Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya

Çeşme Projesi'nde ikinci perde… Dosya Danıştay'a taşınıyor

Çeşme Projesi’nin Çeşme-Urla yarımadasının doğal yapısına telafisi güç zarar vereceğinin

Çeşme Projesi’nin Çeşme-Urla yarımadasının doğal yapısına telafisi güç zarar vereceğinin bilirkişi raporuyla da kayıtlara geçmesine karşın Danıştay 6. Dairesi’nin yürütmeyi durdurma taleplerini reddetmesinin ardından harekete geçen İzmirli avukatlar, dosyayı bu kez Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’na taşıyor.

Yargının ‘giderilmesi olanaksız zarar yok’ kararını eleştiren Avukat Senih Özay ve Murat Fatih Ülkü, yargı sürecinin dosyayı genel kurula taşımalarıyla sürdüğüne dikkat çekerek, yürütmeyi durdurma kararının verilmesi durumunda asıl telafisi güç zararın bu kez ortaya çıkacağı uyarısında bulunarak, “Çeşme-Urla projesi başladı Taşınmaz fiyatları katlarca değerlendi, yöreden proje gelip daha da değerlenecek diye çok sayıda taşınmaz alımı yapıldı, yapılıyor. bu projenin gerçekleşmesini dört değil sekiz gözle bekleyen kesimler, siyasal iktidar ve siyasal iktidarın bu yatırımının önüne geçecek kararı vermekte zorlanan, tereddüt eden bir yargı. Biz Ankara'da yargıçlar olduğuna ve yürütmenin durdurulması kararı verileceğine inanmak istiyoruz” dedi.

AYKUT POLATLI- DEMOKRAT GÜNDEM- (TELİF HABER)- İzmirli avukatlar Çeşme-Urla yarımadasının doğal yapısına ağır zarar vereceği bilirkişi raporu ile tespit edilip belirtilen Çeşme Projesi hakkında Danıştay 6’ıncı Dairesi’nin yürütmenin durdurulması talebini reddetmesinin ardından harekete geçti.

Avukat Senih Özay ve Murat Fatih Ülkü, Çeşme Projesi dosyasını bu kez Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’na taşıma kararı aldı. Adli tatil yılına girilmesi nedeniyle Genel Kurul’un nihai kararını sonbahar aylarında vermesi bekleniyor.

""

BİLİRKİŞİ RAPORU DA ÇEŞME PROJESİ’NİN KAMU YARARINA UYGUN OLMADIĞINI VURGULADI

Çeşme Projesi ile ilgili yürütmenin durdurulması ile ilgili açılan davada bilirkişi raporunun da bölgedeki koruma alanları ile tarım ve orman alanlarının yapılaşmaya açılacak olmasının doğal ve kültürel değerler ile su kaynakları üzerinde olumsuz etki yaratacağı ve kamu yararına uygun olmadığı yönünde tespitler içerdiğine dikkat çeken İzmirli avukatlar Senih Özay ve Murat Fatih Ülkü, dava konusu Çeşme Projesi ile ilgili Cumhurbaşkanlığı kararının kamu yararı taşımadığını ve hukuka aykırı olduğunu belirtti.

YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEBİ REDDEDİLİNCE PROJE İÇİN HAREKETE GEÇİLDİ ANCAK…

Avukat Özay ve Ülkü, Danıştay 6. Dairesi’nin bir diğer koşul olan ‘giderilmesi (telafisi) güç veya imkansız zararlar’ koşulunun gerçekleşmediği sonucuna vardığını vurgulayarak, yargı süreci devam ettiği halde Çeşme Projesi ile ilgili iş dünyası, kamu kurumları ve arazi sahiplerinin tüm planlamalarını buna göre yaptığına dikkat çekti ve asıl giderilmesi olanaksız zararın bu şekilde başlamış olduğunu söyledi.

YARGI İPTAL KARARI VERİRSE NE OLACAK?

Danıştay 6. Dairesi’nin yürütmeyi durdurma kararı verdiğini, bu kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’na taşıdıklarını vurgulayan İzmirli avukatlar Senih Özay ve Murat Fatih Ülkü, “Cumhurbaşkanlığı kararı yöreyi kültür ve turizm bölgesi olarak belirliyor/ilan ediyor, şimdi yürütmeyi durdurulması talebi reddedildikten sonra, bu yörenin kültür ve turizm alanı olarak yaşama geçmesi için birçok kamu kurumu; onlarca yüzlerce işlem tesis edecek, imar planları, imar planları çerçevesinde uygulama yapılması, ihale süreçleri, altyapı çalışmaları, yollar yapılması söz konusu. Peki davanın esası hakkında -kim bilir ne zaman- iptal kararı verilip kök işlem hukukun dışına düşünce, bu uygulama işlemlerinin yarattığı; doğadaki, insanlardaki, ekonomideki zararlar ne olacak? Sineye mi çekeceğiz? Hem de bilim insanlarınca kamu yararına uygun olmadığı, yani açıkça hukuka aykırı olduğu tespit edilen bir işlem nedeniyle. Danıştay 6.Daire çoğunluğunun, dar bir bakış açısı ile vardığı “giderilmesi olanaksız zararlar yok ki” yorumu, yöre gerçekleriyle de, doğal ve kültürel zenginliklerle de bağdaşmıyor” açıklamasını yaptı.

TELAFİSİ GÜÇ ZARARLAR DOĞACAĞI KOŞULLAR GERÇEKLEŞMEDİĞİ SONUCUNA VARILIYOR ANCAK…

“Yürütmenin durdurulması kararı için gereken “açıkça hukuka aykırılık” koşulunda bir sorun olmadığına göre, daire çoğunluğunun diğer koşul olan “giderilmesi (telafisi) güç veya imkansız zararlar” koşulunun gerçekleşmediği sonucuna vardığı görülüyor.  Oysa; Çeşme-Urla projesi başladı ve bütün yarımada, İzmir hatta bütün Türkiye bu projeyi biliyor, tüm insanlar Çeşme-Urla projesi kapsamında davranışlarını biçimlendirmeye ve gelecek planlaması yapmaya başladılar. Taşınmaz fiyatları katlarca değerlendi, yöreden proje gelip daha da değerlenecek diye çok sayıda taşınmaz alımı yapıldı, yapılıyor” diyen Özay ve Ülkü, “Çeşme-Urla projesine karşı olanlar bile, ‘Burası Türkiye; ya olursa’ diye düşünüp bu düşüncelerine göre planlama yapıyorlar, bu planlamalar bir süre sonra öyle bir hal alacak ki; Çeşme projesinin yapılmayabileceği düşüncesi arkalara düşecek ve iş dünyası, kamu kurumları, yöre insanları, halk; tüm planlamasını buna göre yaptığı için ciddi, olağanüstü hatta giderilmesi olanaksız zararlar yaratılmış olacaktır” ifadelerini kullandı.

YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI VERİLMESİ GEREKİYOR

Çeşme Projesi’nin ekonomik yönü hakkında da değerlendirmelerde bulunan Avukat Senih Özay ve Murat Fatih Ülkü, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik kriz koşulları nedeniyle projenin yapılması ısrarında bulunulduğunu dikkat çekerek, Yargı’nın baskı altında kalmadan karar vermesinin önemine dikkat çekti.

ANKARA’DA YARGIÇLAR OLDUĞUNA İNANMAK İSTİYORUZ

Avukat Özay ve Ülkü, Yargı’nın Çeşme Projesiyle ilgili ‘yürütmenin durdurulması’ kararı vermesi gerektiği çağrısında da bulunarak, şu açıklamayı yaptı: “İşin ekonomik yönüne gelirsek; yaşanan ekonomik kriz, ülkemizin hararetli döviz ihtiyacı, bu projenin gerçekleşmesini dört değil sekiz gözle bekleyen kesimler, siyasal iktidar ve siyasal iktidarın bu yatırımının önüne geçecek kararı vermekte zorlanan, tereddüt eden bir yargı. Ama bizce yargının zorlanmasına, tereddüt etmesine gerek yok. Bu projenin ekonomik olarak da yıktıklarından daha fazla bir getir getirmeyeceği de bilinç raporuyla tespit edilmiş. Yöre halkı istemiyor, İzmirliler istemiyor, anladığımız kadarıyla siyasal iklimin hızla değiştiği ülkemizde diğer yurttaşlar da istemiyor. Tabii bir de bizim tercüman olmaya çalıştığımız sesi soluğu çıkmayan diğer canlılar hayvanlar, bitkiler, otlar; bir de belki duymuşsunuzdur zamanında o yörede yaşayan ve halen de yaşadığı söylenen Anadolu parsı Zoza da istemiyor. Bu dosyayı sadece Yarımadalılar, İzmirliler izlemiyor; tüm Türkiye izliyor, hukukun, yargının olduğu kadar, siyasetin, değişmeye başlayan rüzgarların ve ülkemiz geleceğinin de bir fotoğrafını çekeceğiz. Biz Ankara'da yargıçlar olduğuna ve yürütmenin durdurulması kararı verileceğine inanmak istiyoruz.”

Çeşme Projesi'nde ikinci perde... Dosya Danıştay'a taşınıyor
Demokrat Gündem