DEMOKRAT GÜNDEM-İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen İzmir Kültür Politikaları Çalıştayı’nın açılış panelinde konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kültür politikalarını insan hakları ve demokrasi ekseninde değerlendiren ezber bozan açıklamalara imza attı.

“YEREL YÖNETİMLERLE İLİŞKİDE BASKICI YAPI MI UYUMLU SİSTEM Mİ?”
Dünya genelinde yerel ve merkezi yönetimler arasında yetki ve etki tartışmaları yaşandığına dikkat çeken Başkan Tugay, eşitsizliklerle mücadelede yerel yönetimlerin rolünün altını çizdi.
B40 ve UCLG gibi uluslararası yapılarla dünya ölçeğinde doğruları yakalamaya çalıştıklarını belirten Başkan Dr. Cemil Tugay, “Devlet yönetimleri hangi boyutta etki sahibi olmalı? Hiyerarşi kime ne kazandırıyor, kime ne kaybettiriyor? Yerel yönetimlerle ilişkilerde baskıcı bir yapı mı gerekiyor yoksa uyumlu bir sistem mi? Dünyadaki kentlerin önemli bir bölümünde benzer sorunlar yaşanıyor ve biz bu platformlarda kendimizi ifade etmeliyiz” dedi.
BM’YE “KÜLTÜR 2030” ÇAĞRISI: 18’İNCİ MADDE OLMALI
Kalkınmanın sadece ekonomik veya sosyal olamayacağını, içerisinde kalite, eşitlik ve demokrasi barındırması gerektiğini ifade eden İzBB Başkanı Dr. Cemil Tugay, kültürün Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nda bağımsız bir başlık olmamasını eleştirdi.

“KENDİ KENDİMİZİ DEĞERLENDİRDİĞİMİZ RAPORLAR HAZIRLIYORUZ”
Tugay, İzmir’in de taraf olduğu “Kültür 2030” kampanyasına dair şu bilgileri paylaştı: “BM’nin 17 amacı arasında kültür başlı başına bir başlık değildi; eğitimin veya sosyal kalkınmanın içinde dağılmış durumdaydı. Kültürün bağımsız bir kalkınma amacı, yani 18.’inci Madde olarak tanımlanması için çalışıyoruz. İzmir olarak kendi kendimizi değerlendirdiğimiz raporlar hazırlıyoruz. Engellilerin, çocukların, yaşlıların ve kırılgan grupların kültürel haklardan ne ölçüde yararlandığını ölçüyoruz.”
“KÜLTÜR SADECE EĞLENCE DEĞİL; BİR HAKTIR”
Yerel yönetimlerin kültüre bakış açısını değiştirmesi gerektiğini savunan Başkan Tugay, “Kültürü sadece eğlenceye, sanatsal faaliyetlere ya da kültür binalarına indirgememek gerekiyor. Kültür çevredir, çeşitliliktir, kapsayıcılıktır. Karşılaşılan zorlukları aşmak için başvurduğumuz bir kaynaktır ve en önemlisi kültür bir haktır” ifadelerini kullandı.
“DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI VE ÖZGÜR DÜŞÜNCENİN OLDUĞU YAŞAM”
Konuşmasının son bölümünde dünyadaki otoriterleşme eğilimlerine, insan hakları ihlallerine ve siyasi yozlaşmaya dikkat çeken Tugay, çarpıcı bir demokrasi manifestosunu, “Kültür aynı zamanda bir kalkınma aracıdır. Belki geçmişten bugüne kendi kendine taşınarak gelen kültürü bundan sonraki süreçte hak, adalet ve kalkınma temelli bir anlayışla yönetmeyi teklif ediyorum.
“ŞEHİRLERİMİZDE ADALETLİ BİR YAŞAM KURULMASI GEREKİYOR”
Bunu bütün şehirlerimize, belediye başkanlarımıza ve bu konuda söz sahibi olan herkese söylüyorum. Çünkü şehirlerimizin geleceğinde barış içinde, insan haklarının korunduğu, adaletli bir yaşam kurulması gerekiyor. Bu kendi kendine gerçekleşecek bir sonuç değil. Bu ancak gerçekten demokrasiyi, insan haklarını, özgür düşünceyi ve özgür ifadeyi savunan medeni toplumların başarabileceği bir sonuçtur.
“TOPLUMLAR VE KURUMLAR OTORİTENİN KARŞISINDA HAKSIZLIĞA BOYUN EĞMEMELİ”
Hırslı siyasetçilerin, otoriter anlayışların ya da sadece kendi çıkarını düşünen yapıların bunu gerçekleştirmesi mümkün değil. Toplumlar ve onları temsil eden kurumlar hiçbir otoritenin karşısında haksızlığa boyun eğmemeli” açıklamasıyla yaptı.
Bu sözlerin sadece Türkiye için değil, iktidarını korumak için gücü kendi çıkarına kullanan ve adaleti gözetmeyen dünyadaki tüm anlayışlar için geçerli olduğunu vurgulayan Tugay, kültür alanının da bu tehditlerin gölgesinde olduğunu sözlerine ekledi.
İlginizi çekebilir: Kalkınmanın yeni kriteri: İzmir, kendi “Kültür Karnesini” çıkarmaya hazırlanıyor
İlginizi çekebilir: Kültür bir lüks değil, haktır: İzmir kapsayıcılık ve eşitsizlik haritalarını yeniden çiziyor