DEMOKRAT GÜNDEM- AYKUT POLATLI- Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen tanıtım toplantısında, iklim krizinin artık uzak bir geleceğin sorunu olmadığı, aksine günlük yaşamı, gıda güvenliğini ve kentlerin altyapısını doğrudan tehdit eden küresel bir aciliyet taşıdığı vurgulandı.
Toplantıda İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Elvin Sönmez Güler, Zurich Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız ve ICLEI Küresel Uygulama ve Geliştirme Direktörü Sunandan Tiwari bir konuşma yaparak projenin vizyonunu ve sahadaki somut çıktılarını paylaştı.

ZURİCH TÜRKİYE CEO’SU YILMAZ YILDIZ: “İKLİM KRİZİ ARTIK ENTELEKTÜEL BİR TARTIŞMA DEĞİL”
Toplantının açılışında konuşan Zurich Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporlarına atıfta bulunarak Türkiye’nin ve özellikle İzmir’in küresel ısınmadan en fazla etkilenecek coğrafyaların başında geldiğini belirtti.
Yıldız, yaşanan aşırı hava olaylarının maliyetine ve sosyal boyutuna dikkat çekerek, “Dünya üzerinde Akdeniz havzası, Akdeniz havzasında Anadolu, Anadolu’da ise İzmir, küresel ısınmanın olumsuz etkilerini en derinden hissedecek bölgeler.
Bugün yazın ortasında ceviz büyüklüğünde dolu yağıyor; yağmur yağdığında sel, yağmadığında kuraklık oluyor. Dünya genelinde hava olayları her yıl yaklaşık 150 milyar dolarlık zarar yaratıyor. Bunun gıda enflasyonu, soluduğumuz hava ve içtiğimiz su üzerinde ikincil etkileri var.
Küresel ısınma artık akademisyenlerin kendi aralarında tartıştığı entelektüel bir sorun değil; bizzat hayatımızı etkileyen global bir krizdir” dedi.
Zurich Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, projenin “tepeden inme” bir yaklaşımla değil, doğrudan İzmir halkının katılımıyla şekillendiğini vurguladı, “Bu projede en çok önemsediğimiz şey, kapsayıcılıktır. İklim krizinin etkilerini doğrudan yaşayan, bu suyu içen ve bu havayı soluyan vatandaşlarımızı sürecin içine kattık. Tepeden aşağıya değil, halktan öğrendiklerimizle yaşayan ve kalıcı çözümler üreten bir proje inşa ettik” diye konuştu.

ICLEI DİREKTÖRÜ SUNANDAN TİWARİ: “GERÇEK ÇÖZÜM, O RİSKİ YAŞAYANLARLA BULUNUR”
ICLEI Küresel Uygulama ve Geliştirme Direktörü Sunandan Tiwari ise iklim eylemlerinde adaletin ve yerel halkın katılımının şart olduğunu ifade etti.
İzmir’in çok katmanlı iklim riskleriyle (aşırı sıcaklar, seller, kuraklık) karşı karşıya olduğunu belirten Tiwari, projenin sadece riskleri tespit etmekle kalmadığını, mahalle sakinlerinin deneyimleriyle çözümler ürettiğini anlattı.

ICLEI Küresel Uygulama ve Geliştirme Direktörü Sunandan Tiwari, “İklim eyleminin merkezine adaleti koymak zorundayız. Dayanıklılık inşa etmek, kalkınmayı korumak demektir. Kadifekale mahalle bostanlarında kurduğumuz iklime dayanıklı sera ve yağmur suyu toplama sistemi bunun en somut örneğidir.
Sıcak hava dalgaları ve su stresi nedeniyle ürün kaybı yaşayan, geçim sıkıntısı çeken mahalle sakinleri için bu sera sadece bir üretim alanı değil; aynı zamanda bir öğrenme, ortak çalışma ve geçim kapısı oldu. Yağmur suyu toplama sistemi ise kurak dönemlerde sürdürülebilir bir kullanım sunuyor.
Uyumun gerçek karşılığı budur; iklim şokları geldiğinde topluluğu bir arada tutacak sosyal bağı güçlendirmektir. İzmir’deki bu çalışma, diğer dünya kentlerinin de öğrenebileceği güçlü bir uygulama örneğidir” dedi.

İZBB BAŞKAN VEKİLİ ELVİN SÖNMEZ GÜLER: “İKLİM DİRENCİ, TOPLUMSAL DAYANIŞMAYLA MÜMKÜNDÜR”
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Elvin Sönmez Güler, iklim krizinin yarattığı eşitsizliklere dikkat çekerek, bedeli en ağır şekilde krizden en az sorumlu olan dar gelirli kesimlerin yaşlıların ve çocukların ödediğini belirtti.
Güler, yerel yönetimlerin görevinin artık sadece altyapı yapmak değil, bu eşitsizlikleri azaltmak olduğunu vurguladı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Elvin Sönmez Güler, konuya dair, “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak iklim krizine karşı mücadeleyi sadece bir risk azaltımı değil; daha adil, daha demokratik ve daha kapsayıcı bir kent kurma iradesi olarak görüyoruz.
İklim direnci ancak toplumsal dayanışma varsa gerçeğe dönüşür. Agora’da yürüttüğümüz sel hazırlık eğitimleriyle yüzlerce yurttaşımız bilinçlendi, gönüllü ekipler kuruldu ve kendi yaşam alanlarının koruyucusu haline geldiler.
Kadifekale’de ise kadınların öncülüğünde gelişen süreç, iklim meselesini bir sosyal güçlenme alanına dönüştürdü. Mahalle bostanları ve seralar, dayanışmanın ve ortak geleceğin yeniden kurulmasının temel adımlarıdır. Attığımız her tohum, eşitliğe ve dayanışmaya atılmış bir adımdır” diye konuştu.

KADİFEKALE MAHALLE BOSTANI’NDA ÜRÜN DİKİMİ YAPILDI
Projenin tanıtım toplantısının ardından Kadifekale Mahalle Bostanı katılımcısı 98 kadın ve beraberindeki çocuklar, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı. ICLEI temsilcileri, Zurich Türkiye Yönetim Kurulu ve yönetici kadroları, Zurich Sigorta gönüllüsü/Zurich Ege bölgesi acente çalışanları, bostanda yazlık ürün dikimi yaptı. Ayrıca bölgede yer alan bir okulda mini bostan kuruldu. Program kapsamında iklim dirençli fide üretim serasında tohumlar ekildi.

MAHALLELERİN İKLİM RİSKLERİNE KARŞI DAYANIKLILIĞI ARTIRILDI
2023 yılında İzmir’de başlatılan proje kapsamında, mahalle ölçeğinde iklim risklerine karşı dayanıklılığı artıran bütüncül çalışmalar hayata geçirildi. Bu çalışmalarla afetlere karşı topluluk dayanışması güçlendirilirken, mahalle sakinlerinin kriz anlarında daha bilinçli ve birlikte hareket edebilmelerini destekleyen “Mahalle İklim Afet Gönüllüleri” komitesi kuruldu. Sel ve aşırı hava olaylarına karşı önleyici çözümler uygulanarak sel riski altındaki haneler, okullar ve kamusal alanlara sel bariyeri gibi pratik destekler sağlandı. Aynı zamanda, sıcak hava dalgalarının etkisini azaltmaya yönelik mekânsal çözümler geliştirildi.

Proje kapsamında ayrıca, iklim dayanıklılığına ilişkin bilgi ve farkındalığın artırılması amacıyla eğitim içerikleri geliştirildi hem okullarda hem de belediye merkezlerinde yaygınlaştırıldı. İmariye Mahallesi’nde hayata geçirilen Mahalle Bostanı iyileştirmeleri ve sera uygulamalarıyla ise gıda güvenliğini destekleyen, mahalle ölçeğinde kalıcı ve sürdürülebilir altyapı çözümleri oluşturuldu. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde proje ile yaklaşık 16 bin mahalle sakinine ulaşırken, İzmir’de iklim dayanıklılığının güçlendirilmesi adına güçlü bir model oluşturuldu.