Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, kiracıların yıllardır mağdur olduğu “depozito erimesi” sorununa emsal bir kararla son verdi.
Karara göre, kiracı tahliye aşamasında depozitosunu nominal değeriyle (sözleşmedeki ilk rakam) değil, tahliye tarihindeki güncel kira bedeliyle orantılı şekilde geri alacak.
15 LİRA ÖDEDİ HAKKINI YILLAR SONRA ALDI
Bu devrim niteliğindeki kararın kökeni 1993 yılında başlayan bir kiracılık ilişkisine dayanıyor. O tarihte 15 lira depozito ödeyerek eve giren bir kiracı, 2014 yılında evden ayrılırken parasının değer kaybetmesine itiraz ederek yargı yoluna gitti.
Yargıtay, paranın satın alma gücündeki değişimi ve kiranın güncel değerini dikkate alarak kiracıyı haklı buldu.
YENİ SİSTEM NASIL İŞLEYECEK?
Yargıtay tarafından belirlenen güncel yöntem, depozito bedelinin yıllar içerisinde enflasyon karşısında erimesini engellemek amacıyla, ödenen tutar ile kira bedeli arasındaki başlangıç oranının korunması esasına dayanıyor.
Bu sisteme göre, sözleşmenin kurulduğu tarihte ödenen depozito miktarının o günkü kira bedelinin kaç katına veya yüzde kaçına tekabül ettiği hesaplanarak bu oran sabitleniyor.
Tahliye aşamasında ise herhangi bir karmaşık faiz hesabına girilmeden, çıkış tarihindeki güncel kira bedeli üzerinden aynı oran uygulanarak iade edilecek tutar belirleniyor.
Bu yöntemi somut bir örnekle açıklamak gerekirse:
- Giriş Tarihi (2015): Kira bedeli 1.000 TL iken 3.000 TL depozito ödenmişse, depozito kiranın 3 katı olarak tescillenir.
- Çıkış Tarihi (2026): Güncel kira bedeli 20.000 TL’ye yükselmişse, iade tutarı bu güncel rakam üzerinden hesaplanır.
- İade Edilecek Tutar: Sabitlenen 3 katı oranı güncel kiraya uygulanarak toplamda 60.000 TL olarak ödenir.
Böylece mülk sahiplerinin aldığı teminatın reel değeri korunurken, kiracıların da geçmişte verdikleri güvence bedelini güncel ekonomik değerler üzerinden geri alması sağlanıyor.
ENFLASYON KARŞISINDA KORUMA
Kararın gerekçesinde, depozitonun bir “güvence bedeli” olduğu ve bu bedelin kiracıya iade edilirken “orantılı ve güncel” olması gerektiği vurgulandı.
Bu sayede, uzun süreli kiracılık durumunda mülk sahibinin elinde değerlenen nakit paranın, kiracıya geri dönerken pul olmasının önüne geçilmiş oldu.
SEKTÖRDE KARTLAR YENİDEN KARILIYOR
Bu emsal karar, özellikle 5-10 yıllık kiracıların tahliye süreçlerinde büyük tartışmaları beraberinde getirecek. Ev sahipleri için yüksek tutarlı iade yükümlülüğü doğarken, hukukçular kiracıların bu kararı dayanak göstererek icra takibi başlatabileceğini veya alacak davası açabileceğini belirtiyor.
İlginizi çekebilir: Fatih Birol’dan “Basra-Ceyhan” çıkışı: Hürmüz’e en güçlü alternatif Türkiye!