Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

Uzmanından kritik uyarı: ‘Çocuğu korurken korku hapishanesine hapsetmeyin’

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki saldırıların ardından ailelerde kaygı zirve yaptı.

Psikolog Cenk Adıgüzel uyardı: “Aşırı tembih ve endişeli beden dili, çocukta olaydan daha büyük tahribat yaratabilir.”

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki saldırıların ardından ailelerde kaygı zirve yaptı. 

Psikolog

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları, hem ailelerde hem de öğrencilerde ciddi bir güvenlik endişesine yol açtı.

Birleşik Klinik Psikologlar Derneği Başkanı Cenk Adıgüzel, bu travmatik dönemde ebeveynlerin sergilediği tutumların, çocukların ruh sağlığı üzerinde olayların kendisinden daha kalıcı etkiler bırakabileceği konusunda uyardı.

“SADECE OYUNLARLA AÇIKLAMAK GERÇEKÇİ DEĞİL”

Şiddet eylemlerinin yalnızca bilgisayar oyunları veya izlenen diziler üzerinden okunmasının eksik bir yaklaşım olduğunu belirten Adıgüzel, bu sürecin çok boyutlu ve karmaşık bir yapıya sahip olduğunu vurguladı.

Şiddete giden yolu belirleyen unsurları dört temel başlıkta ele alan Adıgüzel; kişinin dürtü kontrolü ve genel psikolojik iyilik halini içeren bireysel faktörlerin yanı sıra, ebeveyn tutumları ve geçmiş travmalar gibi ailevi faktörlerin de belirleyici olduğunu ifade etti.

Bunlara ek olarak, sosyoekonomik durum, dışlanma ve akran zorbalığı gibi çevresel etkenler ile sosyal hizmetlere ve ruh sağlığı desteğine erişim gibi kurumsal faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.

Bu bütünsel bakış açısı, şiddetin sadece ekranlarla sınırlı olmadığını, bireyin yetiştiği sosyal ve psikolojik ekosistemin tamamından beslendiğini ortaya koyuyor.

EBEVEYNLERE “KAYGI” UYARISI

Cenk Adıgüzel, “Çocukları aşırı uyarıyla okula göndermek, ‘Şununla konuşma, bundan uzak dur’ demek ya da okul kapısında beklemek iyi niyetli hatalardır. Endişeli bir beden diliyle yapılan vedalaşmalar, çocuğa ‘Dünya tehlikeli bir yer ve sen korunmasızsın’ mesajı verir. Oysa çocuğun bu dönemde en çok güven duygusuna ihtiyacı vardır” mesajını verdi.

‘ÇOCUĞUN İLACI YENİ ÇOCUKTUR’

Travmanın atlatılmasında akran iletişiminin önemine değinen Adıgüzel, “Çocukları akranlarıyla bir araya getirmeliyiz. Onları okuldan ve arkadaşlarından mahrum bırakmak kaygıyı kronikleştirir” dedi.

DİJİTAL DÜNYADA KRİTİK EŞİK: İÇERİK Mİ, SÜRE Mİ?

Dijital içerikler konusunda ebeveynlerin çocuklarını bir “polis takibi” titizliğiyle izlemesi yerine, daha sağlıklı bir rehberlik rolü üstlenmeleri gerektiğini savunuyor.

Bu noktada asıl meselenin sadece içeriklerin niteliği değil, çocuğun bu içeriklere ne kadar süre maruz kaldığı olduğu vurgulanıyor. Örneğin, 8-9 yaşlarındaki bir çocuğun günde 7-8 saat ekran başında kalmasının, izlediği içerikler tamamen “temiz” olsa dahi gelişimsel açıdan sağlıklı olmadığı belirtiliyor.

Burada asıl dikkat çekilen nokta ise “ikame sorunu”; yani çocuğun dijital dünyayı gerçek hayatın yerine koymasıdır.

Çocuğun dışarıda parkta oynamak veya arkadaşlarıyla yüz yüze sohbet etmek gibi temel sosyal aktiviteler yerine ekranı tercih etmesi, bireysel bir sorundan ziyade toplumsal bir müdahaleye ve bilinçlenmeye ihtiyaç duyulduğuna işaret ediyor.

SONUÇ: GÜVENLİK HUKUK VE EĞİTİM MÜFREDATI

Psikolog Adıgüzel, çözümün sadece okul bahçesine polis dikmekle gelmeyeceğini; hukuki tedbirlerin, sağlığa erişimin ve çocuk doğasına uygun eğitsel müfredatların bir bütün olarak hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

İlginizi çekebilir: İzmir’de feci kaza: Genç doktor Alev Alan otomobilde can verdi!

Uzmanından kritik uyarı: 'Çocuğu korurken korku hapishanesine hapsetmeyin'
Demokrat Gündem