Çevre hareketinin önemli temsilcilerinden deneyimli avukat Senih Özay ve Murat Fatih Ülkü, zeytin alanlarının yok olması tehlikesini barındıran Maden Yönetmeliği’ne karşı dava açıldı.
DEMOKRAT GÜNDEM-Çevre Hareketi’nin önemli temsilcilerinden Avukat Senih Özay ve Avukat Murat Fatih Ülkü, zeytinliklerin ve zeytin alanlarının yok edilmesine neden olacağı gerekçesiyle büyük tepki toplayan Madenilik Yasası ile ilgili hazırlanan yönetmeliğin iptali için harekete geçti. Özay ve Ülkü, Maden Yönetmeliği değişikliğine karşı dava açtı.
ZEYTİNLİKLERİN YOK EDİLMESİNE YOL AÇACAK
Avukat Senih Özay ve Murat Fatih Ülkü, ““Maden işletmeciliğinin getireceği ekonomik yarar ile insan yaşamı arasındaki denge her zaman insan yaşamından yanadır.” Nokta. Yönetmelik sonrası, yolumuz bir zeytinliğe düştü, kulağımızı toprağa dayadık, havayı soluduk, toprağa oturduk; zeytin ağaçları, karatavuklar, alakargalar, üveyik kuşları, tavşanlar, sincaplar talimat verdiler, biz de zeytinliklerin yok edilmesine yol açacak Maden Yönetmeliği değişikliğine karşı dava açıyoruz” dedi.
BU YÖNETMELİK DE AÇIKÇA HUKUKA AYKIRI
“Bu yönetmelik de açıkça hukuka aykırı. Zeytincilik Kanunu’na (md. 20) göre, "Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez" diyen Özay ve Ülkü, şu açıklamaları yaptı: “Yapılan değişikliği şık göstermek için; madencilik yapılacak zeytinlik sahasının taşınması (!), taşınması olanaksızsa madencilik yapılacak saha ile eşdeğer büyüklükte zeytin bahçesi tesisi, madenciliğin bitiminde zeytinlik alanın rehabilite edilerek eski haline getirilmesi (bunlar için madencilik yapacak kişinin taahhüdü yeterli) gibi ilk okunduğunda kulağa hoş gelebilecek tümceler de konmuş yönetmeliğe. Binlerce, onbinlerce yılda tüm çevresiyle bir ekosistem oluşturan zeytinlik sahaları, binlerce, onbinlerce zeytin ağacı sağlıklı biçimde taşınabilir mi? Yok edilen zeytinlik sahalarının yerine zeytin bahçesi oluşturulması, yok edilen zeytinlik sahasının rehabilitasyonu için madencilik yapanların bir kağıda yazacakları taahhüt yeterli olur mu? Doğal dengenin bitki örtüsüyle toprak yapısıyla tüm canlılarla, çevresi ile bir bütün olarak sürdüğü zeytinlik sahaları yok edildikten sonra rehabilite olur mu? Binlerce yıl sürebilecek böyle bir rehabilitasyonu kim yapacak, kim takip edecek, kim denetleyecektir? Yok edilen, yerinden sökülen yüzlerce, binlerce dönüm zeytinliklerin madencilerin bir kağıda yazacakları taahhütle eski haline döndürüleceği inandırıcı mıdır? DEĞİLDİR.”
İŞTE DAVA GEREKÇELERİ VE TESPİTLER
Dava gerekçelerini yazılı bir açıklamayla da duyuran Avukat Senih Özay ve Murat Fatih Ülkü şu tespit ve değerlendirmelerde bulundu:
“Gündem ekonomik kriz, Rusya-Ukrayna savaşı, yeni siyasi gelişmeler ile doluyken; Maden Yönetmeliği değişikliği ile, zeytinlikleri ülkenin elektrik ihtiyacını karşılamak üzere yürütülen madencilik faaliyetlerine açmak istiyorlar. Yıllardır, zeytinliklere kıymak, zeytinlikleri sanayicilik ve madenciliğe açmak için hukuksal kılıf aradı iktidarlar, en çok da AKP iktidarı. Direniş ile, hukuk ile büyük oranda geri döndü bu girişimler. (Bu arada başta inşaat için çok zeytinliğe kıyıldı ne yazık ki.)
Bu yönetmelik de açıkça hukuka aykırı. Zeytincilik Kanunu’na (md. 20) göre, "Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez."
Görüldüğü gibi yasa çok açık, zeytinliklerde ve zeytinliklere en az 3 kilometre mesafede zeytinlik alanlara zarar verecek kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran veya olumsuz sonuçlara yol açabilecek tesislerin yapılmasını ve işletilmesini yasaklamış. Danıştay da, bu yasanın zeytinlik alanlarda öncelikle uygulanması gerektiğini, maden işletmelerinin bu yasak kapsamında olduğunu vurgulayan kararlar verdi.
Bir örnek olarak anımsatalım; Havran, Küçükdere’deki altın madeni işletmeciliği ruhsatına karşı davacılar Senih Özay, Birsel Lemke, Murat Narin, Murat Fatih Ülkü olarak açtığımız davada, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu aşağıdaki saptamaları yaptı
*) Zeytinlik alanlarda yürütülecek tüm faaliyetlere ilişkin olarak öncelikle dikkate alınacak düzenleme, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun hükümleridir.
*) Bu kanuna göre,zeytinliklerde, bu sahalara 3 kilometre mesafe içinde, GEREKLİ TEDBİRLER ALINMIŞ OLSA BİLE; kimyevi atık bırakan,toz ve duman çıkaran ya da sayılan olumsuz sonuçlara yol açma ihtimali bulunan tesisler yapılamaz ve işletilemez.
*) ZEYTİNLİKLERLE KAPLI MADEN ARAMA SAHALARINDA ve ZEYTİNLİK ALANLARINA ÇOK YAKIN MADEN İŞLETMESİNDE ZEYTİNLİKLERE ZARAR VERMEDEN, TOZ ve DUMAN ÇIKARMADAN FAALİYETTE BULUNULMASI, HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRIDIR.
Normal bir hukuk devletinde bu konunun çoktan kapanması, bir daha indirilmemek üzere tozlu raflara kaldırılması gerekirdi, ama kapanmadı ülkemizde. Maden yönetmeliği ile yine karşımıza geldi.
Zeytinin, zeytinyağının, zeytin ağacının, zeytinliklerin doğal yaşam açısından ne kadar önemli olduğunu, insan yaşamında, ülkemizde ne kadar önemli bir yer tuttuğunu anlatacak değiliz, Türkiye Cumhuriyeti de, kuruluş döneminde 1939 yılında çıkardığı Zeytincilik Kanunu ile zeytine, zeytinliklere verdiği önemi ortaya koymuş. Yabani zeytinliklerin aşılanması ve ülkemizdeki zeytinliklerin arttırılması aşamalarından, zeytinlikleri madenciliğe açma aşamasına gelmişiz, nereden nereye.
Zeytinliklerin, insan eliyle yaratılan yapay ve doğa açısından anlamsız parsel sınırlarının çok ötesinde, çevresindeki canlılarla, bitki örtüsüyle, florasıyla, hayvanlarıyla, faunasıyla, insanlarla önemli bir ekosistem oluşturduğu tartışmasız.
Zeytinlik dediğimiz zaman, sadece zeytin ağacından değil, zeytini sinekten korumak isteyen incir ağaçlarından, ahlatlardan, fıstık çamlarından, seftali bahçelerinden, incir bahçelerinden, üzüm bağlarından, orkidelerden, ormanlardan, derelerden, su kaynaklarından, önledikleri erozyondan, doğaya kattığı oksijenden, iklim düzenleyicisi yapısından, hayvanlardan, alakargalardan, karatavuklardan, üveyik kuşlarından, tavşanlardan, sincaplardan, gelinciklerden, tilkilerden, binlerce canlıdan ve böyle bir ekosistemde belki de tek fazlalık olan insanlardan, Anayasa’daki haklarının kapsamında özetlemeye çalıştığımız ekosistem içinde yaşamak hakkı olan insandan söz ediyoruz. Kapitalizmin yapay, göreceli, kısa vadeli, manipülatif ekonomik yarar söylemi bakımından zeytinliklerin madencilikten onlarca, yüzlerce, binlerce kez daha ekonomik yarar getirdiğinin, sağlıklı yaşamın devamının kapitalistlerin çok sevdiği deyimle optimal faydayı sağladığının altını çizdikten sonra, bu tartışmayı kısa kesmek bakımından, Türkiye’deki çevre mücadelesinde dönüm noktalarından biri olan Bergama’daki siyanür liçi yöntemi ile altın madeni işletmeciliği ile ilgili 1997 tarihli Danıştay kararı ne demişti anımsayalım:
“Maden işletmeciliğinin getireceği ekonomik yarar ile insan yaşamı arasındaki denge her zaman insan yaşamından yanadır.” Nokta.
Yapılan değişikliği şık göstermek için; madencilik yapılacak zeytinlik sahasının taşınması (!), taşınması olanaksızsa madencilik yapılacak saha ile eşdeğer büyüklükte zeytin bahçesi tesisi, madenciliğin bitiminde zeytinlik alanın rehabilite edilerek eski haline getirilmesi (bunlar için madencilik yapacak kişinin taahhüdü yeterli) gibi ilk okunduğunda kulağa hoş gelebilecek tümceler de konmuş yönetmeliğe.
BİNLERCE, ONBİNLERCE ZEYTİN AĞACI SAĞLIKLI BİR BİÇİMDE TAŞINABİLİR Mİ?
Binlerce, onbinlerce yılda tüm çevresiyle bir ekosistem oluşturan zeytinlik sahaları, binlerce, onbinlerce zeytin ağacı sağlıklı biçimde taşınabilir mi? Yok edilen zeytinlik sahalarının yerine zeytin bahçesi oluşturulması, yok edilen zeytinlik sahasının rehabilitasyonu için madencilik yapanların bir kağıda yazacakları taahhüt yeterli olur mu? Doğal dengenin bitki örtüsüyle toprak yapısıyla tüm canlılarla, çevresi ile bir bütün olarak sürdüğü zeytinlik sahaları yok edildikten sonra rehabilite olur mu? Binlerce yıl sürebilecek böyle bir rehabilitasyonu kim yapacak, kim takip edecek, kim denetleyecektir? Yok edilen, yerinden sökülen yüzlerce, binlerce dönüm zeytinliklerin madencilerin bir kağıda yazacakları taahhütle eski haline döndürüleceği inandırıcı mıdır? DEĞİLDİR.
ZEYTİNLİK ALANLAR TAŞINAMAZ
Bir memurun tayin olunca taşınması gibi zeytinlik alanlar için kullanılan “taşınma” ifadesi bakımından da söylemek gerekir ki; “Flora bir yerden bir yere taşınır” gibi flora, zeytinlik alanlar, orman, eko-sistem kavramlarını hiçe sayan yaklaşım ile “maden nerede olursa olsun çıkarılır” biçimindeki tüm değerleri paradan, madenden ibaret sanan yaklaşım, artık hukuk alanına, doğamıza, yaşamımıza sızmaktan vazgeçmelidir.
“Zeytin bütün ağaçların ilkidir” sözü ile tarihin derinliklerinden gelen, antik dönemde “kesenin idamla cezalandırıldığı”, Nuh’un gemisine güvercin tarafından ilk ilk olarak dalı getirilen, Kuran-ı Kerim’de (Tin suresi) üzerine yemin edilen, Nazım Hikmet’in “yaşamayı ciddiye almak için yetmişinde bile dikmemizi” önerdiği zeytin ağacının, insanoğlunun sonsuz bir hiçliğin içinde kendine göre dilimler oluşturarak yarattığı zaman kavramının çok ötesinde olduğunu düşünürsek, aslında insanlık tarihi zeytin ağacı için bir nottan ibarettir. Kalıcı olan, ölümsüz olan zeytindir, doğadır.
Türk hukuk sistemi ve yargısı bu yönetmeliğin yürütmesinin durdurulmasına ve iptaline giderek, doğayı, çevreyi, canlı yaşamını korurken; kendi tarihine, geçmişine, kurumsal kimliğine de sahip çıkacak, son yıllarda “yargı bağımsızlığı”, “siyasal iktidarın etkisinde yargı” ile ilgili oluşan yoğun soru işaretlerini silip atmak konusunda önemli bir meşale yakmış olacaktır.
Yönetmelik sonrası, yolumuz bir zeytinliğe düştü, kulağımızı toprağa dayadık, havayı soluduk, toprağa oturduk;zeytin ağaçları, karatavuklar, alakargalar, üveyik kuşları, tavşanlar, sincaplar talimat verdiler, biz de zeytinliklerin yok edilmesine yol açacak Maden Yönetmeliği değişikliğine karşı dava açıyoruz.