Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya

Özgür Özel’den Burcu Köksal açıklaması ve çarpıcı mesajlar

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın partisinden istifa ederek AK Parti’ye geçeceği yönündeki iddialara ilişkin ilk kez Sözcü TV’de konuştu.

Köksal’a ulaşamadığını ve telefonlarının kapalı olduğunu belirten Özel, sessiz kalınan her saatin iddiaları güçlendirdiğini vurguladı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın

DEMOKRAT GÜNDEM-CANLI ANLATIM-CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın AK Parti’ye katılacağı iddialarıyla ilgili sessizliğini bozdu.

Köksal’ın telefonlarını kapattığını ve kendisine ulaşamadıklarını belirten Özel, “Siyasette iki gün çok uzun zaman. Açıklama gelmemesi iddiayı gerçeğe dönüştürür” uyarısında bulundu.

Siyaset kulisleri, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın önümüzdeki hafta düzenlenecek bir törenle AK Parti’ye geçeceği iddiasıyla çalkalanıyor.

Konuya ilişkin en yetkili ağızdan gelen açıklama, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Köksal ile iletişim kuramadıklarını itiraf etmesiyle sürece yeni bir boyut kazandı.

“ARADIK TELEFONU KAPALIYDI”

Sözcü TV ekranlarında konuşan Özgür Özel, iddiaların ardından Burcu Köksal’a ulaşmaya çalıştıklarını ancak yanıt alamadıklarını ifade etti: “Ben aradığımda kapalıydı herhalde telefonu ama arkadaşlar, ‘Arıyoruz, açmıyor’ dediler. Belki bir kere açılmadı, sonrasında kapanmış da olabilir. Yani ben görüşemedim, ulaşamadım.”

“GEÇEN ZAMAN İDDİAYI GÜÇLENDİRİR”

Siyasette bu tür ciddi iddialar karşısında hızlı refleks verilmesi gerektiğini vurgulayan Özel, Köksal’ın sessizliğini şu sözlerle eleştirdi: “Siyasette iki gün falan çok uzun zaman. Bir söylenti yürüyor. Bu konuda kendisi ya da belediyeden kurumsal bir açıklama gelmiyorsa, geçen zaman iddiayı güçlendirir. İddia artık gerçek olarak kabul görmeye başlar. Önümüzdeki hafta yapılacak bir törenle AK Parti’ye katılacağı yönünde burada çok şey konuşuldu. Henüz bir yalanlama gelmedi.”

“AK PARTİ’DEN KATILIM TEYİDİ DUYUMLARI ALDIM”

Özel, benzer bir sürecin Keçiören Belediye Başkanı üzerinden de yürütüldüğünü hatırlatarak, AK Parti grup başkanının bu tür katılımları muhabirlere doğruladığını belirtti.

Köksal’ın daha önce kendisine “Böyle bir şey yok” dediğini ancak şu anki tablonun farklı olduğunu ifade eden Özel, AK Parti içinden de bu katılımın teyit edildiğine dair duyumlar aldıklarını sözlerine ekledi.

İddiaların gölgesinde CHP Genel Merkezi ile Burcu Köksal arasında hararetli bir mesajlaşma trafiği yaşandığını da deşifre eden Özgür Özel’in bu çıkışı, Afyonkarahisar’da belediye başkanlığı düzeyinde bir değişim yaşanacağı ihtimalini zirveye taşıdı.

Gözler şimdi Burcu Köksal’dan gelecek resmi açıklamaya çevrildi.

ÖZEL’İN AÇIKLAMALARININ SATIR BAŞLARI:

“Ben aradığımda kapalıydı herhalde telefonu ama arkadaşlar, “Arıyoruz, açmıyor” dediler. Bir takım söylentiler duyulmuştu, anladınız mı?

Ben aradığımda belki bir kere açılmadı, sonrasında kapanmış da olabilir. Yani ben görüşemedim, ulaşamadım. Bunun dışında tabii bu kadar gün geçiyor. Siyasette iki gün falan çok uzun zaman. Bir söylenti yürüyor. Bu konuda kendisi ya da belediyeden kurumsal bir açıklama gelmiyorsa, geçen zaman iddiayı güçlendirir. İddia artık gerçek olarak kabul görmeye başlar.

Başka partiye götürme” falan diye. Ama bir yandan da önümüzdeki hafta yapılacak bir törenle AK Parti’ye katılacağı yönünde burada çok şey konuşuldu. Bir yalanlama gelmedi.

Diğer taraftan Keçiören Belediye Başkanı… Biliyorsunuz Osman Gökçek ve AK Parti’nin bir önceki Keçiören Başkanı ve son seçimlerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayı, ısrarla “Partimizin kapısında, AK Parti’ye gelmeye çalışıyor” diye açıklamalar yapıyordu. Bu şartlar altında kendisine sormuştum. O bana “İnanın gözünüzün içine bakarak söylüyorum, böyle bir şey yok” demişti. Birden AK Parti’ye geçeceğine ilişkin söylentiler çıkmıştı. O da telefonları kapatmıştı.

Diğer taraftan AK Parti’nin Meclis’teki grup başkanı böyle bir katılımı AK Parti muhabirlerine doğrulamıştı. O sırada da bizim aramızda hararetli bir mesajlaşma yaşandı.

“BÖYLE BİR İFADE ÜZERİNDEN PARTİYE İFTİRA ATILIYOR”

AK Partisi binasına gittim diyor. Bir isim söyledim, altıncı kata çıktım diyor ama ismi hatırlamıyor. Kime para verdiğini bilmiyor. Parayı nereden bulduğunu bilmiyor. Havaalanına kimin bıraktığını bilmiyor. Ankara’da partiye nasıl gittiğini hatırlamıyor. Böyle bir ifade üzerinden partiye iftira atılıyor.

Bizim genel merkezimizin kapısında polis var, özel güvenlik var. İçeri giren herkes kayıt altına alınır. Kameralar var. Beş ile on beş Ocak arasındaki kayıtların tamamına bakıldı. Gökhan Bey’in bu binaya girdiğine dair tek bir kayıt yok.

“BİR YALAN ÖRÜLMEYE ÇALIŞILIYOR”

Bu tamamen parti kurumunu ve insanları itibarsızlaştırmaya yönelik bir kumpas girişimidir. Bir yalan örülmeye çalışılıyor.

Akın Gürlek’in ortaya attığı iddiaların hepsi çöktü. Önce Manisa’da benzinlikte para ilişkisi var dediler. Sonra ortaya çıktı ki Muhittin Böcek sadece görüşme yapmış, proje sunumu olmuş, birlikte yemek yenmiş ve ayrılmışlar.

“KİMLERLE GÖRÜŞTÜĞÜM DEVLET KAYITLARINDA MEVCUT”

Ben o tarihte Ankara’daydım. Devlet koruması altındayım. Gün boyu kimlerle görüştüğüm devlet kayıtlarında mevcut. Mansur Yavaş’la görüşmelerim kayıtlı.

Önce 50 milyon dolar dediler, sonra 20 milyon dolara düştüler, şimdi 1 milyon liraya kadar indiler. İddiaların tamamı çelişkili.

Adalet Bakanı televizyona çıkıp ‘etkin pişmanlık ifadesi verdi’ diyor. Sen savcı değilsin, bakansın. Soruşturmanın gizliliğini ihlal ediyorsun. Yürütme ile yargı birbirine karışmış durumda.

“GÖKHAN’IN BABASINI DEFALARCA İFTİRAYA ZORLADILAR”

Gökhan’ın babasını defalarca iftiraya zorladılar. Eşini İstanbul’a götürdüler. Sonunda savcının karşısına çıkıp ‘ne istiyorsanız imzalayayım’ noktasına getirildi.

Antalya Cumhuriyet Başsavcısı’nın önünde verilen ifadeden sonra İstanbul’dan savcıların bağlandığı bir süreç yaşandı. Ardından bugün ortaya çıkan ifade verildi.

Bir otomobilde 1.2 milyon liralık aracın üzerine 1 milyon lira ÖTV, yüzbinlerce lira KDV yükleniyor. Biz bunu anlatıyoruz diye siteye erişim engeli getiriyorlar. Gerekçe olarak milli güvenliği öne sürüyorlar.

Her salı günü vatandaşın ödediği vergileri göstermeye devam edeceğiz. Öğrencinin tabletindeki, bilgisayarındaki vergileri anlatacağız.

“HAKKIMDA ONLARCA FEZLEKE VAR; SIRA BİZE ÇOKTAN GELDİ; DİRENECEĞİZ”

Hakkımda onlarca fezleke var. Sıra bize çoktan geldi. Bu darbeye direneceğiz. Her şeyi göze aldık.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanına yönelik bir girişimin ağır bedelleri olur. Biz gücümüzü Anayasal dokunulmazlıklardan değil, CHP’den ve halktan alıyoruz.

Akın Gürlek organizasyonu diye bir yapı var. İstanbul’dayken de aynı yöntemleri kullanıyordu. Operasyon görüntülerini yandaş medyaya servis ettiler. İnsanların telefonlarındaki özel bilgiler dağıtıldı.

Ekrem İmamoğlu’nun yakınlarına ait özel bilgiler üzerinden şantaj yapıldığını duyduk. Muhittin Böcek’in oğlunun telefonundaki görüntüler kullanılarak baskı kuruldu. Bugün çıkıp ‘özel hayat görüntülerinin servis edilmesi yanlış’ diyorlar ama bunu yapan yapı zaten onların kontrolündeydi.

“AYNI ANDA GAZETECİLERİN TELEFONLARINA AYNI MESAJ DÜŞÜYOR”

İstanbul’da yürütülen soruşturmalarda yaşananların sorumluluğu ortada. Şimdi aynı anlayış Adalet Bakanlığı’nda devam ediyor. Önce oluşturduğu WhatsApp grupları üzerinden gazetecilere servis yapıyordu. Ben bunu ifşa ettikçe yöntem değiştirdiler. Şimdi başka bir telefon ve sahte isimlerle aynı operasyon yürütülüyor.

Aynı anda yandaş kanallarda oturan gazetecilerin telefonlarına aynı mesaj düşüyor. Canlı yayında dört farklı gazeteci aynı bilgiyi ‘kaynağımdan geldi’ diyerek aktarıyor. Bu bilgiler doğrudan Adalet Bakanlığı içinden servis ediliyor.

Burada ailelere karşı medya üzerinden psikolojik operasyon yürütülüyor. Türkiye siyasetine yön vermeye çalışan organize bir yapı var. Antalya’daki gizli soruşturma dosyası İstanbul’daki savcılık üzerinden alınıyor, birkaç saat sonra yandaş gazetecilerin eline düşüyor. Bu başlı başına büyük bir suçtur.

“ARKADAŞLARIMIZA HAYSİYET SUİKASTI YAPTILAR”

Ankara’da bunu bilmeyen gazeteci yok. İsmini de söyledim. Daha sonra isim değiştirdi, rumuz kullandı. Kullanılan telefon da elimizde.

İBB soruşturmasında ‘asrın yolsuzluğu’ diye 560 milyar dolarlık rakamlar servis edildi. 1200 cep telefonu dediler. Parkelerin altından euro çıktığını söylediler. Ekrem İmamoğlu’nun lüks araçları diye MHP’li milletvekilinin araçlarını servis ettiler. Gaziosmanpaşa Belediyesi’nde kasadan dolar çıktı dediler, sonra mühür çıktı. Para taşıdılar dediler, görüntüler çamur çıktı. Ama bütün bu yalanlar bir yıl boyunca servis edildi.

Yandaş medya bu bilgileri kullanarak arkadaşlarımıza haysiyet suikastı yaptı. Ama aynı iddiaları kendi iddianamelerine koyamadılar. Bu açık şekilde yalan bilgiyi alenen yayma suçudur. Bu bilgileri servis edenler belli, sistemin başındaki isim de belli.

“BİR KİŞİ KARİYERİNİ TAMAMEN BU OPERASYONLARA BAĞLAMIŞ DURUMDA”

Şimdi çıkıp ‘devlete emanet bilgilerin yayılması doğru değil’ diyorlar. Hepsi sizin döneminizde oldu. Siz yaptınız, siz yaptırdınız. Bir kişi kariyerini tamamen bu operasyonlara bağlamış durumda. Her türlü iftirayı, her türlü itibar suikastını göze alıyor. Şimdi Ankara’ya gelip siyasetçi taklidi yapıyorlar. İnsanların gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar.

Faili meçhul cinayetler şimdi aydınlatılacak deniyorsa, o zaman bugüne kadar neden aydınlatılmadı? Eğer bugünkü bakan aydınlatabiliyorsa, önceki bakanlar mı üstünü örttü? Bu durumda sorumluluk en tepede, Tayyip Erdoğan’dadır. Çünkü bütün adalet bakanlarını atayan kendisi.

Kadın cinayetlerinin ve faili meçhul dosyalarının üzerinin örtüldüğünü söylemek, doğrudan önceki adalet bakanlarını ve onları atayan sayın Erdoğan’ı suçlamaktır.

Ben söyleyene kadar Erdoğan’la camide, Hz. Ali Camii’nin VIP odasında görüştüğünü herkes biliyordu. Ben bunu gündeme getirdikten sonra görüşmeler kesildi. Yalansa çıksınlar yalan desinler.

“ŞİMDİ ARALARINDA KRİPTOLU TELEFONLA GÖRÜŞMELER YAPILIYOR”

Şimdi aralarında kriptolu telefonla görüşmeler yapılıyor. Erdoğan’la kriptolu telefon üzerinden konuştuğunu, konuşmaları kaydettiğini söylüyor.

Akın Gürlek’in ‘Erdoğan’ı da dinliyorum, bana bir şey yapamazlar’ dediğini aktarıyorum. Buradan Sayın Erdoğan’a açıkça ihbarda bulunuyorum. Ekrem İmamoğlu’nun babasının bahçesinde ‘10 küp altın bulundu’ iddiası tamamen yalan. O kazı yapıldı, hiçbir şey çıkmadı. Arama tutanakları elimizde.

Buna rağmen Erdoğan’a ‘altınları bulduk, hepsi elimizde’ denildiğini ve buna inandırıldığını duyuyorum. Yarısı doğru, yarısı yanlış bilgilerle Erdoğan’dan talimat alındığını, bu görüşmelerin kayıt altına alındığını söylüyor. Sayın Erdoğan’ın ailesinin de bu süreçten rahatsız olduğu, bazı şeyleri anlatmaya çalıştıkları ifade ediliyor.

“BU İŞ ARTIK TEHLİKELİ BİR NOKTAYA GİDİYOR”

Bu iş artık şaka olmaktan çıktı. Çok tehlikeli bir noktaya gidiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi içinde de ciddi rahatsızlıklar var. Kendisine bağlı bir kolluk sistemi oluşturmaya çalışılıyor. Kendini Türkiye’nin şerifi gibi gören bir anlayış ortaya çıktı.

“DEVLETİN HAFIZASI, KURUMLARI, EMNİYET SÜBAPLARI VARDIR”

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hafızası, kurumları ve emniyet sübapları vardır. Devletin bu tehlikeye karşı kendisini koruyacağına inanıyorum.

“İKTİDARA GELDİĞİMİZDE TAMAMEN TEMİZLEYECEĞİZ”

Biz iktidara geldiğimizde yargıdaki bu çeteleşmeyi, liyakatsiz yapılanmaları ve aparat olarak kullanılan yapıları tamamen temizleyeceğiz. Bu ülkede FETÖ borsası konuşulduğu gibi şimdi İBB borsası konuşuluyor. Büyük operasyonlarda şirketlere el konuluyor, sonra süreçler başka ilişkiler üzerinden ilerliyor. Bunları en iyi yargının kendisi biliyor.

Sayın Erdoğan’a ve ailesine sesleniyorum; artık bu işin tehlikeli boyutu başladı. Herkesin aklını başına alması gerekiyor. Bu kişinin çeşitli mafyatik yapılarla bağlantı kurmaya çalıştığı yönünde çok ciddi iddialar ve duyumlar var.

“TÜRKİYE AÇISINDAN MİLLİ GÜVENLİK SORUNU HALİNE GELMİŞTİR”

Hiçbir kariyer planı bu ülkenin geleceğinden önemli değildir. Türkiye geri dönülmesi zor zararlarla karşı karşıya bırakılıyor. Akın Gürlek artık Türkiye açısından milli güvenlik sorunu haline gelmiştir. Türkiye’nin güvenliği, itibarı ve geleceği açısından çok yönlü bir tehdit oluşturuyor.

Cumhurbaşkanını yanlış yönlendirdiğini, bazı talimatları farklı bir düzlemde alıp uyguladığını ve bunları kayıt altına aldığını söylüyorum.

“81 İLDE BÜYÜK BİR SAHA ÇALIŞMASI BAŞLATTIK”

81 ilde büyük bir saha çalışması başlattık. Milletvekillerimiz, parti meclisi üyelerimiz ve Cumhurbaşkanlığı aday ofisi üyelerimiz sahada. Vatandaşla birebir temas kuruluyor. Gittiğimiz yerlerde olumsuz tepki değil, tam tersine ciddi bir destek ve motivasyon görüyoruz.

Milletvekillerimiz sahadan moral depolayarak dönüyor. Vatandaşın ilgisi bizim üzerimizdeki yorgunluğu alıyor. Bu çalışma Mayıs boyunca sürecek. Haziran programı da hazırlanıyor. Bundan sonra durmadan, yorulmadan devam edeceğiz.

Türkiye Devleti’nin bir düzeni, hafızası, emniyet sübapları vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu tehditten kendini arındıracaktır. Geleceğiz ve yargıdaki çeteleşme durumunu, liyakatsiz atamaları, aparat olarak kullanılanların tamamından yargıyı arındıracağız. Bu ülkede FETÖ borsası olduğunu ve üstünün nasıl örtüldüğünü biliyor. İBB borsası da var. Bunları herkes biliyor, en iyi de yargı biliyor. Yargı, bu urdan kurtulmak zorunda. Devletin emniyet sübapları vardır.

“ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE ÇOK ŞEYLER ORTAYA ÇIKACAK”

Akılları başlarına herkes alsın. Kendi düşen ağlamaz, çok ağlamayın. Ama bu adama tedbir alın. Önümüzdeki dönemde çok şeyler ortaya çıkacak. Bu adamın çeşitli mafyatik gruplarla bağlantı kurmaya çalıştığı. Bu işin milli istihbarat teşkilatı var. Bu kadar büyük tehlikeyi görmüyor olamaz. Ama hiçbir şey bu ülkenin ortak geleceğinden önemli değil. Geri dönülemeyecek hasarlar bırakabilirler.

Akın Gürlek şu anda Türkiye için, bir milli güvenlik, gelecek, ülkenin dışardaki itibarı açısından çok yönlü ve kapsamlı bir sorundur. Doğrudan Cumhurbaşkanını yanıltmakta.

Ben iki ay sonra seçim isterim ama geciktirdikçe bizim böylebir seçime evet diyeceğimizin garantisi yok. 360’ı bulma onun işi, tekrar aday olmak istiyorsa. O hesabı yaparken denklemin içine beni katmasın. Benim son tarihim geçti. Kasım 2026’yı kendilerine söyledik.

Sonra sayın Erbakan, ziyaretim sonrasında Mart 2026 için deyince, o seçime de destek veririz dedik. Bundan sonra seçimleri erkene almaki çin teklifleri olursa benim buna tamam diyecek durumum yok. PM ve MYK’ya iletirim. Bugünlerde gelirse varız ama öyle sonlara doğru kaçmaya kalkmasınlar. Ben 2027’de bir seçime niyetlendiklerini söyledim, destek veririz demedim. Benim aldığım izlenim bu.

Anketler, atmosfer, sokak bu durumda iken bana deseler ki seçim yapalım, gel yapalım derim. Haziran’a kadar ne olur ne olmaz. 2027 Ekim’de hesapları bize güvenip yapmasınlar.

İktidar için hazırlanıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde bir kişiden ziyade bir heyete başkanlık ediyorlar.

Partiyi bir arada tutmakla birlikte iktidara da hazırlanıyoruz. CHP farklı organizasyonları birlikte yürütebilecek kapasitede bir parti. Cumhurbaşkanlığı aday ofisinde gölge bakanlık yapısı artık geniş heyetlerle çalışıyor. Sağlık politikalarında sadece bir kişi değil; eczacılar, veterinerler, diş hekimleri, sendika temsilcileri birlikte çalışıyor.

Sağlık alanında hasta haklarından ilaç tedarikine, ağız ve diş sağlığından hastane hizmetlerine kadar çok yönlü bir hazırlık yapılıyor. İktidara geldiğimizde sağlık sorunlarını en hızlı şekilde nasıl çözeceğimize dair multidisipliner bir çalışma yürütülüyor.

“BÜYÜK BİR AĞ KURULMUŞ DURUMDA”

Ulaştırma politikalarında da yeni görevlendirmeler yaptık. Cumhurbaşkanlığı aday ofisi organizasyonu altında yüzlerce kişi aktif çalışıyor. Yurt dışında yaşayan ve dönüp katkı sunmak isteyen çok sayıda insanla temas halindeyiz. Büyük bir ağ kurulmuş durumda.

Cumhurbaşkanlığı aday ofisi, iktidar yürüyüşünü ve pozitif gündemi tarif eden bir yapı. Parti merkezi ise mücadeleyi ve muhalefeti yürütüyor. İktidar olduğumuzda aday ofisi kendiliğinden ortadan kalkacak, yönetim hükümete geçmiş olacak.

“CHP’NİN YÜKSELİŞİ NET ŞEKİLDE GÖRÜLÜYOR”

Diğer muhalefet liderlerinin açıklamaları kıymetli. Önümüzdeki hafta tüm siyasi partiler ziyaret edilecek. Ara seçimle ilgili yaptırdığımız ankette haberdarlık oranı arttı, destek oranı yüzde 80’e çıktı. Yedi seçim bölgesinde araştırma yaptırdık. İstanbul birinci bölgede AK Parti’nin önde olduğu tablo tersine dönmüş durumda. Şu anda CHP ciddi farkla önde görünüyor. Afyon’da, Kastamonu’da, Adıyaman’da çok dikkat çekici sonuçlar var. CHP’nin yükselişi net şekilde görülüyor.

Kocaeli’de Hasan Bitmez’in ardından yapılacak bir ara seçimde adayın Saadet Partisi tarafından belirlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Hasan Bitmez’in Filistin davasındaki duruşunu sürdürecek bir isme hep birlikte sahip çıkılması gerekir.

Aydın’da çok dikkat çekici sonuçlar var. AK Parti’ye geçen isimle ilgili toplumda büyük tepki oluşmuş durumda. Bu, CHP yüzde 82 oy alacak demek değil ama transferi doğru bulmayanların oranı çok yüksek.

AK Parti’yi artık normal siyasi analizlerle değerlendiremeyiz. Normal yöntemlerle kazanabilecek olsalar bu işlere girişmezlerdi. Bir darbe sürecinin içindeyiz. Devleti milletin karşısına dikmenin sonuçlarını okuyamadılar. 2019’da İstanbul seçiminin iptal edilmesinin nasıl büyük tepki doğuracağını herkes görüyordu. AK Parti yine yaptı ve ağır sonuç aldı. Bugün de aynı hataları yapıyorlar. Ekrem İmamoğlu’na yönelik süreçte de benzer yanlışlar yapılıyor.

“AK PARTİ’DE YANLIŞ YAPILDIĞINI GÖREN, ANLATMAYA ÇALIŞAN VAR AMA DİNLEYEN YOK”

AK Parti içinde yanlış yapıldığını gören, bunu anlatmaya çalışan önemli bir grup var ama dinleyen yok. AK Parti’yi de Türkiye Cumhuriyeti’ni de şu anda muhakemesini doğru yapamayan bir anlayış yönetiyor. Şu anda gözü dönmüş, iş bilmez bir grubun AK Parti siyasetini teslim aldığı bir durum var.

2002’de AK Parti tabelasını asan insanlar bugün partide dışlanan, hor görülen noktaya geldi. AK Parti içinde de çok büyük rahatsızlıklar yaşanıyor. Orada artık normal siyaset mantığıyla hareket edilmiyor. Gerekirse rakipleri içeri atalım, seçim yaptırmayalım anlayışı hakim.

“TOPLUM GÜÇLÜ REFLEKS GÖSTERİYOR”

Bu yüzden demokrasi bloğunun sandığa sahip çıkması gerekiyor. Rize mitingi de, Karabük mitingi de bunun göstergesi oldu. İnsanlar sandığa sahip çıkıyor. Bu bir seçim mitingi değil. Millet, Atatürk’ün emaneti olan sandığa sahip çıkıyor.

Seçme ve seçilme hakkına yönelik müdahaleye karşı toplum güçlü refleks gösteriyor. Bu ülkede Atatürk’ün adı geçtiğinde alınan alkış sadece salonlara ait değil, milletin yüreğine ait. Kadın hakları mücadelesi de böyledir. Çünkü bu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir.

Sandığın bu topraklardaki anlamı da budur. Tek adamlığı reddedip millet iradesini esas alan bir anlayışın emanetidir.

“BARIŞ ANNELERİ ANNELERİN GÖZYAŞI DURSUN DEDİ”

Bize mesajları; Anneler Günü’nden önce geldik. Kürdün de Türkün de annesinin gözyaşı dursun, barış olsun dediler. Biz de kendilerine dedik ki; bu konudaki kararlılığımız devam ediyor, desteğimiz devam ediyor.

“RİZE’DE 14 AY ÖNCE DE ÇAY MİTİNGİ YAPMIŞTIK”

Bu yola çıkarken bize ‘Komisyona girmeyin’ diyen de oldu, ‘Kalkın’ diyen de oldu. Biz dedik ki; olduğumuz komisyondan değil, olmadığımız komisyondan korkun. Geçen 13-14 ay önce de çay mitingi yapmıştık. Yarınki mitingimiz de Rize iradesine ve çaya sahip çıkma mitingi olacak. Çünkü Rize’de herkes çayla ilgili. Çayın fiyatı ve çay üreticisinin sorunları kentin temel sorunu.

Çay bahçesi olmayan da çaydan etkileniyor. Nasıl Giresun’da fındık, Manisa’da üzüm, Gaziantep’te fıstık önemliyse Rize’de de çay o kadar önemli. Arkadaşlarımız birkaç gün önceden Rize’ye gittiler. Rize çok heyecanlı. Bana çok güzel mesajlar geldi. Herkesi yarın saat 13.30’da Rize 15 Temmuz Meydanı’na hem Rize’ye hem çaya hem de ülkenin demokrasisine ve milli iradeye sahip çıkmaya bekliyoruz.

“İKTİDAR OLDUĞUMUZDA İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİ MECLİSE YOLLUYORUZ”

Mesela TOKİ’ye ‘Cumhuriyet yurtlarının inşaatına başlayın’ dememiz lazım. Çünkü öğrencilerin barınma sorunlarının hızlı şekilde çözülmesi gerekiyor.

Bir yandan Türkiye Büyük Millet Meclisi grubuna İstanbul Sözleşmesi’ni yolluyoruz. ‘Eliniz eriyorsa geciktirmeden tekrar yürürlüğe koyun’ demek lazım.

Ekonomiyle ilgili vatandaşlık temel geliri meselesi var. Cumhuriyet kimseyi geride bırakacak bir rejim değildir. Rize videosunda bir teyze diyor ki; ‘Anneme babamdan 12 bin lira maaş kaldı. Bu maaşla nasıl geçelim, açız’ diyor. O teyzeye onuruyla geçineceği bir vatandaşlık temel gelirini sağlamak lazım.

Cumhurbaşkanlığı aday ofisi böyle bir yer. Herkesin bir ilk telefonu var. Birisi engellilerle ilgili çalışıyor, birisi Roman vatandaşlarla ilgili Roman eylem planını hazırlıyor, birisi Milli Eğitim üzerine çalışıyor.

Gerçekten pek çok alanda önemli meseleler var. Belli kriterler koyduk. O kriterlerin en başında da şehit ailelerine, gazilere hesap veremeyeceğimiz bir yanlışın içinde olmayacağız dedik. Bugüne kadar olmadık.

“TÜRKİYE’NİN DEMOKRATİKLEŞMESİNİ İSTİYORUZ”

Her iki hassasiyeti de gözeterek Türkiye’nin terörden kurtulmasını, demokratikleşmesini; Kürtüyle, Türküyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Alevisiyle, Sünnisiyle bir bütün olarak güçlü bir iç cephe oluşturmasını istiyoruz.

Kürtlerin Türkiye’de de, Suriye’de de, Irak’ta da, İran’da da ülkelerinin toprak bütünlükleri korunarak eşit yurttaşlar olarak yaşadığı, annelerin gözyaşı dökmediği bir gelecek istiyoruz. Bunu Anneler Günü’nde Türk anneleri için de Kürt anneleri için de söylüyoruz. Türkiye’deki bütün anneler hepimiz için çok değerli. Annenin gözyaşının rengi olmaz.

“İKTİDARA GELDİĞİMİZDE ÖNCE HAPİSTE BİR ARKADAŞIM VARSA….”

Herhalde o gün hapiste bir arkadaşım varsa onun annesine ve eşine telefon açarım. ‘Söz verdiğimiz gibi’ derim. Ondan sonra TRT’ye ‘Yarın sabah bir kahve içmeye geliyorum’ deyip sürpriz yapabilirim. Anadolu Ajansı’nın editör masasına da uğrayabilirim. Atatürk’ün kurduğu ajansı bir partinin ajansı haline getirdiler. ‘Demleyin çayı, geliyorum’ diyebilirim.

Oradan TRT’ye geçebilirim. Yapacak çok şey var. Umarım o gün hapiste hiçbir arkadaşım olmaz. O günün ertesi öğleden sonra eğer hapiste bir arkadaşım varsa son kez ziyaret ederim. Sonrasını ülke için çok muhteşem görüyorum. Avrupa Birliği’ne üyelik yolunda kararını vermiş bir Türkiye görüyorum.

İlginizi çekebilir: Ağbaba’dan Böcek’in iddialarına hodri meydan: ‘Kamera ve HTS kayıtları incelensin’

Özgür Özel'den Burcu Köksal açıklaması ve çarpıcı mesajlar
Demokrat Gündem