizi bu hedef çerçevesinde daha da nitelikli ve kapsayıcı hale getireceğiz.

Eşitlik ülkemizin en büyük ihtiyacı. Fakat kadınlar için yaşamsal bir talep. Kadınların eşitlik talebinin üzerine titremeyi İzmir’de temel görevlerimizden biri olarak görüyoruz.

Kadınların düşüncelerinden mahrum bir toplumda yaşamak zorunda bırakılan herkes, yarım insandır. O insanların işleri yarımdır. Hedefleri yarımdır. Duyguları yarımdır. Vicdanı yarımdır. Soruları yarımdır. Cevapları da yarımdır. Böyle bir toplumdaki herkesin, geleceği yarımdır.

İzmir’de kadına yönelik şiddetin tam adını koyuyoruz. Yaşanan dehşetin aslında bir erkek şiddeti olduğunu açıkça söylüyoruz. İzmir Barosu ile imzaladığımız “Şiddet Mağduru Kadınlara Yönelik Güçlendirme ve Farkındalık Çalışmaları” konulu protokol bu konuda attığımız somut adımlardan biri.

Örnekköy’de “Anahtar" adıyla kadınlara bütüncül hizmet sunan Sosyal Yaşam Kampüsü’nü kurduk. Cinsiyet Eşitliği’ni kent geneline yaymak için sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları ile pek çok protokol imzaladık.

Kadınların toplumun her kesiminde var olma mücadelesine olan desteğimiz, hız kesmeden devam edecek.

Konuşmamın en başında dediğim gibi gençler bizim göz bebeğimiz. İçinden geçtiğimiz bu zor zamanlarda onların yanında durmak ve hayatlarını kolaylaştırmak için birçok çalışma yürütüyoruz.

Yurt sorunundan eğitime, sanatsal faaliyetlerden spora uzanan çok sayıda projemizle 2023’te de gençlerimizin yanında olacağız.

DOĞA

2023 yılında da İzmir’i doğasıyla uyumlu, dirençli bir kent yapma yolunda da emin adımlarla ilerliyoruz. Bu stratejik amacımız için ayırdığımız miktar 737 milyon 176 bin lira, yani toplam bütçemizin 4.2’si.

Bu kapsamda, İzmir’de çöpün bir atık olduğu döneme son verdik. Yenilikçi projelerimiz sayesinde çöp artık şehrimiz için bir enerji kaynağı. Harmandalı’nda 190 bin hanenin elektriğini üretecek kapasiteye sahip Biyogaz Tesisi’ni hizmete aldık. Bergama ve Ödemiş’te ise entegre atık yönetimi tesislerimizde atıklardan elektrik enerjisi üretmeye başladık. Bu konuda da tüm Türkiye’ye öncüyüz. Üç tesisimizde ürettiğimiz enerji 364 bin hanenin elektrik tüketimine karşılık geliyor.

2021’de başlayan İzDönüşüm projemiz ile çöp kavramına tedricen son veriyoruz. Çünkü çöpü bir ham madde olarak ekonomiye ve doğamıza yeniden kazandırıyoruz. Atık Yönetimi Dairemiz ve Belediye şirketimiz İzDoğa tarafından başlatılan İzDönüşüm Projemiz ile şehrimizdeki atıkları henüz kaynağındayken ayrıştırıyoruz. Bu süreci Buca, Karabağlar, Karşıyaka ve Narlıdere ilçelerimizde, ilçe belediyelerimizle eşgüdüm içinde başlattık.

İzmir nüfusunun üçte birinin ambalaj atıklarını çöpe gitmeden ekonomiye geri kazandırıyoruz. Bu atıklar, Konak’ta İzDoğa tarafından işletilen İzDönüşüm Ambalaj Atığı Toplama ve Ayırma Tesisimizde ayrıştırılarak geri dönüştürülüyor.

Dahası, projede yer alacak iş gücünü sağlamak amacıyla, sokak toplayıcısı kardeşlerimizi istihdam etmeye başladık. Onlara sadece iş olanağı sağlamıyor, aynı zamanda ömürleri boyunca çöpü karıştırma zorunluluğundan kurtarıyoruz.

Avrupa Kalkınma Bankası ile Türkiye’nin Yeşil Şehir Eylem Planı’nı hazırladık. İklim Eylem Planımızı uluslararası standartlarda yeniledik ve Avrupa Birliği’nin İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu’na seçilen yüz şehirden biri olduk.

Şehrimiz 2021’de dünyanın ilk Citta Slow Metropolü ilan edildi. İzmir’in şehirleşme biçimi ve hedeflerinde köklü bir revizyon anlamına gelen Citta Slow Metropol, geleceğin şehirlerinin de tarifi. Bu programla İzmir’in ilk iki sakin mahallesini oluşturuyor, Karşıyaka Demirköprü mahallesi ve Konak Pazaryeri’nde bölge sakinleriyle birlikte çalışıyoruz.

Bu başlık altında son olarak üzerinde bir bardak suda fırtınalar kopartılan, İzmir’in suyunu biz getirdik diyerek her seçim döneminde gündeme getirilen Gördes Barajı hakkındaki hakikatleri anlatmak istiyorum.

Bunu yaparken kendi cümlelerimi değil doğrudan Sayıştay’ın ifadelerini kullanacağım.

“2016, 2017 ve 2018 yıllarında gerek barajda meydana gelen teknik problemlerden (baraj gövdesinde ortaya çıkan su tutamama sorunu) gerekse de DSİ’nin yapması gereken imalatları henüz tamamlayamamış olmasından dolayı hiç su verilememiş, buna rağmen rağmen DSİ 2011 yılında beklenenin çok altında şehre deneme suyu vermiş olmasını esas alarak, 2011 yılının da önüne geçip 2010 yılından itibaren hesaplayarak İZSU’dan baraj bedeli tahsilatına ilişkin 18.12.2014 tarihinde talepte bulunmuştur.

İZSU’nun uhdesinde bulunan ve yapımı tamamlanan arıtma süreçlerine rağmen yapım ve işletimi DSİ’nin yetkisinde bulunan Gördes Barajı'nın gövdesindeki teknik problemler ya da DSİ’nin tamamlamakla yükümlü olduğu diğer unsurları tamamlamaması ve Kavaklıdere Arıtma Tesisi'ne su verilememesi nedeni ile İZSU açısından tesisin test ve kabul süreçlerinde de gecikmeler olmuştur.

Bütün bunlara rağmen İZSU, hiç su alamadığı dönemde, 2016 yılında, protokol gereği doğan borcunu ödemeye başlamış olup 2016 yılında 8.382.117,39 TL, 2017 yılında 8.810.095,99 TL, 2018 yılında 11.042.138,07 TL, 2019 yılında 11.699.763,71 TL ve 2020 yılında 15.677.722,84 TL ödeme gerçekleştirmiştir.

Bu nedenlerle, DSİ’nin standart olarak su idarelerine uyguladığı ve imzalattığı bu tür maliyet ortaklı yatırım projelerinde, iyi bir projelendirmeden başlayarak, karşılıklı yükümlülüklerin adil şekilde belirlendiği, ürün maliyet unsurunun da göz önünde bulundurulduğu bir ödeme planı ve protokol düzenlemesine gidilmesinin uygun olacağı Sayıştay denetçileri tarafından tavsiye edilmektedir. Dilerim ki Sayıştay’ın bu cümleleri, hükümetin Gördes konusunda İzmirlileri yanıltma gayretlerine son noktayı koymuştur.

YAŞAYARAK ÖĞRENME

İzmir için evrensel hedeflerimizi gerçekleştirme adına insan kaynağının çok önemli olduğunu düşünüyoruz. “Yaşayarak öğrenme” stratejik amacımız tüm şehri bir öğrenme alanı olarak tasarlıyor ve geliştiriyor.

Kurumsal kapasiteyi de içeren bu stratejik amacımıza 2023 yılı bütçemizden 2 milyar 54 milyon lira, yani bütçemizin neredeyse yüzde 12’sini ayırdık.

KÜLTÜR SANAT

Kültür ve sanat stratejik amacımızın 2023 bütçesi ise 671 milyon lira. Bunun toplam bütçeye oranı yüzde yaklaşık dört.

Gururla ifade etmeliyim ki, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın ardından Türkiye’de kazı çalışmalarına en çok bütçe ayıran kamu kurumu biziz. 2023 yılında 15 kazı çalışmasına destek vereceğiz. Kazılara bir yılda sağladığımız maddi destek miktarını ise 13 milyona çıkarıyoruz. Türkiye’de bu tür bir ödenek desteğini ilk biz uyguladık. Kemeraltı’nı yenileme projesi içinse 2023 yılında 96 milyon 132 bin liralık bütçe ayırdık.

İzmir’e 20 bin kişilik bir antik tiyatroyu geri kazandırma projemizin eşi dünyada yok. Kamulaştırma yoluyla Belediyemiz mülkiyetine aldığımız bu alanda önce gecekonduları yıkıyor, sonra da kazı başkanlığına devrediyoruz. Milim milim, sabır ve özenle yapılan bu muazzam çalışmanın sonunda Efes Antik Tiyatrosu’nun büyüklüğünde bir uygarlık mirası 2000 yıl sonra yeniden güneşle buluşacak. Kadifekale’nin etkilerinden Körfez’e doğru pırıl pırıl parlayacak. Arkamızda bırakacağımız bu büyük eserle ne kadar övünsek az.

İzmir Tarihi Liman Kenti’nin UNESCO Dünya Mirası daimi listesine girmesi için yürüttüğümüz çalışmaları bildiğiniz gibi tamamladık. 2024'ün ikinci yarısında Kemeraltı’nı da içine alan İzmir Tarihi Liman Kenti’nin UNESCO Dünya Mirası daimi listesine dahil edeceğiz.

Hükümet Partisi üyesi olmakla İBB Meclis Üyesi olmak zaman zaman karışıyor. Barajları biz yaptık diyorlar, DSİ parasını bizden alıyor.

Beklerdim ki, bu arkadaşlarım, alternatif bir belediye gibi değil bu belediyenin bir temsilcisi olarak işlerimizi nasıl kolaylaştıracaklarını düşünsünler.

Üç buçuk yıllık çalışmalarımız sonucunda İzmir geçtiğimiz aylarda son derece değerli bir ödüle, “Avrupa Ödülü”ne layık görüldü. Şehrimiz, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından 2022 yılında Avrupa değerlerini en iyi temsil eden şehir seçildi. Bu gurur, hepimizin.

2022’nin en anlamlı günüyse hiç şüphesiz 9 Eylül akşamıydı. İzmir’in kurtuluşunu tek yürek kutladığımız bu akşamda bir kere daha tarih yazdık. O akşam, bu ülke için hayallerimizi yeniden inşa ettik. 9 Eylül akşamı, karanlığın içinden umut ışığını doğurduk. Hasan Tahsin’in attığı ilk kurşun İzmir’den Anadolu’ya yayılacak direnişin müjdecisiydi. İnsanlık ve Türkiye tarihinin en büyük buluşmalarından birinin yaşandığı 9 Eylül 2022 ise barış ve kardeşliğin zaferidir. Umudu büyüten, bir arada olmanın, birlikte olmanın değerini gösteren bu şehrin bir ferdi olmaktan daha büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı olamaz. O akşam siyasi tercihimiz, düşüncemiz ne olursa hepimiz oradaydık. Tüm İzmir oradaydı. Türkiye bizimleydi. Dahası, dünyanın dört bir yanındaki vatandaşlarımızın yüreği de İzmir’deydi.Çok ses, çok renk ve çok nefes olmanın büyüsünü hep birlikte yaşadığımız o eşsiz akşamı Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine bir daha asla silinmeyecek şekilde yazdık.Büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi Cumhuriyet barışın tatlı güneşi ise, şimdi o cumhuriyeti demokrasinin tatlı güneşiyle aydınlatacak olan bizleriz. İşte tam da bunun için… Şubat 2023’te İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’ni düzenleyeceğiz. Yüz yıl önce İzmir’de yapılan ilk İktisat Kongresi’nin görkemli mirasının izinde, geleceğin Türkiye’sini inşa etmek için yola çıkıyoruz. Tümüyle sivil, şeffaf ve katılımcı bir girişim olarak tasarlanan kongrede, yeni yüzyılın iktisat politikalarına ortak akılla ilham vereceğiz. Sizleri, bu topraklarda yetişmiş en değerli insanlardan biri olduğuna inandığım Yaşar Kemal adına düzenlediğimiz sempozyuma davet etmek istiyorum. Sempozyumumuz önümüzdeki Cuma sabahı Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde başlayacak.

Bu vesileyle, 1967’de, yani 55 yıl önce Yaşar Kemal’in adalet üzerine yazdığı yazıdan bir bölüm okumak istiyorum.

“Bir haftadır kafamda evirip çevirip bir yazı düşünüyordum. Başlığı da şuydu: Çirkef denizinde yüzmenin mutsuzluğu. İnsan soyunun en seviyesiz, haysiyetsiz kişileriyle mücadele etmenin ne kadar ağır, yıpratıcı, onur kırıcı olduğunu anlatacaktım. Diyecektim ki, ölmek bir şey değil, ölmeye kurban olayım, öldürülmekse hiçbir şey değil… Ama şu insanları karşına alıp mücadele etmek, beter, diyecektim. Diyecektim ki, bu mücadele benim kişisel mücadelem olsa, ne pahasına olursa olsun, ben bu seviyeyle, bu alçaklıkla mücadele etmez, meydanı boş bırakır, yenilgiyi kabul eder, arkamı döner giderdim. Ama bu mücadelenin ucunda koskoca bir milletin mutluluğu, var olup yok olması var, diyecektim. Olmadı.

İnsan kederleniyor, kahroluyor. Karşındaki insan can bir düşmanın da olsa şöyle insana benzer insan, onurlu bir insan olmalı ki, sen de küçülmemelisin. Bunlarla mücadele insanı küçültüyor, yaralıyor. Bu sebeptendir ki, dünyada hiçbir vatansever takımı bizim kadar ağır bir mücadele vermemiştir.

Karınca kanatlanıyor lafını boşuna söylemedim. Bu lafı boşuna dilime pelesenk etmedim. Karıncanın kanatlandığına dair çok alametler belirdi. Bunlar Türkiye’de tahrip edilmedik hiçbir kurum bırakmayacaklar.

Önce bağımsızlığımızı elimizden aldılar. Dünya yüzünde uydu bir millet olmanın yükünü sırtımızda taşıyoruz. Çok ağır bir yük.

Dünyanın en geri, en yoksul on milleti arasına soktular bizi. Zengin Anadolu topraklarını kastılar kavurdular, öldürdüler. Ormanlar yok oldu. Kültürümüzü kemiriyorlar şimdi de…

Şimdi de geleneklerimize, milletimizi millet eden güçlere saldırıyorlar.

Milletimizi millet eden güçlerden biri de Türk adaletidir. Türk adaletinin büyük bir geleneği var. Onun üstünde koskocaman, dünyanın en büyük imparatorluklarından biri yatıyor. Onun üstünde koskocaman Hititten, eski Yunandan, Selçuklardan gelen bir Anadolu Uygarlığı yatıyor. Adalet geleneği bir toprak geleneğidir. Milletlerin uygarlık seviyeleridir.

Türk adaleti, Türk topraklarının geleneğidir. Yunusu, Sinanı, Mustafa Kemal’i, Nasrettin Hoca’yı yetiştirmiş büyük bir milletin insani seviyesidir. İnsanlığıdır. Büyük ve onurlu bir sorumluluk taşır. Bir milleti var eden, ya da yok edecek olan odur. Bir milletin en büyük gücü, geleneksel gücü, varlığı, bir sınıfın bekçiliğini yapmaz. Yaptırmazlar.

Türk hakimi bu memlekette teminatsız da iş gördü. O zaman bile, kendi vicdanının sesini dinledi. Hakimlik fedakarlık mesleğidir. Belki de mesleklerin en kutsalı, en şereflisidir. Hakimlik mesleğindeki adamlar, kendi mesleklerinin kutsallığını ve şerefini hayatları pahasına da olsa korumuşlardır. Türk adaletini hiçbir kimse, hiçbir sınıf emri altına alamaz. Çünkü bu adaletin yüzlerce yıllık geleneği var, biliyoruz.

Şu ana kadar sizlere Belediyemizin yaptıklarını ve yapacaklarını anlattım. Şimdiyse, yapamadıklarımızdan söz etmek istiyorum. Yapamadıklarımız nedeniyle bürokratları, Cumhuriyet’in yüzüncü yılını geride bırakan Cumhuriyet savcılarını ve hakimleri göreve davet ediyorum.

İCRAATIMIZIN SEKTEYE UĞRATILMASINI ASLA KABUL ETMİYORUZ

İzmirlilerin hakkı olan çok sayıda icraatımızın sekteye uğratılmasını asla kabul etmiyoruz. Aynı duruşu ülkemizin saygıdeğer yargı mensupları ve bürokratlarından da bekliyoruz. Tıpkı Yaşar Kemal’in yazısında ifade edildiği gibi.

ATMADIĞINIZ, BEKLETTİĞİNİZ HER İMZA YA BİR KAMU ZARARI YA DA KAMUYA ZARAR ÜRETMEKTEDİR 

Çünkü atmadığınız, beklettiğiniz her imza ya bir kamu zararı ya da kamuya zarar üretmektedir. Veyahut her ikisine birden neden olmaktadır. Açıkçası hizmetin nasıl olup da bu kadar siyasete alet edilebildiği bir noktaya geldik, bunu anlamakta güçlük çekiyorum.

İZMİR DÜŞMAN TOPRAĞI DEĞİL, İZMİRLİYE BUNLAR REVA GÖRÜLEMEZ

Siyaset kurumu böyle bir şey değildir. Vatandaşın aleyhine siyaset yapılamaz. Şunu lütfen unutmayın.

İzmir düşman toprağı değildir. İzmirliye bunlar reva görülemez. İzmir, bu ülkenin 81 ilinden biridir. Ayrılmaz bir parçasıdır. İzmir’in Ankara’da bekleyen işleri sadece bu şehrin Belediye Başkanı olarak beni değil, hangi partiden olursa olsun İzmirlilerin oylarıyla bu salona gelen tüm Meclis üyelerimizi bağlar.

Şimdi size, bazıları uzun yıllardır bekletilen projelerimizin listesini tüm İzmirlilerin ve Türkiye’nin huzurunda bir bir anlatacağım.

Birinci başlık, kamu zararına neden olunan durumlar.

Hükümetin yanlış ekonomi politikaları nedeniyle dünya ölçeğindeki enflasyon artışını en az on misliyle yaşıyoruz. Hepinizin bildiği gibi en büyük fiyat artışı akaryakıt ve enerji fiyatlarında gerçekleşiyor ve yerel yönetimlerin omzuna büyük bir külfet yüklüyor. Yerel yönetimlerin, toplu ulaşım hizmetlerinde kullandığı akaryakıt ve enerji bedellerinden KDV ve ÖTV alınmaması talebimiz Bakanlık tarafından reddedildi.

Yine ulaşım başlığında, ESHOT Genel Müdürlüğü’nün filosuna katmayı planladığı 100 adet elektrikli otobüs için finansman kaynağı yaratma hedefiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvurduk ve 421 milyon TL’lik kredinin iç borçlanma ile karşılanması için onay talep ettik. Geçtiğimiz yedi aylık süre içerisinde bakanlıktan olumlu ya da olumsuz bir cevap alamadık.

İzmir’de deniz ulaşımını güçlendirmek için geliştirdiğimiz projeler de engellerden nasibi aldı.

Deniz ulaşımında kullanılan iskelelerin belediyeye devrine ilişkin talep Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 8 yıldır cevaplanmadı.

Bostanlı Vapur iskelesi yanındaki Balıkçı Barınağı’nın bir kısmının, Körfez'de yolcu taşımacılığı yapan gemilerin bağlama yeri sorununu çözmek için kullanılması amacıyla yapılan imar planı, Ulaştırma ve Altyapı ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından uygun görüş verilmediği için uygulanamadı.

Ardından gemilere barınak olarak kullanılması planlanan Bostanlı Balıkçı Barınağı’nın belediyeye tahsisine ilişkin talep, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından önce uygun bulundu, ardından reddedildi.

Yaz döneminde vatandaşlarımızın günübirlik tatillerini ekonomik olarak yapabildiği Yassıcaada’nın kira sözleşmesinin yenilenmesi talebi Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından uygun görülmedi ve Yassıcaada tesisleri atıl hale getirildi.

Bayraklı – Şehir Hastanesi teleferik hattı için hazırlanan etüt proje ihale edilerek proje sürecine başlanmasına rağmen, Büyükşehir Belediyesi tarafından hastane bölgesinde yapılması planlanan üst istasyon bölgesinin kullanım hakkı talebine cevap alınamadı.

Kentin kuzeyinde Bergama'da İslamsaray Mahallesi'nde belediye hizmetlerini sağlıklı bir şekilde yürütmek için kurulacak şantiye alanının tahsisi için yapılan başvuru Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan 3 yıldır cevap bekliyor.

Alsancak, liman arkası bölgesindeki Tarihi Elektrik Fabrikası’nın üzerinde bulunduğu taşınmazın özelleştirilmesine yönelik satış ihalesini Grand Plaza A.Ş. kazanmasına rağmen söz konusu ihale iptal edildi. Bir daha yenilenmedi. İzmir’in bu eşsiz kültür mirası, 4.5 milyon İzmirli’nin gözleri önünde gün gün çürüyüp gidiyor. Bu kamu zararı değil de nedir? Tekrar ihaleye çıkmayan bürokratlara sesleniyorum. İzmir’e bunu reva görmeyin.

30 Ekim İzmir depreminin ardından İzmir Valiliği kararıyla Kemalpaşa Sütçüler Mahallesi'nde,binaların enkaz atıklarını geri dönüştürmek ve ekonomiye kazandırmak için kurulacak tesise onay verilmedi.

Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin revizyonu için dış finansmanı, ihaleyi alan firmanın bulacağı şekilde ihaleye çıktık. Bu kapsamda, proje için dış finansman kullanılabilmesine dair Şubat ayında izin yazısı yazıldı. Ancak Hazine onayı gelmeyince İZSU bu büyük yatırımı öz kaynakla yapmak zorunda kaldı.

Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi IV. Faz II. ikmal inşaatı için yine dış finansmanı ihaleyi alan firmanın bulacağı şekilde ihaleye çıktık. Burada da dış finansman kullanılabilmesine dair onay Şubat ayından bu yana verilmedi.

İkinci başlık, doğrudan kamuya zarar veren durumlar.

Çevre ilçelerin ulaşım sorununa kesin çözüm üretecek projemize vize verilmedi. Özel taşıma kooperatiflerini kentin ulaşım ağına dahil etmek, nakit ödeme yerine elektronik biniş kartı aracılığıyla yurttaşların indirimli ulaşımdan yararlanabilmesini sağlamak için 2019 yılında Seferihisar ilçesinde başlatılan İZTAŞIT Projesi'ni yaygınlaştırma hedefi “özel kuruluşlardan alınmak istenen toplu ulaşım hizmetinin ihaleyle yapılması zorunluluğu” mevzuatına takıldı. Bu hizmetin yapılacak protokollerle birden fazla kooperatiften alınması yönündeki talebe, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'ndan olumsuz yanıt geldi.

Bu konudaki ikinci engel ise UKOME’nin işleyişine müdahale edilerek gerçekleştirildi. Büyükşehir belediyelerinin görev, yetki ve sorumluluk alanında kalan yerlerde ulaşım ve trafik ile ilgili kararları alarak planlama ve koordinasyonu sağlayan Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü'nün (UKOME) yapısı değiştirildi. Yeni Bakanlık temsilcileri eklenerek ve buna göre çoğunluk 15 üye ile devlet kurumlarından oluşturuldu. Böylelikle UKOME’ye yaptığımız zorunlu fiyat artışı başvurumuz reddedildi.

Kamuya zarar başlığı altındaki diğer meselemiz ise kentsel dönüşüm.

Kentsel dönüşüm alanında karşımıza çıkarılan engeller arasında, maalesef hepimizi çok yaralayan, depremzedelerin mağduriyetini giderecek kredi onayının iki yıla yakın bir süre bekletildikten sonra gelmiş olmasıdır. Fakat gelen karar, bu uzun bekleme sürecinden çok daha vahim. İzmirli depremzedeler için büyük emek sonucunda elde ettiğimiz uluslararası düşük faizli konut kredisinin çok büyük kısmı, İzmir’e değil, Türkiye’nin başka illerine yönlendirildi.

Gaziemir ilçesi, Aktepe ve Emrez mahallelerindeki kentsel dönüşüm alanında, hak sahibi olan yurttaşların tapularında yer alan hazine fazlalıklarının kaldırılmasına ilişkin teklifimiz ise Bakanlık tarafındann cevapsız bırakıldı.

Bu kapsamda, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin mezarlık yeri için arazi tahsis talebinin bile 5 yıldır bekletildiğini üzülerek ve utanarak söylemek zorundayız.

Son olarak, engellenmesi nedeniyle hem kamuya zarar veren hem de doğrudan kamu zararına neden olan dört projeden bahsedeceğim.

Kentin güneyinde 6 ilçenin evsel katı atıklarını geri dönüştürmek ve atıklardan elektrik üretmek amacıyla Menderes’te yapılacak Güney-2 Entegre Katı Atık Yönetim Tesisi’ne 2 yıldır onay verilmedi.

Kentin kuzeyinde verilecek hizmetlerin önünü açacak şantiye alanı için belediyeye 3 yıldır yer tahsisi verilmiyor.

Seferihisar şantiye alanı için de tüm kurum onayları alınmış olmasına rağmen Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tahsise izin vermiyor.

Çiğli Tramvayı yapımı kapsamında, Mavişehir Uzatma Hattı için yaptığımız başvuru ise çözümsüz kaldı.

Planlamada bekleyen konuların detaylarına girmeden son bir örnekle bitireceğim.

Şimdi çuvaldızı da kendimize batıralım.

Tüm çalışma arkadaşlarıma seslenmek istiyorum.

Daha çok, daha çok, daha çok çalışmak zorundayız.

Büyükşehir bütçesi meclisten oy çokluğuyla geçti.. Başkan Tunç Soyer: 'Mazeret değil icraat ürettik'
Demokrat Gündem