Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya

Zeynel Emre’den istifalar sonrası sert çıkış: ‘Genel Merkez yönetimi düşmüştür’

Özgür Özel ekibinden Zeynel Emre, 28 Parti Meclisi üyesinin noter onaylı istifasını sunmasının ardından yaptığı açıklamada, parti yönetiminin hukuken düştüğünü açıkladı.

Emre, “Bu saatten sonra partiyi Kurultaya götürmek dışında hiçbir işlem yapamazlar, imza atamazlar, harcama yapamazlar” dedi.

Özgür Özel ekibinden Zeynel Emre, 28 Parti Meclisi üyesinin noter

DEMOKRAT GÜNDEM-CANLI ANLATIM-CHP’de 28 Parti Meclisi (PM) üyesinin topluca istifa ederek yönetimi düşürmesinin ardından muhalif kanattan ilk resmi açıklama geldi.

Basın toplantısı düzenleyen CHP İstanbul Milletvekili ve CHP Sözcüsü Zeynel Emre, ellerindeki noter onaylı istifa belgeleriyle tüzüğün 24. maddesini işlettiklerini belirterek, mevcut genel merkez yönetiminin artık yasal bir meşruiyeti kalmadığını vurguladı.

Zeynel Emre, dün yaşanan 9 milletvekilinin ihraç istemiyle disipline sevk edilmesi kararının arkasında, genel merkez yönetiminin PM’de çoğunluğu ele geçirme operasyonu olduğunu öne sürdü.

Zeynel Emre'den istifalar sonrası sert çıkış: 'Genel Merkez yönetimi düşmüştür'

“MİLLETVEKİLİNİ DİSİPLİNE SEVK ETME YETKİSİ SADECE PM’DE”

Genel merkezin tüzük kurallarını yok sayarak “kafasına göre” hareket ettiğini savunan Zeynel Emre, ihraç istemlerine dayanak gösterilen disiplin sevklerinin tamamen usulsüz olduğunu belirtti.

Hem 2020 tüzüğünde hem de güncel tüzükte hükmün çok açık olduğunu hatırlatan Emre, şu ifadeleri kullandı: “Bu parlamento çatısı altında görev yapan milletvekillerinin parti yüksek disiplin kuruluna sevki için tek yetkili organ Parti Meclisi’ndir. Çoğunluğun kendilerinde olmadığını bildikleri için, bu ayıba ortak olmak istemeyenlerin çok olduğunu bildikleri için toplantıya gitmeden 9 arkadaşımızı disipline sevk ettiklerini açıkladılar. Amaç, orada çoğunluğu nasıl alırız hesabıydı.”

“BİZ İSTERSEK DÜŞÜRÜRÜZ DEMİŞTİK; NOTER ONAYLI 28 İSTİFAYI ALDIK”

Dün yaptığı “İstersek bu Parti Meclisi’ni istifalarla düşürürüz” uyarısını hatırlatan Emre, tüzüğün 24.’üncü maddesinin 3.’üncü fıkrasına göre yönetimi düşürmek için 17 istifanın yettiğini ancak kendilerinin noter marifetiyle 28 ismin istifasını aldıklarını açıkladı.

Yönetimin münfesih duruma düştüğünü belirten Emre, “Bu saatten sonra kurultayın toplanmaması suçtur. Orada kalan arkadaşlar bunda ısrar ederse usulsüz görev üstlenme suçunu işlemiş olurlar. Partiyi kurultaya götürmek dışında hiçbir işlem yapamazlar, harcama yapamazlar, karar alamazlar. Çünkü yönetim düşmüştür” diyerek genel merkezin yetkilerinin fiilen bittiğini ilan etti.

“BU ALELADE BİR MAHKEME KARARI DEĞİL; SARAY ODAKLI BİR KUMPAS”

Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik yargı kararları üzerinden yürüyen süreci “kurumsal bir saldırı” olarak nitelendiren Zeynel Emre, yaşananların tesadüfi bir dava olmadığının altını çizdi.

Partinin yüzde 99’unun bu süreci “saray odaklı bir kumpas” olarak gördüğünü ifade eden Emre, toplumsal muhalefetin, özgür basının ve sivil toplum kuruluşlarının varlığı sayesinde Türkiye’nin tamamen totaliter bir rejime geçmediğini savundu.

YARGITAY’A SON ÇAĞRIMIZ: ‘ANKARA’DA HAKİMLER VARMIŞ DİYEBİLELİM’

Konuşmasının son bölümünde parti içindeki muhataplarına “Bu yanlıştan dönün” sözleriyle üç kez üst üste seslenen Zeynel Emre, krizin nihai çözümü için Yargıtay’a da kritik bir çağrıda bulundu: “Yargıtay’a son bir kez sesleniyoruz: Bir an evvel bu dosyayla ilgili karar verin. Yurttaşlarımız da bizler de ‘Evet, Ankara’da hâkimler varmış’ diyebilelim. Ülkemizin yaşadığı bu kriz tarihimizde bir kara leke olarak kalsın.”

ZEYNEL EMRE’NİN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI:

“El ele bu krizin üstesinden gelelim”

Ve bunun olası sonuçlarını bir kez daha yüz yüze anlatıp, vicdanlara seslenip, bir olağanüstü kurultay kararı aldıralım ve bir şekilde el ele bu krizin üstesinden gelelim diye düşündük.

Ancak dün itibarıyla biliyorsunuz, dokuz arkadaşımızın yetkisiz bir şekilde disiplin kuruluna sevk edildiği yönünde bir açıklama oldu.

“Kafalarına göre yöneten bir anlayış var”

Ben dün burada, tüzüğümüzün… Bakın iki tüzüğü elimde gezdiriyorum. Niye? Çünkü hiçbirini kabul etmiyorlar. Kafalarına göre yöneten bir anlayış var.

Tedbir kararının da gerekçesi yanımızda var. Tedbir kararı gelene, “Ben sizi göreve gönderiyorum. Gidin anayasayı çiğneyin, kanunu çiğneyin, tüzüğü çiğneyin, yönetmeliği takmayın, istediğiniz gibi yönetin, karar yeter sayısını umursamayın, imzalar toplanırsa olağanüstü kurultay kararı almayın. Ben sizi oraya ebedi bir şekilde atadım” dememiştir. Bu tüzükler ayaktadır. Hangisini kabul ederseniz edin…

“Hem eski hem yeni tüzükte hüküm açık”

Yani hukuken, son değişen tüzüğü tedbiren kaldırmadığı için mahkeme, 2020 tarihinde yürürlükte olan tüzük ve ondan sonra değişiklik yapılan tüzük görevdedir. Yani genel başkanın MYK yönetiminde parti meclisi tarafından onaylanması lazım göreve başlaması için. Ancak hem eski tüzükte hem yeni tüzükte çok açık bir hüküm vardır. Nedir o? Bu parlamento çatısı altında görev yapan milletvekillerinin parti yüksek disiplin kuruluna sevki için tek yetkili organ parti meclisidir.

“Amaç çoğunluğu nasıl alırız?”

Şimdi parti meclisinde çoğunluğun olmadığını bildikleri için, kendi taraftarlarının, kendilerini destekleyenlerin, bu ayıba ortak olmak istemeyenlerin daha çok olduğunu bildikleri için bu toplantıya gitmeden dokuz milletvekili arkadaşımızı, ama dördü de parti meclisinde görevli arkadaşımızı disipline sevk ettik diye açıklama yaptılar.

Amaç, bir şekilde orada çoğunluğu nasıl alırız?

“İstersek parti meclisini düşürürüz”

Ben dün açıklamayı bitirirken şunu söylemiştim sizlere: Bakın, biz istersek zaten istifalarla düşürürüz bu parti meclisini de. Bunun için yeterli sayı 17. Niye? Demin konuşmamın başında ifade ettim. 60 parti meclisi üyesi, 15 de yedek üye vardı. Toplam 75 kişi.

Aradan altı yıl geçti. Bu süre içinde istifalar, görevlendirmeler, gruptaki görevler, belediye başkanlığı görevleri nedeniyle sayı 57’lere kadar düştü.

“Tüzüğün 24. maddesi çok açık”

Parti tüzüğümüzün 24. maddesinin üçüncü fıkrası der ki: “Parti meclisi, bütün yedek üyeler çağrıldıktan sonra üye tam sayısının üçte ikisinin altına düştüğünde, parti meclisi için seçim yapılmak üzere genel başkan 45 gün içinde kurultayı toplantıya çağırır.” Madde bitiyor. Bir istisnası yok. Butlan olursa, tedbir olursa, şu olursa, bu olursa” diye bir şey yazmıyor.

“28 istifayı noterden aldık”

Şimdi değerli arkadaşlar, bu saatten sonra kurultayın toplanmaması suçtur.

Orada kalan arkadaşlar bunda ısrar ederse aynı zamanda usulsüz görev üstlenme suçunu işlemiş olurlar. Partiyi kurultaya götürmek dışında hiçbir işlem yapamazlar. Hiçbir harcama yapamazlar. Hiçbir karar alamazlar. Çünkü düşmüştür. Çok açık. Bir on yedi kişinin istifası lazım. Biz şu ana kadar noter marifetiyle yirmi sekiz ismin istifasını aldık.

Ve belli sayıda arkadaşımız da bizimle hemfikir olmasına rağmen, yapılanın yanlış olduğunu ifade etmek ve partinin mahvına sebep olunacağını anlatmak için toplantıya gidiyor.

“Bu yanlıştan dönün”

O nedenle sizlerin hakemliğinde bir kez daha sesleniyoruz:

Bu yanlıştan dönün. Bu yanlıştan dönün. Bu yanlıştan dönün.

Çünkü bugün Türkiye’de demokrasi mücadelesi veren herkesin bel bağladığı üç yapı vardır.

Birincisi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin öncülüğündeki toplumsal muhalefettir. İkincisi, az sayıda ama cesurca mücadele eden basın mensuplarıdır. Üçüncüsü de cesaretle yanlışa itiraz eden sivil toplum kuruluşlarıdır.

“Bu üç yapı nedeniyle totaliter rejime geçilmedi”

Bu ülke tamamen totaliter bir rejime geçmediyse bunun nedeni bu üç yapının varlığıdır.

Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik bu kurumsal saldırı alelade bir mahkeme kararı değildir.

Tesadüfen açılmış bir dava değildir. Sayın Erdoğan’ın ifade ettiği gibi CHP’lilerin kendi arasında yaşadığı bir süreç de değildir. Cumhuriyet Halk Partisi büyük çoğunlukla bir aradadır. Partinin yüzde 99’u yapılanın büyük bir kumpas olduğunu, saray odaklı bir süreç olduğunu ve partinin kurumsal kimliğinin hedef alındığını düşünmektedir.

Bugün çarşıda, pazarda, sokakta kime sorsanız, Cumhur İttifakı’na oy verenler dahi bu işin yanlış olduğunu ifade etmektedir.

“Yargıtay’a son kez sesleniyoruz”

O nedenle burada ifade ettiğimiz nedenler ve gerçekler karşısında Yargıtay’a da son bir kez sesleniyoruz.

Bir an evvel bu dosyayla ilgili karar verin.

Yurttaşlarımız da bizler de “Evet, Ankara’da hâkimler varmış” diyebilelim.

Ülkemizin yaşadığı bu kriz tarihimizde bir kara leke olarak kalsın ve bir daha bu tür krizleri yaşamayalım.

Benim söyleyeceklerim bunlardan ibaret. Seçimlerini yapmazsa parti seçime giremez.

Bakın, bunun en uzun yorumu altı yıldır. Bunu dört yıl diye yorumlayanlar var. En uzun yorumu altı yıl. Biz en son geçerli kurultayımızı 25 Temmuz 2020 yılında yaptığımıza göre, altı yılın sonu 25 Temmuz 2026’dır.

Şimdi efendim, “Bu böyle değil, tedbir var” diyorlar. Bu durumu mücbir sebep olarak görenler, kendi kaderini tamamen, sanki bağımsız ve tarafsız bir yargı varmış gibi, Sayın Erdoğan’ın iki dudağı arasına bırakmaktadır.

Pekâlâ, bunu mücbir sebep diyenler, “Tedbir var”, “Bu nedenle yapılmadı” diyenler…

“Hukuk yolunda ilerlemeye devam edeceğiz”

Bugün böyle bir planlaması yoktu Sayın Genel Başkanın.

Şimdi biz ne yapacağız değerli arkadaşlar? Bakın, biz burada halktan, hukuktan, anayasadan ve mevzuattan bahsedip doğrusunu anlatmaya devam ediyoruz. Biz hukuk yolunda ilerlemeye devam edeceğiz.

Evet, bir darbe süreci yaşıyoruz.

Bunun ortadan kalkması için mücadele etmeye devam edeceğiz. Şimdiye kadar yaptığımız gibi.

“Bunlar çok net meseleler”

Efendim bakın, bunlar çok nettir.

Siz, “Ben onu tanımam, bunu tanımam” dediğinizde ne yapmış oluyorsunuz?

Bir suç işlemiş oluyorsunuz. Çünkü kanuna göre, mevzuata göre yönetmemiş oluyorsunuz. Ben şimdi tane tane anlatıyorum, mevzuattan bahsediyorum.

“Karar yeter sayısı yok”

Karar yeter sayısı yok.

Parti meclisinin yeter sayısı yok.

Düşmüş bir yapı var.

Hangi hakla orada oturacaksınız?

Yazılar yazacaksınız, harcamalar yapacaksınız.

Hangi hakla?

Neye dayanarak yapacaksınız?

“Meclis Başkanlığı’nın tavrı”

Peki değerli arkadaşlar…

Şimdi Meclis Başkanlığı, şu ana kadar bizim parti içerisinde yine mevzuata göre yaptığımız seçimler karşısında buna saygı gösterdi.

Grup başkanı ve grup başkanvekillerinin resmi olarak usulüne uygun seçildiğini ve bu şekilde sisteme işlendiğini ifade etti.

Bundan sonra da bu tutumundan döneceğini düşünmek istemiyorum.

Zeynel Emre'den istifalar sonrası sert çıkış: 'Genel Merkez yönetimi düşmüştür'
Demokrat Gündem