Türkiye’de yargı sisteminin en büyük tıkanıklık noktası olan “ara kararların yerine getirilmemesi” sorunu, yasal bir yaptırım duvarına çarpıyor. Hakim ve savcı sayısının artırılmasına, hedef süre uygulamasına ve teknolojik altyapıya rağmen bir türlü düşürülemeyen yargılama süreleri için Bakanlık, “belge geciktirme” lüksünü sona erdiriyor.
“PRATİKTE İŞLEMEYEN” SİSTEM DEĞİŞİYOR
Mevcut sistemde mahkemeler, istedikleri bilgi veya belgenin ulaşmaması durumunda ilgili kurumu uyarıp “suç duyurusunda bulunulacağını” bildirse de bu yol pratikte beklenen hızı sağlamıyor. Bakanlık kaynakları, bu durumun hem yargılama takvimini bozduğunu hem de adaletin tecellisini geciktirdiğini vurguluyor.
Yeni hazırlanan taslak ile kurumların mahkeme yazılarına duruşma tarihine kadar cevap vermemesi durumunda sorumlulara uygulanacak cezalar netleşecek. Düzenleme ile mahkeme emirlerini dikkate almayan kamu veya özel sektör görevlileri için özel bir suç tanımı yapılacak.
GECİKME SORUMLUSUNA “KASTEN ENGELLEME” SUÇU
Yargı Reformu Stratejisi kapsamında hazırlanan Eylem Planı’nda yer alan detaylara göre; mahkemelerin maddi gerçeğe ulaşmak adına dava dışı taraflardan (kamu kurumları, bankalar, telekomünikasyon şirketleri vb.) talep ettiği belgelerin kasıtlı olarak iletilmemesi artık bir idari kusur değil, cezai bir suç sayılacak.
Eylem Planı’nda şu net ifadelere yer veriliyor:
“Mahkeme ara kararlarının kasıtlı olarak yerine getirilmemesi ya da uygulanmasının engellenmesinin cezai yaptırıma bağlanması, yargı sisteminin işleyişine önemli katkı sağlayacaktır.”
2026 İÇERİSİNDE HAYATA GEÇECEK
Adalet Bakanlığı, bu yıl içerisinde mevzuat değişikliğine giderek düzenlemeyi hayata geçirmeyi planlıyor. Düzenlemenin kapsamı sadece insan kaynağı ve teknolojiyle sınırlı kalmayacak; mahkemelerin bilgiye erişiminin önündeki tüm bürokratik bariyerler hukuki yaptırım ile kaldırılacak.
Yargı çevreleri, bu hamlenin özellikle hukuk davalarında yıllarca süren “yazışma bekleme” dönemini kapatacağını ve duruşmaların boş geçmesinin önüne geçeceğini öngörüyor.