DEMOKRAT GÜNDEM-EMİN ŞANLI-Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Gündoğdu Meydanı’nda gerçekleşecek olan Millet Buluşması için İzmir’e geldi.
Millet İttifakı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun binlerce İzmirlinin doldurduğu alanda az sonra konuşması yapması bekleniyor.
Kılıçdaroğlu’ndan önce kürsüye ev sahibi İBB Başkanı Tunç Soyer geldi. Soyer’in ardından Millet İttifakı liderleri kürsüye gelerek halka seslenmeye başladı.
Kürsüye gelen ilk lider Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu oldu.
SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, iktidarı eleştirerek, ülkenin adalet ihtiyacı olduğunu söyledi.
TEMEL KARAMOLLAOĞLU: PROBLEMLERİ ÇÖZEMİYORLAR
SP Lideri Karamollaoğlu, “Bu seçimler bugüne kadar yapılmış seçimlerden çok ama çok farklı bir seçim olacak. 20 yıldır iktidarda kalan, son iki dönemdir tek başına Türkiye’yi yöneten arkadaşlar artık patinaj yapmaya başladılar. Patinajın ötesinde geri gidiyorlar. Problemleri çözemiyorlar” dedi.
TEMEL KARAMOLLAOĞLU’NUN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI:
– Bu seçimler bugüne kadar yapılmış seçimlerden çok ama çok farklı bir seçim olacak. 20 yıldır iktidarda kalan, son iki dönemdir tek başına Türkiye’yi yöneten arkadaşlar artık patinaj yapmaya başladılar. Patinajın ötesinde geri gidiyorlar. Problemleri çözemiyorlar.
-Taktik değiştirdiler; bir sürü yeni buluşu güya biz ne kadar becerikliyiz diye anlatmaya çalışıyorlar. Boşuna çaba sarfediyorlar.
-Milletimizin derdi başka. Adalet bizim en çok ihtiyaç duyduğumuz husus. Adalet olmadan devlet olmaz. Ama yeter mi? O da yetmez. İnsanlar geçinebilecekleri kadar bir gelire mutlaka kavuşmak mecburiyetindedir.
-100 yıl önce İstiklal Harbimiz başarıyla neticelendi. Tüm düşmanlar denize döküldü ve İzmir bağımsızlığın sembolü oldu adeta. Sizleri de bugün o günkü ecdadımızın torunları olarak tebrik etmeyi bir görev olarak biliyorum. Ancak hemen bu bağımsızlık gururunun yaşanmasının arkasından yine İzmir’de ard arda 7-8 sene farkla, İzmir İktisat Kongreleri tertip edildi. Birinci kongre hemen yapıldı, biraz uzunca sürdü. Derdimiz neydi. Bağımsızlık mücadelesini verdik, düşmanı kovduk. Biz kendi memleketimizde huzurla yaşayabilmek için hangi adımları atmamıza ihtiyaç var, bunlar tek tek belirlendi.
-Arkasından 2. İktisat Kongresi yine İzmir’de yapıldı. 1930’lar burada yapılan kongreler neticesinde ülkemizin nasıl büyük hamlelere sahne olduğunu el birliğiyle gördük. Her ilde adeta fabrikalar kuruldu. İnsanlarımıza iş imkanı sağlandı. Hatta biraz daha ileri giderek dışarıya bağlılıktan kurtulabilmek için yerli malı haftaları bile tertip edildi.
-İnsanımızın ihtiyaçlarına nasıl çare bulacaklarını söyleyemiyorlar. Bilmiyorlar çünkü bu problemin nasıl çözüleceğiniz. Biz hem vaat ediyoruz, hem nasıl çözebileceğimizi de anlatmaya çalışıyoruz.
-Beklentimiz; 14 Mayıs’ta Türkiye’de hakikaten bir zihniyet değişikliğine, bir yönetim anlayışının değişikliğine ihtiyacımız var.
-Bu arkadaşlarımız artık hantallaştılar, kendilerini değiştiremiyorlar. Değiştiremedikleri için siz bu arkadaşlarımızı inşallah 14 Mayıs’ta değiştireceksiniz.
-iktidara Millet İttifakı gelecek. Sayın Kemal Bey inşallah 13. Cumhurbaşkanımız olacak.
-Kurulacak hükümet bu milletin tüm ihtiyaçlarını, insan haklarına yaraşır şekilde karşılayacak.
KARAMOLLAOĞLU’NDAN SONRA MANSUR YAVAŞ KÜRSÜYE GELDİ
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, PKK ile CHP, Millet İttifakı arasında işbirliği eleştirisini sert bir dille eleştirdi.
MANSUR YAVAŞ: BUNLAR MEVSİMLİK VATANSEVER
Mansur Yavaş, “Teröristlerle işbirliği konusunda suçlanacak son kişi Kılıçdaroğlu’dur. PKK ona Karadeniz’de suikast yapmıştır. Çözüm sürecinde siz yanlış yapıyorsunuz, bunu meclise getirin diyenlere, siz kandan besleniyorsunuz diye ağızlarını açtırmıyorlardı. Bu ülkeyi sıfır terörle alıp şimdi herkesi terörist diye ilan ediyorlar.
Şimdi peki. Şimdi vatanseverler. Bunlar mevsimlik vatanseverler” dedi.
MANSUR YAVAŞ’IN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI:
-Yaptıklarını yapacaklarını anlatmaktan öte, artık deniz bittiği için, 21 yıl sonunda artık söyleyecekleri söz kalmadığı için sürekli birşeylerle suçluyorlar.
-Biz bu nefret dilini yok edeceğiz. Türkiye’yi normal siyasetle buluşturacağız. Yuh deyip nefesinizi tüketmeyin.
-Kazanırlarsa darbe olur diyorlar. Biz size kaybettirmek için buraya geldik. Bundan daha doğal ne var Allah aşkına.
-Evet başaramadınız, kaybettiniz. Seçime girebilirsiniz ama kazanamazsınız diyorlar. Kazanmak yasak. Hayır, demokrasi yerini bulacak. Bu ülkenin iradesi sandığa yansıyacak ve sonucu kabulleneceksiniz.
-Tehditvari cümleleri artık millet kabullenmiyor.
-25 yıllık rant iktidarını bırakmamak için, bu ranttan kopmak istemediler. Bunun için de sürekli iftiralar attılar; bunlar yönetemezler diyecekler.
-Uluslararası şeffaflık ödülünü de aldık. Artık ihaleleler canlı yayınlanıyor. Belediyede yolsuzluk dönemi bitti.
-İşten adam çıkaracak dediler, işçi falan çıkarmadık. Maaş ödeyemez dediler.baktılar ki anketler kötü. Anketleri gördükçe bu şekilde artık saçmalamaya devam ediyorlar.
-Ankara’da dediler ki PKK’lılar sayaç okuyacak. Cumhuriyetin başkentinde Pkk’nın ne işi var? Söktükleri TC tabelasını yerine koyduk.
-İstanbul seçimleri için de İstanbul düşerse Kudüs, Mekke düşer dediler, seçimi iptal ettiler. 805 oyla İmamoğlu kazandı, gerekli dersi verdi, çok daha iyi oldu.
-Bırakmak istemiyorlar çakarlı arabalarını, villalarını, üç beş maaşlarını, torpili bırakmak istemiyorlar. Bu düzen onların işine geliyor.
-Yarın seçimi kazandıklarında şampanya içenleri mi yoksa şükür namazı kılanları mı alkışlayacaksınız, diyorlar. Biz seçimi kazandığımız akşam, Ankara halkı bizi seçti, asla zafer kazanmış saymıyoruz. Çünkü oy vermeyenler düşmanımız değil dedik ve sabah gittik Hacı Bayram Cami’nde şükür namazımızı kıldık, başladık. Siz bizi ne sanıyorsunuz.
-Her Cuma günü ayet bulup bulup sallıyoruz diyen var ya, ona tek kelime ettiğini duydunuz mu? Onu büyük elçi yaptılar.
-Yine bir yöneticileri uygunsuz bir olaya bulaştığında, bizim insanımızda günaha bulaşma hakkı var. Bunlar herşey helal.
-Siz iktidara geldiğinizde bir lokma bir hırka diyerek geldiniz. 21 yıl sonra servetiniz nasıl. Halkın fakirleştiği kesin, onları bilmem ama. Ev sahibiyle kiracılar boğuşuyor, öğrenciler nasıl okuyacağını düşünüyor, sınırlar delik deşik olmuş. Sus, siz teröristsiniz.
-Bu adamlara devlet mi teslim edilir diyorlar. Sayın genel başkanımız 27,5 yıl kamuda, devlette hizmet etmiş. Kendilerinin seçtiği 21 yıl bu devlete başbakanlık yapmış insan var. 5.5 yıl dışişleri bakanı yapmış. Sayın Babacan 13,5 yıl Dışişleri Bakanı, Başbakan yardımcılığı yapmış. Şimdi ekonomi bozulmuş, çaresiz kalmışlar, hangi bakanı geri getirelim diye uğraşıyorlar.
-Teröristlerle işbirliği konusunda suçlanacak son kişi Kılıçdaroğlu’dur. PKK ona Karadeniz’de suikast yapmıştır. Çözüm sürecinde siz yanlış yapıyorsunuz, bunu meclise getirin diyenlere, siz kandan besleniyorsunuz diye ağızlarını açtırmıyorlardı. Bu ülkeyi sıfır terörle alıp şimdi herkesi terörist diye ilan ediyorlar.
-Şimdi peki. Şimdi vatanseverler. Bunlar mevsimlik vatanseverler.
-Söyleyecek sözü olmayanların söyleyecekleri bu. Bu ülkede artık nefret siyaseti olmamalı. Siyasetin normalleşmesinin zamanı geldi. Oy versin vermesin herkese aynı muameleyi edecek.
-Sayın Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nu Kızılay’da karşılayacağız. Çankaya’ya kadar da yürüteceğiz. O yürümeyi seviyor. İzmir’den şu sözü almak istiyorum; birinci turda bitiriyoruz, söz mü? Bizler de başardıktan sonra sizlere verdiğimiz sözleri tutmaya söz veriyoruz.
EKREM İMAMOĞLU, YAVAŞ’TAN SONRA KÜRSÜYE GELDİ
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “En son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim; İzmir hazır mıyız? Hazır mıyız? Kesinlikle herşey çok güzel oluyor. Kazanıyoruz İzmir, kazanıyoruz. Millet kazanıyor, millet. Millet kazanıyor. Hiç şüpheniz olmasın. Çünkü sizlere güveniyoruz. İzmir’e güveniyoruz. Türkiye’ye güveniyoruz” dedi.
EKREM İMAMOĞLU’NUN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI:
-En son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim; İzmir hazır mıyız? Hazır mıyız?
-Kesinlikle herşey çok güzel oluyor. Kazanıyoruz İzmir, kazanıyoruz. Millet kazanıyor, millet. Millet kazanıyor. Hiç şüpheniz olmasın. Çünkü sizlere güveniyoruz. İzmir’e güveniyoruz. Türkiye’ye güveniyoruz.
-Doğusuna batısına, güneyine kuzeyine, pırıl pırıl gençlere, hanımefendilere, beyefendilere, çocuklara güveniyoruz. Milletin evlatlarına güveniyoruz.
-Demokrasi aşığı milletimize güveniyoruz. Çünkü Cumhuriyetimiz kurulurken, millet iradesi esas alındı. Millet iradesi önüne koyuldu ve o yol takip edildi. Samsun’dan Amasya’ya, Amasya’dan Erzurum’a, Erzurum’dan Sivas’a ve sonunda Ankara’da egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, denildi.
-Atatürk, bize hem Cumhuriyet’i, hem milletin meclisini, hem de demokrasiyi emanet etti.
-Millet İttifakı bu milletin ortak aklı, ortak ruhu. Tabi ki birleştirici güç lazım. 6 liderin ortaya koyduğu bu birlik, muhteşem. İşte burada beni görüyorsunuz, aslında bu ittifakın en önemli kazanımlarından biri. İstanbul’u kazandık, birlikte kazandık. Milletin iradesinin birarada oluşuyla kazandık. O birleştirici gücü, ortaya koyan ve sürekli sürecin sonunda demokrasi kazanımlarının teminatı olan ve Allah’ın izniyle 15 Mayıs sabahı 13. Cumhurbaşkanımız olacak Kemal Kılıçdaroğlu’na teşekkür ediyoruz.
-Ortak aklı esas alan, milletin taleplerini dinleyen, gözlerinin içine baka baka dinleyen ve asla ve asla insanları ayırt etmeyen, partizanlığı tüm devlet kademelerinden söküp atan, esas olan Millet İttifakı’nın iktidarı milletin iktidarıdır. Biz bu süreci sizlerle milletin evlatlarıyla yöneteceğiz, evlatlarıyla.
-Türkiye’nin sorunları çözülsün istiyoruz, ekonomi rahatlasın istiyoruz. Mutfaktaki yangın sönsün istiyoruz. Paramız pul olmasın istiyoruz. Gençleri yeniden işe, aşa, üretime ve geleceğin teknolojileriyle buluşsun istiyoruz. İşte hep birlikte bunun için çalışacağız. Ortak akıl, iş başına geliyor. Hazır ol İzmir, hazır ol Türkiye.
-Sahadaki demogojik cümlelere aldanmayın. Unutmayın ki, Millet İttifakı’nın güçlü kadroları, arkasındaki toplumsal güç sadece bu ittifak için değil 86 milyon insanımız için seçim kazanacak.
-Şu olacakmış, bu olacakmış, darbeymiş marbeymiş. Seçimi onlar kazanırsa milli irade, Millet İttifakı kazanırsa darbeymiş; hadi ordan hadi ordan!
-Bu usulsüzlüklere nasıl başvurduklarını iyi hatırlıyorsunuz. Bir sandığa 4 oy atılmış ama bir tane geçersiz. Utanmadan millete çaldınız, hırsızlar dediler millete. Ne oldu? 13 bin oyu yeterli görmeyen akla, 806 bin oyluk Osmanlı tokadı attılar.
-İşte sizden isteğim şu; kazanıyoruz. İzmirliler, 86 milyon insanımız kazanıyor. Kazanıyoruz. Bunu aklınızdan çıkarmayın. Kazanıyoruz, kazanıyoruz, kazanıyoruz.
-86 milyonun iktidarı geliyor, bir avuç insan kaybediyor. Ben herşeyin hakimi, sahibiyim diyen akıl tıpış tıpış evine gidiyor, evine gidiyor.
Az nereye çoğun yanına. Birileri yolunu kaybetmiş olabilir. Birileri ben hafif sağa, hafif sola gideceğim diyen olabilir. Sevgili gençler, bu seçim sizin seçiminiz. Bu önümüzdeki 25 yılın seçimi. 50 yılın seçimi. Cumhuriyetin 2’inci yüzyılının seçimi.
-Asla bölünmeyeceğiz. Oylarımızı bölmeyeceğiz. Cumhurbaşkanlığında oyumuz 13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na. Oyumuzu bölmeyeceğiz, böldürmeyeceğiz. Oylarımız Millet İttifakı’na Millet İttifakı’na.
-Artık meydanlarda konuşma bile yapamıyorlar. Dinleyenleri bile yok. 14 Mayıs’a hep birlikte hazırlanmaya, kalan günlerimizi eşimizle dostumuzla konuşmaya, gençler arkadaşlarınızla bütünleşmenin en önemli konum olduğunu paylaşmaya, 14 Mayıs günü sandıklara sahip çıkmaya, Türkiye gönüllülerine üye olmaya hazır mıyız?
-Bir oy patlaması bekliyoruz. Mansur başkanım söyledi, bu seçim partilerin yarışı değil. Bu seçim bir kesimin, grubun iktidar olma seçimi değil. Bu seçim önümüzdeki 2.’inci yüzyılın, pırıl pırıl bir geleceğe kavuşma seçimi. Sandıklarda oy patlatması yapmaya, size söz 15 Mayıs sabahı pırıl pırıl güne uyanmaya, oksijeni bol; düşünsenize içinize çekiyorsunuz mis gibi demokrasi mis gibi eşitlik, mis gibi liyakat, mis gibi kadınlara özgürlük, mis gibi hak-hukuk-adalet. Oyları patlatmaya var mıyız?
İMAMOĞLU’NDAN SONRA ALİ BABACAN İZMİRLİLERE SESLENDİ
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan sonra DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan kürsüye gelerek İzmirlilere seslendi.
ALİ BABACAN: İZMİR 15 MAYIS SABAHINA ÇOKTAN UYANMIŞ
DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, sözlerine, “Bu ne güzel coşku, bu ne güzel heyecan. İzmir 15 Mayıs sabahına çoktan uyanmış. Güzel İzmir’in dağlarına bahar çoktan gelmiş. İzmir umut dolu. İzmir neşe dolu” diyerek başladı.
BABACAN: OTORİTERLİK Mİ DEMOKRASİ Mİ?
Babacan, 14 Mayıs seçiminin aslında bir referandum olduğunu kaydederek, “14 Mayıs‘taki seçim aslında bir referandum. Aslında temelde sadece iki tercih var. Nedir bu tercihler? İzmir bu cevabı biliyor, çünkü çoktan tercihini yaptı. 2 tercih var önümüzde, otoriterlik mi demokrasi mi? Keyfilik mi hukuk mu? Baskı mı özgürlük mü? Tek akıl mı ortak akıl mı? Korku mu umut mu? Öfke mi sevgi mi? İnşallah vatandaşlarımız gidecek ve iki tercihten birini yapacak ve İzmir’in tercihi neyse tüm Türkiye tercih yapacak. Devam ediyorum, yoksulluk mu zenginlik mi? Kara kış mı bahar mı? İşte cevap net, biz demokrasi, zenginlik, huzur, özgürlük diyoruz. Bunu almak en doğal hakkımız. Bahar diyoruz bahar” ifadelerini kullandı.
ALİ BABACAN’IN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI:
-Bu iktidar iş var ama gençler beğenmiyor diyor. Beğenmediğiniz ne varsa haklısınız. Bugünkü hayatınız çocukluğunuzdan farklı ise elbette beğenmeyecesiniz. Yarınlarınızı beğenmiyorsanız elbette beğenmeyeceksiniz. Beğenmemekte haklısınız gençler. Biz de beğenmiyoruz.
-Bu ülkenin sizlere bir gençlik borcu var. Sizlere bir gençlik borcumuz var. İstediklerinize kavuşamıyorsunuz. Hepsinin farkındayız. Hedefimiz her alanda ama her alanda AB standartlarını yakalamış bir Türkiye. Çünkü Türkiye her alanda en iyisini hak ediyor.
-Hayatın zor olduğu günlerde, tüm vatandaşlarımız en yüksek yaşam standartlarını hak ediyor. Bu ülke çok büyük, güçlü bir ülke. Fakat maalesef kötü yönetiliyor. Kötü yönetildiği için bu durumdayız. 12 bin 500 dolara çıkmış olan milli gelirimiz şu anda 10 bin dolarlarda sürünüyor.
-Dürüst ve ehil insanlar iş başına geldiğinde bu ülke nasıl ayağa kalkıyor, gördük yaşadık. Türkiye maalesef dünyadan koptu, içine kapandı. Bakın 13 Mayıs’ta seçimlerden bir gün önce Avrupalı gençler, Eurovision şarkı yarışmasını konuşacak. En son Sertap Erener ile birinci olmuştuk. Yine aynı gururu yaşayacağız. Madonna, Rihanna ve çok sayıda müzisyeni biz ülkemizde ağırladık. Hepsi Türkiye’ye geldi. Yine dinleyeceğiz inşallah.
-TOGG hayali olan gençler. Hayalinizdeki en iyisine layıksınız. İktidar ürettik diyor. Vatandaşlarımız seyrediyor. Biz gençler binin diye imkan yaratacağız. Telefon, bilgisayar, ev, otomobil almak herkes için kolaylaşacak. Tüm bunlar çok çabuk olacak.
-14 Mayıs‘taki seçim aslında bir referandum. Aslında temelde sadece iki tercih var. Nedir bu tercihler? İzmir bu cevabı biliyor, çünkü çoktan tercihini yaptı. 2 tercih var önümüzde, otoriterlik mi demokrasi mi? Keyfilik mi hukuk mu? Baskı mı özgürlük mü? Tek akıl mı ortak akıl mı? Korku mu umut mu? Öfke mi sevgi mi?
-İnşallah vatandaşlarımız gidecek ve iki tercihten birini yapacak ve İzmir’in tercihi neyse tüm Türkiye tercih yapacak.
-Devam ediyorum, yoksulluk mu zenginlik mi? Kara kış mı bahar mı? İşte cevap net, biz demokrasi, zenginlik, huzur, özgürlük diyoruz. Bunu almak en doğal hakkımız. Bahar diyoruz bahar.
-İzmir sizden söz almak istiyoruz; 14 Mayıs’ta kabine girdiğimizde sayın Kılıçdaroğlu’nun 13. Cumhurbaşkanı olmasına evet diyecek miyiz? 2. Pusulada ister Deva, ister Saadet, ister CHP için CHP’nin oy pusulasının altına evet diyecek miyiz? Söz mü?
-15 Mayıs’ta derin bir nefes alacağız. Millet olarak nefes almamız kolaylaşacak. Bu seçimi emekliler, işçiler, memurlar, gençler, öğrenciler, esnafımız, çiftçimiz kazanacak. Bu seçimi milyonlar kazanacak. Bu seçimi tüm Türkiye kazanacak.
GÜLTEKİN UYSAL, BABACAN’DAN SONRA KONUŞTU
Ali Babacan’dan sonra Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal bir konuşma yaptı.
GÜLTEKİN UYSAL: DELİ GÖMLEĞİ GİYDİRMEYE ÇALIŞIYORLAR
DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Birileri bu aziz millete deli gömleği giydirme teşebbüsü içinde. Ama bunlar nafile çabalar. Türk milleti yetki istediler, yetki verdi. Güç istediler, güç verdi. Mutlak güç istediler, mutlak güç verdi. Beylere o da yetmedi. Dediler ki, dilimizden dökülen kanun olsun. Şaibeli bir referandumla onu da geçirdiler. Sınırsız yetki olsun, sıfır denetim mekanizmasıyla biz uçacağız dediler. Dediler ama bu keyfi rejimin fiilen ve resmen işlemeye başladığı günden bu güne bu milletin sofrada ekmeği küçüldü” diyerek konuşmasına başladı.
UYSAL: AK’LARI AK OLABİLİR AMA ALINLARI AK DEĞİL
Gültekin Uysal, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun seçimleri Millet İttifakı’nın kazanmasının darbe girişim olduğu açıklamasına sert çıktı.
UYSAL: 14 MAYIS DARBE GİRİŞİMİYMİŞ
DP Genel Başkanı Uysal, “İçişleri Bakanı var, biliyorsunuz değil mi? Çıkmış diyor ki; 14 Mayıs seçimleri bir darbe girişimiymiş. Anadolu’da güzel bir söz var; ‘Takke düştü, kel göründü’ deriz. İşte bu beylerin de zihinlerinin nasıl çalıştığını bunlar ortaya döküyor. Demokrasi zaten bu iktidar mensupları için muhalefette seslenecek bir inanç. Onlar ruhen de lafzen de hiçbir zaman inanmadılar zaten. 21 yıllık icraatları ortada. Demokrasi ile ilgili ufuklarını gördük. AK’ları ak olabilir, ama alınlarının ak olmadığını gördük” diye konuştu.
GÜLTEKİN UYSAL’IN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI:
-Bu meydan dar geliyor, dar geliyor. Kocatepe’den Dumlupınar’a, 9 Eylül’de Türk Milletinin 300 yıllık gerileyişi toprağa gömüldü, denize döküldü. İzmir bizim için çok kıymetli. İşte bu şehir bir var olma yok olma çizgisinden çıkarak Türk milletinin varlığını sorgulayanlara karşı vatan toprağının bağrında yükseldiği kutlu bir şehir.
-Demokrasi meşalesini bütün dayatmalara rağmen yere düşürmediniz. Teşekkür borcumuz var. İşte bu meydan, bu ülkenin, bu aziz milletin Türkiye Cumhuriyeti’nin yarınlarının müjdecisidir. İnanın buna, inanın buna.
-Birileri bu aziz millete deli gömleği giydirme teşebbüsü içinde. Ama bunlar nafile çabalar. Türk milleti yetki istediler, yetki verdi. Güç istediler, güç verdi. Mutlak güç istediler, mutlak güç verdi. Beylere o da yetmedi. Dediler ki, dilimizden dökülen kanun olsun. Şaibeli bir referandumla onu da geçirdiler. Sınırsız yetki olsun, sıfır denetim mekanizmasıyla biz uçacağız dediler. Dediler ama bu keyfi rejimin fiilen ve resmen işlemeye başladığı günden bu güne bu milletin sofrada ekmeği küçüldü.
-Türkiye’yi demokrasi liginden küme düşürerek, içe kapatarak kendi siyasi amaçlarına gideceklerini düşündüler. Bugün milletin iradesini boğmaya çalışıyorlar.
-Bir İçişleri Bakanı var, biliyorsunuz değil mi? Çıkmış diyor ki; 14 Mayıs seçimleri bir darbe girişimiymiş. Anadolu’da güzel bir söz var; ‘Takke düştü, kel göründü’ deriz. İşte bu beylerin de zihinlerinin nasıl çalıştığını bunlar ortaya döküyor. Demokrasi zaten bu iktidar mensupları için muhalefette seslenecek bir inanç. Onlar ruhen de lafzen de hiçbir zaman inanmadılar zaten. 21 yıllık icraatları ortada. Demokrasi ile ilgili ufuklarını gördük. AK’ları ak olabilir, ama alınlarının ak olmadığını gördük.
UYSAL’DAN SONRA AHMET DAVUTOĞLU SESLENDİ
Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DP Başkanı Gültekin Uysal’dan sonra kürsüye gelerek İzmirlilere seslendi.
GP Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Demokrasi ve özgürlükler, insan hakları, eğer Cumhur İttifakı denen yamalı bohça, yoluna devam ederse, ki izin vermeyeceğiz, yasaklamalar-kısıtlamalar-medya baskıları devam edecek ve özgürlük alanı kalmayacak. Ama biz gelirsek size söz veriyoruz, özgürlük alanlarını genişleteceğiz. Hiç kimse dışlanmayacak, ötekileştirilmeyecek. Gençler attıkları bir tweet dolayısıyla cezalandırılmayacak. Herkes istediği gibi konuşacak, yazacak, inanacak, giyinecek. Yeni Türkiye’de özgürlükler hakim olacak” ifadelerini kullandı.
AHMET DAVUTOĞLU’NUN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI:
-İzmir istiklalimizin ve Cumhuriyetimizin kaderinin belirlendiği şehirdir.
-14 Mayıs günü sadece iktidar değişimi yaşatmayacağız. Cumhuriyetimizin 2’inci yüzyılının yol haritasını çizeceğiz.
-Demokrasi ve özgürlükler, insan hakları, eğer Cumhur İttifakı denen yamalı bohça, yoluna devam ederse, ki izin vermeyeceğiz, yasaklamalar-kısıtlamalar-medya baskıları devam edecek ve özgürlük alanı kalmayacak.
DAVUTOĞLU: GENÇLER TWEET YÜZÜNDEN CEZA ALMAYACAK
-Ama biz gelirsek size söz veriyoruz, özgürlük alanlarını genişleteceğiz. Hiç kimse dışlanmayacak, ötekileştirilmeyecek. Gençler attıkları bir tweet dolayısıyla cezalandırılmayacak. Herkes istediği gibi konuşacak, yazacak, inanacak, giyinecek. Yeni Türkiye’de özgürlükler hakim olacak.
-Bu özgürlüklerin hayata geçmesi, kutuplaştırmanın bitmesi için, tam bir kamil demokrasi için yola çıktık. Bu değişikliği yapacağız, destek istiyoruz. Söz veriyor musunuz?
-İki; adalet. Adalet. Devletin dini adalettir diyen bir inançtan geliyoruz. Adaletin olmadığı yerde huzur, güven olmaz, geleceğe umutla bakış olmaz.
-Bugün talimatla yürüyen yargı mekanizmasını tam ve bağımsız bir yargı sistemine dönüştüreceğiz. İlk olarak da bugün birçok etkilerle neredeyse yolda yürüyenin güvende hissetmediği bu düzeni değişeceğiz. Sinan Ateş’in katillerini bulup mahkemeye çıkaracağız. Hiç kimse hiçbir cinayetin üstünü örtemeyecek. Hiç kimse işlediği hiçbir suçtan kaçamayacak.
-Biz bu ülkenin tek bir kuruşunun yabancılara istismar edilmesine izin vermeyeceğiz. Hiçbirimiz yabancılarla işbirliği içinde değiliz. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ile söz veriyoruz; hiçbir Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına ‘aptal olma’ diye mektup yazılamayacak.
-Tam ve gerçek bağımsız Türkiye Millet İttifakı ile kurulacak.
-O başbakana (Binali Yıldırım kast ediliyor) seslenmek istiyorum, sen önce milyar dolarlı ülkemize getir, sonra yabancı istilasından bahset.
-Bizim yurtdışında tek bir sentimiz, bir santimetre toprağımız yok, yaşarsak da ölürsek de burada kalacağız.
-Kaybedeceklerini anlayınca saldırganlaştılar. Pervasızca milletin bir kesimini diğerine düşman edecek bir yol izliyorlar. Yalanı, kutuplaştırmayı deniyorlar. Bir Cuma günü düşününüz ki, Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Kılıçdaroğlu ve diğer liderler deprem bölgesindeydik. Bir Müslüman fatiha okuyan birine karışmaz. Ama sayın Kılıçdaroğlu’na tahrip yaptılar.
-Sayın Erdoğan, camide siyaset yaptı. Bunlar Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kapatacaklar dedi. Bir Müslümana yakışmayacak şey yalancılıktır. Hangi metnimizde gördün Ey Erdoğan, başkanlığın kapatılacağını. Sayın Kılıçdaroğlu’nun verdiğin sözün doğru olduğuna inanan biri olarak söylüyorum, çıktı dedi ki, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı biz kurduk, kapatılmayacak dedi.
-Arkasından DSP Lideri bunlar küffar dedi. Allah aşkına, kimse bizi böyle suçlayamaz. Ama en vahimi İçişleri Bakanı, çıktı dedi ki, kendisi hakkındaki iddiaları örtmek için her geçen gün bağıran bir bakan, ’14 Mayıs bir sivil siyasi darbe girişimidir’ dedi. Çünkü kafasında darbe mantığı var da ondan. Bir korku yaymak istiyorlar. İşte biz 6 genel başkan, 2 büyükşehir belediye başkanımız, burdan sesleniyoruz; korkmadık, korkmuyoruz, korkmayacağız.
-AK Parti, MHP’ye oy veren kardeşlerim; iktidar gelip size ‘Eğer Millet İttifakı’na oy verirseniz kazanımlarınızı kaybedersiniz’ diyecekler. Onlara diyeceksiniz ki, biz 6 lideri ve 2 büyükşehir başkanına güveniyoruz, hiçbir kazanımımız kaybolmayacak. Erdoğan samimi olsaydı sayın Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü yasasına destek verirdi. Sulandırdı ve rafa kaldırdı.
-Din ve vicdan özgürlüğü korunacak, daha da geliştirilecek. Hiç kimse hiçbir özgürlüğümüze dokunamayacak.
-Gelecek ve diyecekler ki; sizin terörle işbirliği iddianız var. Böyle bir söylenti yayıyorlar. Aylarca bir gece Yüksekova, Gebaş’ta, Sur’da, Varto’da, Ceylanpınar’da Mehmetçiğimizle ve polisimizle kalan biri olarak söylüyorum; bu ülkeyi hiçbir terör örgütünün etkisine bırakmayız. Bu bizim size sözümüz, taahhüdümüzdür.
-Türk Kürt, Sünni Alevi herkes özgürce yaşayacak.