Taşımalı eğitim: Öğrenciyi değil, öğretmeni taşıyalım

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, yaklaşık 2 milyon öğrencinin taşındığı mevcut sistemi değiştirmeyi planladıklarını açıkladı. Yüzlerce öğrenciyi merkez okullara taşımak yerine, 15 bin öğretmeni köylere taşımanın daha rasyonel olduğunu savunan Tekin, bu sayede köy okullarının kapanmaktan kurtulacağını belirtti. Ancak eğitim sendikaları, bu hamlenin "eğitim kalitesinden ziyade tasarruf odaklı" olduğu gerekçesiyle tepkili.

Taşımalı eğitim: Öğrenciyi değil, öğretmeni taşıyalım

Bakan Yusuf Tekin, taşımalı eğitimin hem lojistik yükünü azaltmak hem de köy okullarının sosyal dokusunu korumak amacıyla “öğretmen taşıma” modelini gündeme getirdi. Bu modelin sadece ulaşımı değil, öğretmenlerin ders yükü (norm) sorununu da çözeceği öngörülüyor.

KÖY OKULLARI KAPANMAKTAN KURTULACAK MI?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni vizyonu, köylerdeki eğitim hayatını yerinde tutmayı ve bürokratik engelleri aşmayı hedefleyen bir yapıya bürünüyor. Bakan Tekin’in Yeni Şafak’a yaptığı açıklamalarda ana hatlarını çizdiği bu sistem, öncelikle “A Kategori Merkez Okullar” kavramını hayatımıza sokuyor. Bu modelde, maaş karşılığı ders saatini doldurmakta zorlanan öğretmenler belirlenen bu merkezlerde toplanacak ve haftanın belirli günlerinde çevre köylere giderek derslerini orada anlatacaklar.

Böylece “yerinde eğitim” felsefesiyle, öğrenci sayısı 30’un altına düştüğü için kapısına kilit vurulma riskiyle karşı karşıya kalan köy okulları, öğretmenin öğrencinin ayağına gitmesiyle hayatta kalmaya devam edecek. Sistemin suistimal edilmesini önlemek adına ise kayıt süreçlerinde sıkı bir denetim mekanizması işletilecek. Özellikle popüler okullara yığılmayı önlemek amacıyla “adres taşıma” yöntemine karşı kurallar sertleştirilirken, kapasite aşımı durumlarında hakkaniyeti sağlamak için kura yöntemi gibi alternatif çözümler devreye alınacak.

EĞİTİMCİLER: “BU GEZİCİ ÖĞRETMENLİKTİR”

Bakan Yusuf Tekin’in “rasyonel” olarak tanımladığı bu yeni modele, eğitim sendikaları ve uzmanlardan gelen tepkiler gecikmedi. Eğitimci Özgür Bozdoğan ve Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, değişikliğin temel motivasyonunun eğitim kalitesini artırmak değil, bütçe tasarrufu sağlamak olduğunu öne sürdü. Sendika temsilcileri, bu modelle birlikte taşımalı eğitim kapsamındaki öğrencilere sunulan ücretsiz öğle yemeği ve servis hizmetinin fiilen ortadan kalkabileceği uyarısında bulundular.

İktidar döneminde kapatılan 20 bine yakın köy okulunu hatırlatan eğitimciler, “öğretmeni taşıma” fikrinin aslında bir “gezici öğretmenlik” sistemi yaratarak eğitimciyi niteliksiz ve yorucu bir çalışma temposuna mahkum edeceğini savunuyor. Bakanlığın okula başlama yaşındaki geniş aralığın (66-84 ay) akran zorbalığına zemin hazırladığı tespitine katılan uzmanlar ise, bu sorunun sadece fiziksel taşıma modelleriyle değil, çok daha derinlemesine bir pedagojik reformla çözülebileceğinin altını çiziyor.

Taşımalı eğitim: Öğrenciyi değil, öğretmeni taşıyalım
Demokrat Gündem

Exit mobile version