Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya

Kemal Kılıçdaroğlu canlı yayınında gündemi değerlendirdi! “Yargı sopa gibi kullanılamaz, vurgun listeleri açıklansın…”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; belediyelere yönelik operasyonlardan fon soruşturmasına, Terörsüz Türkiye sürecinden Mekke Anlaşması’na kadar pek çok başlıkta önemli mesajlar verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; belediyelere yönelik operasyonlardan fon soruşturmasına,

DEMOKRAT GÜNDEM- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, NTV canlı yayınında gündeme ve siyasete ilişkin son derece çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Yargıdaki çifte standart iddialarını, belediye soruşturmalarını ve siyasi ahlak kanunu gerekliliğini sert bir dille eleştiren CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Bir CHP’li belediye başkanı yolsuzluk yapıyorsa derhal gitsin AK Parti’ye katılsın, orada kendisini güvende hissedecektir” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, siyasette ve bürokraside yaşanan çürüme olduğunu belirterek, , Mustafa Kemal Atatürk dönemindeki parlamento özgürlüğü ile günümüz siyasi iklimini kıyaslayarak mevcut yapının demokratik eleştiri kültürünü yok ettiğini söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu canlı yayınında gündemi değerlendirdi! “Yargı sopa gibi kullanılamaz, vurgun listeleri açıklansın..."

“CHP’Lİ BİR BAŞKAN YOLSUZLUK YAPMIŞSA BU PARTİDE DURMASIN”

Yolsuzluk soruşturmalarında muhalefet ile iktidar belediyeleri arasında ciddi bir çifte standart uygulandığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Şimdi şöyle, eğer bir yerde yolsuzluk varsa, bununla ilgili duyumlar varsa, belgeler, bilgiler, dokümanlar, tanıklar varsa elbette savcıların görevi yolsuzluklarla mücadele etmektir. Buna bir şey demiyorum. Ama bunun tek boyutlu yapılmış olması doğru değil. AK Partili belediyeler dünya kadar yolsuzluklarını ben milletvekiliyken dile getirdim. Ne oldu? Hiçbir şey olmadı.

“DERHAL GİTSİN AK PARTİ’YE KATILSIN; DERHAL”

Ben o nedenle kürsüden Salı konuşmalarında şunu söyledim: Eğer bir CHP’li belediye başkanı yolsuzluk yapıyorsa sakın ola ki bu partide durmasın. Derhal gitsin AK Parti’ye katılsın. Derhal.

Orada kendisini güvende hissedecektir. İstediği kadar yolsuzluk yapabilir. Hiç kimse onun kılına dahi dokunamaz. Bu çifte standardı toplum bilsin diye söylüyorum. Yoksa yolsuzlukları örtmek için değil. Yolsuzluk varsa tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemek demektir o. Bir belediye başkanı yapacağı tek şey belde halkına hizmet etmektir ve belde halkına hesap vermektir. Bütün CHP’li belediye başkanları bunu yapmak zorunda. Çünkü halkına hesap veremeyen bir belediye başkanı belediye başkanlığı yapamaz. Siyasette ve bürokraside müthiş bir çürüm var. Bireysel çıkara dönük bir şey elde ediyorsa, avantaj elde ediyorsa, maddi açıdan güçleniyorsa, yani halkın parasını yiyorsa, yani iş takipçiliği yapıp bunun karşısında para alıyorsa, onun parlamentoda işi olmamalı. O milletvekili değil artık, zenginleşmek için gelmiş. Mutlaka siyasi etik kanun veya siyasi ahlak kanunu çıkması lazım.”

Kemal Kılıçdaroğlu canlı yayınında gündemi değerlendirdi! “Yargı sopa gibi kullanılamaz, vurgun listeleri açıklansın..."

“TÜRKİYE BÖLGESEL GÜÇ OLMAK ZORUNDA”

Dış politika, tezkereler ve bölge jeopolitiğine dair değerlendirmelerde de bulunan Kılıçdaroğlu, dış politikanın milli bir şuurla yürütülmesi gerektiğinin altını çizerek, “Tezkerenin geliş amacı önemli. Bizim askerimiz gene o bölgede var, eğitim amacıyla gidiyor. Eğitim amacıyla gidebilir ama biz bölgede yaşanacak bir savaşın parçası olarak askerimizin orada olmasını istemeyiz. Türk askerinin kanı parayla satılamaz. Bu kadar açık, bu kadar net söylüyorum. Askerimiz elbette oraya gidecek. Siz oluşan yeni dünya düzeninde kurucu bölgesel güç olmak zorundasınız.

Bağımsız, kurucu bir bölgesel güç olmak zorundasınız. Eğer bölgesel güç olmazsanız dünyada söz sahibi olamazsanız. Libya’yla yapılan, Akdeniz dolayısıyla yapılan anlaşma mükemmel bir anlaşma. Bunu söyledim, destek verdik. Dış politikada iktidar muhalefet olmaz, dış politika Türkiye’nin çıkarları üzerine inşa edilmek zorundadır. Mekke Anlaşması Aslında bizim projemiz, CHP’nin OBİT projesi. Bizim Orta Doğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı (OBİT) kurulmalı diye bir iddiamız vardı. Yıllar önce bunu dile getirdik. Şimdi bu ne oldu? Mekke anlaşmasıyla bir şekliyle oluştu. Biz buna nasıl itiraz edeceğiz?” ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu canlı yayınında gündemi değerlendirdi! “Yargı sopa gibi kullanılamaz, vurgun listeleri açıklansın..."

“SPK 10 AY BOYUNCA KILINI DAHİ KIPIRDATMADI”

Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul’da yaşanan finansal skandallara da değinen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Kirli siyasetçiyle kirli bürokrat el ele verdiler, devletin kurumlarında vatandaşı soydular. 10 ay boyunca Sermaye Piyasası Kurulu kılını dahi kıpırdatmadı. Bu soruşturmanın bütün boyutlarıyla, örgütlü suç kapsamında açığa çıkarılması lazım” dedi.

ABD seçimlerine ve küresel güç dengelerine de değinen Kemal Kılıçdaroğlu, dünyada çok kutuplu bir döneme girildiğini, ABD’nin enflasyon ve iç politikadaki baskılar nedeniyle tek aktör olma arayışını zorlukla sürdürdüğünü ifade etti. S

on olarak “Terörsüz Türkiye” sürecini desteklediklerini ve Kürt sorununun çözüm adresinin TBMM olduğunu yineleyen Kılıçdaroğlu, barışın ve toplumsal helalleşmenin Türkiye’nin geleceği için şart olduğunu söyledi.

KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN KONUŞMASINDAN SATIR BAŞLARI

“O DÖNEM MİLLETVEKİLİ KÜRSÜYE ÇIKIP ÖZGÜRCE ELEŞTİREBİLİYOR”

Mustafa Kemal’in parlamentosunda milletvekili çıkar, Mustafa Kemal’i eleştirirdi. Buyursunlar bir AK Parti milletvekili Erdoğan’ı eleştirirse bakayım eleştirebiliyor mu? Özgürlükte nereden nereye geldi ki? O dönem tek parti dönemiydi. O dönem milletvekili kürsüye çıkıp özgürce eleştirebiliyor. Ama bu dönem aradan yıllar geçmesi, demokraside sözde biraz ilerleme kaydettik diyor, çıkıp eleştiremiyor. Bu doğru değil, eleştiri kültürü mutlaka olmalı.

“EĞER BİR CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANI YOLSUZLUK YAPIYORSA DERHAL GİTSİN AK PARTİ’YE KATILSIN”

Şimdi şöyle, eğer bir yerde yolsuzluk varsa, bununla ilgili duyumlar varsa, belgeler, bilgiler, dokümanlar, tanıklar varsa elbette savcıların görevi yolsuzluklarla mücadele etmektir. Buna bir şey demiyorum. Ama bunun tek boyutlu yapılmış olması doğru değil. AK Partili belediyeler dünya kadar yolsuzluklarını ben milletvekiliyken dile getirdim. Bırakın beni, o dönem muhalefet milletvekiliydim, CHP milletvekiliydim. O dönem, bırakın beni, o dönem AK Partili içinden milletvekilleri bile çıkıp, dönemin Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı’na Ankara’yı parsel parsel sattığı suçlamalarını yaptılar. Ne oldu? Hiçbir şey olmadı.

Savcıya bakıyorsunuz, CHP’li veya yeni partili belediye başkanlarının evlerine sabahın köründe baskınlar düzenlenir, uygunsuz fotoğraflar yayınlanır. Bunların hepsi yapılıyor, bunları asla doğru kabul etmiyoruz. Ama diğerleri için beyefendiye telefon ediliyor, beyefendi buyurun şu saatte gelin, ağzında sakızla geliyor, savcının odasına giriyor, keyif içinde dışarı çıkıp gidiyor. Bu çifte standart nedir? Bu çifte standart Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve demokrasinin kuruluş ilkelerine aykırıdır. Savcıysa görevini tam yapacak. Biz yolsuzlukların üzerine gitmeyin demiyoruz. A yolsuzluk yaptığı zaman üzerine gidin. B yolsuzluk yaptığı zaman sırtını sıvazlayın. Ya yerimden gidersem? Türkiye’nin geldiği bu nokta işler acısı bir noktadır.

Ben o nedenle kürsüden Salı konuşmalarında şunu söyledim. Eğer bir CHP’li belediye başkanı yolsuzluk yapıyorsa sakın ola ki bu partide durmasın. Derhal gitsin AK Parti’ye katılsın. Derhal. Orada kendisini güvende hissedecektir. İstediği kadar yolsuzluk yapabilir. Hiç kimse onun kılına dahi dokunamaz. Hiç kimse. Bu çifte standartı toplum bilsin diye söylüyorum. Yoksa yolsuzlukları örtmek için değil. Yolsuzluk varsa tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemek demektir o.

Kemal Kılıçdaroğlu canlı yayınında gündemi değerlendirdi! “Yargı sopa gibi kullanılamaz, vurgun listeleri açıklansın..."

“HALKINA HESAP VEREMEYEN BİR BELEDİYE BAŞKANI BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPAMAZ”

Bir belediye başkanı yapacağı tek şey belde halkına hizmet etmektir ve belde halkına hesap vermektir. Hem hizmet vereceksiniz çünkü o para belediye başkanın parası değil. O para halkın parası. Ben halkın parasıyla halka hizmet edeceğim ve halka hesabını vereceğim. Ben şunu şunu şöyle şöyle yaptım, şu maliyette yaptım.

Bir dönem bizim CHP’li belediye başkanları yaptıkları hizmetleri, maliyetlerini büyük bez afişler yapar, kendi binalarına asarlardı. Aynı şeyi yapacağız. Bütün CHP’li belediye başkanları bunu yapmak zorunda. Aynı şeyleri. Çünkü halkına hesap veremeyen bir belediye başkanı belediye başkanlığı yapamaz. Kendi parasını harcamıyor. Bu çerçevede bakıyorum.

Ama devlet yönetiminde de çifte standart olmaz. Yolsuzluk yapanın partisi mi olur Allah aşkına? Benim hırsızım iyidir, öbür hırsızı hapse atalım. Böyle bir dünya yok. Kim yolsuzluk yapar? Yani devlet yönetiminde çifte standart olmaz. Adı cumhuriyet savcısıysa, cumhuriyeti koruyacaksa, cumhuriyetin erdemini ve faziletini içselleştirmişse, kim yolsuzluk yaptıysa üzerine girsin. Eyvallah. Eyvallah ama birileri için koruyucu melek olmamalı.

Kemal Kılıçdaroğlu canlı yayınında gündemi değerlendirdi! “Yargı sopa gibi kullanılamaz, vurgun listeleri açıklansın..."

“MİLLETİN VEKİLİ DEĞİL ARTIK O, ZENGİNLEŞMEK İÇİN GELMİŞ”

Yolsuzlukla ilgili şimdi bir iddia ortaya atıldığında, milletvekilinin yapacağı ilk şey şu: Kardeşim hesabını sormazsanız ne habersiniz getirin. Ben yolsuzluk yapmadım. Hesabımı her yerde veririm demesi lazım. Siyasi tutukluğa bir şey demem. Düşünce özgürlüğünü savunurum. Siyaseten milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasını doğru bulmam. Düşünce özgürlüğü, düşüncesini ifade etti diye dokunulmazlığının kaldırılmasını asla doğru bulmam.

Ama bireysel çıkara dönük bir şey elde ediyorsa, avantaj elde ediyorsa, maddi açıdan güçleniyorsa, yani halkın parasını yiyorsa, yani iş takipçiliği yapıp bunun karşısında para alıyorsa, halka hizmet etmek değil de kendisine ve ailesine hizmet ediyorsa, onun parlamentoda işi olmamalı. O milletvekili değil artık. Milletin vekili değil artık o. O başka bir amaçla gelmiş parlamentoya zenginleşmek için. Ticaret yapamazsınız. Milletvekilliğin kendi kuralları var.

O nedenle söyledim, defalarca ifade ettim. Parlamentonun önemli bir eksikliği var. Milletvekilleri arasında önemli bir eksiklik var. Mutlaka siyasi etik kanun veya siyasi ahlak kanunu mutlaka çıkması lazım. Bu yerel yönetimleri de kapsamalı. Böylece ana kurallar belli olmalı, halk da siyasetçiyi denetlemeli. En ciddi denetim organı halkın kendisi olmalı. Kurallar konacak, o kurallara göre halk da kendi belediye başkanını, kendi milletvekilini denetleyebilmeli. Burada yanlış yapıyorsun diyebilmeli.

“KİM OLURSA OLSUN, HANGİ PARTİDEN OLURSA OLSUN SABAHIN KÖRÜNDE EVİNİN BASILIP HAPSE ATILMASINI DOĞRU BULMAM”

Şimdi tutuklanma gerekçeleri siyasi düşüncesinden ötürü değil, bir siyasi söyleminden ötürü değil. Başka nedenlerle tutuklandı ve başka nedenlerle yargılanıyor. Ben sadece Ekrem Bey için demiyorum. Diğer belediye başkanları da siyasi nedenlerle tutuklanmadılar. Ama şu bir gerçek, onu ifade ettim. Çifte standardın olduğunu, Ankara’yı parsel parsel satanların korunduğunu, el üstünde tutulduğunu, dolayısıyla devlet yönetiminin böyle olmaması gerektiğini, yargının siyasallaştırılmaması gerektiğini söyledim. Yargı siyasi iktidarın elinde bir sopa gibi kullanılamaz. Bunu da söyledim, her yerde söylerim. Hangi yargıç itiraz ediyorsa o yargıca 50 tane de örnek gösteririm.

Ayrıca ben hiçbir belediye başkanının tutuklanıp, sabahın köründe evinin basılıp hapse atılmasını da doğru bulmam. Kim olursa olsun, hangi partiden olursa olsun belediye başkanı yargılayabilirsin, gider. Kimse savcının eline kelepçe vurmuyor ki. Savcının kalemini tutmuyor ki. Şahitleri çağırabilir, delilleri de toplayabilir, MASAK’a yazı da yazabilir, bilgileri toplayabilir. Ondan sonra iddianamesini hazırlar, mahkemeye gönderir.

İstiyorsa hakim tutuklar, istiyorsa tutuklamaz. Ama siz önce alıyorsunuz, sabahın köründe eve basıyorsunuz, içeri atıyorsunuz, hapiste kalıyor. Bir süre sonra delil bulmazsanız ne olacak? Bu insan boşu boşuna niye içeride kalıyor? O açıdan yargılama sistemini de doğru bulmuyorum. Hangi partiden olursa olsun, A parti, B parti değil. Demokrasilerde bunların olmaması lazım.

Kemal Kılıçdaroğlu canlı yayınında gündemi değerlendirdi! “Yargı sopa gibi kullanılamaz, vurgun listeleri açıklansın..."

“TÜRK ASKERİNİN KANI PARAYLA SATILAMAZ”

Tezkerenin geliş amacı önemli. Şimdi bizim askerimiz gene o bölgede var, bazı ülkelerde var, eğitim amacıyla gidiyor. Eğitim amacıyla gidebilir ama biz bölgede yaşanacak bir savaşın parçası olarak askerimizin orada olmasını istemeyiz. Türk askerinin kanı parayla satılamaz. Bu kadar açık, bu kadar net söylüyorum. Askerimiz elbette oraya gidecek. Siz oluşan yeni dünya düzeninde kurucu bölgesel güç olmak zorundasınız.

Bağımsız, kurucu bir bölgesel güç olmak zorundasınız. Yeni dünya düzeninde eğer siz o bölgesel güç olmazsanız çok şey kaybedersiniz. Türkiye kendi bölgesinde bir bölgesel güç olma iradesini, kurucu iradesini çok net ortaya koymak zorundadır. Sadece Orta Doğu’da değil; Balkanlar’da da, Türk Cumhuriyetleri’nde de Türkiye Cumhuriyeti devleti kendisini orada gösterebilmeli. Kültürüyle, ekonomisiyle, sanayisiyle göstermeli. Dolayısıyla bu alanlarda Türkiye bir bölgesel güç olmak zorundadır. Eğer bölgesel güç olmazsanız dünyada söz sahibi olamazsınız.

Kemal Kılıçdaroğlu canlı yayınında gündemi değerlendirdi! “Yargı sopa gibi kullanılamaz, vurgun listeleri açıklansın..."

“DIŞ POLİTİKADA İKTİDAR MUHALEFET OLMAZ, DIŞ POLİTİKA TÜRKİYE’NİN ÇIKARLARI ÜZERİNE İNŞA EDİLMEK ZORUNDADIR”

Libya’yla yapılan, Akdeniz dolayısıyla yapılan anlaşma mükemmel bir anlaşma. Bunu söyledim, destek verdik, hiç en ufak bir tereddüt yok burada. Türkiye dediğim gibi bölgede bir güç olmak zorundadır. O gücünü hissettirmek zorundadır. Her alanda gelişmek, her alanda büyümek, her alanda o küresel ve bölgesel etkinliğini göstermek zorundadır. Bunu gösterebilirseniz dünyada oyun kurucu rol üstlenebilirsiniz. Sizin sözünüzün belli bir ağırlığı olmalı dünya siyasetinde. Onun için bölgesel güç olmanız lazım. Yoksa gücünüzün bir ağırlığı olmaz.

Ayrıca Türkiye’nin bulunduğu coğrafya olağanüstü fırsatlar sunan bir coğrafya. Doğu Akdeniz’de haklarımız var; karbon yatakları üzerinde, gaz, petrol üzerinde haklarımız var, Kıbrıs. Bölgedeki Kıbrıs Türk Cumhuriyeti o haklarımızın güvencesidir aynı zamanda. Süveyş Kanalı’nda da, boğazlarda da, Cebelitarık’ta da, yani Akdeniz havzasında Türkiye bir oyun kurucu, güçlü bir devlet olmak zorundadır. Balkanlar’da da güçlü olmak zorundayız. Bu gücünüzü diğer ülkelerle iş birliği yapıp dünyada hissettiremezseniz oyun kurucu olamazsınız.

Dış politikanın milli olması gerektiğini de söyledim. Dış politikada iktidar muhalefet olmaz. Çünkü dış politika Türkiye’nin çıkarları üzerine inşa edilmek zorundadır. Dış politikayı alıp bir partinin politikası gibi yorumlayamazsınız. Mekke Anlaşması’nı Sayın Erdoğan oturdu, ben imzalayayım ve kararı verdim demekle olmaz. Devlet dediğiniz bir kurum var. Mekke Anlaşması dolayısıyla kaygım yok muydu? Vardı. Ama kaygımı İran giderdi. İran’ın bu sürecin içinde olması ve üç ülkenin dışişleri bakanının Tahran’ı ziyaret etmeleri bizim açımızdan çok değerli. Daha sonra Mısır’ın da dahil olması süreci büyütür ve Türkiye’nin gücünü daha görünür hale getirir.

Kemal Kılıçdaroğlu canlı yayınında gündemi değerlendirdi! “Yargı sopa gibi kullanılamaz, vurgun listeleri açıklansın..."

“MEKKE ANLAŞMASI ASLINDA BİZİM PROJEMİZ, CHP’NİN OBİT PROJESİ”

Bu proje aslında bizim projemiz. Yani CHP’nin projesi. Diyeceksiniz nereden çıktı bu? Bizim Orta Doğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı (OBİT) kurulmalı diye bir iddiamız vardı. Yıllar önce bunu dile getirdik. Çünkü Orta Doğu ülkeleri hep savaşıyor, kavga ediyor. Ya Türkiye öncülük etmeli buna, bu bölgeyi barış havzasına dönüştürelim. Niye kavga ediyoruz? Biz bu bölgede insanlarla akrabayız. Kardeşliğimiz, ortak tarihimiz, kültürümüz, inançlarımız var.

Birbirimizi boğazlamaktan vazgeçelim. Biz bu bölgeyi barış havzasına döndürelim ve Türkiye gelişsin, Orta Doğu büyüsün. Bunun için da Orta Doğu İşbirliği Teşkilatı kurulsun diye dillendirdik. Şimdi bu ne oldu? Mekke anlaşmasıyla bir şekliyle oluştu. Biz buna nasıl itiraz edeceğiz? Yarın diyecekler ki hem sen kalktın “Orta Doğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı kurulsun” dedin, e biz Mekke’de yapıyoruz, sen karşı çıkıyorsun. Ayrıca Pakistan bizim kadim dostumuzdur. İran’ın buna sıcak bakması fikrimizi değiştiriyor.

“SİYASETTE VE BÜROKRASİDE MÜTHİŞ BİR ÇÜRÜME VAR”

Gidişatı nasıl buluyorsunuz? Bir, siyasette müthiş bir çürüme var. İki, bürokraside müthiş bir çürüme var. Kirli siyasetçiyle kirli bürokrat el ele verdiler, devletin kurumlarında vatandaşı soydular. Siyasetçi belli, ne olduğu belli. Ahlaksız, özür dilerim ifade edeyim; ahlaksız kirli siyasetçi vurgun vuracak. Nasıl vuracak? Bürokratı elde etmesi lazım, bürokratın ona yardımcı olması lazım. O bürokratları getirdiler, belli yerlere yerleştirdiler. Dolayısıyla borsada bildiğimiz soygun düzenine imza atıldı.

Ama bakın burada önemli bir şey var. Kimse bu soygun düzeni var demedi. Ta ki uluslararası derecelendirme kuruluşları “Beyler Türkiye’de bir şeyler mi oluyor?” dedikten sonra olay patladı. Bu ülkenin Sermaye Piyasası Kurulu var, Hazine ve Maliye Bakanlığı var, Hazine Müsteşarlığı var, Borsa İstanbul var, Takasbank var. Buralarda her şey soygun düzenine göre gelişmiş. Kısa sürede bir hisse senedi %1450’nin üzerinde nasıl değer kazanır? Bir Allah’ın kulu çıkıp da burada bir şeyler var galiba diyemiyor.

İktidar “biz bunun üstüne yürüyoruz” falan filan diyor, bu örtülecek bir şey değil. Çünkü her şey dijital ortamda oldu ve delillerin tümüyle karartılması mümkün değil. Kirli işi yapanlar belli. Cumhurbaşkanı ne söyledi? “Nereye varırsa varsın üstüne yürüyeceğiz” dedi uçakta gelirken. E peki, o zaman bu vurgunu yapanların, bu halkı soyanların, tasarruf sahiplerini soyanların listesini niye açıklamıyorlar? Niye açıklamıyorlar? Açıklasınlar. Kaç kişi? Kimler çaldı?

Bir kişi aldılar içeriye; AK Partili, eski milletvekili. Tutuklandı, şu anda hapiste. Diğerleri kim? Siyasetçiyle bürokratın el ele verip devletin kurumlarında vatandaşı soydukları bir düzen, bu tarihimizde ilk kez gerçekleşiyor. Hala bunların başkanları, bazı yönetim kurulu üyeleri görevlerinin başındalar. Normalde bunların derhal açığa alınması lazım. Derhal. Ve bu olaydan haberi olanların da açığa alınması lazım. Bunu grup toplantısında dört madde halinde açıkladım.

Eğer bunları yaparsanız, o zaman kimseyi korumayacaksınız derim. Herkesi yargının önüne çıkaracaksınız. Ayrıca bunun örgütlü suç kapsamında değerlendirilmesi ve soruşturmanın bu kapsamda yapılması lazım. Çünkü bu örgütlü bir suç. Kimlerin yaptığı belli, hangi devlet kurumlarının bu işlerin içinde olduğu belli, ana aktörler belli, kamu görevlileri belli, eski milletvekilleri belli. Savcılar anladığım kadarıyla tutuklanan eski milletvekili için örgütlü suç kapsamında tutuklandığını ifade etti. Bu güzel bir gelişme. Soruşturmanın da bütün boyutlarının açığa çıkması lazım.

Kemal Kılıçdaroğlu canlı yayınında gündemi değerlendirdi! “Yargı sopa gibi kullanılamaz, vurgun listeleri açıklansın..."

“HAZİNE VE MALİYE BAKANI ‘AÇIKLADIM’ DİYOR, İYİ DE SPK 10 AY KILINI KIPIRDATMADI”

Hazine ve Maliye Bakanı bütçe görüşmelerinde söylüyor: “Efendim ben bunu daha önce açıkladım” diyor. Evet doğru, açıkladı! İstanbul Borsası’nda manipülasyon yapıldığını biliyoruz diye açıkladı zaten bunu. Peki açıkladı da ne oldu? Bir komiteyi topladı, Sermaye Piyasası Kurulu’na yazı yazdı. 10 Ay! 10 ay Sermaye Piyasası Kurulu kılını dahi kıpırdatmadı. Sayın Bakan diyor ki, efendim ben görevimi yaptım, Sermaye Piyasası Kurulu’na bu yazıyı yazıp gönderdim diyor. İyi de onay uygulanmadı. Bakan değil misin? O kendisi istifa etmiyor, bir yerlere güveniyor demek ki. Sen bakansın, onun görevden alınmasıyla ilgili ne gerekiyorsa yapacaksınız. Ama yapmadın mı?

“TÜRKİYE ARTIK KENDİ GÜCÜNÜ VE ENERJİSİNİ BAŞKA ALANLARA HARCAMALI, ACILARA KATLANACAK ZAMANI YOK”

Terörsüz Türkiye olayını doğru buluyorum, umarım başarıyla sonuçlanır. Zaten parlamentoda görüşülürken de grup başkanımız ve grup başkan vekillerimiz yasa tasarısına imza attılar. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu sorunun çözülmesi için 1980’lerden beri mücadele ediyoruz, raporlar yazdık. Ama o dönemin siyasi parti yöneticileri için soruşturmalar açıldı.

Günümüze geldik, daha önce ben bu sorunun çözüm adresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu söyledim. Bu sorun mecliste çözülür. Ama hayır dediler, meclis dışında çözeceğiz, o da çözülmedi. Şimdi meclise geldi, konuşuldu, çözüm yolları anlatıldı, yasa parlamentodan çıktı. Şimdi bu yasanın sağlıklı bir şekilde sonuçlanmasını bekliyoruz. Bölgede huzurun olması lazım.

Türkiye’nin Orta Doğu’da dominant bir ülke olarak, devlet olarak öne çıkması lazım. Kendi iç işleriyle, dar alanda çatışmalarla kendi enerjisini boşaltmaması lazım. Barışarak, herkesi kucaklayarak, diğer toplumlara da saygı duyarak bu bölgede güçlü bir devlet olarak ortaya çıkması lazım. Kürt sorununun çözülmesi Türkiye ve Kürt kardeşlerimiz açısından oldukça olumlu bir sonuca evrileceğini düşünüyorum. Barış anneleri geldi, beni parlamentoda ziyaret ettiler.

Onlara saygılarımı sundum ve şunu söyledim: Bizim halkımızın söylediği çok güzel bir şey var: “Ağlarsa annem ağlar, gerisi yalan ağlar.” Bir evladın anne için ne kadar değerli olduğunu biz değil ancak anneler bilir. Sizin acılarınızı gayet iyi biliyorum ve bu sorunun çözülmesi için CHP Genel Başkanı olarak elimden ne geliyorsa bunu yapacağıma onlara söz verdim. Gerçekten de artık Türkiye’nin acılara katlanacak zamanı yok. Türkiye artık kendi gücünü ve enerjisini başka alanlara harcamalı. Barışa katkı veren, barışın yanında duran herkese şükran borçluyum.

Kemal Kılıçdaroğlu canlı yayınında gündemi değerlendirdi! “Yargı sopa gibi kullanılamaz, vurgun listeleri açıklansın..."

“AMERİKA DÜNYADA TEK AKTÖR OLARAK VARLIĞINI SÜRDÜRME KONUSUNDA KARARLILIĞINI DEVAM ETTİRECEKTİR”

Amerika’daki seçim sonuçları aslında sürpriz olmadı. Amerika’daki medya, televizyon kanalları Trump’ın zor durumda olduğunu söylüyorlardı, Türkiye’deki dış politika yazarları da bunu tahmin ediyorlardı. Trump’ın bu duruma düşmesi Amerika’nın kendi iç politikası açısından farklı sonuçlar doğurabilir; temsilciler meclisinde beklediği sonuçları almakta zorlanabilir. Ama Amerika kurumsal olarak devlet yapısı itibariyle dünyadaki egemenliğini sürdürme kararlılığını devam ettirecektir. Amerika’nın dünyada ana aktör ve tek aktör olarak varlığını sürdürme konusunda bir kararlılıktan vazgeçeceğini düşünmüyorum.

“ÇOK KUTUPLU BİR DÜNYADAYIZ, ÇİN YÜKSEK YETENEK İNŞASINI BAŞARARAK DÜNYAYA MEYDAN OKUYOR”

Eskiden iki kutuplu dünya diyorduk, Amerika ve Rusya diye adlandırıyorduk. Şimdi çok kutuplu bir dünyayla karşı karşıyayız ve Amerika bütün ağırlığını Çin’e ve o bölgeye vermek zorundadır. Çünkü orada Çin var, Hindistan var, Endonezya var. Olağanüstü büyük gelişmelere imza atıyorlar, nüfus yapısı çok büyük. Çin’in bilimde ve teknolojide Amerika’ya meydan okuyacak bir noktaya ulaştığını hepimiz biliyoruz. Arabalarından tutun çiplere kadar her şey orada çok daha hızlı gelişti. En çalışkan, en zeki üniversite öğrencilerini dünyanın saygın üniversitelerine gönderdiler, iyi eğitim aldılar ve bunların tamamı Çin’e döndü. Biz buna yüksek yetenek inşası diyoruz. Çin yüksek yetenek inşasını başaran bir ülke oldu ve şimdi dünyaya meydan okuyan noktaya geldi.

“TRUMP, İRAN’I IRAK GİBİ BİLİYORDU; OYSA ORADA 600 YILLIK BİR DEVLET GELENEĞİ VAR”

Trump yine de Kanada’yı istedi, Grönland’ı istedi, Avrupa Birliği’ne meydan okudu. İran’la çatıştı ve İran’ı istediği şekilde yapamadı. Trump, İran’ı Irak gibi biliyordu. Orada 600 yıllık bir devlet geleneği var. İran’ın idama mahkum ettiği solcular Trump’ın saldırısından sonra hepsi İran’a gittiler ve beraber mücadele edeceğiz dediler. Orada bir devlet kültürü, bir toplum var. Sonra Hürmüz Boğazı’nı kontrol etmek istedi, ilk karşı çıkan Avrupa Birliği de İngiltere oldu.

Çünkü İngiltere’nin “Orta Doğu politikası benden sorulur” diye öteden beri bir düşüncesi var. Bunu siyasilerimizin çok iyi okuması lazım. Bir uluslararası anlaşmaya evet dedik diye “Mehmetçik orada niye çarpışacak?” Öyle bir dünya yok, biz onu istemiyoruz. Orası barış için, Türkiye bölgesel bir güç olsun diye gidiyor. Bölgesel güç olduğunuz zaman dünyada sözü geçen bir ülke olacaksınız. Amerika teknoloji yarışında Çin’i yakalayabilecek mi, Silikon Vadisi’ni bunun için kurdular.

Şimdi geldiğimiz noktada Amerika enflasyon dediğimiz bir olayla karşılaştı. Biz Türkler enflasyona alıştık artık; yüzde 5 zam oldu, yüzde 50 zam geldi, Türkiye bunu olağanlaştırmış vaziyette. Fakat Amerika yıllardır aynı fiyat istikrarına gidiyor, hiçbir şeye zam gelmiyor. yüzde 5’lik bir enflasyon orada kıyameti kopardı tabii, çünkü Amerikalı buna alışkın değil. Yıllar yılı gidip aldığı ürün hep aynı fiyat.

Kemal Kılıçdaroğlu canlı yayınında gündemi değerlendirdi! “Yargı sopa gibi kullanılamaz, vurgun listeleri açıklansın..."
Demokrat Gündem