Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya

Bütçe görüşmelerinde fon bombası: 650 milyon liralık ihale ve kamu destekleri gündemde!

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Ticaret Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçe maratonu sürerken sermaye piyasalarını ve fon sektörünü sarsan kriz Meclis’e taşındı.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Ticaret Bakanlığı'nın 2027 yılı bütçe

YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, komisyon toplantısında Ticaret Bakanlığı yönetimine adeta soru yağmuru yağdırdı.

Piyasa manipülasyonları ve fon krizleriyle anılan şirketlere sağlanan kamu kaynaklarını deşifre eden Özlale, suç örgütü liderliği suçlamasıyla cezaevinde bulunan isimlerin şirketlerine nasıl E-Turquality desteği verildiğini ve kamu kurumlarından aktarılan 650 milyon liralık ihalelerin hesabını sordu.

Türkiye’nin küresel rekabet gücündeki dramatik düşüşü ve ihracat payındaki gerilemeyi de rakamlarla gözler önüne seren Özlale, mevcut ekonomik modelin iş dünyasına sadece ek yük getirdiğini beyan etti.

“SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİNİN ŞİRKETİNE E-TURQUALİTY DESTEĞİ VE 650 MİLYONLUK İHALE VERİLDİ Mİ?”

Konuşmasının en çarpıcı bölümünde fon krizinde adı geçen şirketlerin Bakanlık tarafından ödüllendirildiğini iddia eden YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Barikat Siber Güvenlik firması üzerinden somut belgeler sundu.

Ticaret Bakanı’na doğrudan seslenen Özlale, “Bu fon kriziyle gündeme gelen şirketlere sizlerin destek verip vermediğine baktık. E-Turquality desteği almış sizden. Aslında orada bir piyasa manipülasyonu var. Ama burada en önemlisi, 30 saniyede bahsetmek gerekirse, Barikat Siber Güvenlik. Barikat Siber Güvenlik sizden E-Turquality desteği almış. 28 Mart 2023’te.

Barikat Siber Güvenlik’in sahibi kim? Tera ve Emre Tezmen. Barikat Siber Güvenlik kamu kurumlarından 650 milyon liralık kamu ihalesi almış. Şu anda bir suç örgütünün lideri olarak içeride ve sizden çok değil 2023 yılında siber güvenlik şirketi olarak E-Turquality desteği almış. Burada diğer şirketler de var. Bunlarla ilgili eğer Bakanlığınız bizlere bir açıklama yaparsa çok seviniriz” dedi.

“IMD REKABET ENDEKSİ’NDE 10 BASAMAK GERİLEDİK, KAMUDAKİ YÖNETİM SİSTEMİ SIRTIMIZA YÜK”

Türkiye’nin uluslararası alandaki rekabet gücünün her geçen gün kan kaybettiğini ifade eden Özlale, küresel endekslerdeki gerilemenin temel sebebinin mevcut yönetim sistemi ve kamu etkinliğindeki düşüş olduğunu vurguladı.

Özlale, “IMD Dünya Rekabetçilik Endeksi’nde Türkiye 2023 yılında 47’nci sırada yer alırken bugün 57’nci sıraya geriledi. Dolayısıyla küresel ölçekte rekabetçiliğimizde iyi bir gidişten bahsetmemiz çok mümkün değil.

Bu IMD’nin küresel rekabetçilik endeksinin alt kırılımlarına baktığımız zaman da en büyük problemlerden bir tanesinin kamu etkinliği alanında olduğunu görüyoruz. Ben buradaki temel problemin de şu andaki yönetim sistemi olduğunu düşünüyorum.

Kaynakları doğru dağıtabilecek, çabuk karar verebilecek bir sistem olmadığı için kamu etkinliğinin rekabet ekosistemine, rekabetçiliğe pozitif etki etmesi gereken iş ekosistemine negatif etki ettiğini düşünüyorum.

Ücretler tarafında, aramalı tarafında, enerji tarafında, finansman tarafında özellikle aramalı, ücret ve finansmanda rekabet etmeniz giderek zorlaşıyor. Dolayısıyla zor bir küresel konjonktürden geçiyoruz ama kendi rekabetçiliğimiz de çok iyi bir durumda değil” ifadelerini kullandı.

“ÇİN ETKİSİNİ ÇIKARSAK DAHİ KÜRESEL İHRACATTAN ALDIĞIMIZ PAY DÜŞÜYOR”

Dış ticaretteki başarı kriterinin sadece rakamsal ihracat artışı olamayacağını, küresel pazardan alınan payın esas alınması gerektiğini kaydeden Ümit Özlale, hükümetin ihracat politikalarını eleştirdi.

Kur baskılaması ve yüksek finansman maliyetlerinin üreticiyi ezdiğini söyleyen Özlale, “Türkiye’nin dış ticaret başarısını ne kadar ihracat yaptığından daha çok dünyadaki ihracattan ve dünyadaki ithalattan ne kadar pay aldığımıza göre ölçmenin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Çünkü herkesin ihracatı artıyor ve herkesin ithalatı artıyor.

Küresel ölçekte daha büyük bir ihracatçı mıyız, değil miyiz? Onun sorusuna baktığımız zaman burada bir başarı hikayesi yok. Burada baktığımız zaman ihracatımızın küresel ölçekteki payı artmıyor. Tam tersine azalıyor. Geçen sene de bunu konuştuğumuz zaman Çin etkisini çıkarttığımız zaman ihracat payımız belki artabilir diye eleştiriler vardı. Hayır, orada da durum aynı.

Dolayısıyla Çin’i dahil etseniz de etmeseniz de maalesef bizim dünyadaki toplam ihracattan aldığımız pay son iki sene içerisinde düşüyor. Ben bunu özellikle Türkiye’nin rekabet gücünde bir kayba uğramasına, izlenen makroekonomik politikanın özellikle kuru baskılamasına ve finansman maliyetlerinin çok yüksek olmasına bağlıyorum.

Dolayısıyla izlenen ve Türkiye’ye bence istikrar getirmeyen fakat Türkiye’deki özellikle iş dünyasına ek yük getiren bu istikrar programından dolayı bizim dış ticaret performanslarımızın da istenen ve hedeflenen çok uzağında olduğunu düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

“SANAYİCİ YATIRIMI BIRAKTI, %247 KAZANDIRAN ŞÜPHELİ FONLARA KOŞUYOR”

Reel sektörün üretimden kaçarak spekülatif fonlara yöneldiğini somut rakamlarla kanıtlayan YENİ Parti Milletvekili Özlale, sanayi endeksi ile fon getirileri arasındaki uçuruma dikkat çekti.

Düzensiz sermaye akışını eleştiren Özlale, “Sanayi endeksi son 9 ayda yüzde 12 artmış, teknoloji yüzde 30 artmış. Şimdi burada bazı fonlara baktık biz. Tera Birinci Serbest Fon, aşırı yükselen halka arz hisseleri. Şimdi siz cebinde tasarrufu olan, parası olan bir sanayici olun.

Sanayini, kendi yatırımını geliştirmek mi istersin, para piyasası fonuna ya da bu Tera fonlara parasını yatırmak mı istersin? İkincisi. Neden? Birincisi oldukça riskli çünkü. O yüzden de baktığınızda cebinde biraz tasarrufu olan, yatırımı olan, yatırımı büyütmek isteyen bir şirket bunu erteleyip ‘Ya bu fonlar çok daha iyi kazandırıyormuş’ deyip bu fonlara geçebiliyorlar.

Baktığınızda sanayi endeksi yüzde 12, teknoloji yüzde 30 ama Tera Birinci Serbest Fon yüzde 247 ilk 9 ay. Burada özellikle Rekabet Kurumuna çok büyük önem atfetmek gerekiyor.

Neden? Çünkü bu şirketlerin yönetim kurulu üyelikleri, fonda adı geçen şirketlerin yönetim kurulu üyeliklerinin nasıl seçildiği, bu yönetim kurulu üyelerinin kalifikasyonu bunlar bizim için hayati önem taşıyor” dedi.

“KAMUDAN ÇIKAN BÜROKRAT BİR YIL SONRA BANKANIN VEYA ENERJİ ŞİRKETİNİN BAŞINA GEÇİYOR”

Üst düzey kamu bürokratlarının görevden ayrıldıktan hemen sonra denetledikleri özel sektör kurumlarının başına geçmesini “etik ve rekabet ihlali” olarak nitelendiren Özlale, Rekabet Kurumu Başkanı’na da çağrıda bulundu.

Döner kapı bürokrasisini eleştiren Özlale, “BDDK, EPDK gibi çok kritik kurumlarda insanlar kamuyu bıraktıktan kısa bir süre sonra bir bankanın başına geçebiliyorlar. BDDK örneğinde olduğu gibi.

Dolayısıyla burada Rekabet Kurumu başkanına şu soruyu sormak gerekiyor. Kendisi de TMSF’nin başındayken 50’den fazla şirketin yönetim kurulu başkanıydı. Bu konu bizim için hayati önem taşıyor. Yani bizler özellikle bu konuda adı geçen şirketlere yönetim kurulu atanmasında hangi kriterlere bakıyoruz?

Bankacılık, Denetleme ve Düzenleme Kurumu, EPDK gibi kurumlardan çıkış yapan bürokratlar bir sene sonra kendini bir enerji şirketinde, bir bankanın başında buluyorsa bu rekabet hukuku açısından, rekabet açısından olumsuzdur” uyarısında bulundu.

AVRUPA’NIN “MADE İN EUROPE” TEHDİDİNE KARŞI HAZIRLIK VAR MI?

Avrupa Birliği’nin yeni sanayi politikası çerçevesinde hayata geçireceği “Made in Europe” sürecinin Türkiye ihracatını doğrudan tehdit ettiğini belirten Özlale, Hükümetin müzakere masasındaki hazırlık düzeyini sorguladı.

Özlale, “Avrupa’da Made in Europe dediğimiz sadece otomotiv sektöründe değil, karbon yoğun bütün sektörlerde geçerli. Buradaki soru şu: Türkiye’yi kapsamda tutacak ürün ve teknoloji bazlı bir müzakere dosyamız var mı?

Bu konuda sizler hazırlık yaptığınızı söylediniz, yurt dışı temaslarınız olduğunu da biliyorum ama burada özellikle Meclisi daha yakından bilgilendirirseniz seviniriz.

Çünkü yepyeni bir sanayi politikası paradigmasına geçiyor Avrupa Birliği. Ve burada da bu Made in Europe bizi olumsuz etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Buradaki müzakere gücümüzün çok yüksek olması gerekiyor” diyerek konuşmasını tamamladı.

Bütçe görüşmelerinde fon bombası: 650 milyon liralık ihale ve kamu destekleri gündemde!
Demokrat Gündem