İzmir’deki Tevfik Fikret Okulları’nda müfettişlerin 4. sınıf öğrencilerine din kültürü dersleri ve siyasi içerikli iddialara yönelik sorular yönelttiği yönündeki iddialar, Ankara kulislerini de hareketlendirdi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, söz konusu denetimin bir şikâyet üzerine başlatıldığını belirterek, bakanlığın düzenleyici ve denetleyici rolü gereği bu tür incelemelerin doğal olduğunu savundu.
İzmir’de eğitim gören 9 yaşındaki çocukların psikolojik olarak etkilendiği eleştirilerine neden olan denetim süreci, Bakan Yusuf Tekin’in açıklamalarıyla yeni bir boyut kazandı. A Haber’e konuşan Bakan Tekin, okulda yapılan incelemenin rastgele değil, bakanlığa ulaşan somut bir şikâyet doğrultusunda başlatıldığını ifade etti. Denetimlerin bakanlığın asli görevlerinden biri olduğunu hatırlatan Tekin, İzmir’deki vakada da bu prosedürün işletildiğini kaydetti.
“REHBERLİK SERVİSİ EŞLİĞİNDE GÖRÜŞÜLDÜ”
Öğrencilere yöneltilen soruların niteliği ve yöntemi hakkındaki endişelere yanıt veren Bakan Tekin, müfettişlerin çalışma prensiplerine dikkat çekti. Denetim sırasında çocukların psikolojik dengesinin gözetildiğini iddia eden Tekin, görüşmelerin okulun rehberlik servisiyle koordineli bir şekilde yürütüldüğünü belirtti. Bakan Tekin, “Müfettişlerimiz bir şikâyet geldiğinde gider, ilgililerle görüşür ve raporunu tutar. İzmir’deki olayda da yaptığımız şey gayet doğaldır ve Millî Eğitim Bakanlığının düzenleyici pozisyonundan hareketle yapılan bir denetimdir” dedi.
SİYASİ POLEMİK VE “RUHSAT” VURGUSU
Bakan Tekin, denetim yetkisi tartışmasını değerlendirirken konuyu yerel yönetimlerin eğitim alanındaki faaliyetlerine de getirdi. Geçmişteki kreş ve anaokulu tartışmalarına atıfta bulunarak, her türlü eğitim kurumunun bakanlık denetimine tabi olması gerektiğini savunan Tekin, şunları dile getirdi:
“Bu mantık biraz Ekrem İmamoğlu mantığı. Ben şunu söylüyorum: Bir eğitim kurumu açılıyorsa bizden ruhsat almalı ki denetleyebilelim. Biz bütün kurumlarımızı bu anlamda rutin olarak zaten denetliyoruz. Bu okulda da bir şikâyet geldiğinde müfettişlerimiz gider ve gereğini yapar. Rapor sonucuna göre yaptırım uygulanır.”
Bakanın bu açıklamaları, İzmir’deki okul yönetiminin ve velilerin “soruların içeriğine” yönelik tepkilerini dindirmeye yetmezken; eğitim kurumlarının özerkliği ile denetim yetkisinin sınırları İzmir gündemindeki sıcaklığını korumaya devam ediyor.
İzmir’deki Tevfik Fikret Okulları’nda müfettişlerin 4. sınıf öğrencilerine din kültürü dersleri ve siyasi içerikli iddialara yönelik sorular yönelttiği yönündeki iddialar Ankara kulislerini de hareketlendirdi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, söz konusu denetimin bir şikayet üzerine başlatıldığını belirterek, bakanlığın düzenleyici ve denetleyici rolü gereği bu tür incelemelerin doğal olduğunu savundu.
İzmir’de eğitim gören 9 yaşındaki çocukların psikolojik olarak etkilendiği eleştirilerine neden olan denetim süreci, Bakan Yusuf Tekin’in açıklamalarıyla yeni bir boyut kazandı. A Haber’e konuşan Bakan Tekin, okulda yapılan incelemenin rastgele değil, bakanlığa ulaşan somut bir şikâyet doğrultusunda başlatıldığını ifade etti. Denetimlerin bakanlığın asli görevlerinden biri olduğunu hatırlatan Tekin, İzmir’deki vakada da bu prosedürün işletildiğini kaydetti.
“REHBERLİK SERVİSİ EŞLİĞİNDE GÖRÜŞÜLDÜ”
Öğrencilere yöneltilen soruların niteliği ve yöntemi hakkındaki endişelere yanıt veren Bakan Tekin, müfettişlerin çalışma prensiplerine dikkat çekti. Denetim sırasında çocukların psikolojik dengesinin gözetildiğini iddia eden Tekin, görüşmelerin okulun rehberlik servisiyle koordineli bir şekilde yürütüldüğünü belirtti. Bakan Tekin, “Müfettişlerimiz bir şikâyet geldiğinde gider, ilgililerle görüşür ve raporunu tutar. İzmir’deki olayda da yaptığımız şey gayet doğaldır ve Millî Eğitim Bakanlığının düzenleyici pozisyonundan hareketle yapılan bir denetimdir” dedi.
SİYASİ POLEMİK VE “RUHSAT” VURGUSU
Bakan Tekin, denetim yetkisi tartışmasını değerlendirirken konuyu yerel yönetimlerin eğitim alanındaki faaliyetlerine de getirdi. Geçmişteki kreş ve anaokulu tartışmalarına atıfta bulunarak, her türlü eğitim kurumunun bakanlık denetimine tabi olması gerektiğini savunan Tekin, şunları dile getirdi:
“Bu mantık biraz Ekrem İmamoğlu mantığı. Ben şunu söylüyorum: Bir eğitim kurumu açılıyorsa bizden ruhsat almalı ki denetleyebilelim. Biz bütün kurumlarımızı bu anlamda rutin olarak zaten denetliyoruz. Bu okulda da bir şikâyet geldiğinde müfettişlerimiz gider ve gereğini yapar. Rapor sonucuna göre yaptırım uygulanır.”
Bakanın bu açıklamaları, İzmir’deki okul yönetiminin ve velilerin “soruların içeriğine” yönelik tepkilerini dindirmeye yetmezken; eğitim kurumlarının özerkliği ile denetim yetkisinin sınırları İzmir gündemindeki sıcaklığını korumaya devam ediyor.