Türkiye yakın tarihinin en kritik kırılma noktalarından birinin yıl dönümünü yaşarken Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan siyasete yön verecek çok kapsamlı bir çıkış geldi.
15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden geçen 10 yılın ardından yazılı bir anma mesajı ve beraberinde 13 maddelik bir demokrasi çağrısı yayımlayan Kılıçdaroğlu, emperyalist tehlikenin ciddiyetine dikkat çekti.
Ülkedeki mevcut kutuplaşma ikliminin ve devlet aygıtındaki liyakat aşınmasının en büyük ulusal güvenlik tehdidi olduğunu vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, kalıcı toplumsal barış için iktidar ve muhalefete, “15 Temmuz; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin karşı karşıya kaldığı büyük tehlikeyi, demokrasimizi ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak isteyen emperyalist tehlikenin ciddiyetini ve kardeşliğimizin her şeyin üzerinde olduğunu hepimize acı bir tecrübeyle gösteren tarihi bir dönüm noktasıdır” dedi.
“KIŞLAYA, İBADETHANEYE VE ADLİYEYE SİYASET YASAĞI GETİRİLMELİ”
Açıklamasında devlet mekanizmasının ve anayasal kurumların bağımsızlığını yitirmesinin darbelere zemin hazırladığını savunan Kemal Kılıçdaroğlu, kamusal alanın en hassas kalelerinden siyasetin elinin çekilmesi gerektiğini belirtti.
Adalet sisteminin tarafsızlığının ve laikliğin toplumsal bir arada yaşama arzusunun teminatı olduğunu hatırlatan CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Kışlaya, ibadethanelere ve adliyeye siyaset yasağı getirilmeli, devletin en hassas kalelerine siyaset sokulmamalıdır. Bağımsız ve tarafsız yargı tesis edilmelidir. Adalet mülkün temelidir. Yargı sadece vicdana ve hukuka bağlı kalmalıdır. Üniter ve laik devlet korunmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olan laiklik, toplumsal barışın çimentosudur. Devlette liyakat tesis edilmelidir. İşi ehline teslim etmek, ‘bizden-sizden’ ayrımını bitirmek çağdaş devletin ilk şartıdır. Cumhuriyetin kurucu değerlerine sahip çıkılmalıdır. Fırsat eşitliğinin ve birliğimizin teminatı Cumhuriyet ilkeleridir” diye konuştu.
“KAVGAYA DEĞİL SOYLU VE MİLLİ BİR UZLAŞIYA İHTİYACIMIZ VAR”
Metnin en dikkat çekici ve siyasi kulisleri hareketlendirecek bölümünü ise “milli uzlaşı” başlığı oluşturdu. Türkiye’nin içinden geçtiği ekonomik ve siyasi zorlukların ancak ortak akıl ve diyalog kanallarının açılmasıyla aşılabileceğini belirten Kemal Kılıçdaroğlu, güçlü bir parlamenter sistem inşa edilmeden demokrasinin nefes alamayacağını savundu.
Basın özgürlüğü ve sorgulayan bir eğitim modelinin de bu uzlaşının ayrılmaz parçaları olduğunu kaydeden Kemal Kılıçdaroğlu, deklarasyonunun ikinci aşamasında, “Devletin ve milletin geleceği adına siyasi uzlaşı ve kardeşlik tesis edilmelidir. Kavgaya değil, soylu ve milli bir uzlaşıya ihtiyacımız vardır. Güçlü Parlamenter Sistem, demokrasimizin teminatıdır. Gazi Meclis’in iradesi ve saygınlığı her şeyin üzerindedir. Demokrasinin nefes borusu olan bağımsız ve özgür medyanın sesi kısılmamalıdır. Sorgulayan eğitim sistemi inşa edilmelidir. Aklını kiraya vermeyen; fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmeliyiz” dedi.
“DEVLET HİÇBİR YAPIYA, CEMAATE VEYA GRUBA TESLİM EDİLEMEZ”
Darbe girişimi sonrasındaki yargı süreçlerinde adaletten sapılmaması ve geçmişteki hukuki hatalardan ders çıkarılması gerektiğini belirten CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçmişin kumpas mağduriyetlerinin giderilmesinin önemini vurguladı.
Devletin yegane sahibinin Türk milleti olduğunu ve egemenliğin hiçbir gölge ortağı kabul etmeyeceğini ifade eden Kemal Kılıçdaroğlu, deklarasyonunun son bölümünde adalet ve liyakat uyarısında bulunarak, “Özeleştiri yapabilmek erdemdir. Geçmiş hatalardan ders çıkararak tarihi tekerrür ettirmemeliyiz. Kumpas mağduriyetlerinin giderilmesi önemlidir. Geçmişte haksızlığa uğrayanların hakları ve itibarları iade edilmelidir. Hukuk zemininden ayrılmamalı, darbecilerle ve suçlularla mücadele ederken adaletten ve hukuktan sapılmamalıdır. 15 Temmuz’un bize öğrettiği en büyük hakikat şudur: Devlet, hiçbir yapıya, cemaate, gruba veya zümreye teslim edilemez. Devletin sahibi millettir; millet iradesinin tecelligâhı ise Gazi Meclis’tir” diye konuştu.
KILIÇDAROĞLU’NUN 13 MADDELİK DEMOKRASİ ÇAĞRISI
Demokrasi zeminini kaybetmemek ve Cumhuriyet değerlerini korumak adına;
1-) Kışlaya, ibadethanelere ve adliyeye siyaset yasağı getirilmeli, devletin en hassas kalelerine siyaset sokulmamalıdır.
2-) Bağımsız ve tarafsız yargı tesis edilmelidir. Adalet mülkün temelidir. Yargı sadece vicdana ve hukuka bağlı kalmalıdır.
3-) Üniter ve laik devlet korunmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olan laiklik, toplumsal barışın çimentosudur.
4-) Devlette liyakat tesis edilmelidir. İşi ehline teslim etmek, “bizden-sizden” ayrımını bitirmek çağdaş devletin ilk şartıdır.
5-) Cumhuriyetin kurucu değerlerine sahip çıkılmalıdır. Fırsat eşitliğinin ve birliğimizin teminatı Cumhuriyet ilkeleridir.
6-) Devletin ve milletin geleceği adına siyasi uzlaşı ve kardeşlik tesis edilmelidir. Kavgaya değil, soylu ve milli bir uzlaşıya ihtiyacımız vardır.
7-) Güçlü Parlamenter Sistem, demokrasimizin teminatıdır. Gazi Meclis’in iradesi ve saygınlığı her şeyin üzerindedir.
😎 Demokrasinin nefes borusu olan bağımsız ve özgür medyanın sesi kısılmamalıdır.
9-) Sorgulayan eğitim sistemi inşa edilmelidir. Aklını kiraya vermeyen; fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmeliyiz.
10-) Özeleştiri yapabilmek erdemdir. Geçmiş hatalardan ders çıkararak tarihi tekerrür ettirmemeliyiz.
11-) Kumpas mağduriyetlerinin giderilmesi önemlidir. Geçmişte haksızlığa uğrayanların hakları ve itibarları iade edilmelidir.
12-) Hukuk zemininden ayrılmamalı, darbecilerle ve suçlularla mücadele ederken adaletten ve hukuktan sapılmamalıdır.
13-) 15 Temmuz’un bize öğrettiği en büyük hakikat şudur: Devlet, hiçbir yapıya, cemaate, gruba veya zümreye teslim edilemez. Devletin sahibi millettir; millet iradesinin tecelligâhı ise Gazi Meclis’tir.