Hükümetin yeni eylem planı, sadece ekonomik teşvikleri değil; dijital dünyadan şehir planlamasına, akademik araştırmalardan kırsal yaşama kadar çok geniş bir yelpazeyi kapsıyor.
“AİLE FİLTRESİ” DÖNEMİ BAŞLIYOR
Genelgenin en dikkat çekici maddelerinden biri, tüm kamu kurumlarına getirilen “aileye etki” kriteri oldu. Artık devletin attığı her adım, hazırlanan her yasa ve yapılan her araştırma; aile kurumuna ve nüfus değişimine etkileri bakımından bir “süzgeçten” geçirilecek.
Aile yapısını olumsuz etkileyeceği öngörülen projeler hayata geçirilmeyecek.
DİJİTAL KALKAN VE SOSYAL TEŞVİKLER
Dijitalleşmenin aile üzerindeki etkilerini yönetmek amacıyla “Dijital Aile Kalkanı” kuruluyor. Bu mekanizmayla:
- Kitle iletişim araçlarındaki zararlı içerikler anlık olarak tespit edilecek.
- Aile dostu yayıncılık yapan mecralar teşvik edilecek.
- “Cinsiyetsizleştirme” akımları ve bağımlılıklarla bütüncül bir mücadele yürütülecek.
KIRSALA DÖNÜŞ VE ÇOCUK ODAKLI ŞEHİRLER
Nüfusun dengeli dağılımı için şehirlerden kırsala dönüş özendirilecek. Büyükşehirlerdeki yoğunluğu azaltmayı hedefleyen plan kapsamında, kentsel mekanlar “çocuk odaklı” bir perspektifle yeniden tasarlanacak.
Çok çocuklu aile yapısını destekleyen mekanizmalar tahkim edilerek, çocuk sahibi olmak toplumsal bir değer olarak daha güçlü teşvik edilecek.
15 MADDEDE YENİ AİLE STRATEJİSİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 2 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2026-2035 “Aile ve Nüfus On Yılı” genelgesi, Türkiye’nin demografik geleceğini koruma altına almayı hedefleyen stratejik bir yol haritası sunuyor.
Doğurganlık hızının tarihi düşük seviyelere gerilemesi üzerine hazırlanan 15 maddelik vizyon belgesi, aileyi “toplumun temel birimi” olarak merkeze alarak çok katmanlı bir destek mekanizması kurguluyor.
Belgeye göre, toplumsal bilinci diri tutmak amacıyla her yıl mayıs ayının son haftası tüm yurtta “Milli Aile Haftası” olarak kutlanacak.
Vizyonun temel sütunlarından birini oluşturan evlilik teşviki kapsamında, gençlerin yuva kurmasını kolaylaştıracak ekonomik ve sosyal mekanizmalar güçlendirilirken; aile yapısını tehdit eden “cinsiyetsizleştirme” gibi küresel akımlara karşı da bütüncül bir mücadele yürütülecek.
Bu süreçte akademik dünya ile iş birliği artırılarak aile ve nüfus politikalarına yönelik lisansüstü programlar ve araştırma teşvikleri genişletilecek.
Kuşaklar arası bağın kopmaması adına “aile merkezli bakım modelleri” ile yaşlı refahı önceliklendirilirken, Türkiye aynı zamanda benzer nüfus kaygıları taşıyan ülkelerle uluslararası platformlarda öncü bir diplomasi yürütecek.
Dijital dünyadaki risklere karşı oluşturulacak “dijital aile kalkanı” ve aile dostu yayıncılık teşvikleriyle de kültürel ve manevi değerlerin korunması, bu on yıllık vizyonun ayrılmaz bir parçası olacak.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda yürütülecek olan bu büyük seferberlik, her yıl raporlanarak kamuoyuna sunulacak. Devlet, önümüzdeki 10 yılı Türkiye’nin demografik geleceğini kurtarma dönemi olarak görüyor.
İlginizi çekebilir: Okullarda ‘yapay zekalı’ koruma dönemi: Şiddete karşı 4 koldan operasyon başlıyor