DEMOKRAT GÜNDEM- İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünde verilecek Uluslararası Hasan Tahsin Ödülü’nün bu yılki sahibi, ABD’nin Irak işgaline karşı yaptığı eylemle dünya tarihine geçen gazeteci Muntazar El Zeydi oldu.
İşgal Kuvvetleri Komutanı’nın suratına ayakkabısını fırlatarak ülkesinin anti-emperyalist tavrını eyleme dönüştüren Zeydi, İzmir’deki tören öncesinde yaptığı konuşmada tarihi bir benzetmeye imza attı.
Hasan Tahsin’in işgal ordusuna sıktığı ilk kurşunun tüm dengeleri değiştirdiğini belirten Zeydi, “O gün Hasan Tahsin’in kurşunu, emperyalist ordunun İzmir’e gelişini izlerken tek bir kurşunla her şeyin değişebileceğini herkese ispatladı. Tek bile olsan bütün bir orduya karşı galip gelebileceğini gösterdi ve İzmir kurtuldu. Sonra emperyalistler Irak’a geldi, Iraklılara kötü davrandılar. Irak halkı da onlara direndi. Belki Irak’ın Hasan Tahsin’i ben olabilirim. Ben de onlara yani emperyalistlere yeter artık çıkın dedim ve gittiler” ifadelerini kullandı.

“İKİ ÇİFT AYAKKABI FIRLATTIM, ONURUMUZ İADE EDİLDİ”
Törende Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği Başkanı Ümit Yaşar Işıkhan’ın sorularını yanıtlayan Zeydi, dünya medyasının gözü önünde gerçekleşen protestonun anlık bir öfke patlaması değil, planlı bir eylem olduğunu açıkça dile getirdi.
Amerikan propagandasının Irak halkını işgalcileri güllerle karşılıyormuş gibi gösterdiğini hatırlatan El Zeydi, eyleminin amacını şu sözlerle aktardı:
“Tüm ABD medyası Irak halkının işgalcileri sevdiğini, güllerle karşıladıklarını söyledi. Amerikan propagandası bunu başardı. Irak halkı aslında bağırıp çağırıyordu, emperyalistleri reddediyordu. Ben de buna karşılık ayakkabımı fırlatacağım dedim. Olan buydu, hatta iki çift ayakkabı fırlattım.”

“BANA İŞKENCE EDENLER DEVŞİRME CASUSLARDI”
Eylemin ardından gördüğü ağır işkence sürecine ve cezaevi sonrasına da değinen Iraklı gazeteci, kendisine yönelik zulmün kendi halkı tarafından yapıldığı yönündeki iddiaları kesin bir dille reddetti.
“Bana işkence edenler asla Iraklı değildi. Onlar Başbakanın özel korumalarıydı, hepsi de bir nevi devşirmeydi” diyen Zeydi, Irak halkının Türk, Kürt ve Arap ayrımı olmaksızın kendi yanında durduğunu ifade etti.
Irak’taki en büyük sorunun dış güçlerin işbirlikçileri olduğunu savunan gazeteci Muntazar El Zeydi, “Bizim aslında en büyük sorunumuz içimizdeki casuslar. Onlar gücü, parayı, medyayı her şeyi ele geçirmiş durumda. O medyadan duyduğunuz hiçbir şeye inanmayın. Biz onlara ‘kuyruk’ diyoruz ve bu kelime onları çok rahatsız ediyor” şeklinde konuştu.

“AĞAÇLARA SARILIP ÖLEN GENÇ BEDENLER GÖRDÜM”
Irak-İran Savaşı dönemi dâhil olmak üzere coğrafyadaki insanlık dramına yakından tanıklık ettiğini belirten Hasan Tahsin ve Milli Mücadele Kahramanlarını Yaşatma Derneği ile Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği Başkanı Ümit Yaşar Işıkhan ise emperyalizmin Irak’ta uyguladığı yıkımı çarpıcı detaylarla aktardı.
Bölgede barışı savunduğu için geçmişte sınır dışı edildiğini hatırlatan Işıkhan, “Hurma ağacına sarılmış, uçaksavarlardan gelen mermilerden korunmak adına o ağaca sarılmış kurumuş genç bedenler gördüm. Bu ülkede biyolojik silahlar var dediler, demokrasi götürüyoruz dediler. Yalan söylüyorlardı. Ambargo nedeniyle ekmek, su, ilaç yoktu. Halk açlıktan ölüyordu. Emperyal güçler hurma ağaçlarını kurutan biyolojik bombalar attı, yalnızca süt veren dişi hayvanları öldüren bombalar atıldı. Böylesine acımasız bir Haçlı Ordusu’na karşı Muntazar El Zeydi bir ayakkabıyla kafa tuttu” diyerek eylemin tarihsel değerine dikkat çekti.

“SIRADAKİ HEDEF TÜRKİYE OLABİLİR”
Konuşmasının son bölümünde Doğu halklarının birleşmesi gerektiğinin altını çizen El Zeydi, ABD yönetiminin bölgedeki müdahaleci politikalarını sert bir dille eleştirdi.
“Trump her gün uykusunda nereyi bombalayım diyor. Petrolümüzü, altınımızı çalıyor. Artık tek bir Amerikalının merhametine muhtacız” değerlendirmesinde bulunan El Zeydi, emperyalist odakların yeni düşman arayışlarına gireceğine işaret ederek, “İran bittiğinde başka bir düşman arayışına geçecekler. Muhtemelen Türkiye olur, Suudi Arabistan olabilir. Öncelikle tüm Türkleri selamlıyoruz. Bizim Arap kardeşlerimiz bile bu iyiliği yapmadı ama Türkiye 2003’te Irak’ta yabancı üslerin kurulmasına karşı çıktı. Türk halkına Irak’taki zulme karşı yaptığı eylemler için ayrıca teşekkür ediyorum” dedi.