Küresel ekonomi, 28 Şubat’tan bu yana devam eden İran savaşıyla sarsılmaya devam ediyor. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması ve petrol fiyatlarının rekor kırması, döviz kurlarındaki dengeleri de altüst etti. BofA analistlerine göre piyasalarda “enerjiye sahip olan” kazanırken, “enerjiye muhtaç olan” kan kaybediyor.
ZİRVEDEKİLER: DOLAR VE KANADA DOLARI GÜÇLENİYOR
Savaşın yarattığı derin jeopolitik belirsizlik, yatırımcıları bir kez daha geleneksel sığınak olarak görülen Amerikan Doları’na (USD) yönlendirirken, bu krizin asıl sürprizi enerji zengini kimliğiyle ön plana çıkan Kanada Doları (CAD) oldu.
Küresel piyasalarda petrol fiyatlarına eklenen her cent, enerji ihracatçısı olan Kanada’nın para birimini rakiplerine karşı çok daha dirençli kılıyor ve adeta bir “enerji kalkanı” oluşturuyor. Bank of America analistleri, ABD dolarının kriz anlarındaki o sarsılmaz “güvenli liman” özelliğini başarıyla koruduğunu ve çatışmaların şiddeti arttıkça bu hakimiyetin daha da güçleneceğini vurguluyor. Böylece piyasalarda, güvenli liman arayışı ile enerji rezervlerine duyulan güven, dolar ve Kanada dolarını savaşın finansal kazananları ilan ediyor.
KAYBEDENLER KULÜBÜ: YEN, KRON VE OKYANUSYA PARALARI
Enerji ithalatına göbekten bağlı olan ekonomiler için savaşın faturası çok daha ağır bir tabloyu beraberinde getiriyor.
Özellikle devasa sanayisini ayakta tutabilmek için dışarıdan petrol almak zorunda olan Japon Yeni (JPY), tırmanan maliyetlerin ve arz endişelerinin baskısı altında adeta eziliyor. Bu karamsar tablo sadece Asya ile de sınırlı kalmıyor; Avrupa’da İsveç Kronu (SEK) da enerji bağımlılığı nedeniyle benzer bir zayıflık sergileyerek piyasanın gerisinde kalıyor.
Küresel ölçekte artan “riskten kaçış” eğilimiyle birlikte yatırımcılar güvenli olmayan varlıklardan hızla uzaklaşırken, bu durumdan en büyük darbeyi Okyanusya paraları alıyor. Satış baskısının odağı haline gelen Yeni Zelanda Doları (NZD) ve Avustralya Doları (AUD), savaşın döviz piyasasındaki en kırılgan halkaları olarak dikkat çekiyor.