Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya

Mutlak butlan dinlemedi; Özgür Özel kürsüde: “CHP’yi savunmak demokrasiyi savunmaktır”

DEMOKRAT GÜNDEM-CANLI ANLATIM-CHP Grup Başkanı Özgür Özel, mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırılmasının ardından TBMM’de düzenlenen ilk grup toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı doğrudan hedef aldı. Kabine sonrası yapılan “Bu işin içinde değiliz” açıklamasını reddeden Özel, “Polisi Atatürk’ün partisine sokan da, bu butlan darbesini yapan da sensin. Sen o TOMA’nın şoför koltuğunda oturuyorsun” dedi.

DEMOKRAT GÜNDEM-CANLI ANLATIM-CHP Grup Başkanı Özgür Özel, mahkeme kararıyla görevden

CHP’de yargının “mutlak butlan” kararı sonrası tırmanan liderlik mücadelesi, TBMM’nin resmi internet sitesine eklenerek yasal koruma altına alınan tarihi grup toplantısıyla parlamento zemininde en sert zirvesine ulaştı.

Genel merkez binasından polis zoruyla çıkarıldıklarını hatırlatan Özgür Özel, meclis grubunun ezici çoğunluğunu arkasına alarak gerçekleştirdiği konuşmada, mevcut krizi parti içi bir çekişme değil, “iktidarın milli egemenliğe yönelik bir müdahalesi” olarak tanımladı.

Konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a 15 Temmuz gecesini hatırlatan Özel, yargı ve emniyet bürokrasisi üzerinden partinin dizayn edilmeye çalışıldığını ileri sürdü.

Özel, ‘Ekrem’i yedik bitirdik, kazanacak başka adaya bakma, partinin başında otur, bizim için makbul olan budur’ diyenlere hayır cevabını biz verince ‘Belki bizimle olur, eğer partiyi bize verirseniz biz alıştığınız gibi oluruz, biz alıştık kaybetmeye bir kez daha kaybeder partinin başında otururuz’ dediler” dedi.

“BİZ İKTİDARA YÜRÜRKEN MUTLAK SULTAN İLE MUTLAK BUTLAN İTTİFAK YAPTI”

Konuşmasının ilk bölümünde CHP’nin 31 Mart yerel seçimlerinde 47 yıl sonra yüzde 38 oyla birinci parti olduğunu ve AK Parti’yi kurumsal olarak yenen ilk parti unvanını aldığını vurgulayan Özel, bu başarının ardından operasyonların düğmesine basıldığını iddia etti.

5 Kasım Kurultayı’nın sonuçlarını hazmedemeyen bir yapıyla karşı karşıya olduklarını belirten Özel, partinin kapılarına dayanan kişilere yönelik şu suçlamalarda bulundu: “Karşımızda 5 Kasım kurultayını hazmedemeyenlerle 31 Mart seçimini hazmedemeyenlerin; yani mutlak sultan ile mutlak butlanın ittifakı var. Bir mahkeme kararıyla barda pavyonda bodyguardlık yapmış tiplerle, belde kasaturalarla gelip gençlik kollarının karşısına dikildiler. İçeride birileri kapıyı kapattı diyorlar; açıkça söylüyorum, biz o kapıyı kapatarak evlatlarımızı koruduk. Onlar o kapıya dayanarak bu partiye en büyük utancı yaşattılar. Bugün maalesef iki tane CHP görüntüsü var. Bir tarafta polis zoruyla oturanlar, diğer tarafta Gazi’nin çatısı altında partisine sahip çıkanlar.”

“İFTİRACILAR GENEL MERKEZDE OTURUYOR”

Genel merkez yönetimini devralan kadroları ve yeni atanan idari personeli sert sözlerle eleştiren Özgür Özel, partinin kurumsal kaynaklarının ve aidatlarının harcandığını öne sürdü. Genel merkeze getirilen yeni basın danışmanının bir buçuk yıldır bir televizyon kanalından maaş alarak partiye yönelik yalan haberler ürettiğini iddia eden Özel, idari kadroya dair iddialarını şöyle sürdürdü: “Bugün mahkeme mahkeme gezen, butlan kovalayan, yalancı şahit ayarlayan, geçmişte bu partinin kanını emenler, devlet karşısında güya partinin avukatı olmuşlar. Bizden birileri değil, bir başkaları oturuyor orada. Benim suçüstü yaptığım, ülkeden kaçarken yakalanan, ev hapsi alan bir avukatın ev hapsini kaldırmışlar, partinin bahçesinde keyif yapıyor. İftiracı, rüşvetçi alçaklar partinin çatısında oturuyor. Evladımız Gülşah’ın ameliyatta, ölüm döşeğinde namusuna iftira atanlar, şimdi gidip partide göbek atıyor.”

CUMHURBAŞKANINA 15 TEMMUZ HATIRLATMASI YAPTI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Sürecin hiçbir yerinde değiliz” yönündeki açıklamasına grup kürsüsünden yanıt veren Özel, adli kararların Beştepe’nin talimatıyla alındığını savundu. Kendisine yönelik yöneltilen “FETÖ” iddialarına Ergenekon ve Balyoz davaları üzerinden tepki gösteren Özel, iktidara şu sözlerle meydan okudu: “Erdoğan on gündür susuyor, ölçtürüyor biçtiriyor, şimdi nedamet getirip ‘Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz’ diyor. Bana ve bize haksızca FETÖ yaklaştırması yaptıklarında İlker Başbuğ, Tuncay Özkan, Mehmet Haberal çok iyi bilir kimin nerede durduğunu.

O kumpaslarda sen nerede duruyorsan şimdi de tam orada bulunuyorsun. Darbeyi yapan da, polisi Atatürk’ün partisine sokan da sen, senin şımarttığın İstanbul Cumhuriyet Savcın ve bakanındır. Celladın eline talimatı sen verdin. 15 Temmuz darbesine kadar az zulmetmedin. Altına F-16 çektiklerin bu meclisi bombalarken, o gün darbeye karşı ilk telefonu AK Parti’ye ben açtım. Meclis kapalıydı, açtırdık. ‘Teslim olmayız’ dedik. En büyük rakibimize darbe yapanlara ‘olmaz’ demiştik. Şimdi ‘izliyorum’ demekle olmaz, darbeye karşıysan hadi bakalım karşı ol.”

“İLK GÜN 600 DELEGE İMZASINA ULAŞTIK”

Olağanüstü kurultayın toplanması amacıyla delege imzalarının toplanması sürecine dair güncel verileri de paylaşan Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın delege hesaplarına yönelik başlattığı MASAK ve SGK incelemesine sert tepki gösterdi.

İncelemenin adli bir gereklilikten ziyade delegeleri korkutma amacı taşıdığını belirten Özel, ulaşılan sayısal çoğunluğu şu sözlerle duyurdu: “Kurultayımızı iptal etmek için 2.5 yıldır her şeyi yaptılar. Delegelere telefon dağıtıldı dediler, KİPTAŞ’tan ev dediler, iddia dahi edemediler. Hakim soruyor; ‘Para verildi demişsin nerede gördün?’, ‘Görmedim, başkasından duydum’ diyorlar. Biz 15 günlük yasal sürede 552 delegeden imza toplamak üzere dün sabah harekete geçtik.

’15 günde 552 olur mu?’ denirken, dün 12’yi çeyrek geçe 600 sayısına ulaştı delege. Rakam bine doğru ilerlerken savcılık hemen soruşturma açıyor; ‘Delegenin ve yakınlarının hesaplarına bakacağım’ diye. Elinizden geleni ardına koymayın. Zaten kurultayı iptal ettiyseniz bir şeyleri ispat etmiş olmanız lazımdı, anlaşılıyor ki delillere yeni bakıyorsunuz. Bu hamleler aklınca gözdağı vermektir.”

ÖZEL’İN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI:

Değerli arkadaşlar, kısaca hatırlayalım. 3 yıl önce bu kara düzeni değiştirmek için hep birlikte yola çıktık. 3 yıl önceki seçimde Tayyip Bey Erdoğan, o seçimde kendisi açısından böyle bir risk görmediği için, istediği gibi bir seçime gitmeyi başardığı için partinin başına bunlar gelmiyordu. Çok kazanmamız gereken bir seçimi; üzerinde çok konuşmamız gereken hatalarımızla, kusurlarımızla, şimdi baktığımızda başka türlü yorumlayabileceğimiz işlerle kaybettik ve kahrolduk. Bu salonda o seçimin ertesi sabahı dışından ya da içinden ağlamayan, gırtlağından ekmek, peynir, zeytin geçebilen, günlerce kendine gelebilen yani kaybetmeyi, bir kez daha kaybetmeyi hazmedebilen kimse olduğuna inanmıyorum bu salonda. Kimse yok!

İşte, işte bu anlayış, “Bir daha kaybetmemeliyiz, bir daha kaybetmemeliyiz” diyen anlayış, “Yeter artık” diyen anlayış. “CHP değişirse Türkiye değişir, önce CHP’yi değiştireceğiz sonra yönetimi değiştireceğiz, Gazi’nin partisini bir daha iktidara getireceğiz” diyen anlayış bu ülkede genciyle, kadınıyla, her yaştan tecrübeli ama 10. Yıl Marşı’nda söylendiği gibi her yaştan genciyle hep beraber bir değişime inandılar ve gerçekleştirdiler.

Cumhuriyet Halk Partililerin kazananıyla, kaybedeniyle o seçimde boynunda yeni bir şeref madalyası vardı. Aynı ülkeyi kuran, Gazi’nin yanında duran, Garp Cephesi Komutanı olan, ülkenin ikinci cumhurbaşkanı olan İnönü’ün 14 Mayıs 1950 günü seçimleri Demokrat Parti’ye kaybettiğinde “Herhalde bunlara vermeyeceksin paşam” diyenlere karşı yaverine not yazıp Demokrat Parti’ye yollayan ve “Paşa devir teslime hazırdır, sizi tebrik etmektedir” diyen İsmet Paşa’nın madalyası var madalyası, demokrasi madalyası.

O gün Demokrat Parti, Türkiye Cumhuriyeti’nde seçimle iktidara, yarışla iktidara gelen, iktidarı seçimle değiştiren ilk parti unvanını ve madalyasını alırken; seçimi kaybettiğinde sonuçlarına saygı gösteren ve demokrasinin gerçekten geldiğini tescilleyen madalya da İsmet Paşa’nındı. Bizim kurultayımızda da ilk kez Türkiye’de bir siyasi parti genel başkanı ikili yarışla değişti. Bendeki madalya ne kadar büyükse, o gün o seçimde genel başkanlık görevini bırakanın da o görevi bırakabilseydi, bırakmayı bilseydi madalyası daha büyük olacaktı.

(Hain Kemal sloganları atılınca…) İhanet yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde cezalandıran duygudur. O yüzden lütfen bu salonda bu yüce çatı altında bu öfke cümlesi yerine geleceğe yönelik söyleyeceğimiz cümleleri söyleyelim, umut sloganları atalım. 

YÜZDE 38 OYLA AK PARTİ’Yİ YENEN İLK PARTİ OLDUK 47 YIL SONRA 

Biz iktidara gelmek için genel seçimler gün sayarken ve bir yandan partide 10 ay önce 5 parti birlikte yüzde 25 oy almış, şimdi yüzde 38 oy almışken, kurultaydan önceki son ankette yüzde 14 iken, doğru adaylarla-kampanya ve strateji ile CHP o büyük değişimden 4-5 ay sonra yüzde 38 oyla, 47 yıl sonra ülkenin birinci partisi oldu ve kurulduğu günden beri AK Parti’yi yenen ilk parti oldu. 

“BU KARARLILIĞI, AZMİ GÖRENLER…”

İşte bu yüzden bu değişimin rüzgarını kararlılığı, azmi görenler, kararı iktidarı değiştirmeyşe verdiğimizi görenler, başarınca-kazanınca, şekil ve anlayış değiştirmediğimizi, kendi adaylığımın peşinde koşmadığımı görenler, onu hapse attık artık o aday olamaz diyenler var. Bu görevi her birimizi yapabiliriz, çok kuvvetli adaylarımız, Erdoğan’ı yenecek en doğru adayımız vardır, o kararı vereceğim seçimi alacağım diyenler işte bugünlere giriştiler. 

“O SÜREÇLERİ HEP BİRLİKTE GÖRDÜK”

O süreçleri hep birlikte gördük. O günden bugüne açık ve gizli birsürü şey duyduk, öyle bir hal aldı ki, ben mesajı okuyorum, ben orda yokum dediğim, ben iktidar yürüyüşünden vazgeçmeyi, meydanlardan çekilmeyi, makbul muhalefet olmayı, şekli bir yarışın tarafı olmayı reddediyorum dedikçe, ilk günlerde Ekrem başkanın eşine koşanlar, hapiste ziyaret edenler, gözaltı sürecinden sonra yapılan tutuklamaya itiraz edip, cezaevi ziyaretleri yapanlar, kurultayda ayakta alkışlayanlar, bir yandan birilerinin ‘biz ekremi yedik bitirdik, partinin başında otur, bizim için makbul olan budur’ diyenlere hayır dedik. 

Partiyi bize verirseniz biz bildiğiniz gibi oluruz. Biz alıştık kaybetmeye. Bir kez daha kaybeder, partinin başında otururuz dediler. 

“KARŞIMIZDA MUTLAK SULTAN İLE MUTLAK BUTLANIN İTTİFAKI VAR”

Karşımızda 5 Kasım kurultayını hazmedemeyenlere 31 Mart seçimini hazmedemeyenlerin yani mutlak sultan ile mutlak butlanın ittifakı var. 

“O KAPIYI KAPATARAK EVLATLARIMIZI KORUDUK”

Bir mahkeme kararıyla barda pavyonda bodyguar yapmış tiplerle, belde kasaturalarla gelip de gençlik kollarının karşısına, hani diyorlar ya, içerde bilmem kimler vardı kapıyı kapadı, açıkça söylüyorum tüm kayıtlar var. Biz o kapıyı kapattırmasaydık, bu gençlik kollarırın karşısına bu olmadık tipler, hiçbirimizin kabul edemeyeceği şeyler olacaktı. O’Kapıyı kapatarak evlatlarımızı koruduk. Onlar o kapıya dayanarak bu partiye en büyük utancı yaşattılar. 

Meseleyi görelim; hızla çözeceğiz, çözmek için emek cesaret gayret göstereceğiz. Ama maalesef şu anda iki tane CHP görüntüsü var. Bir tarafta butlan kararıyla bizlerin polis zoruyla dışarı atıldığı ve orada oturanlar; bir tarafta burada Gazi’nin eserinin çatısı altında partisine ve ülkesine sahip çıkmaya çalışanlar. 

“GÜNÜ GELDİĞİNDE KAZANMA ÜMİDİYLE İKTİDARA YÜRÜMEK VAR İKEN…”

Bugün burada oturanların meziyetleri kaybetse de demokrasiye sahip çıkmak; kazanınca millete ayırmadan hizmet etmek, haklının yanında haksızın karşısında durmak, mağdurdan yana olmak, her zaman karıncanın kardeşi olmak ve kazanmak için sadece ve sadece kendine güvenmek. Günü geldiğinde kazanma ümidiyle iktidara yürümek var iken, diğer taraftan bugünkü iktidarla yürümeyi tercih eden ve haksız-hukuksuz mahkeme kararıyla bu partinin baba ocağında bulunanlar var. 

“GENEL MERKEZDEKİ BASIN DANIŞMANI TGRT’NİN MAAŞLI ELEMANI VE…”

Onları tanımıyorsunuz. Örneğin, genel merkezdeki basın danışmanı, bu partinin elemanı değil. TGRT’nin bir buçuk yıldır, maaş alan, her türlü haksız edepsiz arkadaşlarımızla uğraşan, partimizle uğraşan, yalanları köpürten birisi, gelmiş partide basın danışmanı olmuş. Sizin her bir damlası alın teriyle kazanıp da partiye ödediğinizi aidatlarla ödenmiş arabalara harım para diyecek kadar yerin dibine geçmişler. 

Bugün hergün mahkeme mahkeme gezen, butlan kovalayan, yalancı şahit ayarlayan, önce inkar sonra pişkinlik eden, geçmişte bu partinin kanını emenler, devlet karşısında güya parti’nin avukatı olmuşlar, bizim haklı başvurumuzu geri çekmeye çalışıyorlar. 

“GENEL MERKEZDE BİZDEN BİRİLERİ DEĞİL BİR BAŞKALARI OTURUYOR ORADA”

Bizden birileri değil bir başkaları oturuyor orda. 

“İFTİRACI ALÇAKLAR PARTİNİN ÇATISINDA OTURUYOR”

İftiracı, rüşvetçi şu kişiye iftira atarsan benim suçüstü yaptığım, ülkeden kaçarken yakalanan bir avukat, ev hapsi alan bir avukat, ev hapsini kaldırmışlar, partinin bahçesinde keyif yapıp CHP arınmaya başladı. İftiracı alçaklar partinin çatısında oturuyor. 

Bitmedi, bu bahsi burda kapatmam. Bu partide ilk gün, biz partiden atıldıktan sonra hayır lokması dağıtır gibi çikolata dağıtan, Ferdi’nin elektrik çarpması sonucu çarpıldı diyen karikatür çizen kadın çikolata dağıtıyor baba evinde. 

“EVLADIMIZ GÜLŞAH’A İFTİRA ATANLAR ŞİMDİ PARTİDE GÖBEK ATIYOR”

Evladımız Gülşah’a, ölüm döşeğinde, ameliyatta, yoğun bakımda, ölünce kabrinde namusuna iftira atanlar, şimdi gidip partide göbek atıyor, alçaklar. 

Ama sizler bu oyunu bozdunuz. Meclise yürüyüşümüz, bu çatıya sığınışımız bir milattır. Meclisin önünde milli egemenlik parkında dolu altında onbinlerin yürüyüşü bir milattır. Biz o kara düzenle işbirliği yapanları arkamızda bırakarak iktidar yürüyüşüne başladık, sizinle birlikte… 

“YÜZBİNLERLE YÜRÜYÜŞÜMÜZ SON DERECE ÖNEMLİDİR, MİLATTIR”

Manisa, İzmir ve Güven Park’taki yüzbinlerle yürüyüşümüz, Anıtkabirin dolup taşması, son derece önemlidir, son derece milattır. Çok önemli birmilattır. 

“ERDOĞAN, ‘BİZ BU İŞİN HİÇBİR YERİNDE YOKUZ’ DİYOR”

Erdoğan’ın on gündür ağzını bıçak açmıyor, ölçtürüyor biçtiriyor, şimdi nedamet getiriyor, dönüp diyor ki, biz bu işin hiçbir yerinde yokuz diyor. 

Bana bize, haksız-kendilerince yapışmayacak bir FETÖ yakıştırması yaptıklarında, kumpas-der iyi bilir, ilker başbuğ, tuncay özkan, mehmet haberal çok iyi bilir. O kumpaslarda sen nerede duruyorsan şimdi de tam orada bulunuyorsun, tam orada. 

“TALİMATI SEN VERDİN, ‘KES BUNLARIN BOYNUNU’ DİYE”

TOMA’ları dizdiğin, barikatlar dizdiğin, üstüne çıktığım toma var ya, sen o tomanın şoför koltuğunda oturuyorsun, şoför koltuğunda. 21 Mayıs’ta 19 Mart’ta darbeyi yapan da, butlan darbesi yapan da, polisi Atatürk’ün kurduğu partiye sokan da, bunların hepsini yapan, sen, senin şımarttığın İstanbul Cumhuriyet Savcın, bakanın, tapularının hesabını veremeyen, celladın elinde talimatı sen verdin, ‘kes bunların boynunu’ diye. 

“BU MESELE CHP İÇİNDE BİR MESELE DEĞİLDİR, REJİMLE MİLLET ARASINDA BİR MESELEDİR”

Bu mesele CHP içinde bir mesele değildir. Bu mesele Erdoğan ile rejimlemillet arasında bir meseledir. Erdoğan’a şunu hatırlatmak istiyorum, 15 Temmuz darbesine kadar az zulum etmedin. Altına F 16 çektiklerin bu meclisi bombaladı, tanklar milleti ezdi. O gün o darbeye karşı ilk telefonu ben açtım AK Parti’ye. 15 kişi vardı Ankara’da, kapalıydı meclis, kapalı meclisi açtırdık. Darbecilere teslim olmayız, yeneriz yeniliriz ama teslim olmayız dedik. 

“ON GÜNDÜR SUSAN ERDOĞAN’A SORUYORUM…”

Seçilmiş parlamentonun demokrasinin arkasındayız, darbenin tam karşısındayız dedik. Önümüzde tebrik kuyruğuna girenler, A Haber’de bize beklenmedik birşey, daha önce olumsuz şeyler söylüyordu, bu gece tarihi bir tutum aldılar diye yayın yapanlar, hatırlasın, biz o gün en büyük rakibimize darbe yapanlara olmaz demiştik.

“DARBEYE KARŞI OLUNUR, HADİ BAKALIM”

Şimdi on gündür susan Erdoğan’a soruyorum; hiçbir tarafında yokum, susuyorum izliyorum demekle olmaz. Darbeye karşı olunur karşı olunur, hadi bakalım hadi bakalım. 

Siz demokrasiden sebeplenerek milletin sırtında, milletin kararının karşısında olduğunu gösterdiniz. 

“KURULTAYIMIZI İPTAL ETMEK İÇİN 2.5 YILDIR HERŞEYİ YAPTILAR”

Kurultayımızı iptal etmek için 2.5 yıldır herşeyi yaptılar. Delegelere cep telefonu dağıtıldı dediler, ispat edemediler, iddianameye bile yazamadılar. KİPTAŞ’tan ev dediler, iddia dahi edemediler. Dava yürüyor, hakim soruyor, para verildi demişsin, nerde gördün. Görmedim. Nerde duydun? Başkasından duydum. Bu iftiracılarla yürüyen bir süreçteyiz. 

“BİR GÜNDE 600 DELEGE İMZA VERDİ”

AYM de delegenin yarıdan bir fazlası diyorsa, önünde Kurultay’ın hiçbir engel olamaz derken, biz 15 gün sürede biz 552 delegemizden imza toplamak üzere dün sabah harekete geçtik. Ve dün sabah 15 günde 552 olur mu sorusuna cevap aranırken, 12’yi çeyrek geçe 600 sayısına ulaştı delege. 

Rakam Bine doğru ilerlerken, bir soruşturma haberi daha. Aklınca gözdağı verecek; delegelerin ve yakınlarının hesaplarına bakacağım. Bizim elinizden geleni ardına koymayın. Zaten kurultayı iptal ettiyseniz, bir şeyleri ispat etmeniz lazımdı, anlaşılıyor ki yeni bakıyorsunuz. 

“BİR SELAMLA BİN İMZA TOPLAYANLARA HELAL OLSUN”

CHP’nin hangi dönem seçilmiş olursa olsun, hiçbir delegesi, ne kendi iradesini, (sizin kongrelerde dağıttığınız o güzel saatler var ya), ortada. Bir selamımla bin imza toplayanlara helal olsun, sonuna kadar yolları açık olsun. 

“BUGÜN CHP’Yİ SAVUNMAK, DEMOKRASİYİ SAVUNMAKTIR”

Bugün düşmanın oku Atatürk’ün partisine, CHP’ye yönelmiştir. tüm demokratik sistem saldırı altındadır. Milletin iktidarı değiştirme iradesi saldırı altındadır. Bugün CHP’yi kurtarmak bir partiyi savunmak değil. Bugün CHP’ yi savunmak demokrasiyi savunmak, CHP’yi kurtarmak ülkenin gelecek umudunu kurtarmak demektir. 

ÖZEL CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A TRUMP ÜZERİNDEN DE TEPKİ GÖSTERDİ

“Trump olmayanı veriyor, çok akıllı adam…”, “Trump Erdoğan’a olmayanı veriyor, her istediğini alıyor.” Ne o meşruiyet? Meşruiyet sandıkla olur, milletle olur. Ama bunu yaptı yaptı, nadir toprak elementlerini sattı, Boeingleri aldı, pahalı gaz aldı, ne söz verdiyse oğluna yaptı. Ayrıca 19 Mart darbesinden önce icazet aldı. 

Şimdi bize butlan kararından hemen önce yine arama tarama, borsa çok düşecek, Varlık Fonu’nun tüm imkanlarıyla alacağım, bütün şirketlere kendi hisselerini aldıracağım ama bize destek verecek misiniz, rızanız var mıdır; ekime kadar ömrü var onun ekime kadar ömrü! Trump cürmü kadar yer yakar, cürmü kadar…

Erdoğan’la telefon görüşmesinden sonra Erdoğan’a teşekkür ediyor Trump, aha orijinali burada! “Dedi ki” diyor bana, “Başkan Trump dünyanın yüzyıllardır beklediği lider, o sadece güçten bahsetmiyor, gücün bizzat kendisi” demiş Trump’a telefonda Erdoğan. Resmi hesapta 6 saat durdu, okudunuz. 6 saatte Türkiye ayağa kalktı, aramışlar “İç politikada zarar veriyor, o tweeti kaldırsanız olur mu” diye yalvarmışlar.

O tweeti Trump 6 saat okutup önce kaldırabilir ama bu aziz millet, Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi mandayı da himayeyi de reddeder, Trump’ın himayesindekiler bir de, bir de çıkmışlar tüm bu yapılanlara derin devlet, devlet aklı diyorlar. Üç beş insanın menfaatine kılıf uydurmak devlet aklı olamaz. Devleti kuran, ayakta tutan millettir.

“BİZİ ASIL YARALAYAN DÜŞMANIN ATTIĞI TAŞ DEĞİL”

Devlet dediğin binadan, araçtan, gereçten ibarettir. Hakkaniyetle yönetirsen millet devleti büyütür, bu millet devletine saygı duyar, çağırır askere gider, ister oğlunu gönderir, ay yıldızlı al bayrakta şehit gelir vatan sağ olsun der, devlete her türlü hizmeti eder ama devleti milletin karşısına dikersen, devletle milleti yarıştırırsan andolsun ki bu millet kazanır, bu millet kazanır. Bunun için, bunun için, bunun için değerli arkadaşlar, bizi asıl yaralayan düşmanın attığı taş değil, zamanında dost bildiklerimizin bugün yaptıkları olmuştur.

Birlikte çalışacak yüzümüz kalmadı, yüz yüze çalışamayız” dedim. Daha önceden görüştüğüm iki kuruma, birine birini, birine birini aynı şartlarda işini vaat ettim ve dedim ki, dedim ki; “Burada gerginlik olur ama çoluğunuz çocuğunuz var, tazminatınızı vererek sizi başka iki yere gönderelim”, bu kadar. Onun dışında bir tane emekçinin ekmeğiyle oynamadım, ekmeğine elimi sürmedim. Genel başkanla gelip onunla giden özel kalem gitmişti.

Teklif ettim, “Büronuzda çalışabilir, maaşını biz öderiz” dedim. “Ocağa kadar duysun, sonra tazminat alsın” dediler, “olur” dedim. Ne araca, ne koruma araçlarına, ne bir başka şeye ta artık işler çığırından çıkıp bir tasarruflu bizim korumalarla birlikte bir tasarruf genelgesini bahane edip bugünlere geldiklerini görüp köprüleri atmaya vesile olana kadar bugün, bugün partiye bu kötülükleri yapan şahsi avukatın dahi görevini sürdürmesi için önceden nasıl maaş alıyorsa aynısını almasına devam ettirdim.

“ŞİMDİ GELMİŞ O TGRT’Cİ; ONLARI BEN ÇOK GÜZEL BİR ŞEKİLDE İNCELEYECEĞİM”

Şimdi gelmiş o iğrenç bıyıklı, gelmiş TGRT’ci, bu partide 24 yıldır çalışan, hepimize emeği olan Baykal’a, Kemal Bey’e, bana emeği, hizmeti olan canım arkadaşlarımızı, 24 yıllık emeği tazminatsız çıkarmış, kamuoyu tepki gösterince “Bir, bir inceleyeceğim” diyor, “bir inceleyeceğim”. Gün gelecek, bugün o binaya o haksızlıkları yapanları, o berduşları sokanları, TGRT aparatlarını, iftiracı avukatları ben çok güzel bir şekilde inceleyeceğim, çok güzel bir şekilde. Sözün sonu, saflar nettir. Otokratlarla demokratlar mücadele etmektedir.

Ben buradan bu mücadelede uğradığımız bu haksızlıkta dayanışma gösteren başta siyasi partilere, genel başkanlarına, sendikalara, barolar birliğine, barolara, bütün meslek örgütlerine, sivil topluma, tüm kurumlara, Atatürkçü Düşünce Derneği’ne, Tarih Vakfı’na, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne, tüm kurum ve kuruluşlara çok teşekkür ediyorum. Ama teşekkür bir son değil, bir virgüldür. Bundan sonra eğer mücadele sürerse biz kazanacağız, destek sürerse biz kazanacağız, dayanışma büyürse biz kazanacağız, Türkiye kazanacak. 

Saflar nettir; otokratlar ile demokratlar mücadele etmektedir. Sendikalara, tüm meslek örgütlerine, sivil topluma, tüm kurumlara, ADD’ye, ÇYDD’ye, siyasi partilere teşekkür ediyorum. Dayanışma büyürse, destek devam ederse biz kazanacağız, Türkiye kazanacak. 

“MECLİSE YAZI YAZILMIŞ; GRUBUMUZ YOKTUR DİYE; CHP BURADADIR”

Bu meclise bir yazı yazılmış, grubumuz yoktur diye. CHP buradadır, evelallah CHP dimdik ayaktadır. 

Bu grup bir siyasi parti grubudur, adı CHP grubudur. Bu grup iktidara yürüyüş grubudur. Öfkeyi mücadeleye, enerjiye dönüştürmeye, ikdidara varana kadar yürümeye var mısınız? 

O zaman haydi bakalım; yürüyelim arkadaşlar.. 

Mutlak butlan dinlemedi; Özgür Özel kürsüde: "CHP'yi savunmak demokrasiyi savunmaktır"
Demokrat Gündem