DEMOKRAT GÜNDEM- İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünde, Hasan Tahsin ve Milli Mücadele Kahramanlarını Yaşatma Derneği tarafından düzenlenen “Uluslararası Hasan Tahsin Ödül Töreni”, Konak Elhamra Sahnesi’nde gerçekleştirildi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın destekleriyle düzenlenen programın açılışını ve sunuculuğunu Selmina Melikoğlu üstlendi. Melikoğlu, gecenin anlam ve önemine dikkat çekerek organizasyonun açılışını yaptı. Bu yıl ilk kez uluslararası boyutta verilen ödül, 2008 yılında ABD Başkanı George W. Bush’a düzenlediği basın toplantısında ayakkabı fırlatarak simgeleşen Iraklı gazeteci Muntazar el-Zeydi’ye takdim edildi.

“MİLYON DOLARLIK LİDERLERİN YAPAMADIĞINI BİR GAZETECİ AYAKKABISIYLA YAPTI”
Selmina Melikoğlu’nun açılış konuşmasının ardından kürsüye gelen Hasan Tahsin ve Milli Mücadele Kahramanlarını Yaşatma Derneği Başkanı Ümit Yaşar Işıkhan, Hasan Tahsin ödülünü uluslararası boyuta taşırken yaptıkları değerlendirmeleri paylaştı.
Irak halkının yaşadığı acılara ve Körfez Savaşları’nın yıkımına dikkat çeken Işıkhan, “1991 ve 2003 sonrasındaki süreçte insanın dilinin alamayacağı katliamlar yaşandı. En az 2 milyon masum insan çöl kumlarına gönderildi, en az 5,5 milyon çocuk yetim kaldı, en az 3 milyon kadın yalnız ve işsiz kaldı. Sümerlerden, Babillerden süzülen bu soylu halkı yok etmek istediler. İşte Hasan Tahsin’in kardeşi olarak değerlendirdiğimiz Muntazar el-Zeydi, işgal kuvvetinin komutanına ayakkabısını fırlatarak dünya tarihinde çok önemli bir sayfa açtı. Milyon dolarlara sahip Arap toplumlarının şeyhleri ve liderlerinin yapamadığını bir gazeteci ayakkabısıyla yaptı. Bütün Orta Doğu halklarının vicdanını ve acılarını dile getirdiği için kendisine şükran duyuyoruz” dedi.

Işıkhan’ın konuşmasını tamamlamasının ardından sunucu Selmina Melikoğlu yeniden söz alarak, “O masum insanlara yapılan haksızlıkları vicdanı olan herkesin duymasını talep eden bir konuşmaydı” ifadeleriyle Işıkhan’a teşekkür etti.

“GAZETECİLİK BASKI KARŞISINDA PUSMADAN GERÇEĞİ SAVUNMAKTIR”
Hasan Tahsin ve Milli Mücadele Kahramanlarını Yaşatma Derneği Denetim Kurulu Üyesi Gazeteci Esat Erçetingöz, Hasan Tahsin’in sadece silahıyla değil, Hukuk-ı Beşer gazetesiyle de işgale karşı durduğunu belirtti.

Gazetecilik mesleğinin sorumluluklarına değinen Erçetingöz, “Gazetecilik yalnızca olup biteni yazmak değildir. Gazetecilik gerektiğinde haksızlığın karşısında durabilmek, gerçeği savunmak ve toplumun sesini duyurmak cesaretidir. Bugün biz gazetecilere düşen görev, Hasan Tahsin’in mirasını yaşatmak; onun cesaretinden aldığımız güçle baskı karşısında pusmadan, gerçeğin izinden ayrılmadan halkın haber alma hakkını savunmaktır. Kendime iki örnek seçtim; biri Hasan Tahsin, diğeri Uğur Mumcu. Yaşasın özgür basın” diye konuştu.

“104 YILLIK EL YAPIMI TARİHİ BAYRAK SAHNEDE ALKIŞLANDI”
Selmina Melikoğlu, “Yiğitlerin tarihsel ve kültürel verilerini bizlere armağan eden sevgili ağabeyimiz Yaşar Aksoy” diyerek gecenin son konuşmacısı Derneğin Onursal ve Kurucu Başkanı, araştırmacı gazeteci-yazar Yaşar Aksoy’u kürsüye çağırdı.
Kürsüye davet edilen Hasan Tahsin ve Milli Mücadele Kahramanlarını Yaşatma Derneği Onursal ve Kurucu Başkanı, araştırmacı gazeteci-yazar Yaşar Aksoy ise hem Hasan Tahsin’in tarihsel kimliğine ilişkin akademik detayları hem de 9 Eylül 1922 günü İzmir’de yaşanan dramatik ve kahramanca anları dinleyicilerle paylaştı.
Konuşmasında Iraklı gazeteci Muntazar el-Zeydi ile buluşmasına değinen Aksoy, “Yanına gidip kendisiyle konuştum, Amerikan emperyalizmine taş gibi ayakkabı fırlatan bu adamı tebrik ettim” diyerek salondakileri selamladı.

Konuşmasında Hasan Tahsin’in gerçek adının Selanikli Osman Nevres olduğunu hatırlatan ve 9 Eylül günü İzmir Hükümet Konağı’na Türk bayrağının çekiliş sürecini ayrıntılarıyla aktaran Aksoy, işgal güçlerinin kentteki tüm bayrakları toplayıp yakması üzerine İzmirli kadınların sergilediği tarihi direnişi anlattı.
Ordunun kente girişi sırasında ellerinde bayrak bulunmayan askerler için halkın seferber olduğunu belirten Yaşar Aksoy, “İzmir’de Yunan askerleri evleri basıp tüm bayrakları yakmıştı. Türk ordusu şehre yaklaşırken analarımız kızlarının kırmızı eteklerini, kırmızı perdeleri, masa örtülerini söküp üzerlerine beyaz patiskalardan ay yıldız dikti. Yüzbaşı Şerafettin yaralanıp bayraksız kaldığında, bir nine göğsünden kendi eliyle diktiği bayrağı çıkarıp verdi. İşte o bayraklardan birini, rahmetli şair Turgay Gönenç’in annesi Sıdıka Teyze ölmeden önce bana emanet etti. ‘Ne zaman 9 Eylül ile ilgili konuşursan bu bayrağı millete göster’ demişti” ifadelerini kullanarak el yapımı tarihi Türk bayrağını sahnede katılımcılara gösterdi.
Tören, plaket takdimi ve anı fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.Tören, plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.