DOLAR 33,1069 0.07%
EURO 36,1114 -0.2%
ALTIN 2.583,18-0,67
BITCOIN 2113211-1,95%
İzmir
39°

AÇIK

üst menü altı
İzmir Sağlık Platformu: Yaşamak istiyoruz!

İzmir Sağlık Platformu: Yaşamak istiyoruz!

ABONE OL
8 Mart 2021 14:53
İzmir Sağlık Platformu: Yaşamak istiyoruz!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İzmir Sağlık Platformu tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, yaşamın her alanında olduğu gibi sağlık alanında şiddetin utandırıcı boyutlara ulaştığı belirtilerek, “İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa en etkin biçimde uygulanmalıdır. Çünkü biz kadınlar yaşamak istiyoruz” denildi.

 

İzmir Sağlık Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla basın açıklaması düzenledi. İzmir Tabip Odası Orhan Süren Konferans Salonu’nda gerçekleşen açıklamaya; Türkiye Psikiyatri Derneği, Türk Psikologlar Derneği, Türk Hemşireler Derneği, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, İzmir Aile Sağlığı Çalışanları Derneği, TÜMRAD Derneği, Sağlık Emekçileri Sendikası (SES), Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası, Genel Sağlık-İş, İzmir Diş Hekimleri Odası ve İzmir Tabip Odası’nın kadın temsilcileri katıldı. İzmir Tabip Odası Kadın Hekimlik Komisyonu Başkanı Dr. Mübetcel İlhan tarafından okunan açıklamada, yaşamın her alanında olduğu gibi sağlık alanında şiddetin utandırıcı boyutlara ulaştığı belirtilerek, “İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa en etkin biçimde uygulanmalıdır. Çünkü biz kadınlar yaşamak istiyoruz” ifadelerine yer verildi. 

YAŞAMAK İSTİYORUZ! 

Kadına yönelik şiddetin yaşamın tüm alanlarında yaygın olarak sürmekte olduğuna vurgu yapan İlhan, “Bu eşitsizlikler pandemi ile birlikte katlanmıştır. Pandemi sürecinde toplum sağlığını koruyan değil, sermayeyi piyasayı önceleyen, koruyan politikaları birlikte gördük. Eşitsizlikler dünyasında boğuşan kadının yükü pandemiyle birlikte daha da artırmıştır. Pandemide sağlık hizmetlerinin her kademesinde sağlık emekçileri Kovid-19 ile yakın temas nedeniyle hastalanmış, hayatını yitirmiştir. Mesleğimizi icra ederken yakalandığımız bu hastalık meslek hastalığı sayılmamış, canla başla çalışan bizlere büyük bir vefasızlık yapılmıştır. Kadına yönelik şiddet yaşamın tüm alanlarında yaygın olarak sürmektedir. Yalnızca kadın olduğu için erkekler tarafından öldürülen, fiziksel, psikolojik şiddete uğrayan kadın sayısı yazık ki artmaktadır. İstanbul Sözleşmesi gibi ‘kadına şiddeti ve ev içi şiddeti’ sorgulayan, kadını koruyan, güçlendirmeyi hedefleyen bir sözleşmenin ilk imzacısı olmak hepimize gurur vermiştir. Ancak imzanın sözde kalması aktif uygulama yapılmaması hepimizi üzmüştür. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa en etkin biçimde, tartışmasız uygulanmalıdır. Çünkü biz kadınlar yaşamak istiyoruz” dedi. 

SÖZLÜ VE PSİKOLOJİK ŞİDDET 

Sağlık alanında şiddetin utandırıcı boyutlara ulaştığını kaydeden İlhan, “Sağlık hizmet alanında şiddet; utandırıcı boyutlara varmıştır. Toplumsal cinsiyet rollerinin yansıması olarak kadın çalışanlara daha pervasız daha kolay sözlü, psikolojik şiddet uygulandığını biliyoruz, yaşıyoruz. Şiddeti kışkırtan sebeplerin kaldırılmasını talep ediyoruz. Çalıştığımız alanlarda mobbing ve tacizlere karşı güvenle başvuracağımız kadın birimleri kurulmalı! İLO’nun 190 sayılı sözleşmesi imzalanmalıdır. 8 Mart DKG ücretli izin günü sayılmalıdır. Sosyal devlet sorumluluğunda olan bakım hizmetleri yani çocuk, yaşlı, hasta bakımı doğal görevimiz gibi omuzlarımıza bırakılmış, emeğimiz yok sayılmış, değersizleştirilmiştir. Bu yük bizleri üretimden ve sosyal yaşamdan uzaklaştırmaktadır. Cinsiyetçi bir bakış açısıyla kadınların üzerine yıkılan çocuk bakımı; ebeveynlerin ortak sorumluluğudur. Kreş; sosyal devlet olmanın gereği kamusal bir hizmet olarak sunulmalı, parasız, 24 saat hizmet veren, nitelikli ve tüm iş yerlerinde kadın sayısından bağımsız çalışan sayısına göre ayarlamalıdır. Aynı bakış açısıyla bakım hizmetleri sağlık alanında da biz kadınların üzerine ayrı bir psikolojik yük olarak düşmüştür. Kadın fizyolojisi üzerinden kadınların aleyhine politikalar üretmek ve uygulamak kabul edilemez. Regl gibi özel dönemler, gebelik, doğum, emzirme izin süreçleri kadın ve bebeğin yararı gözetilerek belirlenmeli. Bu durum kadın istihdamı aleyhinde değil, toplumsal yarar üzerinden düşünülmeli, yeniden düzenlenmelidir” ifadelerini kullandı. 

UCUZ EMEK DEPOSU DEĞİLİZ 

İlhan, açıklamanın devamında şunları söyledi: “Fiilen uygulanan kürtaj yasağına son verilmeli ve bu hakkın önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Pandemi sürecinde zorlaşan cinsel sağlık hizmetlerine erişim kolaylaştırmalıdır. 3600 ek gösterge hakkı sağlık hizmetleri kapsamında yer alan tüm personele uygulanmalıdır. Sağlık ve Sosyal hizmetler iş kolu tehlikeli iş kapsamına alınmalı, yıpranma payı artırılmalıdır. Emeğimizi piyasanın insafına bırakmak niyetinde değiliz. ‘Eşit işe eşit ücretE talebimizi tekrarlıyoruz. Ucuz emek deposu olmadığımızı bir kez daha haykırıyoruz. Biz kadınlar yaşamak ve yaşatmak istiyoruz! Birlikteliğimizi her 8 Mart’ta daha da büyütüyoruz! Yaşanacak güzel bir dünya için; söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var!” 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP