DEMOKRAT GÜNDEM- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir örgütü, genel merkez tarafından gerçekleştirilen peş peşe görevden almalarla büyük bir siyasi çalkantının içine sürüklendi.
CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) kararıyla tedbiren görevden uzaklaştırılan İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ile görevine son verilen İl Kadın Kolları Başkanı Zahide Kurun, Güç’ün irtibat ofisinde partililerin yoğun katılımıyla ortak bir basın açıklaması düzenledi.
Görevden alma kararlarına çok sert tepki gösteren ve yaşanan süreci iktidarın politikalarıyla ilişkilendiren Çağatay Güç, AK Parti hükümetinin iktidar yolunda ilerleyen tek parti olan CHP’yi engellemeye çalıştığını ve parti içindeki bazı isimlerin de buna aracılık ettiğini iddia etti. Güç, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yolunda ilerleyişini engellemeye çalışmaktadır. Maalesef parti içerisinde buna aparatlık yapan, hem genel başkan sıfatıyla oraya genel müdür olarak oturan kişi hem de ona yardım eden parti içerisinde bazı kişiler ve menfaati için hareket eden insanlar, maalesef ülkeyi uçuruma sürüklemektedir” diyerek genel merkez yönetimini hedef aldı.

“İKTİDAR OLABİLECEK KADROLARI TASFİYE İÇİN KAYYUM ATANDI”
CHP’nin Özgür Özel’in liderliğinde Türkiye’nin birinci partisi konumuna geldiğini, eğitimden adalete ve ekonomiye kadar tüm programlarını tamamlayarak iktidara hazırlandığını belirten Çağatay Güç, bu süreçte kadroların tasfiye edilmek istendiğini savundu.
Karara boyun eğmeyeceklerini ve mücadeleyi yeni bir siyasi zemine taşımaktan çekinmeyeceklerini vurgulayan Güç, “Artık iktidarla birlikte ülkeyi daha mutlu, daha refah bir seviyeye çıkartmak için, iktidar olabilecek konumdaki tüm kadroları tasfiye etmek amacıyla maalesef partimize bir kayyum atamıştır. Kayyum yönetimi görevini yerine getiriyor. Ancak bizler, Cumhuriyet Halk Partisi’nin temsilcileri olarak bu kayyuma asla boyun eğmeyeceğiz. AKP Hükümeti’nin yaptığı bu baskıya asla boyun eğmeyeceğiz. Ülkemizin gençlerinin, ülkemizin kadınlarının, ülkemizin emeklilerinin bize ihtiyacı var. O yüzden biz mücadelemize her alanda, her yerde devam edeceğiz. Bu, bugün parti içerisinde; yarın yeni bir yolda, yeni bir partide devam edeceğiz. Biz, ülkemizi daha mutlu insanların yaşadığı, gençlerin geleceğe umutla baktığı mutlu insanlar ülkesi hâline getirene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” sözleriyle gelecek dönem yol haritasını ilan etti.

“SEÇİLMİŞ İRADEYİ YOK SAYAN YAKLAŞIMIN KARŞISINDAYIZ”
İl Başkanı Çağatay Güç ile benzer bir süreçle görevden alınan İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Zahide Kurun ise kendilerine ve yönetimlerine yönelik herhangi bir resmi tebligatın ulaşmadığını açıklayarak idari sürece tepki gösterdi.
Kararın duyuruluş biçiminin kurumsal ciddiyetle bağdaşmadığını belirten Kurun, “Bu durum yalnızca bir usul eksikliği değil, hukuk devletinin, kurumsal ciddiyetin ve örgütsel işleyişin ağır biçimde zedelenmesidir. Tebliğ edilmemiş kararlarla kamuoyu oluşturmaya yeltenenler, hukukun, usulün ve kurumsal ciddiyetin adeta yok sayılmasıdır. Örgütsel teamüller çiğnenerek seçilmiş iradeyi yok sayan, hukuki güvenlik ilkesini zedeleyen ve kadınların emekle ördüğü örgütsel yapıları tasfiye etmeye yönelik her yaklaşımın, 30 ilçe kadın kolları başkanımız ile birlikte dimdik karşısındayız. Bu cüreti gösterenler bilmelidir. Korkuya, baskıya, dayatmaya teslim olmadık. Bundan sonra da teslim olmayacağız. Açıkça ilan ediyoruz, biz buradayız, omuz omuzayız, bir aradayız” diyerek İzmir’deki 30 ilçe kadın kolu başkanının da kendisiyle ortak duruş sergilediğini aktardı.

“MUTLAK BUTLAN TARTIŞMALARININ GÖLGESİNDE EMEĞİMİZ YOK SAYILDI”
Kadın örgütünün asıl misyonunun koltuk kavgaları değil, kadınların yaşam hakkını ve eşit yurttaşlığı savunmak olduğunu hatırlatan Kurun, göreve geldikleri ilk günden bu yana sabahın erken saatlerinde işe yetişmeye çalışan kadınların ve ekonomik zorluklarla mücadele eden annelerin sesi olmak için çalıştıklarını dile getirdi.
Parti içindeki hukuki tartışmalara da değinen Zahide Kurun, genel merkeze tepki göstererek, “Biz bu mücadeleyi hiçbir koltuk için vermedik. Hiçbir zaman unvanlar için yürütmedik. Zira örgütün verimini, uyumlu ve etkin çalışmasını sekteye uğratmaya yeltenmiş her kim olursa olsun, tüzüğün ve ilgili mevzuatın öngördüğü usuller çerçevesinde işlem tesis etmeyi de kurumsal bir zorunluluk olarak bildik. Ancak görüyoruz ki mutlak butlan tartışmalarının gölgesinde şekillenen anlayış, kadınların emeğini ve örgütün iradesini yok saymayı tercih etmiştir. Hukukun üstünlüğünü savunduğunu söyleyenlerin, hukuki güvenliği ve örgütsel meşruiyeti tartışmalı yöntemlerle zedelemesi büyük bir çelişkidir. Muhalefeti zayıflatmaya çalışan kısır siyasetçileri kendine amaç edinmişlerin aksine; ekonomik krize, hukuksuzluğa, yoksulluğa ve kadınların yaşadığı derin eşitsizliklere karşı güçlü bir mücadeledir bizim mücadelemiz. İzmir Kadın Örgütü olarak enerjimizi, örgütümüzü yıpratmaya çanak tutan her türlü girişime karşı halkın iktidarını kurmaya harcamaya devam edeceğiz” dedi.