Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya

Özel Diyarbakır’da: ‘Barışa inanmaktan başka çaremiz yok’

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bölge ziyaretinde “Terörsüz ve Demokratik Türkiye” vurgusu yaparak, sürecin baltalanması için “kötücül bir aklın” devrede olduğunu söyledi.

Sırrı Süreyya Önder ile aralarında geçen çarpıcı diyalogdan ekonomik adaletsizliğe, kayyum politikasından bölgesel kalkınmaya kadar ezber bozan açıklamalarda bulunan Özel, “Tarihin doğru tarafında duracağız, barışa butlan gelmesin diye buradayız” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bölge ziyaretinde "Terörsüz ve Demokratik

CHP seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin bölgeye yönelik duruşunu ve “Terörsüz Türkiye” vizyonuna olan inancını net sözlerle özetleyerek başladığı konuşmasında, barışın ancak uluslararası deneyimlere uygun, şeffaf adımlarla gelebileceğini belirtti.

Özel’in konuşmasının tam metni ve öne çıkan başlıkları şu şekilde:

“Barışa İnanmaktan Başka Şansımız Yok”

Bir kötücül aklın Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden, Terörsüz Türkiye ama demokratik bir Türkiye umuduyla altına imza attıkları raporun gereği yapılmasın diye elinden geleni yaptığını anlatan Özel, şunları söyledi: “En basitinden şöyle düşünmek lazım. Yani biz bulunduğumuz yerden ileriye doğru, hep şöyle söylüyordum. Bir kere bu tip işler bu kadar. Allah rahmet eylesin. İlk bu meseleyi bana açtığında Sırrı Süreyya Önder’e dedim. ‘Abi bu işte bir terslik yok mu?’ Dedi ki ‘Senden de hiçbir şey kaçmıyor.’ böyle onun meşhur üslubuyla. Sonra da güldü. ‘Yav’ dedi, ‘Anladım da’ dedi, ‘Geçen sefer önce çözüm, sonra barıştı. Bu sefer önce barış, sonra çözüm.’ dedi. İnanacağız dedim. İnanmaktan başka şansımız yok. Barış demiş birileri, biz buna inanacağız dedi.

Özel Diyarbakır'da: 'Barışa inanmaktan başka çaremiz yok'

Dedim ki tamam ama bunun bir yolu, yöntemi var. Ve dünya nasıl yapıyorsa öyle yapmak lazım. Onları sıralarken mesela hep konuşulur. Bir yerden sonra önceden kararlaştırılmış ama toplumla paylaşılmamış güven artırıcı adımlar atılır. Tarafların birbirinin haberdar olduğu jestler, hatta süreç öyle bir yere gelir ki birbirinin haberdar olmadığı jestler yapılır süreci güçlendirmek için.”

“Selahattin Demirtaş, Kavala İçeride Duracak; Biz AYM Kararlarına Uyacağız Diyeceğiz”

Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulması gerektiğini hatırlatan Özel, konuşmasına şu çarpıcı eleştirilerle devam etti: “Şimdi bu noktada mesela altına kalın kalın imza attık hepimiz. AYM kararlarına uyulacak, AYM kararlarına uyulacak. Selahattin Demirtaş 10 yıldır içeride duracak. Gezi tutukluları, işte, Kavala 11 yıldır, diğer arkadaşlar altı yıldır, dört yıldır içeride duracaklar. Biz AYM kararlarına uyacağız diyeceğiz. Yani komisyonun altını, dışarıda kalan neredeyse kimse yok. Komisyona devam eden herkes imza atmış altına. Bu artık jest falan da değil, olması gereken bir şey.

Bunlar kimsenin aklının ucundan geçmediği gibi mevcut kayyumları, hani ‘iki Ahmet’ diye sembolize ediyor devlet ve hiç olmazsa birer adım yani engel var. Sürdürülmesine çok engel var. Yani böyle bir şeyin altına imza ediyorsanız kimsenin aklının ucundan bunlar geçmiyor. Bir de üstüne hem bu aşamada hem de belki acaba temmuz ayında bir şeyler olabilecek mi konuşulduğu sırada ülkenin ana muhalefet partisine de kayyum atanıyor ve büyük bir belirsizliğe, kaosa işte efendim bölünecekler mi, ayrışacaklar mi, dövüşecekler mi böyle bir şeyin içine sokuluyor.”

Özel Diyarbakır'da: 'Barışa inanmaktan başka çaremiz yok'

“Tarihin Doğru Tarafında Durduğumuzu Teyit Etmeme Gerek Yok”

Sürecin sabote edilmek istendiğini belirten Özel, iktidarın ve muhalefetin rollerine dikkat çekti: “Sokulan kim? Mesela bu duruma sokulan bu tip süreçlerde zaten iktidar bir irade koyarsa bu iş ilerleyebiliyor. Ama iktidarın iradesi kadar ana muhalefetin namı çarende. Yani bu işlerde iktidar bir şey derse zaten dönülür bakılır. Nereye bakılır? Muhalefete bakılır. Ana muhalefetin de gözünün içine bakılır. Biraz önce başkan geçmişe yönelik haklı bir eleştiride bulundu. Yani üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmedi o süreçte dedi. Bu süreçte o konuda bir kararlılık, o konuda bir samimiyet, bir sürü de testten geçirilmişlik var bu mevzu ile ilgili. Temmuz ayı başlamadan önce ülkenin ana muhalefet partisine bunun yapılıyor olması… Biz tabii hani bunu yapanın analiz edilmesi açısından söylüyorum. Biz tarihin doğru tarafında durduğumuzu, duracağımızı bir kez daha teyit etmeme gerek yok. Ama bir kötücül aklın devrede olduğunu görmek lazım.”

“Ülkenin Yüzde 80’i Afrika, Yüzde 20’si Lüksemburg Koşullarında..”

Özgür Özel, toplumsal barışın ancak bölgesel ve ekonomik kalkınmayla taçlanabileceğini belirterek Orta Doğu dengelerine vurgu yaptı: “Yani işte güvenlik, silah falan ama kalkınma kalkınma. Yani ülkenin 80’i Afrika koşullarında, yüzde 20’si Lüksemburg koşullarında yaşarken bu olmaz. Bir kere buna bir temelden itirazı somutlaştırıp bir müdahale gerekiyor. Ve bu yapılacaksa buranın bu işin böyle İstanbul’da, Kocaeli’de, Bursa’da, Manisa’da, Denizli’de değil, tam da bu bölgede Diyarbakır’dan başlayarak bu kalkınmayı yapmak, burada Orta Doğu’daki fırsatları görmek, Orta Doğu’ya barış gelmesine katkı sağlamak ve onu bir fırsata çevirmek.

Sınırın ya iki yanındaki akrabaların güçlerini, imkanlarını, umutlarını potansiyelize ederek kazan kazanı tam olarak orada yaşamak. Sadece Türkiye için değil, Suriye için de barış istemek ama demokratik bir barış istemek, demokratik bir yönetim istemek. Irak için demokrasi istemek ve Irak’taki Türkler, Türkmenlerle Kürtlerin ve herkesin barışını savunmak. İran için aynı şeyi görmek. Artık böyle Kürtleri bulundukları ülkede rejimle rejime karşı kullanılacak unsurlar değil de bulundukları ülkenin kurucu unsurları olarak görmek, sahiplenmek. Bir de artık Diyarbakır’dan, bölgeden başlayacak bir büyük kalkınma hamlesiyle birlikte hem yarım kalanları bitirerek bugün köylerdeydik işte bu sulama meseleleri üzerine falan da çok konuştuk.”

“Konuşmayı Bırakıp Bunu Somutlaştırmak ve Hayata Geçirmek Lazım”

Siyasetin artık somut adımlar atması gerektiğini belirten Özel, toplumsal güvene işaret etti: “Yepyeni bir hikayeyi hep beraber yazmak gerekiyor. Ama bunu yapmak için de bizim biraz önce ifade edildiği Mehmet Kaya’yla sarsılmaz bir dostluğumuz var. Çünkü birbirimizi seviyoruz ve güveniyoruz. Çünkü biz birbirimizi geçmişte kandırmadık. Yürüdüğümüz yolda birbirimize hiç kazık atmadık. Bu güvenin tesis edilmesi lazım. Bu kişi aslında Türkiye’de dünya kadar Kürt’ün ve Türk’ün deneyimlediği ve başardığı bir işken, Türkler adına konuşanlarla Kürtler adına konuşanların artık bu konuşmayı bırakıp bunu somutlaştırması ve hayata geçirmesi lazım. Bu da birlikte başararak olur, birlikte kazanarak olur.

Aslında bir yandan da Türklerle Kürtlerin sorunlarını çözdükleri ve birlikte başarmanın tadına vardıkları ve bu deneyimi Türkiye’ye yaşattıkları süreçte Türkiye Cumhuriyet tarihi boyunca yakalayamadığı bir kaldıracı yakalamış olacak. Bu işleri bozmak isteyen kimse bu yüzden bozmak istiyor zaten. Yani ben bir yapıcı iradenin, kurucu bir iradenin varlığına bir şey diyemem.”

“Tüm Tarafların Kendi Üstüne Düşeni Yapması Lazım”

Çözüm sürecinde tüm paydaşların elini taşın altına koyması gerektiğini belirten Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hiçbir şey yoktan var olmayacağına göre bu sorunun çözülmesinde memlekette yarar gören bir irade var. Ben de o iradeyi paylaşıyorum. O iradenin ilk baştaki belli süreçlerinde kurucusu, haberdarı falan değilim. Ama bir yere geldi demek ki birileri ve doğru bir karar verildi. Oradayız. Ama bir de bu sürecin başarıya ulaşmasından endişe eden bir yıkıcı irade var. Buna karşı tüm tarafların kendi üstüne düşeni yapıyor olması lazım.

Bizim üstümüze düşen yılmadan doğru tarafta yer almak. Çünkü bizi yıldırmaya çalışıyorlar. Ama tüm paydaşların üzerine düşen de bir yok etme, ortadan kaldırma, karıştırma meselesine karşı sözüm meclisten dışarı dayanışma sözlerinin ötesinde bir sahiplenme, kendi meselesi olarak görme, ortak mesele görme, onu da çözme, sonra hep birlikte her şeyi çözme noktasında bir iradeye ihtiyaç var diye düşünüyorum.”

“Pusula Halktır, Sokaklardır, Anadolu’dur”

Özgür Özel, geçmişteki acıların tekrarlanmaması adına irade koymaya geldiklerini belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Daha önce barış için çok umutlandık. Sonra o umutlar boşa çıktı ve dünya deneyimlerinde olduğu gibi çok kötülerini yaşadık daha sonra. İşte bugün hani Toledo olacak Sur’un önünden geçerken o geçmiş sefer barış başarılsaydı hangi kayıplar verilecekti? Başta can kayıpları olmak üzere boşu boşuna bu kadar yıl, bu kadar kayıp ve bugün tekrar aynı yerdeyiz. Onun- onu son derece önemsiyorum. Bir yandan da bizim başımıza bir butlan (hükümsüzlük) geldi. Bu bize butlan yapanlar eğer niyetleri okuduğumuz gibiyse barış umutlarını da butlan edecekler. Barışa butlan gelmesin diye de irade koymaya geldik. Barışa butlan gelmesin diye de bir mücadeleyi de ortaklaşmak üzerine geldik. Bunu ifade etmek isterim.

Hepimiz zor dönemlerden geçiyoruz. Bir dönüm noktasındayız veya çok amiyane, çok klasik, çok kullanılan şeyle tarihin kırılma noktalarından bir tanesindeyiz. Türkiye siyaseti için de öyle. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi siyaseti için de öyle. Gideceğimiz istikameti o yüzden Ankara’dan ve biz bize belirlemek istemedik. Belirleyemezdik zaten. Bunun için de böyle pusula halktır, halklardır, millettir ve sokaklardır, meydanlardır, Anadolu’dur, Trakya’dır dedik. Onun için de hani böyle sadece söylemeye değil, daha çok dinlemeye, önermeye değil, önerileri almaya, duygumuzu anlatmaktan çok duyguları duymaya ve o konuda bir yol bulmaya ya da yollar kapalıysa acaba yeni bir yol açmaya mı veya ne yapmaya karar vermek lazım?”

İlginizi çekebilir: Özgür Özel Diyarbakır’da: Zılgıt ve ‘butlan’ pankartıyla karşılandı

Demokrat Gündem