Türkiye ekonomisinin en hassas başlıklarından biri olan istihdamda, dar ve geniş tanımlı veriler arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
DİSK-AR tarafından hesaplanan son veriler, Mart 2026 itibarıyla Türkiye’deki işsizlik tablosunun sanılandan çok daha ağır olduğunu gösterdi.
GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİKTE REKOR ARTIŞ
Rapora göre, dar tanımlı işsizlik oranı Mart 2026’da yüzde 8,1 seviyesinde yatay bir seyir izlerken; “ümidi kesenler”, “iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar” ve “eksik istihdam edilenleri” kapsayan geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 31,5’e fırladı.
İki yıl önce yüzde 24,2 olan bu oranın ulaştığı seviye, işgücü piyasasındaki yapısal bozulmayı gözler önüne serdi.
İKİ YILDA 3,3 MİLYON YENİ İŞSİZ
Rapora göre, geniş tanımlı işsiz sayısı son iki yıllık süreçte 3 milyon 300 bin kişilik devasa bir artış gösterirken, sadece son bir yıl içerisinde işsizler ordusuna 1 milyon 185 bin kişinin daha eklenmesi dikkat çekiyor.
İstihdam piyasasındaki bu hızlı bozulmanın en çarpıcı göstergesi ise dar ve geniş tanımlı işsizlik oranları arasındaki uçurum oldu. Aradaki farkın 23,4 puana yükselerek tarihi bir rekora imza atması, resmi veriler ile halkın hissettiği gerçek işsizlik arasındaki makasın hiç olmadığı kadar açıldığını ve milyonlarca vatandaşın işgücü piyasasının tamamen dışına itildiğini kanıtlıyor.
KADIN İŞSİZLİĞİ YÜZDE 40’I AŞTI
Raporun en karamsar tablolarından biri kadın istihdamında yaşandı. Geniş tanımlı kadın işsizliği oranı yüzde 40,3 olarak kaydedildi.
Bu veri, her 10 kadından 4’ünün işgücü piyasasının dışında kaldığını veya eksik istihdam edildiğini ortaya koyuyor.
ÇALIŞMAK İSTEYEN ÇOK İŞ YOK!
DİSK-AR tarafından yayımlanan Nisan 2026 raporu, Türkiye’deki işgücü piyasasının gerçek boyutlarını “potansiyel işgücü” verileri üzerinden sarsıcı bir tabloyla ortaya koyuyor.
Rapora göre, toplumun geniş kesimleri çalışma arzusuna rağmen mevcut ekonomik sistemin dışına itilirken, haftalık 40 saatten az çalışan ve daha fazla mesai yapmak isteyen 4,5 milyon kişi “eksik istihdam” sarmalında yaşam mücadelesi veriyor.
Bu verilerin en karamsar kısmını ise, çalışmaya hazır olmasına rağmen çeşitli engellerle karşılaşan veya iş bulma umudunu tamamen yitirdiği için arama yapmayı bırakan 5,4 milyon kişilik kitle oluşturuyor.
DİSK-AR, resmi verilerin ötesine geçen bu raporuyla, Türkiye’de milyonlarca vatandaşın istihdam piyasasının çeperinde kaldığını ve geniş tanımlı işsizliğin yapısal bir krize dönüştüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
İŞSİZLİK ÖDENEĞİNE ERİŞİM ZORLAŞTI
Ekonomik krizin derinleştiği bu dönemde işsizlerin sosyal koruma kalkanından mahrum kaldığı da vurgulandı. Rapora göre; her 10 işsizden 8’i işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor. Katı faydalanma koşulları, milyonlarca işsizi gelir desteğinden yoksun bırakarak yoksulluk sarmalına itiyor.
DİSK-AR, raporun sonuç bölümünde, geniş tanımlı işsizlikteki bu devasa artışın ana sebebinin; zamana bağlı eksik istihdamdaki artış ile iş bulma ümidini kaybedenlerin oluşturduğu potansiyel işgücü yığılması olduğunu belirtti.
İlginizi çekebilir: Türk Sanayisinde bir dev sarsılıyor: 84 yıllık Eğinlioğlu Zincir konkordato istedi!