Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’den deprem tespit ve açıklamaları: ‘Müthiş bir organizasyon bozukluğu var’

Kahramanmaraş merkezli 10 kenti de etkileyen depremin ardından bölgeye de

Kahramanmaraş merkezli 10 kenti de etkileyen depremin ardından bölgeye de giden ve dönüşte bir basın toplantısı düzenleyen Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, bölgedeki tespit, öneri ve uyarılarını tek tek açıkladı. Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, seçim tarihinin ertelenmesiyle ilgili, "Enkazın altından son kardeşimiz çıkıncaya kadar seçim tarihini konuşmayı da ertelemeyi de konuşmayı askıya aldık. YSK eliyle darbe yapmaya kalkmayın" dedi. 

DEMOKRAT GÜNDEM-Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, gerekli tedbirlerin alınmaması ve hızlı hareket edilmemesi nedeniyle enkaz altından kurtarılabilecek insanların göz göre göre yaşamını yitirdiğini kaydetti. 

MUHARREM İNCE: "MÜTHİŞ BİR ORGANİZASYON BOZUKLUĞU VAR"

Deprem sonrasında organizasyon bozukluğu olduğunu kaydeden Muharrem İnce, "Müthiş bir organizasyon bozukluğu var. Çökmüştü devlet. Depremi konuşmak toplumu korkutmak, korku salmak değildir. Önlem almak, hazırlanmaktır. Canımız çok yanmıştır. Ama daha büyüğü de olabilir. O bir bekaa meselesidir. Bağımsızlık meselesidir. Ülkemizi kaybedebiliriz. Deprem vergilerinin hesabını hepimiz sormalıyız. Derhal, 24 yılda bu deprem vergileri kuruşu kuruşuna kaç para toplandı, nereye harcandı? Bunun hesabını sormak AK Partili kardeşlerimin de görevidir. Hepiniz, hepimiz öldük" dedi. 

""

"SONUNA KADAR DESTEKLİYORUM"

Babala TV ve AHBAP'ın sonuna kadar yanında olduğunu kaydeden İnce, "Babala TV, AHBAP.. insanlar güvenip buralara yardım ediyorsa bu, devlete olan güvenin çökmesidir. Kızılay’ı Ensar vakfının paravanı yaparsanız, Amerika’da bina yapımında kullanırsanız, Kızılay’a güvenmez onlara güvenir. Size trilyonlarca lira verildi. Sonuna kadar destekliyorum bu tür kuruluşları. Kutluyorum, yüreklerinden gözlerinden öpüyorum onları" ifadelerini kullandı. 

"SON ENKAZ KALKINCAYA KADAR SEÇİM TARİHİNİ, ERTELEMEYİ KONUŞMAYI ASKIYA ALDIK"

Seçim tarihini konuşmayı enkaz altındaki son kişi çıkarılıncaya kadar askıya aldıklarını dile getiren Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, "Biz parti olarak, seçim konusundaki görüşlerimiz şunlardır. Enkazın altından son kardeşimiz çıkıncaya kadar seçim tarihini konuşmayı da ertelemeyi de konuşmayı askıya aldık. Onlar çadırlarına yerleşip sobaları yanana kadar, enkazdan son kardeşimiz kurtulana kadar ne ertelemeyi ne seçimin tarihini konuşacağız. Seçim ilgi alanımızda değil şu anda.

"YSK ELİYLE DARBE YAPMAYIN, ANAYASAL SUÇ İŞLEMEYİN"

YSK eliyle darbe yapmaya kalkmayın. YSK sizin memurlarınız, hiç güvenmiyorum o konuya. Bunun çözüm yeri TBMM’dir. Çözebiliyorsanız mecliste çözersiniz, çözemiyorsanız gücünü Anayasa’dan almayan hiçbir kuvvet, yetki kullanılamaz. Anayasa çok nettir. Onun için YSK eliyle darbe yapmaya kalkmayın. Anayasal suç işlersiniz. Keser döner sap döner, Anayasa’yı ihlal etmekten yargılanırsınız, YSK üyelerini uyarıyorum" diye konuştu. 

CHP Genel eski Başkanı Deniz Baykal'ın cenaze töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan'In diğer liderler yerine sadece kendisiyle tokalaşması sorusu sorulan Muharrem İnce, bu soruya sert tepki gösterdi. 

""

"TOKALAŞSA NE OLUR TOKALAŞMASA NE OLUR YA!"

Muharrem İnce, bu soruya şu yanıtı verdi: "Saf tutmuşuz genel başkanımızın cenazesinin önünde. Sayın Erdoğan yanıma geldi, o arada tokalaştık. Diğerleriyle tokalaşıp tokalaşmadığını görmedim bile. Benim magazinle işim yok. Benim işim çok. Kim kiminle neden nasıl tokalaşmış beni ilgilendirmiyor. Bana eleştiri getirenler var. Bunlar ahlaksız. Bana ne ya. Kiminle tokalaşmış kiminle tokalaşmamış. Ben cenaze safında, orada da yaşamını siyasete adamış bir insanın cenazesi var. Farkında bile değilim. Senin elini sıktı bak. Bunlar ucuz işler. Çok ucuz işler. Geçmişte siyaset yaptıklarım var eleştiri getirenlerde. Ahlak düşkünü, zavallı, kötü insanlar bunlar ya. Hiç mi vicdanınız yok ya. Tokalaşsa ne olur tokalaşmasa ne olur. Farkında bile değilim ya. Ben babayım, dedeyim, öğretmenim ya. Benim evlatlarım enkaz altında ya. Tokalaşsa ne olur tokalaşmasa ne olur ya."

Muharrem İnce'nin konuşmasının satır başları: 

-OHAL ilan edin, aseri kışlasından çıkarın dedim. Hemen pazartesi günü.. Ne yazı ki saatler sonra askern kışlasından çıktı ve OHAL ilan edildi.

-24 yıl önce bu acıyı yaşamış bir insanım. Marmara Depremi’nde Yalova’daydım. 24 yıl sonra cep telefonları yeniden kesildi. Hiçbir şey değişmemiş.

-Felaketin büyüklüğünü anlatmaya çalıştık. Maraş’ı görünce acımızın büyük olduğunu anladım. Orada otobüsümüz battı. Arkasında bir binek aracımız vardı, ona binip Pazarcık’a gittim, sabahın 3’üydü. Enkazlar yol boyuna yığılmıştı. Oradan Nurdağı’na geçtik. Orda en büyük problem trafikti. Kilometrelerce tır kuyruğu vardı. Trafik düzenlenmemişti.

-Müthiş bir organizasyon bozukluğu var. Çökmüştü devlet.

-Enkazın başında tek başına bir adam. Hiç kimse gelmedi dedi. Sabah 10 idi. Yani bir sonraki sabah. Trafiği çözememişlerdi. Medya da yoktu. Kusura bakmayın. Burada olmadığınız gibi. Artistlik peşindeydi medya. Bir enkazda çalışma var, sanki bütün enkazların başında kurtarma ekipleri varmış gibi. Yanlış bilgilendirdiniz. 500 enkaz var, bir tanesinde çalışma var. Sanki her yerde çalışma varmış gibi anladı insanlar. Anayasal suç işlendi.

-Antakya’ya geldik. Bütün binalar yıkılmıştı orada. Yardım etmek istiyorduk. Tam bir karmaşa vardı. Kilometrelerce konvoylar vardı. Bir yanda insanlar üşürken, Adıyaman’da onbinlerce kıyafet ortalığa saçılmıştı. Bir yandan ekmek yoktu, bir yandan

-İlahiyatçıları AFAD’a yönetici yaptığınız için Sakarya’da olduğu gibi, afet yönetim merkezlerinde olduğu gibi, bu beceriksizler-yeteneksizler-liyakatsizler ilk 36 saatte yoktu. Hala insanlar bugün cnalı çıkarılıyorsa, ilk 36 saatte asker kışlasından çıksaydı, helikopterler havada uçsaydı, pek çok insanımız sağ kurtulmuş olacaktı.

-Bu felaketi önleyebilir miydik? Evet çok büyük, biliyorum ama önlem alabilirdik. Çabuk imdada yetişebilir, yaraları çabuk sarabilirdik.

-Felaketten sonra neyi yaptık neyi yapamadığı sormak hakkımız. Bu, teröristlik, vatan hainliği değildir. Biz deprem ülkesiyiz. Bu bitmeyecek, yine olacak.

-Her konuşmamda bekaa sorunu deprem dedim. Yıllardır bağırıyorum. Deprem bizim bekaa sorunumuz diyorum. Üzerimize kireç atarlar helikopterle diyorum. Ne yazık ki görmezden gelindi.

-Zemini sağlam yerleri tespit etmeliyiz önce. Sağlam binaları dirençli kentleri konuşmalıyız. 50 milyar dolar Suriyelilere harcadık, bir 50 milyar daha harcarızdiyemezsin. 23 senedir sen yönetiyorsun, niye yıkıp yenisini yapmadın. O 7 milyon konutu yapsaydın. Senden önce yapılmış olabilir. Çeyrekyüzyıldır memleketi yönetiyorsun, niye yenilemedin o binaları?

-Depremi konuşmak toplumu korkutmak, korku salmak değildir. Önlem almak, hazırlanmaktır. Canımız çok yanmıştır. Ama daha büyüğü de olabilir. O bir bekaa meselesidir. Bağımsızlık meselesidir. Ülkemizi kaybedebiliriz.

-Deprem vergilerinin hesabını hepimiz sormalıyız. Derhal, 24 yılda bu deprem vergileri kuruşu kuruşuna kaç para toplandı, nereye harcandı? Bunun hesabını sormak AK Partili kardeşlerimin de görevidir. Hepiniz, hepimiz öldük.

-İmar barışı. Hem paranız gitti hem öldünüz. Paramızı aldı bu devlet. O çarpık binaya sağlam raporu mu veriliyor o zaman. Kanun meclisten çıkınca binanız sağlamlaşıyor mu?

""

-Devlet çöktü. Geç kaldılar. İnsanları kurtarınca sevinen insanlar var. Hepinize müteşekkiriz.

-Derdimiz siyaset değil ama eksikleri-yanlışlıkları söylemezsek hata yaparız.

-Üç beş müteahhidi tutuklayarak kurtulamazsınız. İmar planlarını yapanlar, yapı denetimini yapanlar, imar barışıyla övünenler kimler? Bunlar hesap vermeyecek mi?

-Kızılay’a ne oldu arkadaşlar? Hani teneke kutularımız vardı, ilkokuldayken harçlıklarımızı koyardık. Okulda kızılay kolu, çadırı, sıcaklığı vardı? Ne oldu Kızılay’a. Ensar Vakfı’nın paravanı oldu. Yazık itteniz bu ülkenin kurumlarına. Onun içni güvenmeyip gidip AHBAP’a yardım ediyorlar. Hepimiz güvenmeliyiz, AHBAP da AFAD da bizim demeli, yeniden güven sağlamalıyız. Bu kurumlara güvenmezsek hiçbirşeyimiz kalmaz.

-Diyanet personel gönderiyormuş. Psikolog göndereceksin psikolog bölgeye. İman mı halledecek psikolojiyi. Enkazın altında insanlar inim inim inlerken sela okuttunuz. Ölmedi enkazdakiler. Birileri de çıkıp eleştirmedi ya. Müslümanlık sizinle birlikte gelmedi bu topraklara. Sela verdiriyorsunuz insanlar enkaz altında iken.

-Depremi yaşamış biriyim. 5 sene kendime gelemedim. Uyarıyorum; derdimiz yaraya merhem olmak. Konut ihtiyacı çok artacaktır. Derhal yabancıya konut satışını yasaklayın. 400 bin dolar gelecek diye ayağa düşürmeyin devleti.

-Akıl bilim ve mühendisliği yeniden hatırlayın. Liyakatli atamalar yapın. Badem bıyıklı adam atmaa sevdasından vazgeçin. Liyakat liyakat liyakat. Ehliyet ehliyet ehliyet.

-10 il hariç üniversiteleri derhal açın. Konteynırda KDV’yi bire indirmişler. Dalga mi geçiyorsunuz? Bu kadar mı kaybettiniz aklı? Ne yapacaksın yüzde 1 KDV’yi. Alma şunu ya.

-Öğrenci yurtlarından elinizi çekin. Öğretmen, hakim, ordu evlerini, misafirhaneleri derhal depremzedelere tahsis edin.

-En önemli sorun hala tuvalet. Az sonra Samandağ’a gideceğim. Çözülmemiş ki, hala çözülmediğini biliyorum. Uluslararası bir topluma çağrı yapın; memleketimizin başı belada. –Biz artık sığınmacı bakamayız. Onlara harcayacak bir lira paramız yok diyin. Çok istiyorlarsa para göndersinler bakalım.

-Deprem toplanma alanlarını terk olarak görmekten vazgeçin. Deprem toplanma alanı jeneratörü, altyapısı, tuvaleti, yiyeceği depolanan, hazırlanmış alanlardır. Boş arazi değildir. Aklınızı başınıza toplayın.

-GATA’yı yeniden eski haline getirin. GATA. Oradaki doktorlar savaş, felaket için eğitiliyorlardı. Onların eğitimi Hacettepe’deki doktorların eğİtimi gibi değil.

-Yağmacılara karşı en sert önlemleri alın.

-İmar barışı sözcüğünü lanetleyelim. Bunu diyen politikacıyı siyaset arenasının dışına itelim.

-Kaybolan, yaralı, anne babasını yitiren çocuklarımız var. Kaçırılan çocuklar var.

-Toplumu birleştirelim. AFAD da bizim afat da bizim diyelim. Tamam onlar liyakatsiz kadroları atasın, ama biz ayırmayalım. 85 milyonu kucaklayalım. Evlerim konutların, yapıldıktan sonra kontrollerini yaptıralım.

-Su kaynaklarını gözden geçirelim, salgın hastalıklar kapıda.

-Baroları göreve davet ediyorum. Suç duyurusunda bulunsunlar. Mimar mühendisler ile barolar imar hukuku üzerine kafa yorup, siyaset kurumuna bunu sunmalılar. TBMM. Bir imar hukukuyla ilgili toplumun önüne 85 milyonun kabul edeceği bir imar hukuku. Bunu meclisten geçirelim.

-Göçten boşalacak yerlerde ciddi problemler olabilir. En tehlikelisi de Hatay. Çünkü sonradan anavatana katıldı. Hatay’a özel ilgi gösterilmeli.

-Deprem bölgesindeki kardeşlerime sesleniyorum; sakın malınızı-mülkünüzü satmayın. Yalova, Gölcük’te çok pişman oldu insanlar. Siz de pişman olmayın.

-Milletimizin içi yanıyor, on binlerce insanımız enkaz altında. Bölgedeyim şimdi tekrar gideceğim. Saf tutmuşuz genel başkanımızın cenazesinin önünde. Sayın Erdoğan yanıma geldi, o arada tokalaştık. Diğerleriyle tokalaşıp tokalaşmadığını görmedim bile. Benim magazinle işim yok. Benim işim çok. Kim kiminle neden nasıl tokalaşmış beni ilgilendirmiyor. Bana eleştiri getirenler var. Bunlar ahlaksız. Bana ne ya. Kiminle tokalaşmış kiminle tokalaşmamış. Ben cenaze safında, orada da yaşamını siyasete adamış bir insanın cenazesi var. Farkında bile değilim. Senin elini sıktı bak. Bunlar ucuz işler. Çok ucuz işler. Geçmişte siyaset yaptıklarım var eleştiri getirenlerde. Ahlak düşkünü, zavallı, kötü insanlar bunlar ya. Hiç mi vicdanınız yok ya. Tokalaşsa ne olur tokalaşmasa ne olur. Farkında bile değilim ya. Ben babayım, dedeyim, öğretmenim ya. Benim evlatlarım enkaz altında ya. Tokalaşsa ne olur tokalaşmasa ne olur ya.

-Babala TV, AHBAP.. insanlar güvenip buralara yardım ediyorsa bu, devlete olan güvenin çökmesidir. Kızılay’ı Ensar vakfının paravanı yaparsanız, Amerika’da bina yapımında kullanırsanız, Kızılay’a güvenmez onlara güvenir. Size trilyonlarca lira verildi. Sonuna kadar destekliyorum bu tür kuruluşları. Kutluyorum, yüreklerinden gözlerinden öpüyorum onları.

-Biz parti olarak, seçim konusundaki görüşlerimiz şunlardır. Enkazın altından son kardeşimiz çıkıncaya kadar seçim tarihini konuşmayı da ertelemeyi de konuşmayı askıya aldık. Onlar çadırlarına yerleşip sobaları yanana kadar, enkazdan son kardeşimiz kurtulana kadar ne ertelemeyi ne seçimin tarihini konuşacağız. Seçim ilgi alanımızda değil şu anda.

-YSK eliyle darbe yapmaya kalkmayın. YSK sizin memurlarınız, hiç güvenmiyorum o konuya. Bunun çözüm yeri TBMM’dir. Çözebiliyorsanız mecliste çözersiniz, çözemiyorsanız gücünü Anayasa’dan almayan hiçbir kuvvet, yetki kullanılamaz. Anayasa çok nettir. Onun için YSK eliyle darbe yapmaya kalkmayın. Anayasal suç işlersiniz. Keser döner sap döner, Anayasa’yı ihlal etmekten yargılanırsınız, YSK üyelerini uyarıyorum.

 

 

 

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce'den deprem tespit ve açıklamaları: 'Müthiş bir organizasyon bozukluğu var'
Demokrat Gündem

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir