Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Sosyal Medya

8. İZKİTAP’ın açılışında ezber bozan çıkış: “Edebiyat da okur da yayınevleri de sınıfta kaldı”

İzmir’de kapılarını açan 8. İZKİTAP Fuarı’nın onur konuğu Gündüz Vassaf, kültür dünyasını sarsan sert bir özeleştiriye imza attı. “Fast food gibi fast edebiyata girdik” diyen Vassaf; edebiyatçıları dünyadaki krizlere göz kapatmakla, okurları yüzeysel pasiflikle, yayınevlerini ise sadece kâr hırsıyla hareket etme eleştirisinde bulundu.

İzmir’de kapılarını açan 8. İZKİTAP Fuarı’nın onur konuğu Gündüz Vassaf,

DEMOKRAT GÜNDEM- AYKUT POLATLI- İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde Kültürpark’ta kapılarını açan İZKİTAP – 8. İzmir Kitap Fuarı’nın onur konuğu olan psikolog, yazar ve sosyolog Gündüz Vassaf, edebiyat ve yayıncılık dünyasını hedef alan tarihi bir özeleştiri sundu.

Günümüz edebiyatının toplumsal krizlerden koptuğunu ve tüketim çarkına teslim olduğunu savunan Vassaf, çağdaş yayıncılık anlayışının ve okuma kültürünün iflas ettiğini dile getirdi. Edebiyatın, okurun ve yayıncıların eş zamanlı olarak sorumluluktan kaçtığını belirten Vassaf, “Günümüzde sanat, özellikle edebiyat sınıfta kaldı. Çevremize bakalım; iklim krizi, yaklaşan nükleer savaş tehlikesi var. Edebiyatçılarımız başka bir gezegende mi yaşıyor? Sadece edebiyat değil, biz okurlar da sınıfta kaldık, yayınevleri de sınıfta kaldı” ifadelerini kullanarak fuarın açılış törenine damga vurdu.

8. İZKİTAP'ın açılışında ezber bozan çıkış: "Edebiyat da okur da yayınevleri de sınıfta kaldı"

“FAST FOOD’A GİRDİĞİMİZ GİBİ FAST EDEBİYATA GİRDİK”

Konuşmasında sanatın insanoğlunun varoluşundaki tek kalıcı iz olduğunu vurgulayan Gündüz Vassaf, Harvard Üniversitesi’nde biyolog E.O. Wilson ile yaşanan bir anıyı aktararak uzaydan gelecek canlıların insanlığın yalnızca sanatını merak edeceğini dile getirdi.

Çocukluktaki doğal sanat yeteneğinin düzen tarafından yok edildiğini savunan Vassaf, “Sanat hiçbir işe yaramaz ama sanatsız yaşayamayız. Hepimiz doğduğumuzda sanatkardık ancak düzen ‘kendine doğru dürüst bir meslek seç’ diyerek sanatı mesleğe dönüştürdü” dedi. Tüketim hızının edebiyatı niteliksizleştirdiğini belirten Vassaf, “Edebiyat şu konuma geldi ki ne kadar çabuk sayfaları çevirsen o kadar daha iyi bir roman diye bakılıyor. Bir çırpıda bitirdim demek o roman için bir övgü sayılıyor, sitayiş sayılıyor. Fast food’a girdiğimiz gibi fast edebiyata girdik. Sayfalar tuvalet kağıdının dökülen rulosu gibi çevriliyor. Acelemiz ne? Nedir bu ne olacak merakı? Azıcık yavaşlayamaz mıyız?” değerlendirmesinde bulundu.

8. İZKİTAP'ın açılışında ezber bozan çıkış: "Edebiyat da okur da yayınevleri de sınıfta kaldı"

“BOZACININ ROMANINI YAZARKEN İKLİM KRİZİNDEN SOYUTLANIYORUZ”

Yazarların yaşadıkları çağın yakıcı gerçeklerine arkalarını döndüklerini iddia eden Gündüz Vassaf, edebiyatın dünyadaki adaletsizliklerden bağımsız ele alınamayacağını savundu.

Toplumsal duyarlılıktan yoksun bir kurgunun sorumsuzluk olduğunu ifade eden Vassaf, “Bir bozacının romanı çok ilginç olabilir. Bozacının dünyası, korkuları, aşklarını paylaşabiliriz onunla. Ama o bozacıyı yaşadığı ortamdan, yaşadığı dünyadaki siyasetten, adaletsizlikten, iklim krizinden soyutluyorsak sorumsuzca davranmış oluyoruz toplumumuza da gezegenimize de” şeklinde konuştu.

“KAÇ KİTAP OKUNDUĞUNA DAİR ÇENTİK TUTMAYALIM”

Okurların pasif bir tutum sergilediğini, sırf şikayet ederek mevcut düzene güç verdiklerini söyleyen Vassaf, eyleme dönüşmeyen eleştirilerin işbirlikçilik yarattığını öne sürdü.

Okuma alışkanlıklarındaki nicelik odaklı yaklaşımı sert bir dille eleştiren ünlü yazar Gündüz Vassaf, “Bu yıl 50 kitap okudum, 70 kitap okudum diye bir asker kaç kişi öldürmüş gibi çentik tutmayalım. O kitapla tanışırken gerçekten tanışabilirsek ancak o zaman kendimizi tanımış olabiliriz. Eğer Anna Karenina intihar ediyorsa biz de onunla intihar edelim, o duyguyu anlayalım. Sırf şikayetle yetineni susturalım. Şikayet beni kötümser yapıyor, karşımdaki de katılınca o da kötümser oluyor. Depresyonumuz edilgenliğe yol açıyor. Biz edilgen oldukça şikayet ettiğimiz o düzene güç vermiş oluyoruz, o düzenin işbirlikçisi oluyoruz” dedi.

“YAYINEVLERİ YILDA ÜÇ TANE KÖTÜ KİTAP BASAMAZ MI?”

Piyasa koşullarına teslim olan yayınevlerinin sadece kâr odaklı hareket etmesini eleştiren Vassaf, Harry Potter örneğini vererek risk almayan yayıncılık anlayışını hedef aldı.

Yayınevlerinin çok satar peşinde koşarken nitelikli ve özgün arayışları dışladığını belirten Gündüz Vassaf, “Yayınevleri de sınıfta kalmaktan muaf değil. Aynı piyasa edebiyatını artırarak daha çok nasıl para kazanabilirim diye çok satar kitapları arıyorlar. Tamam hayatta kalsınlar fakat hiç olmazsa yılda üç tane hiç satmayacak, ‘rezalet çok kötü’ dedikleri bir kitabı basamazlar mı? J.K. Rowling 16 yayınevine başvurdu, hepsi reddetti. Sonunda bir yayınevinin sekiz yaşındaki kızı beğendi de basıldı ve dünya çocuklarının dünyasını fethetti” hatırlatmasında bulundu.

8. İZKİTAP'ın açılışında ezber bozan çıkış: "Edebiyat da okur da yayınevleri de sınıfta kaldı"

“BENİ YÜCELTTİK, EGOYLA BİZİ UNUTTUK”

Konuşmasının son bölümünde Spinoza, Nâzım Hikmet ve boksör Muhammed Ali’nin söylemlerinden örnekler veren Gündüz Vassaf, bireysel egoların toplumsal dayanışmayı yok ettiğini savundu.

Gerçek bilgiye ulaşmak için otoritenin sorgulanması gerektiğini belirten Yazar Gündüz Vassaf, “Muhammed Ali Harvard’da mezuniyet konuşmasında iki kelimelik bir şiir söylemişti: Ben ve biz. Beni çok yücelttik, çok şımarttık; egoyla bizi unuttuk. Nâzım Hikmet’in dediği gibi en güzel deniz henüz girilmemiş olanıdır. Ama o güzel denizi arayacaksak ancak birbirimizden güç alarak arayabiliriz. O da bilgisayarlarda, sosyal medyada tanışarak değil; birlikte koklaşarak, birbirimize dokunarak, hiç konuşmadan göz göze gelerek olur” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Programın sonunda açılış kurdelesi kesilerek fuar ziyarete açıldı.

8. İZKİTAP'ın açılışında ezber bozan çıkış: "Edebiyat da okur da yayınevleri de sınıfta kaldı"
Demokrat Gündem