Toplam 7.3 milyon seçmenin yüzde 77’sinin sandık başına gittiği tarihi seçimde, 120 sandalyeli İsrail Meclisi’nde (Knesset) tek başına veya blok halinde 61 sandalyelik çoğunluğa ulaşabilen bir taraf çıkmadı.
Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidar bloku 53 sandalyede kalırken, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot öncülüğündeki muhalefet bloku 48 milletvekilinde kaldı. Sandıktan çıkan tablonun ardından koalisyon kurma arayışları kilitlenirken, ülkenin siyasi geleceği için üç kritik olasılık öne çıkıyor.

İsrail Vatandaşı Filistinlilerden 19 Sandalyeli Tarihi Rekor
Gelen son verilere göre, İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Arap partileri Meclis’e toplam 19 milletvekili göndererek kilit bir konuma yükseldi. Üç partinin ittifakından oluşan Ortak Liste 12 sandalye kazanırken, Mansur Abbas liderliğindeki Raam Partisi 7 milletvekili çıkardı.
Parti bazında yapılan dağılımda Netanyahu’nun iktidardaki Likud Partisi 26 sandalye ile birinci parti olurken, Eisenkot’un Yashar Partisi 21 sandalyeyle ikinci sıraya yerleşti. Muhalefet cephesinde Naftali Bennett ve Yair Lapid’in “Birlikte Listesi” 12, Demokratlar Partisi 8, İsrail Evimiz Partisi ise 7 sandalye elde etti.
İktidar blokunda yer alan Ultra-Ortodoks Şas ve Birleşik Tevrat Yahudiliği partileri ile Itamar Ben-Gvir’in Yahudi Gücü Partisi 7’şer, Bezalel Smotrich’in Dini Siyonizm Partisi ise 6 sandalye kazandı. Yaklaşık 600 bin “çift zarf” oyunun sayımının tamamlanmasının ardından nihai sonuçların 4 Kasım’a kadar tescillenmesi bekleniyor.

Senaryo 1: Koalisyon Kurulamaması Ve Seçimlerin Yenilenmesi
Her iki blokun da koalisyon kurmak için şart koşulan 61 sandalyelik salt çoğunluğa ulaşamaması halinde en güçlü ihtimal seçimlerin tekrarlanması olarak gösteriliyor. Benzer bir siyasi tıkanıklığı 2019-2022 yılları arasında yaşayan ve 4 yılda 5 kez sandık başına giden İsrail’de meclisin feshedilmesi ve 2027’nin ilk yarısında yeniden seçime gidilmesi gündeme gelebilir. Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un vereceği hükümet kurma yetkisinden bir sonuç çıkmaması durumunda Netanyahu, de facto olarak başbakanlık koltuğunda oturmaya devam edecek.

Senaryo 2: Arap Partilerinin Dışarıdan Desteğiyle Eisenkot Hükümeti
Netanyahu’nun muhalefeti “Arap partileriyle ittifak yapmakla” suçlamasına karşın, Eisenkot ve muhalif sağcı müttefikleri seçim öncesinde Filistin partileriyle aynı masaya oturmayacaklarını açıklamıştı. Ancak Raam lideri Mansur Abbas’ın koalisyona katılım mesajı vermesi ve Ortak Liste’nin “aşırı sağcı iktidarı devirmek adına dışarıdan destek sunabileceklerini” ilan etmesi mecliste bu ihtimali canlı tutuyor. Yine de Eisenkot’un sağ seçmeni karşısına almama tutumu, bu senaryonun hayata geçmesini zorlaştırıyor.

Senaryo 3: Netanyahu Ve Eisenkot Öncülüğünde “Ulusal Birlik Hükümeti”
Cumhurbaşkanı Herzog’un da desteklediği iddia edilen ve basında sıkça tartışılan üçüncü olasılık ise Likud ile muhalefetin ana omurgasını oluşturan partilerin katılacağı geniş tabanlı bir “Ulusal Birlik Hükümeti” modeli. Uluslararası kamuoyundan yoğun tepki çeken aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in denklem dışı bırakılacağı bu senaryoda, Eisenkot’un Netanyahu’dan rotasyon ve adli reformların durdurulması garantisi talep edebileceği belirtiliyor. Bölgesel gerilimler ve olası askeri operasyonların muhalefeti böyle bir uzlaşı hükümetine zorlayabileceği değerlendiriliyor.

Polisten Likud’un “Seçimler Çalındı” İddiasına Reddetme
İsrail vatandaşı Filistinlilerin yoğun katılımı üzerine Likud Partisi, “seçimlerin Arap partileri tarafından çalındığını” iddia ederek polis ve güvenlik birimlerine başvuruda bulundu. Ancak İsrail Polisi tarafından yapılan resmi açıklamada, Likud’un sunduğu iddiaları destekleyen hiçbir somut delil veya istihbarat verisine rastlanmadığı belirtilerek suçlamaların mesnetsiz olduğu bildirildi.