Türkiye’yi yasa boğan 3 yaşındaki Leyla Aydemir cinayetinde Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu amca Yusuf Aydemir hakkında verilen “çocuğa karşı kasten öldürmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının kan donduran gerekçeli kararını tamamladı.
Kararda, 15 Haziran 2018’de ailesiyle ziyaret için gittiği Bezirhane köyünde kaybolan minik Leyla’nın kendi eylemiyle ya da yaşı gereği şahsi bir husumet nedeniyle kaybolmasının imkansız olduğu, anne ve babasıyla husumeti bulunan amcası tarafından alıkonulduğu vurgulandı.
Aile içinde husumetin ve suçun bilindiği fakat konuşulmadığı kaydedilen kararda, amca Aydemir’in küçük kızı arama çalışmalarından gizlemek için evlerin altındaki kuyu veya ambar gibi serin yerlerde sakladığı belirlendi.
Adli Tıp Kurumu raporları ve tanık beyanlarıyla örülen gerekçeli kararda, sanığın yakalanmamak için kurduğu cani planın detayları şu ifadelerle adli dosyaya girdi:
“Sanık Yusuf Aydemir’in arama çalışmalarının başlamasından sonra evlerine çok sayıda kişinin gelmesi nedeniyle maktulün sesinin duyulamayacağı şekilde tertibat alarak maktulü köydeki tüm evlerde bulunan su kuyusu ya da ambar gibi serin bir yerde saklamaya başladığı, zaman zaman arama çalışmalarına katılmayarak, yakalanmamak adına maktulün yanına girerken telefonunu kapatarak maktul ile ilgilendiği, köyde yapılan arama çalışmalarının yoğun şekilde devam etmesinin sanığın hayatını sekteye uğrattığı, köydeki sıkı denetimler nedeniyle köy halkının aranmadan köy içine giremediği ve köyden dışarı çıkamadıkları kanaatine varılmıştır.”
“SÜTLE BESLEDİ, ÖLDÜRDÜKTEN SONRA CANSIZ BEDENİNİ TRAKTÖRLE BIRAKTI”
Gerekçeli kararın en sarsıcı bölümünde, sanık Yusuf Aydemir’in 3 yaşındaki Leyla’yı alıkoyduğu süre boyunca hayatta tutmak için harcadığı çaba ve ardından gelen ölüm süreci yer aldı. Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun raporundaki soğuk ortam bulgularını ve ölüm zamanı verilerini analiz ederek sanığın eylemlerini aşamalandırdı.
Maktulün cilt bütünlüğünün korunduğu ve iskelet sisteminin sağlam olduğu ifade edilen kararda, cinayet infazının ve cesedin naklinin nasıl gerçekleştiği şu satırlarla aktarıldı:
“Sanık Yusuf’un maktulün ölümüne kadar gerçekleşen süreçte saklanmış olduğu yerde baktığı ve süt ile beslediği, sanık tarafından adli tıp tarafından tespiti yapılamayan bir şekilde maktulün 26-27 Haziran 2018 tarihlerinden önce öldürüldüğü, ardından arama ve denetim faaliyetlerinin azalması için bir süre daha maktulü serin bir yerde beklettiği kanaatine varılmıştır.” Mahkeme, köye giren bir ihbarın ardından ekiplerin arama yönünü değiştirmesini fırsat bilen sanığın, köydeki sıkı denetimlerin gevşemesiyle birlikte sakladığı cansız bedeni traktörüne koyarak köye yakın bir dere yatağına attığını bildirdi.
“SUÇTAN KURTULMAK İÇİN AKILLI TELEFONU BIRAKIP TUŞLU TELEFONA GEÇTİ”
Soruşturma dosyasındaki teknik ve dijital deliller de amca Yusuf Aydemir’in cinayeti örtbas etmek için attığı adımları tek tek ortaya koydu.
Sanığın kullandığı SIM kart hattına bağlı internetin, Leyla’nın kaybolduğu 15 Haziran 2018 ile cesedinin bulunduğu 2 Temmuz 2018 tarihleri arasında tamamen kapalı olduğu, çocuk bulunduktan hemen sonra ise yeniden aktif hale getirildiği tespit edildi.
Sanığın savunmasında “olay nedeniyle merkeze gidemediği ve telefonunu tamire verdiği için tuşlu telefon kullandığı” iddiasını çürüten mahkeme, yayın organlarına Ağrı merkezde açıklama yaptığı sırada sanığın elinde akıllı telefon bulunduğunu belirterek, amca Aydemir’in suç delillerini karartmak ve tespit edilmekten kaçınmak amacıyla bilinçli olarak tuşlu telefona geçtiğini karara yazdı.
“SUÇUN AİLE İÇİNDE İŞLENDİĞİ BİLİNİYORDU, AKRABALAR GİZLEDİ”
Kararda dikkati çeken bir diğer hayati unsur ise aile ve akraba ilişkilerindeki sessizlik duvarı oldu. Leyla’nın kaybolması ile cesedinin bulunması arasında geçen 17 günlük sürede akrabaların evlerinde arama yapılmadığına işaret eden mahkeme, baba Nihat Aydemir’in de olayla ilgili şikayetçi olmadığını hatırlattı.
Tanık beyanlarını değerlendiren yargı heyeti, suçun aile bireyleri ve yakın akrabalar tarafından bilindiği, fakat konunun Bilinçli bir organizasyonla gizlendiği kanaatine ulaştı. 3 yaşındaki bir çocuğun kişisel bir husumetinin olamayacağı vurgulanarak, cinayetin doğrudan anne ve babaya duyulan kin ve husumet nedeniyle aile içinden bir akraba tarafından işlendiği gerekçeli kararla hüküm altına alındı.